bugün
- tuvalet kağıdını renkli alan insan11
- rafine zevkleri olan erkek12
- cengiz kurtoğlu şarkılarından bir söz bırak4
- salon erkeği10
- ekşi sözlük9
- giysi fiyatlarının uçması7
- insan aklıyla açıklanamayan konular4
- lüks araba istemeyen erkek9
- sözlükte 1 erkeğe düşen kız sayısı7
- gece 23 de demlenen çay2
- ters takılmış tuvalet kağıdı7
- bir kadının bana hükmetmesini istiyorum7
- üniversiteli kızlar6
- mesajlaşırken noktalama işareti kullanmak4
- tr de hangi arabalar lüks sayılır sorunsalı2
- emeviler3
- ilker başbuğ6
- erecto tehafütüt tehafüt'ü okudu mu sorunsalı2
- sözlükte kız olduğunu sanan mal5
- 2008 ekonomik krizi7
- bir kıza saklama kabı hediye etmek5
- beyaz pasta7
- ruffles ketçaplı7
- nickiniz fransızca olsaydı ne olurdu10
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı19
- yeter be yeter ulan3
- müslüm gürses şarkılarındaki felsefi sözler2
- anın fotoğrafı3
- sözlük kızlarıyla pijama partisi yapmak20
- bir kadın tarafından domine edilmek5
- anın görüntüsü10
- ilişkide lider olmayı seven kadın5
- izlenmiş bir filmi tekrar izlemek6
- sıcak su torbası getirecek beyler4
- miss universe 20262
- çok iyi dans eden erkek2
- kuki gel oğlum3
- jeffrey epstein2
- cumhuriyetten rahatsız olan insan19
- geceleri şam tatlısı diye ağlayan pezevenk4
- ne yesek2
- giresunlu olmanın zorlukları9
- lüks araba isteyen türk kızları4
- orta sınıfın yok olduğu an3
- amedspor9
- yallah arabistan a diyen tip11
- hayattaki en kötü duygu4
- trabzonspor17
- ölmeden önce son isteğiniz sorulsa4
- şeker hastalığı3
iclal aydın kitabı.
Yatak odam bir Musevi mezarlığına bakıyor. Bu yüzden sabahları pencereden bakmayı sevmiyorum.
Son birkaç gündür yağmurlu, rüzgârlı, karanlık oluyor sabahlar ve yataktan kalkınca dışarıdaki karanlığın sebebini aranıyorum, perdenin ucunu hafifçe kaldırarak...
Bu sabah sulu ve sert yağan bir karmış sebep...
Kimseyi uyandırmadan, sessizce hazırlanıp, erkenden çıktım evden. Gideceğim yer uzak, yapacağım iş çoktu. Yollar tıkanır, ulaşmak zorlaşır endişesi, dün gece geç yatılmış, sabah erken kalkmış, gözlerde uykusuzluğun ve Vizontele Tuuba'nın finalindeki hüznün şişliği ile düştüm E6 yoluna.
Dün çantama atmıştım o albümü...
Filmden sonra daha da dinleyesim geldi. (Söylemeyeceğim hangi şarkı olduğunu). Arabanın camlarına hızla vuran tipiye, bir türlü aydınlanamayan güne karşı duruyordu dinlediğim şarkı..
Sanki o filmde ben yokmuşum...
Sanki o filmin hikâyesini ben hiç bilmiyormuşum....
Sanki hiç vedalaşmamışım herhangi biriyle..
Sanki artık hiç özlemiyorum... Kimseyi...
Yazlıklardan ayrılanlar güneşten solmuş tişörtlerinin omuzlarında getirirlerdi küçük yaz aşkının ayrılığını..
Mektuplarla, arada bir güçlükle açılan telefonlarla yaşatılırdı biraz daha...
Yaz bitimi 20'li yaşlarım başlayana dek daha derin acıtırdı kalbimi ve o zamanlar daha çabuk onarabilirdi kalbim kendini. Bir ayrılığın, uzun bir yola çıkmanın, bir şehre son kez bakmanın burukluğu ile baş etmeyi öğrendim sonunda.
Otuzlu yaşlarım başladığından beri asansörlerdeki kısa ve anlık kalabalıkların, koridorların, yargıların, önyargıların, küçümsemelerin, ayrılıkların, boşlukların üstesinden gelir oldum...
Bunun karşılığında verdiğim onca şeyden sonra..
Mesela...
Şarkılar daha az ağlatır oldu beni. Filmler daha uzak...
Daha korkak oldum, daha cesur görünerek...
Daha kapalı oldum, daha açık olduğu sanarak..
Ve daha kırılgan oldum, daha güçlüyüm diyerek..
Hiçbir ayrılık 20'li yaşlardaki ayrılıklar gibi olamaz artık... Mevsim dönümleri o yaşlar kadar anlam taşımaz...
Geleceğe yönelik planlar, ev kredileri, dört tekerin üzerinde bir marka, sosyal etkinlikler, kapılar, çiviler, çitler var artık erişkin hayatımızda.
Karşılıklı suskunluklar var...
Film bitti. Eşimin gözlerine baktım. Vardı biliyorum.
Onun da gözlerinin bir yerinde saklıydı bir ilk gençlik vedası... Yarım kalan bir şey; kimseye göstermediği ve bu yüzden kıymetinden hiçbir şey eksiltmediği...
Ve biliyorum ki sizin de saklı bir yerinizde bir hafıza kartı...
Eski bir sevgili değil sözünü ettiğim... Bir ilk aşk, ilk veda değil...
"Büyümek" denilen meselenin çöpüne atılan diyetler... Zaman denilen acımasız, şakası yok büyücüye verdiklerimiz...
"Daha az üzüleyim bu hayatta, daha güçlü olayım" dileğinin karşılığında, bizden aldıkları...
Şarkılar daha az ağlatıyor artık değil mi?
Çocuksu geliyor heyecanlar?
Yapılacak onca ciddi ve önemli şey varken...
Son birkaç gündür yağmurlu, rüzgârlı, karanlık oluyor sabahlar ve yataktan kalkınca dışarıdaki karanlığın sebebini aranıyorum, perdenin ucunu hafifçe kaldırarak...
Bu sabah sulu ve sert yağan bir karmış sebep...
Kimseyi uyandırmadan, sessizce hazırlanıp, erkenden çıktım evden. Gideceğim yer uzak, yapacağım iş çoktu. Yollar tıkanır, ulaşmak zorlaşır endişesi, dün gece geç yatılmış, sabah erken kalkmış, gözlerde uykusuzluğun ve Vizontele Tuuba'nın finalindeki hüznün şişliği ile düştüm E6 yoluna.
Dün çantama atmıştım o albümü...
Filmden sonra daha da dinleyesim geldi. (Söylemeyeceğim hangi şarkı olduğunu). Arabanın camlarına hızla vuran tipiye, bir türlü aydınlanamayan güne karşı duruyordu dinlediğim şarkı..
Sanki o filmde ben yokmuşum...
Sanki o filmin hikâyesini ben hiç bilmiyormuşum....
Sanki hiç vedalaşmamışım herhangi biriyle..
Sanki artık hiç özlemiyorum... Kimseyi...
Yazlıklardan ayrılanlar güneşten solmuş tişörtlerinin omuzlarında getirirlerdi küçük yaz aşkının ayrılığını..
Mektuplarla, arada bir güçlükle açılan telefonlarla yaşatılırdı biraz daha...
Yaz bitimi 20'li yaşlarım başlayana dek daha derin acıtırdı kalbimi ve o zamanlar daha çabuk onarabilirdi kalbim kendini. Bir ayrılığın, uzun bir yola çıkmanın, bir şehre son kez bakmanın burukluğu ile baş etmeyi öğrendim sonunda.
Otuzlu yaşlarım başladığından beri asansörlerdeki kısa ve anlık kalabalıkların, koridorların, yargıların, önyargıların, küçümsemelerin, ayrılıkların, boşlukların üstesinden gelir oldum...
Bunun karşılığında verdiğim onca şeyden sonra..
Mesela...
Şarkılar daha az ağlatır oldu beni. Filmler daha uzak...
Daha korkak oldum, daha cesur görünerek...
Daha kapalı oldum, daha açık olduğu sanarak..
Ve daha kırılgan oldum, daha güçlüyüm diyerek..
Hiçbir ayrılık 20'li yaşlardaki ayrılıklar gibi olamaz artık... Mevsim dönümleri o yaşlar kadar anlam taşımaz...
Geleceğe yönelik planlar, ev kredileri, dört tekerin üzerinde bir marka, sosyal etkinlikler, kapılar, çiviler, çitler var artık erişkin hayatımızda.
Karşılıklı suskunluklar var...
Film bitti. Eşimin gözlerine baktım. Vardı biliyorum.
Onun da gözlerinin bir yerinde saklıydı bir ilk gençlik vedası... Yarım kalan bir şey; kimseye göstermediği ve bu yüzden kıymetinden hiçbir şey eksiltmediği...
Ve biliyorum ki sizin de saklı bir yerinizde bir hafıza kartı...
Eski bir sevgili değil sözünü ettiğim... Bir ilk aşk, ilk veda değil...
"Büyümek" denilen meselenin çöpüne atılan diyetler... Zaman denilen acımasız, şakası yok büyücüye verdiklerimiz...
"Daha az üzüleyim bu hayatta, daha güçlü olayım" dileğinin karşılığında, bizden aldıkları...
Şarkılar daha az ağlatıyor artık değil mi?
Çocuksu geliyor heyecanlar?
Yapılacak onca ciddi ve önemli şey varken...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar