bugün
- sözlük kızlarının kombinleri11
- true hanın gazabı9
- slavko vincic13
- silinmesi gereken yazar varsa buyurun4
- sözlükte yazışılan kızın true çıkması7
- bu mesajı 10 kişiye göndermeyelerin durumu7
- suya verilen en çok para4
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı57
- arjantin'in 115 dakika şut atamaması7
- kasiyer kızdan hoşlanmak11
- üç cisim problemi4
- sözlük kimsenin tekelinde değildir9
- dune6
- tememda kenka nalaka10
- sapık yazarı silmeyen moderasyon2
- çingeneyle sevişmek6
- sözlük kızlarının ayakkabıları2
- bir yıldız duruyordu aniden hareket edip gitti5
- kadınlar şaire aşık olur müteahitle evlenir4
- nervio10
- okuduğunu anlamaktan aciz insan2
- istanbul un çok pahalı olması7
- trt'nin devre arası konserini göstermemesi4
- küçük prensin yılanı ve özgürlük2
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz2
- çift taraflı testis kanseri teşhisi8
- allah başımızdan erdoğan'ı eksik etmesin7
- oğuzhan uğur13
- yasadışı bahisi bitirme yolları2
- zamanbaba mokv dir6
- sözlükte flörtleşmek2
- düşünüyorum3
- flensburg hükümeti2
- kitap okumak3
- truenun yetkili olması7
- gammazlık8
- sözlüğe fake nickle gelip yazarlara hakaret etmek5
- dhalsim9
- erdoğan giderse akepe bürokrasisi ne olacak7
- bir kıza sevgilin var mı diye sormak7
- arjantin'in 90 dakikada tek şutunun olmaması6
- eski eşin hesabı3
- karaağaç meydanında çuçulara dikala diye bağırmak3
- iphone 11'in yeni iphone 6 olması2
- true nickli yazar16
- gonulden bagli5
- uyku bozukluğu2
- messi uzaylı panpa goat amk2
- canim benim cok tatlisin4
- uysaljakoben14
iclal aydın kitabı.
Yatak odam bir Musevi mezarlığına bakıyor. Bu yüzden sabahları pencereden bakmayı sevmiyorum.
Son birkaç gündür yağmurlu, rüzgârlı, karanlık oluyor sabahlar ve yataktan kalkınca dışarıdaki karanlığın sebebini aranıyorum, perdenin ucunu hafifçe kaldırarak...
Bu sabah sulu ve sert yağan bir karmış sebep...
Kimseyi uyandırmadan, sessizce hazırlanıp, erkenden çıktım evden. Gideceğim yer uzak, yapacağım iş çoktu. Yollar tıkanır, ulaşmak zorlaşır endişesi, dün gece geç yatılmış, sabah erken kalkmış, gözlerde uykusuzluğun ve Vizontele Tuuba'nın finalindeki hüznün şişliği ile düştüm E6 yoluna.
Dün çantama atmıştım o albümü...
Filmden sonra daha da dinleyesim geldi. (Söylemeyeceğim hangi şarkı olduğunu). Arabanın camlarına hızla vuran tipiye, bir türlü aydınlanamayan güne karşı duruyordu dinlediğim şarkı..
Sanki o filmde ben yokmuşum...
Sanki o filmin hikâyesini ben hiç bilmiyormuşum....
Sanki hiç vedalaşmamışım herhangi biriyle..
Sanki artık hiç özlemiyorum... Kimseyi...
Yazlıklardan ayrılanlar güneşten solmuş tişörtlerinin omuzlarında getirirlerdi küçük yaz aşkının ayrılığını..
Mektuplarla, arada bir güçlükle açılan telefonlarla yaşatılırdı biraz daha...
Yaz bitimi 20'li yaşlarım başlayana dek daha derin acıtırdı kalbimi ve o zamanlar daha çabuk onarabilirdi kalbim kendini. Bir ayrılığın, uzun bir yola çıkmanın, bir şehre son kez bakmanın burukluğu ile baş etmeyi öğrendim sonunda.
Otuzlu yaşlarım başladığından beri asansörlerdeki kısa ve anlık kalabalıkların, koridorların, yargıların, önyargıların, küçümsemelerin, ayrılıkların, boşlukların üstesinden gelir oldum...
Bunun karşılığında verdiğim onca şeyden sonra..
Mesela...
Şarkılar daha az ağlatır oldu beni. Filmler daha uzak...
Daha korkak oldum, daha cesur görünerek...
Daha kapalı oldum, daha açık olduğu sanarak..
Ve daha kırılgan oldum, daha güçlüyüm diyerek..
Hiçbir ayrılık 20'li yaşlardaki ayrılıklar gibi olamaz artık... Mevsim dönümleri o yaşlar kadar anlam taşımaz...
Geleceğe yönelik planlar, ev kredileri, dört tekerin üzerinde bir marka, sosyal etkinlikler, kapılar, çiviler, çitler var artık erişkin hayatımızda.
Karşılıklı suskunluklar var...
Film bitti. Eşimin gözlerine baktım. Vardı biliyorum.
Onun da gözlerinin bir yerinde saklıydı bir ilk gençlik vedası... Yarım kalan bir şey; kimseye göstermediği ve bu yüzden kıymetinden hiçbir şey eksiltmediği...
Ve biliyorum ki sizin de saklı bir yerinizde bir hafıza kartı...
Eski bir sevgili değil sözünü ettiğim... Bir ilk aşk, ilk veda değil...
"Büyümek" denilen meselenin çöpüne atılan diyetler... Zaman denilen acımasız, şakası yok büyücüye verdiklerimiz...
"Daha az üzüleyim bu hayatta, daha güçlü olayım" dileğinin karşılığında, bizden aldıkları...
Şarkılar daha az ağlatıyor artık değil mi?
Çocuksu geliyor heyecanlar?
Yapılacak onca ciddi ve önemli şey varken...
Son birkaç gündür yağmurlu, rüzgârlı, karanlık oluyor sabahlar ve yataktan kalkınca dışarıdaki karanlığın sebebini aranıyorum, perdenin ucunu hafifçe kaldırarak...
Bu sabah sulu ve sert yağan bir karmış sebep...
Kimseyi uyandırmadan, sessizce hazırlanıp, erkenden çıktım evden. Gideceğim yer uzak, yapacağım iş çoktu. Yollar tıkanır, ulaşmak zorlaşır endişesi, dün gece geç yatılmış, sabah erken kalkmış, gözlerde uykusuzluğun ve Vizontele Tuuba'nın finalindeki hüznün şişliği ile düştüm E6 yoluna.
Dün çantama atmıştım o albümü...
Filmden sonra daha da dinleyesim geldi. (Söylemeyeceğim hangi şarkı olduğunu). Arabanın camlarına hızla vuran tipiye, bir türlü aydınlanamayan güne karşı duruyordu dinlediğim şarkı..
Sanki o filmde ben yokmuşum...
Sanki o filmin hikâyesini ben hiç bilmiyormuşum....
Sanki hiç vedalaşmamışım herhangi biriyle..
Sanki artık hiç özlemiyorum... Kimseyi...
Yazlıklardan ayrılanlar güneşten solmuş tişörtlerinin omuzlarında getirirlerdi küçük yaz aşkının ayrılığını..
Mektuplarla, arada bir güçlükle açılan telefonlarla yaşatılırdı biraz daha...
Yaz bitimi 20'li yaşlarım başlayana dek daha derin acıtırdı kalbimi ve o zamanlar daha çabuk onarabilirdi kalbim kendini. Bir ayrılığın, uzun bir yola çıkmanın, bir şehre son kez bakmanın burukluğu ile baş etmeyi öğrendim sonunda.
Otuzlu yaşlarım başladığından beri asansörlerdeki kısa ve anlık kalabalıkların, koridorların, yargıların, önyargıların, küçümsemelerin, ayrılıkların, boşlukların üstesinden gelir oldum...
Bunun karşılığında verdiğim onca şeyden sonra..
Mesela...
Şarkılar daha az ağlatır oldu beni. Filmler daha uzak...
Daha korkak oldum, daha cesur görünerek...
Daha kapalı oldum, daha açık olduğu sanarak..
Ve daha kırılgan oldum, daha güçlüyüm diyerek..
Hiçbir ayrılık 20'li yaşlardaki ayrılıklar gibi olamaz artık... Mevsim dönümleri o yaşlar kadar anlam taşımaz...
Geleceğe yönelik planlar, ev kredileri, dört tekerin üzerinde bir marka, sosyal etkinlikler, kapılar, çiviler, çitler var artık erişkin hayatımızda.
Karşılıklı suskunluklar var...
Film bitti. Eşimin gözlerine baktım. Vardı biliyorum.
Onun da gözlerinin bir yerinde saklıydı bir ilk gençlik vedası... Yarım kalan bir şey; kimseye göstermediği ve bu yüzden kıymetinden hiçbir şey eksiltmediği...
Ve biliyorum ki sizin de saklı bir yerinizde bir hafıza kartı...
Eski bir sevgili değil sözünü ettiğim... Bir ilk aşk, ilk veda değil...
"Büyümek" denilen meselenin çöpüne atılan diyetler... Zaman denilen acımasız, şakası yok büyücüye verdiklerimiz...
"Daha az üzüleyim bu hayatta, daha güçlü olayım" dileğinin karşılığında, bizden aldıkları...
Şarkılar daha az ağlatıyor artık değil mi?
Çocuksu geliyor heyecanlar?
Yapılacak onca ciddi ve önemli şey varken...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar