bugün
- insan olmaya çeyrek kala tarzı entry girmek10
- traveler of secret moments tarzı enrty girmek8
- pankek yiyen erkek6
- sevilmeyen iş arkadaşıyla başa çıkma yöntemi5
- ilkokulda dayak yemiş efsanevi nesil14
- iskilipli atıf hoca3
- kale3112'deki 3112'nin anlamı nedir sorunsalı4
- cadılar bayramı kutlamayan geri zekalılar13
- çaykur'un türk çayı ibaresini kaldırması13
- yaşıyor musunuz uludağ sözlük7
- ismail kartal20
- ben tevratı da okudum incili de12
- sözlük kürdü54
- traş olmaya üşenmek7
- damat tıraşı4
- herkesin hayatına kimse karışamaz5
- muhteşem yüzyıl kösem3
- ananı mı dinlersin karıyı mı11
- fon krizi kimin üstüne yıkılacak19
- 3 kasım 2026 galatasaray stuttgart maçı8
- 6 yaşındaki kızını satan anne7
- sınavlar bittikten sonra oluşan boşluk hissi6
- kavga edenleri auuuwww diye gaza getirmek5
- şöyle tüysüz bir şeftali olsa da2
- ahmet nazif zorlu3
- arkadaşlar naber ya4
- volkswagen passat9
- cadılar bayramı kutlayan gerizekalı türkler31
- abdullah öcalana'ın yeni konutuna taşınması13
- türkiyeli kahvesi8
- klozette borudan fare gelecek korkusu5
- 20073
- cadılar bayramını kutlayan erkek5
- millette manyak para var13
- escort ile para kavgası4
- şanzıman ustası4
- yahuda işkariyot3
- 30 liraya satılan tavuk döner10
- en tehlikeli insanlar neden en sevilenlerdir3
- kemal sunal'ın en kötü filmi8
- allah5
- eski sevgiliyi cadılar bayramı kutlarken görmek3
- cop315
- bencil ve kendini beğenmiş rezil4
- simit ayran3
- türkler bize sözlük kurmak zorunda5
- charm2
- zenginin çocuğu olaydım yiyip yataydım düşüncesi3
- 007 tarzı entry girmek3
- adana tarım fuarı3
kendisi gizli müslümandır, müslümanlığı anlaşılmasın diye "ham et" isimli eserini hamlet olarak yayınlamıştır.
Gizli müslüman tabi canım yalan söylecek halim yok.
Şeyh pirin ingiliccesi.
muammer Kaddafi'nin , Arap kökenli Şeyh Zübeyr olduğunu iddia ederek ingilizleri kızdırdığı 16. yüzyılda yaşamış oyun yazarı.
Efsaneye göre ismi şeyhini sayıklayan bir mümin kardeşten gelir.
görsel
görsel
seksen yaşındaki delinin birinin zorla müslüman yapmaya çalıştığı yazar.
"En zoru da; insanın kendi kendini teselli etmek zorunda kalmasıdır."
Mezarında parendeler attı kemikleri sızladı adamcağızın.
mezarda ters dönmek denen şey gerçekse muhtemelen bu gece 124 salisede bir takla atmıştır.
öabt sebebiyle kendisinin bile unuttuğu eserlerini ezberldik aq.
othello, iagoya inanma olum ya tam köpek.
othello, iagoya inanma olum ya tam köpek.
kürt oldugu kesinlesmistir. bosuna demedik biz
"beğendiğimiz bedenlere, hayalimizdeki ruhları koyup aşk sanıyoruz"
işte bunca kelek aşk yaşamamızın sebebini bulduğum söz.
işte bunca kelek aşk yaşamamızın sebebini bulduğum söz.
"Butün dünya sahnedir, kadın erkek birer oyuncu..."
Kelimeleri insanüstü kullanabilen oyun yazarı, şair, yönetmen, oyuncudur.
Birçok filme konu olmuş, ilham vermiştir.
Kelimeleri insanüstü kullanabilen oyun yazarı, şair, yönetmen, oyuncudur.
Birçok filme konu olmuş, ilham vermiştir.
hamlet'in, yani romeo ve juliet'in yaratıcısıdır. sonelerinde genelde iki türlü aşkı anlatır; birisi bir adama duyduğu hayranlıkla karışık derin sevgi. diğeri ise bir kadına duyduğu nefretle karışık tutku. şu bir gerçek ki, dünya edebiyatında çok önemli bir yeri vardır. eserlerini, sonelerini okumak büyük zevk verir.
Hasan Ali yücel klasikleri çevirilerini başarılı bulduğum adamın dibi.
66. Sone der susarım.
sevgilim
o sahte boyaların
yüzünü taklit etmesine
izin verme..
o sahte boyaların
yüzünü taklit etmesine
izin verme..
Kaç gündür bu pasajı okuyup duruyorum sürekli,öyle güzel geliyor ki keşke gerçek olsa.Mükemmel bir yazarın kaleminden dökülen mükemmel kelimeler.
ROMEO:
Yarayla alay eder, yaralanmamış olan.
Dur, şu pencereden süzülen ışık da ne?
Evet, orası doğu, Juliet de güneşi!
Yüksel ey güzel güneş, öldür şu kıskanç ayı,
Bak nasıl da sararıp soluvermiş Tanrıça kederden
Sen ondan çok daha güzelsin diye.
Kıskandığı için vazgeç ona bağlılıktan,
Sayrılı ve toydur bakirelik giysisi.
Soytarılar giyer bunları ancak
Sen çıkar bu giysileri, at üzerinden.
Kadınım benim, ah benim sevgilim bu!
Ne olur ah, bilseydi sevgilim olduğunu!
Konuşuyor, ama bir şey de demiyor;
Ne çıkar anlatıyor ya gözleriyle
Karşılık vereceğim ben de!
Amma da yüzsüzüm, konuştuğu ben değilim ki.
Tüm göklerin en güzel yıldızlarından ikisi,
Yalvarıyorlar onun gözlerine işleri olduğundan:
Biz dönünceye dek siz parıldayın, diye.
Gözleri gökte olsaydı, yıldızlar da onun yüzünde;
Utandırırdı yıldızları yanaklarının parlaklığı,
Gün ışığının kandili utandırdığı gibi tıpkı.
Öyle parlak bir ışık çağlayanı olurdu ki gözleri gökte,
Gece bitti sanarak kuşlar cıvıldaşırdı.
Bak, nasıl da dayamış yanağını eline!
Ah, eline giydiği eldiven olaydım da
Dokunaydım yanağına.
JULIET:
Aaah!
ROMEO:
Konuşuyor.
Ey parlak melek, konuş yine!
Sen göz kamaştıran bir parlaklık veriyorsun geceye;
Cennetin kanatlı ulağısın başımın üstünde,
Tıpkı ölümlülerin hayretle açılan gözlerine göründüğün gibi.
Tembel bulutlara binip uçarken o havanın kucağında,
Onu seyreden insanlar gibi hayranlıkla,
Öylece bakıyorum ben sana.
JULIET:
Ah, Romeo, Romeo!
Neden Romeo'sun sen?
inkar et babanı, adını yadsı!
Yapamazsan, yemin et sevdiğine,
Vazgeçeyim Capulet olmaktan ben.
ROMEO:
(Kendi kendine) Daha dinleyeyim mi, yoksa açılayım mı ona?
JULIET:
Benim düşmanım olan adındır yalnızca
Sen sensin, Montague olmasan da.
Hem Montague nedir ki?
Ne eli bir erkeğin,
Ne ayağı ne kolu, ne yüzü ne de başka bir parçası.
N'olur başka bir ad bul kendine.
Adın ne değeri var? Şu gülün adı değişse bile
Kokmaz mı aynı güzellikte?
Romeo'nun da adı Romeo olmasaydı,
Kusursuzluğundan hiç bir şey kaybolmazdı.
Romeo, bırak, at bu adı! Senin parçan olmayan
Bu ada karşılık al bütün varlığımı.
ROMEO:
Alıyorum öyleyse sözünü dinleyerek.
"Sevgilim" de ki, vaftiz olayım yeniden;
Romeo değilim bundan böyle ben.
JULIET:
Kimsin sen? Böyle geceye gizlenerek
Sırrımı öğrenmeye gelen kim?
ROMEO:
Bilmem nasıl söylemeli kim olduğumu
Bir ad kullanarak! Ey güzel ermiş,
Nefret ediyorum adımdan ben de
Sana düşmandır diye.
Ben yazmış olsaydım, şimdi yırtar atardım onu.
JULIET:
Daha yüz söz bile içmedi ağzından kulaklarım,
Ama bu sesi tanıyorum:
Sen Romeo değil misin, Montague'lerden hem de.
ROMEO:
Ne oyum, ne de öbürü güzel ermiş,
Hoşlanmıyorsan eğer.
JULIET:
Nasıl geldin buraya söyle, hem niye?
Bahçenin duvarları yüksek, zor aşılması,
Kim olduğunu düşün bir de,
Mezar olur sana bu yer, bizden görürlerse.
ROMEO:
Aşkın hafif kanatlarıyla aştım bu duvarları,
Durduramaz sevgiyi çünkü taştan sınırlar;
Hem aşkın isteyip de başaramadığı ne var!
Engel olamaz bana bu yüzden akrabalar.
JULIET:
Bir görürlerse, sana kıyarlar.
ROMEO:
Hayır, daha çok tehlike saklıdır senin gözlerinde
Onların yirmi kılıcından! Tatlı bak yeter;
Korur beni onların düşmanlığına karşı.
JULIET:
Dünyada istemem senin burada görülmeni.
ROMEO:
Saklar beni onlardan gecenin pelerini;
Beni bulsunlar ne çıkar, yeter ki sen sev beni:
Geç ölmektense senin sevginden yoksun
Yaşamıma son versin kinleri daha iyi.
JULIET:
Kim yardım etti sana, burayı bulman için?
ROMEO:
Aşk yardım etti, aramamı fısıldayarak;
O bana akıl verdi, ona göz oldum ben de.
Denizci değilim, ama uzak denizlerde yıkanan
Uçsuz bucaksız kıyılar kadar uzak olsan da sen
Sana ulaşmak için açılırdım denizlere.
JULIET:
Biliyorum, gecenin maskesi var yüzümde,
Olmasaydı eğer, duyduğun için demin söylediklerimi
Nasıl kızardığını görürdün yanaklarımın.
Çok isterdim ah bir güzel uyup göreneklere
Demin söylediklerimin tümünü inkar etmeyi!
Ama uğurlar olsun görgü kurallarına.
Seviyor musun beni? "Evet" diyeceksin, biliyorum,
Sözüne güveneceğim ben de; ama yemin edeyim deme,
Belki de tutamazsın; Zeus alay edermiş, derler
Sözünü tutamayan aşıklarla.
Romeo, beni seviyorsan, söyle bana açıkça.
Kolayca elde edilmiş sanıyorsan beni eğer,
Çatayım kaşlarımı, naz yapıp "hayır" diyeyim sana,
Ta ki sen kapanasın ayaklarıma.
Yoksa dünyada yapmam öyle bir şey.
Doğrusunu istersen güzel Montgue,
Çılgınca seviyorum seni; belki de bu yüzden
Hoppaca buluyorsundur benim hareketlerimi;
Ama inan sevgilim, daha bağlı olacağım sana
Daha kurnaz olup da çekingen duranlardan.
itiraf edeyim ki, daha çekingen davranmalıydım,
Ama farkına varmadan ben, seni sevdiğimi,
Ağzımdan işitmişsin. N'olur bağışla beni,
Hafifliğe yorma sakın
Karanlık gecenin açığa vurduğu çaresizliğimi.
ROMEO:
Sevgilim, şu meyve ağaçlarının tepelerini gümüşleyen
Kutsal ay üzerine yemin ederim ki...
JULIET:
Yemin etme kararsız ay üstüne sakın;
Yörüngesinde her gece yön değiştiren ay gibi,
Değişken olur sonra senin de aşkın.
ROMEO:
Ne üstüne yemin edeyim?
JULIET:
Hiç yemin etme; ama ille de edeceksen,
O tanrı bilip tapındığım
Sevimli varlığın üstüne et yeminini.
ROMEO:
Eğer yüreğimdeki sevgi...
JULIET:
Dur, yemin etme yine.
Senin varlığın bana sevinç veriyorsa da,
Sevinç duyamıyorum bu geceki anlaşmadan;
Pek acele, birden oldu, düşünüp taşınmadan;
Daha "çaktı" diyemeden çakıp ta kaybolan
Yıldırıma benziyor. Tatlım, iyi geceler!
Bu sevgi tomurcuğu, öbür görüşmemizde,
Yazın olgunlaştıran soluğuyla dönüşebilir güzel bir çiçeğe.
iyi geceler! iyi geceler! Yüreğimdeki dinginlik ve huzur
Dolsun senin gönlüne de!
ROMEO:
Ah, sana doymadan mı bırakacaksın beni böyle?
JULIET:
Nasıl bir doygunluk bekliyorsun ki bu gece?
ROMEO:
Aşkının katışıksız yeminini benimkine karşılık.
JULIET:
Onu sana verdim bile, sen daha istemeden,
Olsa da keşke bir kez daha versem.
ROMEO:
Geri mi alacaksın yine? Peki, neden sevgilim?
JULIET:
içtenlikle geri vermek için sana.
Elimde olan bir şeyi istiyorum hem,
Cömertliğim uçsuz bucaksız denizler gibi,
Denizler gibi derin sana olan sevgim.
Sana ne kadar verirsem, o kadar çoğalıyor bende kalan,
Sonsuz çünkü ikisi de.
Seslendiler içerden, hoşçakal, canım sevgilim!
Geliyorum dadıcığım! Unutma beni, tatlı Montague!
Biraz bekle, şimdi gelirim.
ROMEO:
Ey kutsanmış mutlu gece! Korkuyorum gecedir diye,
Bütün bu inanılmayacak tatlı şeylerin bir düş olmasından
JULIET:
iki kelimecik daha, sevgili Romeo,
Sonra da gerçekten iyi geceler sana!
Saygıdeğerse aşkının eğilimi,
Amacın evlenmekse, bildir göndereceğim adamla,
Nerede, saat kaçta yapmak istiyorsan töreni;
O zaman tüm varlığımı sana adar,
Ardın sıra gelirim ta ölünceye kadar.
Ama kötüyse niyetin sana yalvarırım...
Vazgeç bundan, başbaşa bırak beni kederimle.
Yarın birini yollarım.
ROMEO:
Ancak seninle yaşar ruhum.
JULIET:
Binlerce kez iyi geceler sana!
ROMEO:
Binlerce kez beter olsun gece, senin ışığın yoksa.
Öğrenciler nasıl ayrılırlarsa ders kitaplarından
Öyle koşar seven sevdiğine giderken;
Okula nasıl canı sıkkın giderse öğrenciler,
Öyle ayrılır seven sevdiğinden.
ROMEO:
Yarayla alay eder, yaralanmamış olan.
Dur, şu pencereden süzülen ışık da ne?
Evet, orası doğu, Juliet de güneşi!
Yüksel ey güzel güneş, öldür şu kıskanç ayı,
Bak nasıl da sararıp soluvermiş Tanrıça kederden
Sen ondan çok daha güzelsin diye.
Kıskandığı için vazgeç ona bağlılıktan,
Sayrılı ve toydur bakirelik giysisi.
Soytarılar giyer bunları ancak
Sen çıkar bu giysileri, at üzerinden.
Kadınım benim, ah benim sevgilim bu!
Ne olur ah, bilseydi sevgilim olduğunu!
Konuşuyor, ama bir şey de demiyor;
Ne çıkar anlatıyor ya gözleriyle
Karşılık vereceğim ben de!
Amma da yüzsüzüm, konuştuğu ben değilim ki.
Tüm göklerin en güzel yıldızlarından ikisi,
Yalvarıyorlar onun gözlerine işleri olduğundan:
Biz dönünceye dek siz parıldayın, diye.
Gözleri gökte olsaydı, yıldızlar da onun yüzünde;
Utandırırdı yıldızları yanaklarının parlaklığı,
Gün ışığının kandili utandırdığı gibi tıpkı.
Öyle parlak bir ışık çağlayanı olurdu ki gözleri gökte,
Gece bitti sanarak kuşlar cıvıldaşırdı.
Bak, nasıl da dayamış yanağını eline!
Ah, eline giydiği eldiven olaydım da
Dokunaydım yanağına.
JULIET:
Aaah!
ROMEO:
Konuşuyor.
Ey parlak melek, konuş yine!
Sen göz kamaştıran bir parlaklık veriyorsun geceye;
Cennetin kanatlı ulağısın başımın üstünde,
Tıpkı ölümlülerin hayretle açılan gözlerine göründüğün gibi.
Tembel bulutlara binip uçarken o havanın kucağında,
Onu seyreden insanlar gibi hayranlıkla,
Öylece bakıyorum ben sana.
JULIET:
Ah, Romeo, Romeo!
Neden Romeo'sun sen?
inkar et babanı, adını yadsı!
Yapamazsan, yemin et sevdiğine,
Vazgeçeyim Capulet olmaktan ben.
ROMEO:
(Kendi kendine) Daha dinleyeyim mi, yoksa açılayım mı ona?
JULIET:
Benim düşmanım olan adındır yalnızca
Sen sensin, Montague olmasan da.
Hem Montague nedir ki?
Ne eli bir erkeğin,
Ne ayağı ne kolu, ne yüzü ne de başka bir parçası.
N'olur başka bir ad bul kendine.
Adın ne değeri var? Şu gülün adı değişse bile
Kokmaz mı aynı güzellikte?
Romeo'nun da adı Romeo olmasaydı,
Kusursuzluğundan hiç bir şey kaybolmazdı.
Romeo, bırak, at bu adı! Senin parçan olmayan
Bu ada karşılık al bütün varlığımı.
ROMEO:
Alıyorum öyleyse sözünü dinleyerek.
"Sevgilim" de ki, vaftiz olayım yeniden;
Romeo değilim bundan böyle ben.
JULIET:
Kimsin sen? Böyle geceye gizlenerek
Sırrımı öğrenmeye gelen kim?
ROMEO:
Bilmem nasıl söylemeli kim olduğumu
Bir ad kullanarak! Ey güzel ermiş,
Nefret ediyorum adımdan ben de
Sana düşmandır diye.
Ben yazmış olsaydım, şimdi yırtar atardım onu.
JULIET:
Daha yüz söz bile içmedi ağzından kulaklarım,
Ama bu sesi tanıyorum:
Sen Romeo değil misin, Montague'lerden hem de.
ROMEO:
Ne oyum, ne de öbürü güzel ermiş,
Hoşlanmıyorsan eğer.
JULIET:
Nasıl geldin buraya söyle, hem niye?
Bahçenin duvarları yüksek, zor aşılması,
Kim olduğunu düşün bir de,
Mezar olur sana bu yer, bizden görürlerse.
ROMEO:
Aşkın hafif kanatlarıyla aştım bu duvarları,
Durduramaz sevgiyi çünkü taştan sınırlar;
Hem aşkın isteyip de başaramadığı ne var!
Engel olamaz bana bu yüzden akrabalar.
JULIET:
Bir görürlerse, sana kıyarlar.
ROMEO:
Hayır, daha çok tehlike saklıdır senin gözlerinde
Onların yirmi kılıcından! Tatlı bak yeter;
Korur beni onların düşmanlığına karşı.
JULIET:
Dünyada istemem senin burada görülmeni.
ROMEO:
Saklar beni onlardan gecenin pelerini;
Beni bulsunlar ne çıkar, yeter ki sen sev beni:
Geç ölmektense senin sevginden yoksun
Yaşamıma son versin kinleri daha iyi.
JULIET:
Kim yardım etti sana, burayı bulman için?
ROMEO:
Aşk yardım etti, aramamı fısıldayarak;
O bana akıl verdi, ona göz oldum ben de.
Denizci değilim, ama uzak denizlerde yıkanan
Uçsuz bucaksız kıyılar kadar uzak olsan da sen
Sana ulaşmak için açılırdım denizlere.
JULIET:
Biliyorum, gecenin maskesi var yüzümde,
Olmasaydı eğer, duyduğun için demin söylediklerimi
Nasıl kızardığını görürdün yanaklarımın.
Çok isterdim ah bir güzel uyup göreneklere
Demin söylediklerimin tümünü inkar etmeyi!
Ama uğurlar olsun görgü kurallarına.
Seviyor musun beni? "Evet" diyeceksin, biliyorum,
Sözüne güveneceğim ben de; ama yemin edeyim deme,
Belki de tutamazsın; Zeus alay edermiş, derler
Sözünü tutamayan aşıklarla.
Romeo, beni seviyorsan, söyle bana açıkça.
Kolayca elde edilmiş sanıyorsan beni eğer,
Çatayım kaşlarımı, naz yapıp "hayır" diyeyim sana,
Ta ki sen kapanasın ayaklarıma.
Yoksa dünyada yapmam öyle bir şey.
Doğrusunu istersen güzel Montgue,
Çılgınca seviyorum seni; belki de bu yüzden
Hoppaca buluyorsundur benim hareketlerimi;
Ama inan sevgilim, daha bağlı olacağım sana
Daha kurnaz olup da çekingen duranlardan.
itiraf edeyim ki, daha çekingen davranmalıydım,
Ama farkına varmadan ben, seni sevdiğimi,
Ağzımdan işitmişsin. N'olur bağışla beni,
Hafifliğe yorma sakın
Karanlık gecenin açığa vurduğu çaresizliğimi.
ROMEO:
Sevgilim, şu meyve ağaçlarının tepelerini gümüşleyen
Kutsal ay üzerine yemin ederim ki...
JULIET:
Yemin etme kararsız ay üstüne sakın;
Yörüngesinde her gece yön değiştiren ay gibi,
Değişken olur sonra senin de aşkın.
ROMEO:
Ne üstüne yemin edeyim?
JULIET:
Hiç yemin etme; ama ille de edeceksen,
O tanrı bilip tapındığım
Sevimli varlığın üstüne et yeminini.
ROMEO:
Eğer yüreğimdeki sevgi...
JULIET:
Dur, yemin etme yine.
Senin varlığın bana sevinç veriyorsa da,
Sevinç duyamıyorum bu geceki anlaşmadan;
Pek acele, birden oldu, düşünüp taşınmadan;
Daha "çaktı" diyemeden çakıp ta kaybolan
Yıldırıma benziyor. Tatlım, iyi geceler!
Bu sevgi tomurcuğu, öbür görüşmemizde,
Yazın olgunlaştıran soluğuyla dönüşebilir güzel bir çiçeğe.
iyi geceler! iyi geceler! Yüreğimdeki dinginlik ve huzur
Dolsun senin gönlüne de!
ROMEO:
Ah, sana doymadan mı bırakacaksın beni böyle?
JULIET:
Nasıl bir doygunluk bekliyorsun ki bu gece?
ROMEO:
Aşkının katışıksız yeminini benimkine karşılık.
JULIET:
Onu sana verdim bile, sen daha istemeden,
Olsa da keşke bir kez daha versem.
ROMEO:
Geri mi alacaksın yine? Peki, neden sevgilim?
JULIET:
içtenlikle geri vermek için sana.
Elimde olan bir şeyi istiyorum hem,
Cömertliğim uçsuz bucaksız denizler gibi,
Denizler gibi derin sana olan sevgim.
Sana ne kadar verirsem, o kadar çoğalıyor bende kalan,
Sonsuz çünkü ikisi de.
Seslendiler içerden, hoşçakal, canım sevgilim!
Geliyorum dadıcığım! Unutma beni, tatlı Montague!
Biraz bekle, şimdi gelirim.
ROMEO:
Ey kutsanmış mutlu gece! Korkuyorum gecedir diye,
Bütün bu inanılmayacak tatlı şeylerin bir düş olmasından
JULIET:
iki kelimecik daha, sevgili Romeo,
Sonra da gerçekten iyi geceler sana!
Saygıdeğerse aşkının eğilimi,
Amacın evlenmekse, bildir göndereceğim adamla,
Nerede, saat kaçta yapmak istiyorsan töreni;
O zaman tüm varlığımı sana adar,
Ardın sıra gelirim ta ölünceye kadar.
Ama kötüyse niyetin sana yalvarırım...
Vazgeç bundan, başbaşa bırak beni kederimle.
Yarın birini yollarım.
ROMEO:
Ancak seninle yaşar ruhum.
JULIET:
Binlerce kez iyi geceler sana!
ROMEO:
Binlerce kez beter olsun gece, senin ışığın yoksa.
Öğrenciler nasıl ayrılırlarsa ders kitaplarından
Öyle koşar seven sevdiğine giderken;
Okula nasıl canı sıkkın giderse öğrenciler,
Öyle ayrılır seven sevdiğinden.
görsel
Ölmek ya da ölmemek.. iste tüm mesele bu.
Ölmek ya da ölmemek.. iste tüm mesele bu.
yarayla alay eder yaralanmamış olan
bak nasıl da sararıp soluvermiş tanrıça kederlerden
sen çok daha parlaksın çünkü
sen tüm göklerdeki yıldızların ilki
sen aydınlatırsın geceyi.
(bkz: sen aydınlatırsın geceyi)
bak nasıl da sararıp soluvermiş tanrıça kederlerden
sen çok daha parlaksın çünkü
sen tüm göklerdeki yıldızların ilki
sen aydınlatırsın geceyi.
(bkz: sen aydınlatırsın geceyi)
şöyle buyurmuş edebiyat tanrısı;
“inanıyorum söylediğini candan söylediğine,
ama bugünkü karar yarın bozulur çok kez.
Hafızanın kulu olmaz kararımız,
çabuk doğduğu için büyümeden ölür,
nasıl ki ham meyve dalında durur da,
oldu mu kendiliğinden düşüverir yere.
Kendi kendimize verdiğimiz sözü tutmak,
en çabuk unuttuğumuz şeydir ne yapsak.
Tutku bitti mi, istem de biter gider,
ateşli sevinçler de kederler de yeminleri yakarlar kendileriyle birlikte.
Sevincin en coştuğu yerde dert en çok yerinir,
bir dokunmada dert sevince döner, sevinç dertlenir.
Madem bu dünya bile yok olacak bir gün sevginin bitmesine insan neden üzülsün?
Sevgi mi kaderi kovalar, kader mi sevgiyi?
Daha kimseler çözmedi bu bilmeceyi.
Düşen büyük adamı en sevdiği unutur,
yükselen züğürde düşmanları dost olur.
Sevgi talihin peşindedir diyecek insan bunca dost görünce büyüklere kul kurban!
Başı darda olan dayanak aramayagörsün,
sözde dost düşman kesilir bütün.
Ama ilk düşünceme döneyim yine isteklerimiz öyle çatışır ki kaderimizle bütün kurduklarımız yıkılır gider,
düşünceler bizim, olaylar bizim değiller.
Sen yine bir daha evlenmeyeceğine inan, inancın değişir kocan öldüğü zaman.”
“inanıyorum söylediğini candan söylediğine,
ama bugünkü karar yarın bozulur çok kez.
Hafızanın kulu olmaz kararımız,
çabuk doğduğu için büyümeden ölür,
nasıl ki ham meyve dalında durur da,
oldu mu kendiliğinden düşüverir yere.
Kendi kendimize verdiğimiz sözü tutmak,
en çabuk unuttuğumuz şeydir ne yapsak.
Tutku bitti mi, istem de biter gider,
ateşli sevinçler de kederler de yeminleri yakarlar kendileriyle birlikte.
Sevincin en coştuğu yerde dert en çok yerinir,
bir dokunmada dert sevince döner, sevinç dertlenir.
Madem bu dünya bile yok olacak bir gün sevginin bitmesine insan neden üzülsün?
Sevgi mi kaderi kovalar, kader mi sevgiyi?
Daha kimseler çözmedi bu bilmeceyi.
Düşen büyük adamı en sevdiği unutur,
yükselen züğürde düşmanları dost olur.
Sevgi talihin peşindedir diyecek insan bunca dost görünce büyüklere kul kurban!
Başı darda olan dayanak aramayagörsün,
sözde dost düşman kesilir bütün.
Ama ilk düşünceme döneyim yine isteklerimiz öyle çatışır ki kaderimizle bütün kurduklarımız yıkılır gider,
düşünceler bizim, olaylar bizim değiller.
Sen yine bir daha evlenmeyeceğine inan, inancın değişir kocan öldüğü zaman.”
"insanlar yalnızca kendilerinin hissetmediği acıları çekenleri teselli edebilirler." demiş.
o kadar haklı ki. bir arkadaşım var, acı ile yoğruluyor günleri. aynısını çok yakın zamanda yaşamış bulunduğum için sadece anlıyorum ama teselli edemiyorum. kilitleniyorum. hiçbir şey diyemiyorum ve kendimi çok suçlu hissediyorum. bisküvimin kreması benim.
o kadar haklı ki. bir arkadaşım var, acı ile yoğruluyor günleri. aynısını çok yakın zamanda yaşamış bulunduğum için sadece anlıyorum ama teselli edemiyorum. kilitleniyorum. hiçbir şey diyemiyorum ve kendimi çok suçlu hissediyorum. bisküvimin kreması benim.
"uyku dinlensin gözlerinde,
huzur ise göğsünde...
hem uyku olsam hem huzur,
yatsam uyusam dizlerinde."
romeo&juliet
huzur ise göğsünde...
hem uyku olsam hem huzur,
yatsam uyusam dizlerinde."
romeo&juliet
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar