bugün
- gece vakti orman yolunda bisiklet sürmek7
- dünya6
- sarı saçın yakıştığı ünlüler8
- escort taş mı yesin4
- fırında tavuk10
- gecenin şarkısı9
- kedilerle uyumak9
- dolapta iki biram var6
- rafine zevkleri olan erkek12
- tuvalet kağıdını renkli alan insan11
- öyle bir yatmak ki yarınlar olmayacakmışcasına6
- cumhuriyet bayramı8
- bir kıza saklama kabı hediye etmek9
- yüzüklerin efendisi5
- tr de hangi arabalar lüks sayılır sorunsalı8
- salon erkeği10
- acil durumda aranacak kişi5
- sevişmek hüner değil6
- giysi fiyatlarının uçması9
- içten içe üşümek5
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı73
- ekşi sözlük9
- lüks araba istemeyen erkek9
- cumhuriyetten rahatsız olan insan19
- değerli olduğunu hissettirmek6
- rüyalarınızı ağzından öptüm4
- nasılsın4
- nickiniz fransızca olsaydı ne olurdu10
- sözlük kızlarıyla pijama partisi yapmak20
- ilker başbuğ7
- sözlükte 1 erkeğe düşen kız sayısı7
- nejat işler3
- trabzonspor17
- ters takılmış tuvalet kağıdı7
- bir kadının bana hükmetmesini istiyorum7
- 2008 ekonomik krizi7
- beyaz pasta7
- ruffles ketçaplı7
- yallah arabistan a diyen tip11
- üniversiteli kızlar6
- nervio'ya evlenme teklif etmek29
- insan aklıyla açıklanamayan konular5
- kendinden vazgeçmemek4
- insta da aşırı dekolteli kızları takipten çıkmak4
- gözlerim dolmuş boşalmış bir kere3
- giresunlu olmanın zorlukları9
- amedspor9
- belki güneş bir gün ikimiz için doğar3
- 9 mayıs 2027 trabzonspor fenerbahçe maçı8
- sözlükte kız olduğunu sanan mal5
Yatak odam bir Musevi mezarlığına bakıyor. Bu yüzden sabahları pencereden bakmayı sevmiyorum.
Son birkaç gündür yağmurlu, rüzgârlı, karanlık oluyor sabahlar ve yataktan kalkınca dışarıdaki karanlığın sebebini aranıyorum, perdenin ucunu hafifçe kaldırarak...
Bu sabah sulu ve sert yağan bir karmış sebep...
Kimseyi uyandırmadan, sessizce hazırlanıp, erkenden çıktım evden. Gideceğim yer uzak, yapacağım iş çoktu. Yollar tıkanır, ulaşmak zorlaşır endişesi, dün gece geç yatılmış, sabah erken kalkmış, gözlerde uykusuzluğun ve Vizontele Tuuba'nın finalindeki hüznün şişliği ile düştüm E6 yoluna.
Dün çantama atmıştım o albümü...
Filmden sonra daha da dinleyesim geldi. (Söylemeyeceğim hangi şarkı olduğunu). Arabanın camlarına hızla vuran tipiye, bir türlü aydınlanamayan güne karşı duruyordu dinlediğim şarkı..
Sanki o filmde ben yokmuşum...
Sanki o filmin hikâyesini ben hiç bilmiyormuşum....
Sanki hiç vedalaşmamışım herhangi biriyle..
Sanki artık hiç özlemiyorum... Kimseyi...
Yazlıklardan ayrılanlar güneşten solmuş tişörtlerinin omuzlarında getirirlerdi küçük yaz aşkının ayrılığını..
Mektuplarla, arada bir güçlükle açılan telefonlarla yaşatılırdı biraz daha...
Yaz bitimi 20'li yaşlarım başlayana dek daha derin acıtırdı kalbimi ve o zamanlar daha çabuk onarabilirdi kalbim kendini. Bir ayrılığın, uzun bir yola çıkmanın, bir şehre son kez bakmanın burukluğu ile baş etmeyi öğrendim sonunda.
Otuzlu yaşlarım başladığından beri asansörlerdeki kısa ve anlık kalabalıkların, koridorların, yargıların, önyargıların, küçümsemelerin, ayrılıkların, boşlukların üstesinden gelir oldum...
Bunun karşılığında verdiğim onca şeyden sonra..
Mesela...
Şarkılar daha az ağlatır oldu beni. Filmler daha uzak...
Daha korkak oldum, daha cesur görünerek...
Daha kapalı oldum, daha açık olduğu sanarak..
Ve daha kırılgan oldum, daha güçlüyüm diyerek..
Hiçbir ayrılık 20'li yaşlardaki ayrılıklar gibi olamaz artık... Mevsim dönümleri o yaşlar kadar anlam taşımaz...
Geleceğe yönelik planlar, ev kredileri, dört tekerin üzerinde bir marka, sosyal etkinlikler, kapılar, çiviler, çitler var artık erişkin hayatımızda.
Karşılıklı suskunluklar var...
Film bitti. Eşimin gözlerine baktım. Vardı biliyorum.
Onun da gözlerinin bir yerinde saklıydı bir ilk gençlik vedası... Yarım kalan bir şey; kimseye göstermediği ve bu yüzden kıymetinden hiçbir şey eksiltmediği...
Ve biliyorum ki sizin de saklı bir yerinizde bir hafıza kartı...
Eski bir sevgili değil sözünü ettiğim... Bir ilk aşk, ilk veda değil...
"Büyümek" denilen meselenin çöpüne atılan diyetler... Zaman denilen acımasız, şakası yok büyücüye verdiklerimiz...
"Daha az üzüleyim bu hayatta, daha güçlü olayım" dileğinin karşılığında, bizden aldıkları...
Şarkılar daha az ağlatıyor artık değil mi?
Çocuksu geliyor heyecanlar?
Yapılacak onca ciddi ve önemli şey varken...
Son birkaç gündür yağmurlu, rüzgârlı, karanlık oluyor sabahlar ve yataktan kalkınca dışarıdaki karanlığın sebebini aranıyorum, perdenin ucunu hafifçe kaldırarak...
Bu sabah sulu ve sert yağan bir karmış sebep...
Kimseyi uyandırmadan, sessizce hazırlanıp, erkenden çıktım evden. Gideceğim yer uzak, yapacağım iş çoktu. Yollar tıkanır, ulaşmak zorlaşır endişesi, dün gece geç yatılmış, sabah erken kalkmış, gözlerde uykusuzluğun ve Vizontele Tuuba'nın finalindeki hüznün şişliği ile düştüm E6 yoluna.
Dün çantama atmıştım o albümü...
Filmden sonra daha da dinleyesim geldi. (Söylemeyeceğim hangi şarkı olduğunu). Arabanın camlarına hızla vuran tipiye, bir türlü aydınlanamayan güne karşı duruyordu dinlediğim şarkı..
Sanki o filmde ben yokmuşum...
Sanki o filmin hikâyesini ben hiç bilmiyormuşum....
Sanki hiç vedalaşmamışım herhangi biriyle..
Sanki artık hiç özlemiyorum... Kimseyi...
Yazlıklardan ayrılanlar güneşten solmuş tişörtlerinin omuzlarında getirirlerdi küçük yaz aşkının ayrılığını..
Mektuplarla, arada bir güçlükle açılan telefonlarla yaşatılırdı biraz daha...
Yaz bitimi 20'li yaşlarım başlayana dek daha derin acıtırdı kalbimi ve o zamanlar daha çabuk onarabilirdi kalbim kendini. Bir ayrılığın, uzun bir yola çıkmanın, bir şehre son kez bakmanın burukluğu ile baş etmeyi öğrendim sonunda.
Otuzlu yaşlarım başladığından beri asansörlerdeki kısa ve anlık kalabalıkların, koridorların, yargıların, önyargıların, küçümsemelerin, ayrılıkların, boşlukların üstesinden gelir oldum...
Bunun karşılığında verdiğim onca şeyden sonra..
Mesela...
Şarkılar daha az ağlatır oldu beni. Filmler daha uzak...
Daha korkak oldum, daha cesur görünerek...
Daha kapalı oldum, daha açık olduğu sanarak..
Ve daha kırılgan oldum, daha güçlüyüm diyerek..
Hiçbir ayrılık 20'li yaşlardaki ayrılıklar gibi olamaz artık... Mevsim dönümleri o yaşlar kadar anlam taşımaz...
Geleceğe yönelik planlar, ev kredileri, dört tekerin üzerinde bir marka, sosyal etkinlikler, kapılar, çiviler, çitler var artık erişkin hayatımızda.
Karşılıklı suskunluklar var...
Film bitti. Eşimin gözlerine baktım. Vardı biliyorum.
Onun da gözlerinin bir yerinde saklıydı bir ilk gençlik vedası... Yarım kalan bir şey; kimseye göstermediği ve bu yüzden kıymetinden hiçbir şey eksiltmediği...
Ve biliyorum ki sizin de saklı bir yerinizde bir hafıza kartı...
Eski bir sevgili değil sözünü ettiğim... Bir ilk aşk, ilk veda değil...
"Büyümek" denilen meselenin çöpüne atılan diyetler... Zaman denilen acımasız, şakası yok büyücüye verdiklerimiz...
"Daha az üzüleyim bu hayatta, daha güçlü olayım" dileğinin karşılığında, bizden aldıkları...
Şarkılar daha az ağlatıyor artık değil mi?
Çocuksu geliyor heyecanlar?
Yapılacak onca ciddi ve önemli şey varken...
iclal aydın kitabı.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar