bugün
- kaç ayda bir banyo oluyorsunuz17
- arkadaşlar nasılsınız11
- bana gel film izleriz diyen erkek15
- sigaranın yanına çay kahve dışında alternatifler7
- mamut avlayıp ev geçindiren efsanevi nesil6
- sözlük yazarlarına bir şey söyle8
- anın görüntüsü10
- gece yolda yürürken çöpten fırlayan adam5
- pkklıların salıverilmesine uludağ sözlüğün tepkisi18
- yakışıklı erkeklerin sürekli çaylak olması13
- gratisin içini merak etmek5
- sözlük yazarlarının 1999 yılından beklentileri5
- cansever18
- bir erkeğe en çok yakışan şey4
- kendine bir soru sor5
- mekke anlaşması11
- kütleçekim pili2
- simko317
- arkadaşlar önce soğan mı kavrulur yoksa biber mi4
- kavalali mehmet ali pasa3
- açlık krizi nasıl bastırılır8
- insan sevmemek6
- komik biri olmak2
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları15
- sözlüğün kırbacı5
- pazar günü evde oturan insan4
- bir sözlük kızını yatağa atmak2
- kafamın içindeki sesler5
- şort giyen genç kıza saldıran yaşlı kadın31
- futbol24
- ip atlayan erkek2
- sözlükte kavga oluyor hissi5
- kadınlar denizi3
- ders çalışmanın bazen iyi hissettirmesi2
- yeni parti pkk için imza atarsa nah oy alır3
- hewal ebo9
- acı yiyen insan2
- tavuk pilav4
- kendini atatürk ten akıllı sanan ergen türkçü7
- sarapci koala7
- pkklı anaları3
- galatasaray daikin den libero takviyesi2
- kürtler 13 000 yıldır anadoluda yaşıyor4
- uçan tekne2
- işerken hapşırmak3
- komik olmayan komedyen3
- vahşi batı2
- yarım kokoreç'in 300 tl olması2
- günlük tutan erkek13
- sokakta kavga teknikleri2
yalvarma, aşırı isteme, yakarma, dua etme.
Susmayı biliyorsun, sevgilim,
Gülümsüyor bana çıplak dudakların.
Bir umut - kendini
açan bir ruh gibi-
Döneniyor dudaklarında,
Biçim alıyor ve düşüyor.
Derinliğine, derinliğine
inmek isterdim - hükmeden,
Kızaran yumuşaklık -
Serin teninin, teninin dehlizlerinin.
Bu öpüşle, bu öpüşün altında
Seni arıyorum, seni istiyorum tepeden tırnağa.
Gerçek, mutlu, çıplak,
Parlak ve avutan.
Karanlığın en uzak köşelerine
Terkedilmişliğe karşı bir avunma,
Bolluğun avunması
Sonrasızlığa karşı çıkan.
Susmayı biliyorsun, sevgilim,
Gülümsüyor bana çıplak dudakların. *
Gülümsüyor bana çıplak dudakların.
Bir umut - kendini
açan bir ruh gibi-
Döneniyor dudaklarında,
Biçim alıyor ve düşüyor.
Derinliğine, derinliğine
inmek isterdim - hükmeden,
Kızaran yumuşaklık -
Serin teninin, teninin dehlizlerinin.
Bu öpüşle, bu öpüşün altında
Seni arıyorum, seni istiyorum tepeden tırnağa.
Gerçek, mutlu, çıplak,
Parlak ve avutan.
Karanlığın en uzak köşelerine
Terkedilmişliğe karşı bir avunma,
Bolluğun avunması
Sonrasızlığa karşı çıkan.
Susmayı biliyorsun, sevgilim,
Gülümsüyor bana çıplak dudakların. *
ulu tanrı!
gün batıyor, sevgili korkun gönlümde doğuyor. kumral akşam bana sessizlikler içinde büyüklüğünü fısıldıyor... bu alaca karanlıklar arasında bir kulun, dilmaç kullanmadan, öz bilgisiyle sana diller dökmek istiyor... ödünç giyim almadan, kendi çaputlarıyla karşına çıkmak diliyor.
onun yalvarışlarını dinlemez misin?
kanadı incinmiş, karnı acıkmış bir serçenin ötüştüğünü anlarsın! boynu bükük, benzi uçuk bir çiçeğin istekçiğini duyarsın... bugün ben bir türk'ün, yıpranmamış, sesini birinci olarak sana eriştirmek isteyen suçunu bağışlasan gerektir.
bilmeden yaptıkları suçları varsa dünkü emeklerine bağışlamaz mısın?... bağrı karalarını bugünkü gözyaşlarıyla yıkmaz mısın? yürekleri karardıysa, eşiğinde yerlere sürünen alınları aktır, yüreklerinin karaltısını aydınlatmak, düştükleri uçurumdna bileklerini tutmak, onşarı doğru yola getirmek sana güç değildir. ey ulular ulusu!... güç değildir!
