bugün
- 26 ağustos 2026 olympique lyon fenerbahçe maçı32
- hiç bitmeyecekmiş gibi gelen şeyler11
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle7
- bir sözlük kızıyla şapır şupur öpüşmek13
- kapadokya20
- ne okudunuz5
- geleceğe bir not bırak4
- günlük dua zikir tesbih ve ibadetler3
- sözlüğe fotoğraf atmak6
- üstteki yazar gözünde nasıl canlanıyor2
- tamircisi ölünce satılan araba2
- türk vatandaşı olmak istemeyni vatandaşlktan atmak2
- sözlüğün en iyi profilleri2
- sözlüğe veda edecek yazarların son konuşmaları6
- islam barış dinidir43
- boş yapasınız gelince ne yapıyorsunuz14
- cingan kasa transit4
- yeni partili sözlük yazarları26
- balık3
- friedrich hegel la bi cay icek12
- duştayken gelen varoluşsal sancılar3
- mason greenwood6
- güç ellerinde olsa halkın içinden geçecek kitle5
- sarapci koala51
- görgüsüzlük belirtileri2
- öbür sözlükte yazmanın ayıp karşılanması3
- karıma seve seve köle olurum3
- sözlüğün açık ara en sevilmeyen yazarı seçilmek18
- escort kadınla kondomsuz ilişkiye girmek2
- 20273
- denizatı2
- türbanlıların beni hiç sevmemesi2
- arkadaşlar çok acil bi baksanıza10
- marcus aurelius3
- akp bitince troller nolacak4
- rafael leao3
- fenerbahçe10
- gemi2
- iyilik vs dürüstlük5
- recep tayyip erdoğan25
- nerede çoluk çocuk var hep uludağ sözlük te olması3
- zeki insanların sevilmemesi5
- akchpliler3
- sabahlara kadar cips kolayla bilgisayarda oturmak5
- karısına köle olmak isteyen erkek4
- gülhane'deki hijyen iddiaları2
- bik bik bırakırsa ben de giderim3
- bizimkiler4
- hayırlı bir iş için yarasa yakalamak3
- filenin sultanları ndan almanya zaferi2
Evet madem biz 'geçmişe dönük' yazılar yazıyoruz, bugün de öyle yapalım. 'ileriye yönelik' bir tavrımız yok, çünkü önümüzü göremiyoruz açıkçası; gelin gene eskilere gidelim.
inadına Almanya’ya, Weimar Cumhuriyeti dönemine... 1919-1933... Ben gündelik politikadan anlamam abi, aklım ermez. 'Entel' olduğum için aşağılık televizyon yarışmalarını da gecekondu dizilerini de seyretmiyorum, futbol geyiğini de kart geyiklere bırakıyorum. 'Tarihten sayfalar' ayağına yatıyorum.
Vallahi benim okumam iyidir de, yazmam biraz zayıftır. Elim pek kalem tutmaz, buna karşılık çok güzel zurna çalarım.
Bugünkü bestenin, pardon, yazının anafikri şudur: Türkiye'deki 'liberal' arkadaşların durumu, bana Weimar Anayasası'nı hazırlayan Alman hukukçularını hatırlatıyor.
Şimdi bunu bir de cümle içinde kullanayım.
Birinci büyük savaşta uğradığı ağır yenilgi üzerine Almanya çok kötü karışmıştı, halk açtı... Hemen her şehirde ayaklanmalar çıkıyor, paranın değeri hızla düşüyordu...
('Bize ne?' deme hoşaf, rahmetli deden onlarla omuz omuza dövüşürken şehit düşmüştü, bu da mı yeterince ilginç değil?)
Berlin’in güneyinde, 'Goethe'nin kenti' olarak tanınan Weimar'da yeni bir anayasa yapmak, yeni bir devlet kurmak üzere toplandılar. Birinci cumhuriyet...
(Meşhur 'Büyük Göte' var ya, işte o yavrum.)
Anayasa taslağını hazırlayanlar arasında Dr. Hugo Preuss, Dr. Eduard David gibi önde gelen hukukçular vardı.
Bu anayasa, her tür partinin mecliste temsil edilmesine olanak sağlıyor, hükümet kurmayı iyice zorlaştırıyor, sürekli koalisyonlara yol açıyordu. Bu sistem seçmeni o kadar bezdirdi ki, 1929 krizinin ekonomi üzerindeki yıkıcı etkileri de eklenince, sonunda, on dört yıl sonra, Nazi partisi ve onun lideri Adolf Hitler oyları sildi süpürdü ve iktidara geldi.
(Herhangi bir Avrupa Birliği ülkesinin gazetesinde makale diye bunları yazan adam müdüründen fırça yer; çünkü ilkokul bilgisidir. Bizde neredeyse her yazıya 'başlangıçta dünya ateşten bir toptu' diye başlamak gerekiyor.)
Çok kişi Hitler'in darbe yaptığını falan sanır; oysa serbest seçimde, oy çokluğuyla, tamamen legal yollardan gelmiştir iktidara. Alman seçmeninin özgür tercihidir.
Alman hukukçuları apışıp kaldılar. Doğurdukları sistem onları yemişti. Kimisi boyun eğdi, kimisi kaçtı tabii.
Peki bunun bizim liberallerle ilgisi ne?
Demokrasi de onları yiyecek. Bürokrasiye karşı çıkmak için destekledikleri şeriatçılar, dönüp önce onlara vuracaklar.
Herşey kitabına uygun cereyan ediyorsa kimi kime şikayet edeceksin? Halkoyuna karşı çıkamazlar, halk kimi seçerse ona biat etmek zorundalar. Kimisinin samimi olarak değişti sandığı, kimisinin onları tutan patronuna köpeklik etmek için 'herhalde değişmişlerdir canım' umuduyla baktığı oluşum, demokrat falan değil. Davranışlarıyla, olmadığını kanıtladı. Şu dokunulmazlıklar meselesine bakın, yeter.
Üstelik, devleti yavaş yavaş, sarsmadan, vakvakları ürkütmeden ele geçirme planının dışında, hemen hiçbir konuda hiçbir politikası da tavrı da yok. Yalpalıyor da yalpalıyor. Ama temelde bir tek amacı var ve onu iyi biliyor.
iyice yerleşince, Kemalistler'in çanına ot tıkadıkları gibi, liberallere de kafayı çekip islamcılık taslama rahatlığını tanımayacaklardır. Bırakmayacaklardır artık öyle ateist islamcı gibi tuhaflıklar. Arkadaşlar bunun altından acaba nasıl kalkacaklar?
Tıpkı, Kıbrıs ve güneydoğu sorunlarında takındıkları tavrın, onları sonunda ‘dörtte bire inmiş bir Türkiye’nin’ ağır sorumluluğuyla başbaşa bırakacağı gibi...
Onlara sahip çıkacak ağzı burnu düzgün bir burjuvazi de yok, nereye sığınacaklar?
Bakın, Aydın Doğan Beyefendi Hazretleri bile fecaatin farkına varmaya başladı: Dışbank karanlığı, POAŞ borcu, iş Bankası takıntıları, Aria fiyaskosu, benzin istasyonlarına pompa vergisi falan derken, Cem Uzan'ı yokedebilmek amacıyla çanak tuttuğum adamlar çok güçleniyorlar, ya ileride keser döner sap döner, gün gelir hesap dönerse, ya besleyip büyüttüğüm canavar dönüp beni de ham yaparsa’ endişesine düştü...
Öyle olsun da biz de gülelim.
engin ardıc
inadına Almanya’ya, Weimar Cumhuriyeti dönemine... 1919-1933... Ben gündelik politikadan anlamam abi, aklım ermez. 'Entel' olduğum için aşağılık televizyon yarışmalarını da gecekondu dizilerini de seyretmiyorum, futbol geyiğini de kart geyiklere bırakıyorum. 'Tarihten sayfalar' ayağına yatıyorum.
Vallahi benim okumam iyidir de, yazmam biraz zayıftır. Elim pek kalem tutmaz, buna karşılık çok güzel zurna çalarım.
Bugünkü bestenin, pardon, yazının anafikri şudur: Türkiye'deki 'liberal' arkadaşların durumu, bana Weimar Anayasası'nı hazırlayan Alman hukukçularını hatırlatıyor.
Şimdi bunu bir de cümle içinde kullanayım.
Birinci büyük savaşta uğradığı ağır yenilgi üzerine Almanya çok kötü karışmıştı, halk açtı... Hemen her şehirde ayaklanmalar çıkıyor, paranın değeri hızla düşüyordu...
('Bize ne?' deme hoşaf, rahmetli deden onlarla omuz omuza dövüşürken şehit düşmüştü, bu da mı yeterince ilginç değil?)
Berlin’in güneyinde, 'Goethe'nin kenti' olarak tanınan Weimar'da yeni bir anayasa yapmak, yeni bir devlet kurmak üzere toplandılar. Birinci cumhuriyet...
(Meşhur 'Büyük Göte' var ya, işte o yavrum.)
Anayasa taslağını hazırlayanlar arasında Dr. Hugo Preuss, Dr. Eduard David gibi önde gelen hukukçular vardı.
Bu anayasa, her tür partinin mecliste temsil edilmesine olanak sağlıyor, hükümet kurmayı iyice zorlaştırıyor, sürekli koalisyonlara yol açıyordu. Bu sistem seçmeni o kadar bezdirdi ki, 1929 krizinin ekonomi üzerindeki yıkıcı etkileri de eklenince, sonunda, on dört yıl sonra, Nazi partisi ve onun lideri Adolf Hitler oyları sildi süpürdü ve iktidara geldi.
(Herhangi bir Avrupa Birliği ülkesinin gazetesinde makale diye bunları yazan adam müdüründen fırça yer; çünkü ilkokul bilgisidir. Bizde neredeyse her yazıya 'başlangıçta dünya ateşten bir toptu' diye başlamak gerekiyor.)
Çok kişi Hitler'in darbe yaptığını falan sanır; oysa serbest seçimde, oy çokluğuyla, tamamen legal yollardan gelmiştir iktidara. Alman seçmeninin özgür tercihidir.
Alman hukukçuları apışıp kaldılar. Doğurdukları sistem onları yemişti. Kimisi boyun eğdi, kimisi kaçtı tabii.
Peki bunun bizim liberallerle ilgisi ne?
Demokrasi de onları yiyecek. Bürokrasiye karşı çıkmak için destekledikleri şeriatçılar, dönüp önce onlara vuracaklar.
Herşey kitabına uygun cereyan ediyorsa kimi kime şikayet edeceksin? Halkoyuna karşı çıkamazlar, halk kimi seçerse ona biat etmek zorundalar. Kimisinin samimi olarak değişti sandığı, kimisinin onları tutan patronuna köpeklik etmek için 'herhalde değişmişlerdir canım' umuduyla baktığı oluşum, demokrat falan değil. Davranışlarıyla, olmadığını kanıtladı. Şu dokunulmazlıklar meselesine bakın, yeter.
Üstelik, devleti yavaş yavaş, sarsmadan, vakvakları ürkütmeden ele geçirme planının dışında, hemen hiçbir konuda hiçbir politikası da tavrı da yok. Yalpalıyor da yalpalıyor. Ama temelde bir tek amacı var ve onu iyi biliyor.
iyice yerleşince, Kemalistler'in çanına ot tıkadıkları gibi, liberallere de kafayı çekip islamcılık taslama rahatlığını tanımayacaklardır. Bırakmayacaklardır artık öyle ateist islamcı gibi tuhaflıklar. Arkadaşlar bunun altından acaba nasıl kalkacaklar?
Tıpkı, Kıbrıs ve güneydoğu sorunlarında takındıkları tavrın, onları sonunda ‘dörtte bire inmiş bir Türkiye’nin’ ağır sorumluluğuyla başbaşa bırakacağı gibi...
Onlara sahip çıkacak ağzı burnu düzgün bir burjuvazi de yok, nereye sığınacaklar?
Bakın, Aydın Doğan Beyefendi Hazretleri bile fecaatin farkına varmaya başladı: Dışbank karanlığı, POAŞ borcu, iş Bankası takıntıları, Aria fiyaskosu, benzin istasyonlarına pompa vergisi falan derken, Cem Uzan'ı yokedebilmek amacıyla çanak tuttuğum adamlar çok güçleniyorlar, ya ileride keser döner sap döner, gün gelir hesap dönerse, ya besleyip büyüttüğüm canavar dönüp beni de ham yaparsa’ endişesine düştü...
Öyle olsun da biz de gülelim.
engin ardıc
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar