bugün
- dizi sektöründeki maliyet krizi13
- ülkücü erkek ermeni kız aşkı10
- 90lar türkçe pop5
- bir kadın olarak dünyaya fırlatılmak4
- gençler sakın büyümeyin3
- centilmen dizisi3
- düzenli beyaz ekmek yemek gerizekalı yapıyor5
- xiaomi iphone samsung huawei oppo vivo realme3
- askerde özlenen şeyler9
- 8 kasım 2026 çorum fk fenerbahçe maçı2
- izmir de poposundan bıçaklanan trans birey7
- bu koyden olsam ne olacak2
- rüyada ilkokul derslerini alttan almak6
- yörük kızı dizisi2
- hiç bana sordun mu2
- 8 kasım 2026 rizespor erzurumspor maçı2
- 5 kasım 2026 uludağ sözlük ara yüzünün değişmesi18
- kan şekerini aşırı yükselten yiyecekler6
- hatay usülü soslu döner2
- türk dizilerinin en büyük sorunu3
- okan buruk5
- fare var deyince ay ben korkarım diyen erkek4
- 30 kasım 2026 beşiktaş galatasaray maçı4
- kız bulmak için scout ekibi kurmak2
- atları bağlayın geceyi burada geçiriyoruz21
- rüyada hala askerde olduğunu görmek5
- allah5
- yazarların işlediği günahlar15
- mekke anlaşması'nın tbmm den geçmesi8
- kuantum fiziğine sahip kadın5
- basketbol maçlarında molalarda reklama gidilmesi2
- çok güzel bir kızın sizi kesmesi4
- kocasının fotosunu paylaşan kadın yazar5
- uludede3
- hayat bilgisi ürperi3
- terhis oluyorum sözlük25
- burun karıştırmak5
- ceren ayruk2
- flört uygulamalarında eşleşme algoritması2
- azerbaycan2
- otomobilin üstünde uyuyakalan adam4
- bir önceki entryi devam ettir4
- çay var içersen antidepresan da var yersen4
- çay koydum sen anlat diyen psikolog4
- gammaz mesaisi3
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı14
- amedspor27
- eski sevgilisini unutamayan biriyle çıkmak6
- abdullah öcalan2
- fatma betül olayından çıkarılacak beş ders5
Evet madem biz 'geçmişe dönük' yazılar yazıyoruz, bugün de öyle yapalım. 'ileriye yönelik' bir tavrımız yok, çünkü önümüzü göremiyoruz açıkçası; gelin gene eskilere gidelim.
inadına Almanya’ya, Weimar Cumhuriyeti dönemine... 1919-1933... Ben gündelik politikadan anlamam abi, aklım ermez. 'Entel' olduğum için aşağılık televizyon yarışmalarını da gecekondu dizilerini de seyretmiyorum, futbol geyiğini de kart geyiklere bırakıyorum. 'Tarihten sayfalar' ayağına yatıyorum.
Vallahi benim okumam iyidir de, yazmam biraz zayıftır. Elim pek kalem tutmaz, buna karşılık çok güzel zurna çalarım.
Bugünkü bestenin, pardon, yazının anafikri şudur: Türkiye'deki 'liberal' arkadaşların durumu, bana Weimar Anayasası'nı hazırlayan Alman hukukçularını hatırlatıyor.
Şimdi bunu bir de cümle içinde kullanayım.
Birinci büyük savaşta uğradığı ağır yenilgi üzerine Almanya çok kötü karışmıştı, halk açtı... Hemen her şehirde ayaklanmalar çıkıyor, paranın değeri hızla düşüyordu...
('Bize ne?' deme hoşaf, rahmetli deden onlarla omuz omuza dövüşürken şehit düşmüştü, bu da mı yeterince ilginç değil?)
Berlin’in güneyinde, 'Goethe'nin kenti' olarak tanınan Weimar'da yeni bir anayasa yapmak, yeni bir devlet kurmak üzere toplandılar. Birinci cumhuriyet...
(Meşhur 'Büyük Göte' var ya, işte o yavrum.)
Anayasa taslağını hazırlayanlar arasında Dr. Hugo Preuss, Dr. Eduard David gibi önde gelen hukukçular vardı.
Bu anayasa, her tür partinin mecliste temsil edilmesine olanak sağlıyor, hükümet kurmayı iyice zorlaştırıyor, sürekli koalisyonlara yol açıyordu. Bu sistem seçmeni o kadar bezdirdi ki, 1929 krizinin ekonomi üzerindeki yıkıcı etkileri de eklenince, sonunda, on dört yıl sonra, Nazi partisi ve onun lideri Adolf Hitler oyları sildi süpürdü ve iktidara geldi.
(Herhangi bir Avrupa Birliği ülkesinin gazetesinde makale diye bunları yazan adam müdüründen fırça yer; çünkü ilkokul bilgisidir. Bizde neredeyse her yazıya 'başlangıçta dünya ateşten bir toptu' diye başlamak gerekiyor.)
Çok kişi Hitler'in darbe yaptığını falan sanır; oysa serbest seçimde, oy çokluğuyla, tamamen legal yollardan gelmiştir iktidara. Alman seçmeninin özgür tercihidir.
Alman hukukçuları apışıp kaldılar. Doğurdukları sistem onları yemişti. Kimisi boyun eğdi, kimisi kaçtı tabii.
Peki bunun bizim liberallerle ilgisi ne?
Demokrasi de onları yiyecek. Bürokrasiye karşı çıkmak için destekledikleri şeriatçılar, dönüp önce onlara vuracaklar.
Herşey kitabına uygun cereyan ediyorsa kimi kime şikayet edeceksin? Halkoyuna karşı çıkamazlar, halk kimi seçerse ona biat etmek zorundalar. Kimisinin samimi olarak değişti sandığı, kimisinin onları tutan patronuna köpeklik etmek için 'herhalde değişmişlerdir canım' umuduyla baktığı oluşum, demokrat falan değil. Davranışlarıyla, olmadığını kanıtladı. Şu dokunulmazlıklar meselesine bakın, yeter.
Üstelik, devleti yavaş yavaş, sarsmadan, vakvakları ürkütmeden ele geçirme planının dışında, hemen hiçbir konuda hiçbir politikası da tavrı da yok. Yalpalıyor da yalpalıyor. Ama temelde bir tek amacı var ve onu iyi biliyor.
iyice yerleşince, Kemalistler'in çanına ot tıkadıkları gibi, liberallere de kafayı çekip islamcılık taslama rahatlığını tanımayacaklardır. Bırakmayacaklardır artık öyle ateist islamcı gibi tuhaflıklar. Arkadaşlar bunun altından acaba nasıl kalkacaklar?
Tıpkı, Kıbrıs ve güneydoğu sorunlarında takındıkları tavrın, onları sonunda ‘dörtte bire inmiş bir Türkiye’nin’ ağır sorumluluğuyla başbaşa bırakacağı gibi...
Onlara sahip çıkacak ağzı burnu düzgün bir burjuvazi de yok, nereye sığınacaklar?
Bakın, Aydın Doğan Beyefendi Hazretleri bile fecaatin farkına varmaya başladı: Dışbank karanlığı, POAŞ borcu, iş Bankası takıntıları, Aria fiyaskosu, benzin istasyonlarına pompa vergisi falan derken, Cem Uzan'ı yokedebilmek amacıyla çanak tuttuğum adamlar çok güçleniyorlar, ya ileride keser döner sap döner, gün gelir hesap dönerse, ya besleyip büyüttüğüm canavar dönüp beni de ham yaparsa’ endişesine düştü...
Öyle olsun da biz de gülelim.
engin ardıc
inadına Almanya’ya, Weimar Cumhuriyeti dönemine... 1919-1933... Ben gündelik politikadan anlamam abi, aklım ermez. 'Entel' olduğum için aşağılık televizyon yarışmalarını da gecekondu dizilerini de seyretmiyorum, futbol geyiğini de kart geyiklere bırakıyorum. 'Tarihten sayfalar' ayağına yatıyorum.
Vallahi benim okumam iyidir de, yazmam biraz zayıftır. Elim pek kalem tutmaz, buna karşılık çok güzel zurna çalarım.
Bugünkü bestenin, pardon, yazının anafikri şudur: Türkiye'deki 'liberal' arkadaşların durumu, bana Weimar Anayasası'nı hazırlayan Alman hukukçularını hatırlatıyor.
Şimdi bunu bir de cümle içinde kullanayım.
Birinci büyük savaşta uğradığı ağır yenilgi üzerine Almanya çok kötü karışmıştı, halk açtı... Hemen her şehirde ayaklanmalar çıkıyor, paranın değeri hızla düşüyordu...
('Bize ne?' deme hoşaf, rahmetli deden onlarla omuz omuza dövüşürken şehit düşmüştü, bu da mı yeterince ilginç değil?)
Berlin’in güneyinde, 'Goethe'nin kenti' olarak tanınan Weimar'da yeni bir anayasa yapmak, yeni bir devlet kurmak üzere toplandılar. Birinci cumhuriyet...
(Meşhur 'Büyük Göte' var ya, işte o yavrum.)
Anayasa taslağını hazırlayanlar arasında Dr. Hugo Preuss, Dr. Eduard David gibi önde gelen hukukçular vardı.
Bu anayasa, her tür partinin mecliste temsil edilmesine olanak sağlıyor, hükümet kurmayı iyice zorlaştırıyor, sürekli koalisyonlara yol açıyordu. Bu sistem seçmeni o kadar bezdirdi ki, 1929 krizinin ekonomi üzerindeki yıkıcı etkileri de eklenince, sonunda, on dört yıl sonra, Nazi partisi ve onun lideri Adolf Hitler oyları sildi süpürdü ve iktidara geldi.
(Herhangi bir Avrupa Birliği ülkesinin gazetesinde makale diye bunları yazan adam müdüründen fırça yer; çünkü ilkokul bilgisidir. Bizde neredeyse her yazıya 'başlangıçta dünya ateşten bir toptu' diye başlamak gerekiyor.)
Çok kişi Hitler'in darbe yaptığını falan sanır; oysa serbest seçimde, oy çokluğuyla, tamamen legal yollardan gelmiştir iktidara. Alman seçmeninin özgür tercihidir.
Alman hukukçuları apışıp kaldılar. Doğurdukları sistem onları yemişti. Kimisi boyun eğdi, kimisi kaçtı tabii.
Peki bunun bizim liberallerle ilgisi ne?
Demokrasi de onları yiyecek. Bürokrasiye karşı çıkmak için destekledikleri şeriatçılar, dönüp önce onlara vuracaklar.
Herşey kitabına uygun cereyan ediyorsa kimi kime şikayet edeceksin? Halkoyuna karşı çıkamazlar, halk kimi seçerse ona biat etmek zorundalar. Kimisinin samimi olarak değişti sandığı, kimisinin onları tutan patronuna köpeklik etmek için 'herhalde değişmişlerdir canım' umuduyla baktığı oluşum, demokrat falan değil. Davranışlarıyla, olmadığını kanıtladı. Şu dokunulmazlıklar meselesine bakın, yeter.
Üstelik, devleti yavaş yavaş, sarsmadan, vakvakları ürkütmeden ele geçirme planının dışında, hemen hiçbir konuda hiçbir politikası da tavrı da yok. Yalpalıyor da yalpalıyor. Ama temelde bir tek amacı var ve onu iyi biliyor.
iyice yerleşince, Kemalistler'in çanına ot tıkadıkları gibi, liberallere de kafayı çekip islamcılık taslama rahatlığını tanımayacaklardır. Bırakmayacaklardır artık öyle ateist islamcı gibi tuhaflıklar. Arkadaşlar bunun altından acaba nasıl kalkacaklar?
Tıpkı, Kıbrıs ve güneydoğu sorunlarında takındıkları tavrın, onları sonunda ‘dörtte bire inmiş bir Türkiye’nin’ ağır sorumluluğuyla başbaşa bırakacağı gibi...
Onlara sahip çıkacak ağzı burnu düzgün bir burjuvazi de yok, nereye sığınacaklar?
Bakın, Aydın Doğan Beyefendi Hazretleri bile fecaatin farkına varmaya başladı: Dışbank karanlığı, POAŞ borcu, iş Bankası takıntıları, Aria fiyaskosu, benzin istasyonlarına pompa vergisi falan derken, Cem Uzan'ı yokedebilmek amacıyla çanak tuttuğum adamlar çok güçleniyorlar, ya ileride keser döner sap döner, gün gelir hesap dönerse, ya besleyip büyüttüğüm canavar dönüp beni de ham yaparsa’ endişesine düştü...
Öyle olsun da biz de gülelim.
engin ardıc
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com