şimdi önünde çıplak gönlüyle kekeleyerek söylenen bu kulun bütün yurttaşlarıyla bir yargılayıcı bakışının yoksuludur. ey büyük tanrı!
sen yine onları unutma! sen yine onları esirge!
bak! sızan göz yaşlar ne ağlıyor?
sızan yürekler ne inliyor?
ahmet hikmet müftüoğlu - çağlayanlar *
gün batıyor, sevgili korkun gönlümde doğuyor. kumral akşam bana sessizlikler içinde büyüklüğünü fısıldıyor... bu alaca karanlıklar arasında bir kulun, dilmaç kullanmadan, öz bilgisiyle sana diller dökmek istiyor... ödünç giyim almadan, kendi çaputlarıyla karşına çıkmak diliyor.
onun yalvarışlarını dinlemez misin?
kanadı incinmiş, karnı acıkmış bir serçenin ötüştüğünü anlarsın! boynu bükük, benzi uçuk bir çiçeğin istekçiğini duyarsın... bugün ben bir türk'ün, yıpranmamış, sesini birinci olarak sana eriştirmek isteyen suçunu bağışlasan gerektir.
bilmeden yaptıkları suçları varsa dünkü emeklerine bağışlamaz mısın?... bağrı karalarını bugünkü gözyaşlarıyla yıkmaz mısın? yürekleri karardıysa, eşiğinde yerlere sürünen alınları aktır, yüreklerinin karaltısını aydınlatmak, düştükleri uçurumdna bileklerini tutmak, onşarı doğru yola getirmek sana güç değildir. ey ulular ulusu!... güç değildir!
şimdi önünde çıplak gönlüyle kekeleyerek söylenen bu kulun bütün yurttaşlarıyla bir yargılayıcı bakışının yoksuludur. ey büyük tanrı!
sen yine onları unutma! sen yine onları esirge!
bak! sızan göz yaşlar ne ağlıyor?
sızan yürekler ne inliyor?
ahmet hikmet müftüoğlu - çağlayanlar *
geçen geceye geçen günlere inat yaşamak istiyor içimdeki sevgi
her gün bir başka umut
vira bismillah diyen balıkçılar misali atıyorum ağımı
bir kere sesini duymak için türlü bahaneler uyduruyorum ve her zaman ki gibi yararımdan çok zararım dokunuyor!! sorun kimde? sende mi? bende mi? bilemiyorum..
ne önemi var ki sultanım? en büyük ilaçımız olan zaman aslında en büyük düşünmanız da aynı zamanda biliyorsun
bilinmezlikle dolu saatler, günler adeta insanın içini kemiriyor pehh kemirmek ne kelime içimde bir yamyam var sanki!
ne kadar dayanır bu aşk vazgeçilmezim sence?
bu sorunun yanıtını sadece sen biliyorsun
ahh şu mesafeler yok mu? insanın elini kolunu bağlayan
hani doktor der ya "hastanızı alın evine götürün burda bizim yapabileceğimiz bişey kalmadı son günleri huzurla yaşasın" hani koca koca adamlar çaresiz kalır kanun kadar zenginsindir ama peş para etmez! işte aynen öyle hayatımın anlamı...
günler günleri kovalıyor gündüzleri çok hızlı geceleri çoook yavaş ve acılı ilerliyor
hani ahmet kaya'nın dediği gibi "yaşasak mı ölsek mi karar vermek zor"
her gün bir başka umut
vira bismillah diyen balıkçılar misali atıyorum ağımı
bir kere sesini duymak için türlü bahaneler uyduruyorum ve her zaman ki gibi yararımdan çok zararım dokunuyor!! sorun kimde? sende mi? bende mi? bilemiyorum..
ne önemi var ki sultanım? en büyük ilaçımız olan zaman aslında en büyük düşünmanız da aynı zamanda biliyorsun
bilinmezlikle dolu saatler, günler adeta insanın içini kemiriyor pehh kemirmek ne kelime içimde bir yamyam var sanki!
ne kadar dayanır bu aşk vazgeçilmezim sence?
bu sorunun yanıtını sadece sen biliyorsun
ahh şu mesafeler yok mu? insanın elini kolunu bağlayan
hani doktor der ya "hastanızı alın evine götürün burda bizim yapabileceğimiz bişey kalmadı son günleri huzurla yaşasın" hani koca koca adamlar çaresiz kalır kanun kadar zenginsindir ama peş para etmez! işte aynen öyle hayatımın anlamı...
günler günleri kovalıyor gündüzleri çok hızlı geceleri çoook yavaş ve acılı ilerliyor
hani ahmet kaya'nın dediği gibi "yaşasak mı ölsek mi karar vermek zor"
kuluna bırakma sen al canımı!
nihal atsız şiirleridir.
yakarış-ı
anlamayız hayatı felsefeyle, ilimle;
hayat çelik ellerle atılan zar olmalı.
rahat yatakta ölmek acep olmaz mı çile?
kanlı sınır boyları bize mezar olmalı.
aşık nasıl bulursa iç açan bir serin su
sevdiği bir güzelin som yalaz dudağında,
sönecektir bizim de gönlümüzün tamusu
tanrıların gezdiği yüce tanrı dağında.
tanrı dağı! tanrılar, tanrılaşanlar dağı!
orda on üç asırdır bizi bir gözleyen var.
savaş türküleriyle aylı kızıl bayrağı,
kefensiz ölülerin ruhunu özleyen var.
ulu tanrı! kür şad'ın yenilmeyen ruhunu
yüce tanrı dağında biraz daha barındır!
geleceğiz yakında! yarın bütün oralar
demir bileklerdeki çelik kılıçlarındır.
tasa mıdır yakarsa bir kurşun kalbimizi?
ne çıkar süngülerle delinirse bağrımız?
bu kurşunlar, süngüler öldüremezler bizi,
belki diner onlarla ezeli kalp ağrımız.
gözümüzde bir hasret parlayarak düşünce,
toprak ana elbette bize açar kolunu.
onun kadar düşünmez bizi hiçbir düşünce,
kendi koynunda saklar can veren her oğlunu.
yurt ve şeref uğrunda sen seril de toprağa
varsın hiçbir dudakta anılmasın er adın!
kan sızarak göğsünden huzuruna varınca
ıztırabı dinecek belki o gün kür şad’ın.
gam mı ceylan gözlüler bizlere yar olmasa?
yeter ki kılıçlarla süngüler yar olmalı,
rahat yatakta ölmek sanki değil mi tasa?
savaş ve er meydanı bize mezar olmalı
yakarış-ıı
bir gün olur, elbette eski beğler dirilir;
yine kılıç kuşanır tarihteki paşalar.
yine şanlar alınıp nice canlar verilir,
yiğit akınımızdan yine dünya şaşalar.
"türk tarihi" denen kahramanlık şiirini
yeniden yazmak için harcayacağın kandır.
mısraların içinde en güzel ve derini
batıda "niğbolu", "doğuda" çaldıran'dır.
yine batılıların üçüncü kosova'da
topraklara sereriz, bir değil, birkaçını.
çekilince kılıçlar yeniden haçova'da
param parça ederiz cermenliğin haçını.
yine ufka açılır şanlı korsanlarımız,
bir türk gölü yaparlar akdeniz'in içini.
acı acı gülerek bu gün susanlarımız.
yarın rezil ederler romalı'nın piçini.
genç fatih'in ordusu yine tekbir alınca
söndürürüz kafirin meryem ana mumunu.
haritadan sileriz tuna'ya at salınca
ulah'ını, sırb'ını, bulgar'ını, rum'unu.
gövdesini elbette döndürürüz kalbura
bir geçerse moskof'un elimize yakası.
çanakkale önünde yine kopar bir bora
süngümüzle bozulur ingiliz'in cakası...
yiğit harbiyeliler! öğrenin dersinizi:
kahraman göz kırpmadan düşmana saldırandır.
vazifeniz: kanije, silistire, pilevne,
niğbolu, kosova, malazgirt, çaldıran'dır.
yarın yavuz dirilip bize buyruk verince
kızgın kum çöllerini yeni baştan aşarız.
kanlarımız sebildir; akıtarak hepsini
belirsiz mezarlarda anılmadan yaşarız.
yakarış-ı
anlamayız hayatı felsefeyle, ilimle;
hayat çelik ellerle atılan zar olmalı.
rahat yatakta ölmek acep olmaz mı çile?
kanlı sınır boyları bize mezar olmalı.
aşık nasıl bulursa iç açan bir serin su
sevdiği bir güzelin som yalaz dudağında,
sönecektir bizim de gönlümüzün tamusu
tanrıların gezdiği yüce tanrı dağında.
tanrı dağı! tanrılar, tanrılaşanlar dağı!
orda on üç asırdır bizi bir gözleyen var.
savaş türküleriyle aylı kızıl bayrağı,
kefensiz ölülerin ruhunu özleyen var.
ulu tanrı! kür şad'ın yenilmeyen ruhunu
yüce tanrı dağında biraz daha barındır!
geleceğiz yakında! yarın bütün oralar
demir bileklerdeki çelik kılıçlarındır.
tasa mıdır yakarsa bir kurşun kalbimizi?
ne çıkar süngülerle delinirse bağrımız?
bu kurşunlar, süngüler öldüremezler bizi,
belki diner onlarla ezeli kalp ağrımız.
gözümüzde bir hasret parlayarak düşünce,
toprak ana elbette bize açar kolunu.
onun kadar düşünmez bizi hiçbir düşünce,
kendi koynunda saklar can veren her oğlunu.
yurt ve şeref uğrunda sen seril de toprağa
varsın hiçbir dudakta anılmasın er adın!
kan sızarak göğsünden huzuruna varınca
ıztırabı dinecek belki o gün kür şad’ın.
gam mı ceylan gözlüler bizlere yar olmasa?
yeter ki kılıçlarla süngüler yar olmalı,
rahat yatakta ölmek sanki değil mi tasa?
savaş ve er meydanı bize mezar olmalı
yakarış-ıı
bir gün olur, elbette eski beğler dirilir;
yine kılıç kuşanır tarihteki paşalar.
yine şanlar alınıp nice canlar verilir,
yiğit akınımızdan yine dünya şaşalar.
"türk tarihi" denen kahramanlık şiirini
yeniden yazmak için harcayacağın kandır.
mısraların içinde en güzel ve derini
batıda "niğbolu", "doğuda" çaldıran'dır.
yine batılıların üçüncü kosova'da
topraklara sereriz, bir değil, birkaçını.
çekilince kılıçlar yeniden haçova'da
param parça ederiz cermenliğin haçını.
yine ufka açılır şanlı korsanlarımız,
bir türk gölü yaparlar akdeniz'in içini.
acı acı gülerek bu gün susanlarımız.
yarın rezil ederler romalı'nın piçini.
genç fatih'in ordusu yine tekbir alınca
söndürürüz kafirin meryem ana mumunu.
haritadan sileriz tuna'ya at salınca
ulah'ını, sırb'ını, bulgar'ını, rum'unu.
gövdesini elbette döndürürüz kalbura
bir geçerse moskof'un elimize yakası.
çanakkale önünde yine kopar bir bora
süngümüzle bozulur ingiliz'in cakası...
yiğit harbiyeliler! öğrenin dersinizi:
kahraman göz kırpmadan düşmana saldırandır.
vazifeniz: kanije, silistire, pilevne,
niğbolu, kosova, malazgirt, çaldıran'dır.
yarın yavuz dirilip bize buyruk verince
kızgın kum çöllerini yeni baştan aşarız.
kanlarımız sebildir; akıtarak hepsini
belirsiz mezarlarda anılmadan yaşarız.
ikinci kısmının son dörtlüğü çok anlamlı olan atsız şiiri.
yarın yavuz dirilip bize buyruk verince
kızgın kum çöllerini yeni baştan aşarız.
kanlarımız sebildir; akıtarak hepsini
belirsiz mezarlarda anılmadan yaşarız.
yarın yavuz dirilip bize buyruk verince
kızgın kum çöllerini yeni baştan aşarız.
kanlarımız sebildir; akıtarak hepsini
belirsiz mezarlarda anılmadan yaşarız.
https://www.youtube.com/w...M3tjeR2PzxgtAzaWUP2GfephO
bu ne güzel sestir böyle. bu ne güzel şiir.
şiire anlam katan bir sesle okumuş.
ve bu arkadaşın başka bir şiiri daha söz konusudur. gerçekten şiirleri içten okumakta. tebrik edilesi.
bu ne güzel sestir böyle. bu ne güzel şiir.
şiire anlam katan bir sesle okumuş.
ve bu arkadaşın başka bir şiiri daha söz konusudur. gerçekten şiirleri içten okumakta. tebrik edilesi.
Dişi yakarış adlı Şahan Gökbakar programını akıllara getiren sözcük. .
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar