bugün
- mr spock'ın kulağını çekmek2
- uzay teknesi2
- vuu vuuuuttu yapan baykuşlar3
- halı sahada 2 gollüğüne kaleye geçmek2
- bu ülkeye başka erdoğan gelmez6
- balık etli mi kuru götlü mü4
- köfteci yusuf4
- türk müsün türkiyeli misin12
- ilk seçimde akp'nin alacağı oy2
- sabahın köründe denize girmek4
- nasıl birisiniz6
- protein ağırlıklı beslenince yaşanan kabızlık14
- alin3
- bjk tv2
- beni özleyenler elime mum diksin15
- milli muharip uçağı kaan3
- yunanistan29
- hırvatistan12
- beyaz keten iç çamaşırı belli ediyor14
- rüyada nervio yu görmek8
- ayrılık6
- mcdonalds nasıl okunur sorunsalı3
- araba sürerken olmasından en çok korkulan şey5
- çıkma teklifinin eskide kalması4
- ispanya daki göçmen krizi8
- anın görüntüsü16
- kadir mısıroğlu rum mu ermeni mi sorunsalı9
- ona bir şey söyle10
- türkiyeliyim doğruyum çalışkanım5
- yazarların en son bitirdiği kitap6
- ölüm5
- korku filmi izlerken sarılacak birisinin olmaması6
- bik bik'in mutfağına konuk olmak27
- mutlu kalmak için öneriler6
- sözlük yazarlarının akşam yemekleri8
- japonya23
- gecenin rap şarkısı3
- favori coldplay şarkınız4
- en son aldığınız iltifat14
- irmik helvası vs un helvası18
- yazarların ruh hali3
- en çaresiz hissettiğinde kime gidersin22
- aylık 511 bin tl iyi para mıdır sorunsalı4
- gürcistan26
- gecenin şarkısı3
- karadeniz'e neden karadeniz denmiştir2
- yeni gelin adayının çıldırtan talepleri6
- puantiye modasının bokunun çıkması4
- yapay zekaya entry yazdırmak5
- sözlük yazarlarının çok kültürlü olması7
yalvarma, aşırı isteme, yakarma, dua etme.
Susmayı biliyorsun, sevgilim,
Gülümsüyor bana çıplak dudakların.
Bir umut - kendini
açan bir ruh gibi-
Döneniyor dudaklarında,
Biçim alıyor ve düşüyor.
Derinliğine, derinliğine
inmek isterdim - hükmeden,
Kızaran yumuşaklık -
Serin teninin, teninin dehlizlerinin.
Bu öpüşle, bu öpüşün altında
Seni arıyorum, seni istiyorum tepeden tırnağa.
Gerçek, mutlu, çıplak,
Parlak ve avutan.
Karanlığın en uzak köşelerine
Terkedilmişliğe karşı bir avunma,
Bolluğun avunması
Sonrasızlığa karşı çıkan.
Susmayı biliyorsun, sevgilim,
Gülümsüyor bana çıplak dudakların. *
Gülümsüyor bana çıplak dudakların.
Bir umut - kendini
açan bir ruh gibi-
Döneniyor dudaklarında,
Biçim alıyor ve düşüyor.
Derinliğine, derinliğine
inmek isterdim - hükmeden,
Kızaran yumuşaklık -
Serin teninin, teninin dehlizlerinin.
Bu öpüşle, bu öpüşün altında
Seni arıyorum, seni istiyorum tepeden tırnağa.
Gerçek, mutlu, çıplak,
Parlak ve avutan.
Karanlığın en uzak köşelerine
Terkedilmişliğe karşı bir avunma,
Bolluğun avunması
Sonrasızlığa karşı çıkan.
Susmayı biliyorsun, sevgilim,
Gülümsüyor bana çıplak dudakların. *
ulu tanrı!
gün batıyor, sevgili korkun gönlümde doğuyor. kumral akşam bana sessizlikler içinde büyüklüğünü fısıldıyor... bu alaca karanlıklar arasında bir kulun, dilmaç kullanmadan, öz bilgisiyle sana diller dökmek istiyor... ödünç giyim almadan, kendi çaputlarıyla karşına çıkmak diliyor.
onun yalvarışlarını dinlemez misin?
kanadı incinmiş, karnı acıkmış bir serçenin ötüştüğünü anlarsın! boynu bükük, benzi uçuk bir çiçeğin istekçiğini duyarsın... bugün ben bir türk'ün, yıpranmamış, sesini birinci olarak sana eriştirmek isteyen suçunu bağışlasan gerektir.
bilmeden yaptıkları suçları varsa dünkü emeklerine bağışlamaz mısın?... bağrı karalarını bugünkü gözyaşlarıyla yıkmaz mısın? yürekleri karardıysa, eşiğinde yerlere sürünen alınları aktır, yüreklerinin karaltısını aydınlatmak, düştükleri uçurumdna bileklerini tutmak, onşarı doğru yola getirmek sana güç değildir. ey ulular ulusu!... güç değildir!
şimdi önünde çıplak gönlüyle kekeleyerek söylenen bu kulun bütün yurttaşlarıyla bir yargılayıcı bakışının yoksuludur. ey büyük tanrı!
sen yine onları unutma! sen yine onları esirge!
bak! sızan göz yaşlar ne ağlıyor?
sızan yürekler ne inliyor?
ahmet hikmet müftüoğlu - çağlayanlar *
gün batıyor, sevgili korkun gönlümde doğuyor. kumral akşam bana sessizlikler içinde büyüklüğünü fısıldıyor... bu alaca karanlıklar arasında bir kulun, dilmaç kullanmadan, öz bilgisiyle sana diller dökmek istiyor... ödünç giyim almadan, kendi çaputlarıyla karşına çıkmak diliyor.
onun yalvarışlarını dinlemez misin?
kanadı incinmiş, karnı acıkmış bir serçenin ötüştüğünü anlarsın! boynu bükük, benzi uçuk bir çiçeğin istekçiğini duyarsın... bugün ben bir türk'ün, yıpranmamış, sesini birinci olarak sana eriştirmek isteyen suçunu bağışlasan gerektir.
bilmeden yaptıkları suçları varsa dünkü emeklerine bağışlamaz mısın?... bağrı karalarını bugünkü gözyaşlarıyla yıkmaz mısın? yürekleri karardıysa, eşiğinde yerlere sürünen alınları aktır, yüreklerinin karaltısını aydınlatmak, düştükleri uçurumdna bileklerini tutmak, onşarı doğru yola getirmek sana güç değildir. ey ulular ulusu!... güç değildir!
şimdi önünde çıplak gönlüyle kekeleyerek söylenen bu kulun bütün yurttaşlarıyla bir yargılayıcı bakışının yoksuludur. ey büyük tanrı!
sen yine onları unutma! sen yine onları esirge!
bak! sızan göz yaşlar ne ağlıyor?
sızan yürekler ne inliyor?
ahmet hikmet müftüoğlu - çağlayanlar *
geçen geceye geçen günlere inat yaşamak istiyor içimdeki sevgi
her gün bir başka umut
vira bismillah diyen balıkçılar misali atıyorum ağımı
bir kere sesini duymak için türlü bahaneler uyduruyorum ve her zaman ki gibi yararımdan çok zararım dokunuyor!! sorun kimde? sende mi? bende mi? bilemiyorum..
ne önemi var ki sultanım? en büyük ilaçımız olan zaman aslında en büyük düşünmanız da aynı zamanda biliyorsun
bilinmezlikle dolu saatler, günler adeta insanın içini kemiriyor pehh kemirmek ne kelime içimde bir yamyam var sanki!
ne kadar dayanır bu aşk vazgeçilmezim sence?
bu sorunun yanıtını sadece sen biliyorsun
ahh şu mesafeler yok mu? insanın elini kolunu bağlayan
hani doktor der ya "hastanızı alın evine götürün burda bizim yapabileceğimiz bişey kalmadı son günleri huzurla yaşasın" hani koca koca adamlar çaresiz kalır kanun kadar zenginsindir ama peş para etmez! işte aynen öyle hayatımın anlamı...
günler günleri kovalıyor gündüzleri çok hızlı geceleri çoook yavaş ve acılı ilerliyor
hani ahmet kaya'nın dediği gibi "yaşasak mı ölsek mi karar vermek zor"
her gün bir başka umut
vira bismillah diyen balıkçılar misali atıyorum ağımı
bir kere sesini duymak için türlü bahaneler uyduruyorum ve her zaman ki gibi yararımdan çok zararım dokunuyor!! sorun kimde? sende mi? bende mi? bilemiyorum..
ne önemi var ki sultanım? en büyük ilaçımız olan zaman aslında en büyük düşünmanız da aynı zamanda biliyorsun
bilinmezlikle dolu saatler, günler adeta insanın içini kemiriyor pehh kemirmek ne kelime içimde bir yamyam var sanki!
ne kadar dayanır bu aşk vazgeçilmezim sence?
bu sorunun yanıtını sadece sen biliyorsun
ahh şu mesafeler yok mu? insanın elini kolunu bağlayan
hani doktor der ya "hastanızı alın evine götürün burda bizim yapabileceğimiz bişey kalmadı son günleri huzurla yaşasın" hani koca koca adamlar çaresiz kalır kanun kadar zenginsindir ama peş para etmez! işte aynen öyle hayatımın anlamı...
günler günleri kovalıyor gündüzleri çok hızlı geceleri çoook yavaş ve acılı ilerliyor
hani ahmet kaya'nın dediği gibi "yaşasak mı ölsek mi karar vermek zor"
kuluna bırakma sen al canımı!
nihal atsız şiirleridir.
yakarış-ı
anlamayız hayatı felsefeyle, ilimle;
hayat çelik ellerle atılan zar olmalı.
rahat yatakta ölmek acep olmaz mı çile?
kanlı sınır boyları bize mezar olmalı.
aşık nasıl bulursa iç açan bir serin su
sevdiği bir güzelin som yalaz dudağında,
sönecektir bizim de gönlümüzün tamusu
tanrıların gezdiği yüce tanrı dağında.
tanrı dağı! tanrılar, tanrılaşanlar dağı!
orda on üç asırdır bizi bir gözleyen var.
savaş türküleriyle aylı kızıl bayrağı,
kefensiz ölülerin ruhunu özleyen var.
ulu tanrı! kür şad'ın yenilmeyen ruhunu
yüce tanrı dağında biraz daha barındır!
geleceğiz yakında! yarın bütün oralar
demir bileklerdeki çelik kılıçlarındır.
tasa mıdır yakarsa bir kurşun kalbimizi?
ne çıkar süngülerle delinirse bağrımız?
bu kurşunlar, süngüler öldüremezler bizi,
belki diner onlarla ezeli kalp ağrımız.
gözümüzde bir hasret parlayarak düşünce,
toprak ana elbette bize açar kolunu.
onun kadar düşünmez bizi hiçbir düşünce,
kendi koynunda saklar can veren her oğlunu.
yurt ve şeref uğrunda sen seril de toprağa
varsın hiçbir dudakta anılmasın er adın!
kan sızarak göğsünden huzuruna varınca
ıztırabı dinecek belki o gün kür şad’ın.
gam mı ceylan gözlüler bizlere yar olmasa?
yeter ki kılıçlarla süngüler yar olmalı,
rahat yatakta ölmek sanki değil mi tasa?
savaş ve er meydanı bize mezar olmalı
yakarış-ıı
bir gün olur, elbette eski beğler dirilir;
yine kılıç kuşanır tarihteki paşalar.
yine şanlar alınıp nice canlar verilir,
yiğit akınımızdan yine dünya şaşalar.
"türk tarihi" denen kahramanlık şiirini
yeniden yazmak için harcayacağın kandır.
mısraların içinde en güzel ve derini
batıda "niğbolu", "doğuda" çaldıran'dır.
yine batılıların üçüncü kosova'da
topraklara sereriz, bir değil, birkaçını.
çekilince kılıçlar yeniden haçova'da
param parça ederiz cermenliğin haçını.
yine ufka açılır şanlı korsanlarımız,
bir türk gölü yaparlar akdeniz'in içini.
acı acı gülerek bu gün susanlarımız.
yarın rezil ederler romalı'nın piçini.
genç fatih'in ordusu yine tekbir alınca
söndürürüz kafirin meryem ana mumunu.
haritadan sileriz tuna'ya at salınca
ulah'ını, sırb'ını, bulgar'ını, rum'unu.
gövdesini elbette döndürürüz kalbura
bir geçerse moskof'un elimize yakası.
çanakkale önünde yine kopar bir bora
süngümüzle bozulur ingiliz'in cakası...
yiğit harbiyeliler! öğrenin dersinizi:
kahraman göz kırpmadan düşmana saldırandır.
vazifeniz: kanije, silistire, pilevne,
niğbolu, kosova, malazgirt, çaldıran'dır.
yarın yavuz dirilip bize buyruk verince
kızgın kum çöllerini yeni baştan aşarız.
kanlarımız sebildir; akıtarak hepsini
belirsiz mezarlarda anılmadan yaşarız.
yakarış-ı
anlamayız hayatı felsefeyle, ilimle;
hayat çelik ellerle atılan zar olmalı.
rahat yatakta ölmek acep olmaz mı çile?
kanlı sınır boyları bize mezar olmalı.
aşık nasıl bulursa iç açan bir serin su
sevdiği bir güzelin som yalaz dudağında,
sönecektir bizim de gönlümüzün tamusu
tanrıların gezdiği yüce tanrı dağında.
tanrı dağı! tanrılar, tanrılaşanlar dağı!
orda on üç asırdır bizi bir gözleyen var.
savaş türküleriyle aylı kızıl bayrağı,
kefensiz ölülerin ruhunu özleyen var.
ulu tanrı! kür şad'ın yenilmeyen ruhunu
yüce tanrı dağında biraz daha barındır!
geleceğiz yakında! yarın bütün oralar
demir bileklerdeki çelik kılıçlarındır.
tasa mıdır yakarsa bir kurşun kalbimizi?
ne çıkar süngülerle delinirse bağrımız?
bu kurşunlar, süngüler öldüremezler bizi,
belki diner onlarla ezeli kalp ağrımız.
gözümüzde bir hasret parlayarak düşünce,
toprak ana elbette bize açar kolunu.
onun kadar düşünmez bizi hiçbir düşünce,
kendi koynunda saklar can veren her oğlunu.
yurt ve şeref uğrunda sen seril de toprağa
varsın hiçbir dudakta anılmasın er adın!
kan sızarak göğsünden huzuruna varınca
ıztırabı dinecek belki o gün kür şad’ın.
gam mı ceylan gözlüler bizlere yar olmasa?
yeter ki kılıçlarla süngüler yar olmalı,
rahat yatakta ölmek sanki değil mi tasa?
savaş ve er meydanı bize mezar olmalı
yakarış-ıı
bir gün olur, elbette eski beğler dirilir;
yine kılıç kuşanır tarihteki paşalar.
yine şanlar alınıp nice canlar verilir,
yiğit akınımızdan yine dünya şaşalar.
"türk tarihi" denen kahramanlık şiirini
yeniden yazmak için harcayacağın kandır.
mısraların içinde en güzel ve derini
batıda "niğbolu", "doğuda" çaldıran'dır.
yine batılıların üçüncü kosova'da
topraklara sereriz, bir değil, birkaçını.
çekilince kılıçlar yeniden haçova'da
param parça ederiz cermenliğin haçını.
yine ufka açılır şanlı korsanlarımız,
bir türk gölü yaparlar akdeniz'in içini.
acı acı gülerek bu gün susanlarımız.
yarın rezil ederler romalı'nın piçini.
genç fatih'in ordusu yine tekbir alınca
söndürürüz kafirin meryem ana mumunu.
haritadan sileriz tuna'ya at salınca
ulah'ını, sırb'ını, bulgar'ını, rum'unu.
gövdesini elbette döndürürüz kalbura
bir geçerse moskof'un elimize yakası.
çanakkale önünde yine kopar bir bora
süngümüzle bozulur ingiliz'in cakası...
yiğit harbiyeliler! öğrenin dersinizi:
kahraman göz kırpmadan düşmana saldırandır.
vazifeniz: kanije, silistire, pilevne,
niğbolu, kosova, malazgirt, çaldıran'dır.
yarın yavuz dirilip bize buyruk verince
kızgın kum çöllerini yeni baştan aşarız.
kanlarımız sebildir; akıtarak hepsini
belirsiz mezarlarda anılmadan yaşarız.
ikinci kısmının son dörtlüğü çok anlamlı olan atsız şiiri.
yarın yavuz dirilip bize buyruk verince
kızgın kum çöllerini yeni baştan aşarız.
kanlarımız sebildir; akıtarak hepsini
belirsiz mezarlarda anılmadan yaşarız.
yarın yavuz dirilip bize buyruk verince
kızgın kum çöllerini yeni baştan aşarız.
kanlarımız sebildir; akıtarak hepsini
belirsiz mezarlarda anılmadan yaşarız.
https://www.youtube.com/w...M3tjeR2PzxgtAzaWUP2GfephO
bu ne güzel sestir böyle. bu ne güzel şiir.
şiire anlam katan bir sesle okumuş.
ve bu arkadaşın başka bir şiiri daha söz konusudur. gerçekten şiirleri içten okumakta. tebrik edilesi.
bu ne güzel sestir böyle. bu ne güzel şiir.
şiire anlam katan bir sesle okumuş.
ve bu arkadaşın başka bir şiiri daha söz konusudur. gerçekten şiirleri içten okumakta. tebrik edilesi.
Dişi yakarış adlı Şahan Gökbakar programını akıllara getiren sözcük. .
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar