bugün
- sabah bi kalktın kadınsın napardın20
- 500 ve 1000 tl lik banknotların çıkmama nedeni2
- arkadaşlar sizce bu etek nasıl18
- kız arkadaşa gökyüzünü hediye etmek14
- z kuşağı kızlarının escort gibi olması13
- kasiyer kıza nasıl açılırım11
- true'nin hiç sevgilisi olmasın mı12
- yaşlı kadın yuzırlar10
- velvet47
- en kibirli yuzır11
- gaylik alametleri8
- sinagog tavanına çiğ köfte yapıştırmak7
- karşısından gelen güzel kıza bakmayan erkek12
- 40 yaş üzeri insanlar mesajlaşıyor mu sorunsalı2
- habire1239
- friedrich hegel la bi cay icek10
- en merak ettiğin ulu yazarı12
- ulaşamadığı kadına mundar demek5
- sözlük abilerinden genç yazarlara tavsiyeler6
- hırsızların evdeki altını bulamamasını sağlamak8
- hamburger kırmızı çizgimiz10
- yeni parti25
- ağzına verilmek istenen kızın ağzına almaması15
- velvet vs nervio24
- diyetteyiz uludağ sözlük12
- nervio19
- muslettin amca ile sinagoga gidiyoruz zirvesi5
- özgünlüğün faydasız olması6
- hoşlanılan kızın buluşmaya opel tigra ile gelmesi4
- sabah gece yazdıklarından utanmak5
- 50 yıllık yuzır5
- her kadının hoşuna gidecek şey4
- bıyığımı alsam ben var'ya diyen kız4
- uludağ sözlük magazin servisi5
- g'i l d'e d l'i l y16
- ruh hastası sapık yazarlar5
- ciddi ciddi mehdi gelecek diyen insan10
- kezoyu delirtmek5
- duvara işeyerek sevgilinin ismini yazmak4
- anadolu insanının anlatıldığı kadar saf olmaması5
- ormanda gezerken baygın bir bayanla karşılaşmak4
- çekingen nazik saygılı erkek sevilir mi sorusu13
- merak ediyorsan yaz7
- kezonova4
- puura10
- adolf hitlerin adamın dibi olması9
- türklerden nefret etme nedenleri5
- kaçak elektrik tüketimi yüzde 94 olan bölge9
- istanbul daki gürültünün katlanılamaz hale gelmesi2
- true yahudi mi10
iclal aydın kitabı.
Yatak odam bir Musevi mezarlığına bakıyor. Bu yüzden sabahları pencereden bakmayı sevmiyorum.
Son birkaç gündür yağmurlu, rüzgârlı, karanlık oluyor sabahlar ve yataktan kalkınca dışarıdaki karanlığın sebebini aranıyorum, perdenin ucunu hafifçe kaldırarak...
Bu sabah sulu ve sert yağan bir karmış sebep...
Kimseyi uyandırmadan, sessizce hazırlanıp, erkenden çıktım evden. Gideceğim yer uzak, yapacağım iş çoktu. Yollar tıkanır, ulaşmak zorlaşır endişesi, dün gece geç yatılmış, sabah erken kalkmış, gözlerde uykusuzluğun ve Vizontele Tuuba'nın finalindeki hüznün şişliği ile düştüm E6 yoluna.
Dün çantama atmıştım o albümü...
Filmden sonra daha da dinleyesim geldi. (Söylemeyeceğim hangi şarkı olduğunu). Arabanın camlarına hızla vuran tipiye, bir türlü aydınlanamayan güne karşı duruyordu dinlediğim şarkı..
Sanki o filmde ben yokmuşum...
Sanki o filmin hikâyesini ben hiç bilmiyormuşum....
Sanki hiç vedalaşmamışım herhangi biriyle..
Sanki artık hiç özlemiyorum... Kimseyi...
Yazlıklardan ayrılanlar güneşten solmuş tişörtlerinin omuzlarında getirirlerdi küçük yaz aşkının ayrılığını..
Mektuplarla, arada bir güçlükle açılan telefonlarla yaşatılırdı biraz daha...
Yaz bitimi 20'li yaşlarım başlayana dek daha derin acıtırdı kalbimi ve o zamanlar daha çabuk onarabilirdi kalbim kendini. Bir ayrılığın, uzun bir yola çıkmanın, bir şehre son kez bakmanın burukluğu ile baş etmeyi öğrendim sonunda.
Otuzlu yaşlarım başladığından beri asansörlerdeki kısa ve anlık kalabalıkların, koridorların, yargıların, önyargıların, küçümsemelerin, ayrılıkların, boşlukların üstesinden gelir oldum...
Bunun karşılığında verdiğim onca şeyden sonra..
Mesela...
Şarkılar daha az ağlatır oldu beni. Filmler daha uzak...
Daha korkak oldum, daha cesur görünerek...
Daha kapalı oldum, daha açık olduğu sanarak..
Ve daha kırılgan oldum, daha güçlüyüm diyerek..
Hiçbir ayrılık 20'li yaşlardaki ayrılıklar gibi olamaz artık... Mevsim dönümleri o yaşlar kadar anlam taşımaz...
Geleceğe yönelik planlar, ev kredileri, dört tekerin üzerinde bir marka, sosyal etkinlikler, kapılar, çiviler, çitler var artık erişkin hayatımızda.
Karşılıklı suskunluklar var...
Film bitti. Eşimin gözlerine baktım. Vardı biliyorum.
Onun da gözlerinin bir yerinde saklıydı bir ilk gençlik vedası... Yarım kalan bir şey; kimseye göstermediği ve bu yüzden kıymetinden hiçbir şey eksiltmediği...
Ve biliyorum ki sizin de saklı bir yerinizde bir hafıza kartı...
Eski bir sevgili değil sözünü ettiğim... Bir ilk aşk, ilk veda değil...
"Büyümek" denilen meselenin çöpüne atılan diyetler... Zaman denilen acımasız, şakası yok büyücüye verdiklerimiz...
"Daha az üzüleyim bu hayatta, daha güçlü olayım" dileğinin karşılığında, bizden aldıkları...
Şarkılar daha az ağlatıyor artık değil mi?
Çocuksu geliyor heyecanlar?
Yapılacak onca ciddi ve önemli şey varken...
Son birkaç gündür yağmurlu, rüzgârlı, karanlık oluyor sabahlar ve yataktan kalkınca dışarıdaki karanlığın sebebini aranıyorum, perdenin ucunu hafifçe kaldırarak...
Bu sabah sulu ve sert yağan bir karmış sebep...
Kimseyi uyandırmadan, sessizce hazırlanıp, erkenden çıktım evden. Gideceğim yer uzak, yapacağım iş çoktu. Yollar tıkanır, ulaşmak zorlaşır endişesi, dün gece geç yatılmış, sabah erken kalkmış, gözlerde uykusuzluğun ve Vizontele Tuuba'nın finalindeki hüznün şişliği ile düştüm E6 yoluna.
Dün çantama atmıştım o albümü...
Filmden sonra daha da dinleyesim geldi. (Söylemeyeceğim hangi şarkı olduğunu). Arabanın camlarına hızla vuran tipiye, bir türlü aydınlanamayan güne karşı duruyordu dinlediğim şarkı..
Sanki o filmde ben yokmuşum...
Sanki o filmin hikâyesini ben hiç bilmiyormuşum....
Sanki hiç vedalaşmamışım herhangi biriyle..
Sanki artık hiç özlemiyorum... Kimseyi...
Yazlıklardan ayrılanlar güneşten solmuş tişörtlerinin omuzlarında getirirlerdi küçük yaz aşkının ayrılığını..
Mektuplarla, arada bir güçlükle açılan telefonlarla yaşatılırdı biraz daha...
Yaz bitimi 20'li yaşlarım başlayana dek daha derin acıtırdı kalbimi ve o zamanlar daha çabuk onarabilirdi kalbim kendini. Bir ayrılığın, uzun bir yola çıkmanın, bir şehre son kez bakmanın burukluğu ile baş etmeyi öğrendim sonunda.
Otuzlu yaşlarım başladığından beri asansörlerdeki kısa ve anlık kalabalıkların, koridorların, yargıların, önyargıların, küçümsemelerin, ayrılıkların, boşlukların üstesinden gelir oldum...
Bunun karşılığında verdiğim onca şeyden sonra..
Mesela...
Şarkılar daha az ağlatır oldu beni. Filmler daha uzak...
Daha korkak oldum, daha cesur görünerek...
Daha kapalı oldum, daha açık olduğu sanarak..
Ve daha kırılgan oldum, daha güçlüyüm diyerek..
Hiçbir ayrılık 20'li yaşlardaki ayrılıklar gibi olamaz artık... Mevsim dönümleri o yaşlar kadar anlam taşımaz...
Geleceğe yönelik planlar, ev kredileri, dört tekerin üzerinde bir marka, sosyal etkinlikler, kapılar, çiviler, çitler var artık erişkin hayatımızda.
Karşılıklı suskunluklar var...
Film bitti. Eşimin gözlerine baktım. Vardı biliyorum.
Onun da gözlerinin bir yerinde saklıydı bir ilk gençlik vedası... Yarım kalan bir şey; kimseye göstermediği ve bu yüzden kıymetinden hiçbir şey eksiltmediği...
Ve biliyorum ki sizin de saklı bir yerinizde bir hafıza kartı...
Eski bir sevgili değil sözünü ettiğim... Bir ilk aşk, ilk veda değil...
"Büyümek" denilen meselenin çöpüne atılan diyetler... Zaman denilen acımasız, şakası yok büyücüye verdiklerimiz...
"Daha az üzüleyim bu hayatta, daha güçlü olayım" dileğinin karşılığında, bizden aldıkları...
Şarkılar daha az ağlatıyor artık değil mi?
Çocuksu geliyor heyecanlar?
Yapılacak onca ciddi ve önemli şey varken...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar