bugün
- bir kız tecavüze uğrarken onu izleyen tanrı9
- regl dönemi dengesizlikleri4
- bir kadının en güzel bölgesi11
- migros ta 69 95 tl'ye satılan buzlu bardak3
- hoşlanılan kızın evinde sırt kaşıyıcıya rastlamak3
- ruh sağlığı için uzak durulması gereken şeyler4
- seni seviyordum ama sen beni anlamadın3
- deve besleyip sidiğini satmak2
- evliliği kurtarmak için çocuk yapmak11
- pazar günü mesai yapmak3
- dişlerini fırçalamayan kadınla öpüşmek2
- michael olise3
- 40 yaş üstü kel sözlük yazarı12
- elektrikli bisiklet terörü2
- badem dolgulu kruvasan3
- kabızlık nasıl geçer3
- ingiltere8
- fransa7
- mohamed salah ghaly3
- vantilatörü kendine çevirmek10
- güneş yüzlü çocuğa mektup2
- evde kalmış sözlük kızı2
- dünyanın en güzel tatlısı11
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri3
- inan akgün alp2
- bugün sağlığın için ne yaptın9
- 19 temmuz 2026 fransa ingiltere maçı6
- trakya ve istanbul da çekirge istilası3
- bugün ispanya arjantin maçı saat 22 de trt 1 de3
- türklerin ileri olduğu konular21
- 2026 dünya kupası13
- dünya9
- futbol3
- geceye hayatta öğrendiğin bir şey bırak5
- günün şiiri8
- iyiliğe sormuşlar nereye gidiyorsun diye3
- kalp kırmak2
- devlet bahçeli3
- dinsize inanır mısın17
- ürdün de iki abd askerinin öldürülmesi3
- antipanik hanımın elleri2
- en gey özelliğiniz8
- chatgptye penis fotoğrafını atmak18
- yazarların çektiği manzara fotoğrafları9
- çırçıplak yatmak9
- yunan adalarına tatile gidenin vatan haini olması3
- thomas tuchel6
- burçlara inanan erkek15
- 17 temmuz 2026 bahis operasyonu gözaltıları30
- en son alınan hediye7
"a wonderful life" adıyla yayınlanmış, 1946 yılı filmi..
"iyilik meleği" diyebileceğimiz george bailey'in, intiharı düşündüğü noktada, bugün için bile yenilikçi sayılabilecek olan "acaba hiç olmasaydı ne olurdu" sorusunu soran film, (bence yalnızca bu yönüyle bile) sinema klasikleri arasına girmiştir.
film hakkındaki düşüncelerim:
1. bu dönem filmlerinde bana göre ortak sorun, sinopsisi vereyim, karakterleri tanıtayım diye 45 dakika detaya girmesi, atıyorum başrol oyuncusu aşık mı oluyor; seyircinin tuvaleti mi geldi, acıktı mı, işi mi var, hayattaki en önemli sorunu george bailey mi diye düşünmeden dans sahneleri, öpüşmeler, rakip kadınlar, rakip erkekler, bu arada kızın abisi ne düşünüyor, george trenden inmekte olan yengesine yeterince sıcak davrandı mı (var böyle bir sahne) diye infoyu dayaması, haliyle filmlerin aşağı yukarı 140 dakika olması.. bu filmde de bu durum görülüyor... sorun şu ki; mesela rüzgar gibi geçti veya oz büyücüsü filmlerinde, önceden yemleme yapılan bilgiler filmin sonrası için de önemliyken, burada sahneyi ileri atlamak istiyorsunuz.
2. george bailey, yani "olmasaydın olmazdık" karakteri o kadar idealize edilmiş ki, insanlara umut vermekten çok, "george bailey kadar adam olamadım şu hayatta, öleyim daha iyi" düşüncesinin oluşmasını daha olası görüyorum. filmin ilk sahnesinde, bir kasaba halkı dolusu insan evlerinde george için dua ediyor; artık melek mi, cenab-ı Allah mı, kasabanın yakarışlarına tepkisiz kalmayıp, doğrudan yardım gönderiyor (gerçi yardım dediğim, kanatlarını kaybetmiş bir melek, bu işi başarırsa kanatlarına kavuşacak... çok aman aman bir durum yok)...
mesela bu filmi kurgulayan kişi ben olsaydım karakteri çok daha sıradan, toplum içerisinde önem verilmeyen, hatta başarılı falan da değil, kaybetmiş biri olarak kurgulardım. esas, "bu adamın" olmaması durumunda bile, dünyanın nasıl değişebileceğini gösterirdim..
3.james stewart ve donna reed'in oynadığı filmde yöntemsel oyunculuğuyla abartıya kaçmayan zavallı donna reed 65 yaşında kanserden hayatını kaybederken, james stewart brechtvari tavırları ve abartılı oyunculuğuna rağmen 90'ı devirerek haklı nefretimi kazandı.
"iyilik meleği" diyebileceğimiz george bailey'in, intiharı düşündüğü noktada, bugün için bile yenilikçi sayılabilecek olan "acaba hiç olmasaydı ne olurdu" sorusunu soran film, (bence yalnızca bu yönüyle bile) sinema klasikleri arasına girmiştir.
film hakkındaki düşüncelerim:
1. bu dönem filmlerinde bana göre ortak sorun, sinopsisi vereyim, karakterleri tanıtayım diye 45 dakika detaya girmesi, atıyorum başrol oyuncusu aşık mı oluyor; seyircinin tuvaleti mi geldi, acıktı mı, işi mi var, hayattaki en önemli sorunu george bailey mi diye düşünmeden dans sahneleri, öpüşmeler, rakip kadınlar, rakip erkekler, bu arada kızın abisi ne düşünüyor, george trenden inmekte olan yengesine yeterince sıcak davrandı mı (var böyle bir sahne) diye infoyu dayaması, haliyle filmlerin aşağı yukarı 140 dakika olması.. bu filmde de bu durum görülüyor... sorun şu ki; mesela rüzgar gibi geçti veya oz büyücüsü filmlerinde, önceden yemleme yapılan bilgiler filmin sonrası için de önemliyken, burada sahneyi ileri atlamak istiyorsunuz.
2. george bailey, yani "olmasaydın olmazdık" karakteri o kadar idealize edilmiş ki, insanlara umut vermekten çok, "george bailey kadar adam olamadım şu hayatta, öleyim daha iyi" düşüncesinin oluşmasını daha olası görüyorum. filmin ilk sahnesinde, bir kasaba halkı dolusu insan evlerinde george için dua ediyor; artık melek mi, cenab-ı Allah mı, kasabanın yakarışlarına tepkisiz kalmayıp, doğrudan yardım gönderiyor (gerçi yardım dediğim, kanatlarını kaybetmiş bir melek, bu işi başarırsa kanatlarına kavuşacak... çok aman aman bir durum yok)...
mesela bu filmi kurgulayan kişi ben olsaydım karakteri çok daha sıradan, toplum içerisinde önem verilmeyen, hatta başarılı falan da değil, kaybetmiş biri olarak kurgulardım. esas, "bu adamın" olmaması durumunda bile, dünyanın nasıl değişebileceğini gösterirdim..
3.james stewart ve donna reed'in oynadığı filmde yöntemsel oyunculuğuyla abartıya kaçmayan zavallı donna reed 65 yaşında kanserden hayatını kaybederken, james stewart brechtvari tavırları ve abartılı oyunculuğuna rağmen 90'ı devirerek haklı nefretimi kazandı.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar