bugün
- allah vardır diyenlerin hiçbir kanıt gösterememesi11
- yalnız çirkin asosyal erkek6
- ibrahim tatlısesin peygamber olma ihtimali6
- hoşlanılan kızın ayağınızı yalamak istemesi6
- ismet gürbüz sözlüğü nasıl keşfetti6
- 8 kasım 2026 çorum fk fenerbahçe maçı8
- en sevilen ibrahim tatlıses sözleri6
- dizi sektöründeki maliyet krizi16
- kahtalı mıçı hayranı kız4
- askerde cinsel ihtiyaçlar nasıl gideriliyor6
- duygu özaslan6
- timsah yürüyüşü4
- özel ders vermek4
- anelka alex tuncay hooijdonk dörtlüsü5
- beni benden alırsan bene nolur3
- yoktan var etmek boş kağıda nokta koymak gibidir3
- anın görüntüsü23
- zorunlu askerliğin ahlaki sorunu2
- ülkücü erkek ermeni kız aşkı10
- verrückt2
- almanca bir not bırak2
- ya şeytan haklıysa5
- 2008 09 süper lig3
- dia saba2
- 2026 2027 sezonu şampiyonu fenerbahçe3
- trabzonspor'un evinde 90 maçtır yenilmemesi rekoru4
- fare var deyince ay ben korkarım diyen erkek7
- beni benden alırsan seni sana bırakmam2
- fenerbahçenin keşkeleri3
- 6 kasım 2002 fenerbahçe galatasaray maçı4
- helin kandemir4
- espiyonaj dizisi3
- 90lar türkçe pop5
- 15 kasım 20264
- bana aşık olan var mı3
- başkalarının hayatı dizisi4
- askerde özlenen şeyler9
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı23
- 2004 2011 arası fenerbahçe3
- bir kadın olarak dünyaya fırlatılmak4
- 17 kasım 2002 fenerbahçe bursaspor maçı2
- karaçulhaspor3
- fatma betül sayan kaya29
- 1990 1995 arası beşiktaş3
- 1997 2002 arası galatasaray3
- xiaomi iphone samsung huawei oppo vivo realme4
- izmir de poposundan bıçaklanan trans birey7
- 5 kasım 2026 uludağ sözlük ara yüzünün değişmesi19
- 812
- gassal dizisi2
(bkz: it s a wonderful life)
"a wonderful life" adıyla yayınlanmış, 1946 yılı filmi..
"iyilik meleği" diyebileceğimiz george bailey'in, intiharı düşündüğü noktada, bugün için bile yenilikçi sayılabilecek olan "acaba hiç olmasaydı ne olurdu" sorusunu soran film, (bence yalnızca bu yönüyle bile) sinema klasikleri arasına girmiştir.
film hakkındaki düşüncelerim:
1. bu dönem filmlerinde bana göre ortak sorun, sinopsisi vereyim, karakterleri tanıtayım diye 45 dakika detaya girmesi, atıyorum başrol oyuncusu aşık mı oluyor; seyircinin tuvaleti mi geldi, acıktı mı, işi mi var, hayattaki en önemli sorunu george bailey mi diye düşünmeden dans sahneleri, öpüşmeler, rakip kadınlar, rakip erkekler, bu arada kızın abisi ne düşünüyor, george trenden inmekte olan yengesine yeterince sıcak davrandı mı (var böyle bir sahne) diye infoyu dayaması, haliyle filmlerin aşağı yukarı 140 dakika olması.. bu filmde de bu durum görülüyor... sorun şu ki; mesela rüzgar gibi geçti veya oz büyücüsü filmlerinde, önceden yemleme yapılan bilgiler filmin sonrası için de önemliyken, burada sahneyi ileri atlamak istiyorsunuz.
2. george bailey, yani "olmasaydın olmazdık" karakteri o kadar idealize edilmiş ki, insanlara umut vermekten çok, "george bailey kadar adam olamadım şu hayatta, öleyim daha iyi" düşüncesinin oluşmasını daha olası görüyorum. filmin ilk sahnesinde, bir kasaba halkı dolusu insan evlerinde george için dua ediyor; artık melek mi, cenab-ı Allah mı, kasabanın yakarışlarına tepkisiz kalmayıp, doğrudan yardım gönderiyor (gerçi yardım dediğim, kanatlarını kaybetmiş bir melek, bu işi başarırsa kanatlarına kavuşacak... çok aman aman bir durum yok)...
mesela bu filmi kurgulayan kişi ben olsaydım karakteri çok daha sıradan, toplum içerisinde önem verilmeyen, hatta başarılı falan da değil, kaybetmiş biri olarak kurgulardım. esas, "bu adamın" olmaması durumunda bile, dünyanın nasıl değişebileceğini gösterirdim..
3.james stewart ve donna reed'in oynadığı filmde yöntemsel oyunculuğuyla abartıya kaçmayan zavallı donna reed 65 yaşında kanserden hayatını kaybederken, james stewart brechtvari tavırları ve abartılı oyunculuğuna rağmen 90'ı devirerek haklı nefretimi kazandı.
"iyilik meleği" diyebileceğimiz george bailey'in, intiharı düşündüğü noktada, bugün için bile yenilikçi sayılabilecek olan "acaba hiç olmasaydı ne olurdu" sorusunu soran film, (bence yalnızca bu yönüyle bile) sinema klasikleri arasına girmiştir.
film hakkındaki düşüncelerim:
1. bu dönem filmlerinde bana göre ortak sorun, sinopsisi vereyim, karakterleri tanıtayım diye 45 dakika detaya girmesi, atıyorum başrol oyuncusu aşık mı oluyor; seyircinin tuvaleti mi geldi, acıktı mı, işi mi var, hayattaki en önemli sorunu george bailey mi diye düşünmeden dans sahneleri, öpüşmeler, rakip kadınlar, rakip erkekler, bu arada kızın abisi ne düşünüyor, george trenden inmekte olan yengesine yeterince sıcak davrandı mı (var böyle bir sahne) diye infoyu dayaması, haliyle filmlerin aşağı yukarı 140 dakika olması.. bu filmde de bu durum görülüyor... sorun şu ki; mesela rüzgar gibi geçti veya oz büyücüsü filmlerinde, önceden yemleme yapılan bilgiler filmin sonrası için de önemliyken, burada sahneyi ileri atlamak istiyorsunuz.
2. george bailey, yani "olmasaydın olmazdık" karakteri o kadar idealize edilmiş ki, insanlara umut vermekten çok, "george bailey kadar adam olamadım şu hayatta, öleyim daha iyi" düşüncesinin oluşmasını daha olası görüyorum. filmin ilk sahnesinde, bir kasaba halkı dolusu insan evlerinde george için dua ediyor; artık melek mi, cenab-ı Allah mı, kasabanın yakarışlarına tepkisiz kalmayıp, doğrudan yardım gönderiyor (gerçi yardım dediğim, kanatlarını kaybetmiş bir melek, bu işi başarırsa kanatlarına kavuşacak... çok aman aman bir durum yok)...
mesela bu filmi kurgulayan kişi ben olsaydım karakteri çok daha sıradan, toplum içerisinde önem verilmeyen, hatta başarılı falan da değil, kaybetmiş biri olarak kurgulardım. esas, "bu adamın" olmaması durumunda bile, dünyanın nasıl değişebileceğini gösterirdim..
3.james stewart ve donna reed'in oynadığı filmde yöntemsel oyunculuğuyla abartıya kaçmayan zavallı donna reed 65 yaşında kanserden hayatını kaybederken, james stewart brechtvari tavırları ve abartılı oyunculuğuna rağmen 90'ı devirerek haklı nefretimi kazandı.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com