bu konuda fikrin mi var? buraya entry ekle. üye ol
  1. 1.
    1904-1969. Polonyalı yazar. insanı, "kişilerarası kilise" dediği, insanın etkileşimlerinde ve başkalarıyla davranışlarında gerçekleşen sürekli, psikolojik biçimlenme ile yorumladı. savaşla sürüklenen bir hayatı oldu. dehşete tanık olanların dehşeti anlamasının mümkün olmadığını, ve dehşeti asla tanımlayamayacaklarını iddia etti. insan özünün maruz kaldığı dehşeti algılamasının da mümkün olmadığını söyledi.

    klasik edebi türlerin hepsinden kuşku duydu, sorguladı, geleneğe güvenmedi. bilindik sanat eserleri karşısında kendinden geçenlerle alay etti. olgunluğa inanmadı, toyluğu ve gençliği yüceltti. yaratıcılığın gençlikte ve kendiliğinden olduğunu söyledi. eşcinseldi.

    kendisini "günce"sinde açık ve yalın anlattığı söylenir,* ama ferdydurke'ta içini döker.
    eserleri:
    Bakakaj (Öyküler), Bourgogne Prensesi Yvonne (Komedi), Ferdydurke (Roman), Evlilik (Oyun), Transatlantik (Roman), Pornografi (Roman) ve Günce.
    2 ... caty blake
  2. 2.
    Varşova'da hukuk fakültesini bitirdi. Paris'te ekonomi ve felsefe okudu.
    Kısa süre avukatlık yaptıktan sonra tümüyle edebiyatla ilgilenmeye başladı.
    1939'da Arjantin'e gitti ve Buenos Aieres'e yerleşti.
    Orada eserlerini yazmaya devam etti.
    1963'de Berlin'de bir burs kazanarak Avrupa'ya geldi.
    1964'de Paris yakınlarındaki Venece'e yerleşti. 1969'da burada öldü.
    kaynak: http://www.littera.hacettepe.edu.tr
    ... meister writer
  3. 3.
    "yıllar erir ay olur, aylar gün, günler saat, dakika, saniye, saniyeler de uçup gider. yakalayamazsınız, uçup giderler. neyim ben? bir saniyeler yığını -uçup gitmiş. sonuç: hiç. hiç."

    kosmos
    ... no soporto el rap
  4. 4.
    onu anlatmak için söz bulmak zordur kanımca, bu nedenle kasmadan sadece bir alıntı yapmakla yetineceğim:

    "sevgilime gelince, ilk kez dudaklarını verdi bana; bir parktaydı, bir kahve orkestrasının müziğiyle, funda ve nane kokan bir akşamdı ve durup dururken, ne bir giriş ne bir açıklama, dudaklarını verdi bana. ne zevk! insanı ağlatacak cinsten! bugün anlıyorum ki, yeni cesetler yaratmaktı söz konusu olan ve biz erkekler kıyıma gittiğimize göre, kadınlar da kendilerince işe koyuluyorlardı; ama o dönemde ben henüz ahlaki bir harabe değildim ve bu düşünce aklıma gelmiş olsa da benim için sadece boş bir felsefeydi ve gözlerimden akan yaşları engelleyemiyordu."

    Stephan Czarniecki'nin Anıları isimli öyküsünden...
    ... georgfriedrichwilhelmhegel