bugün
- atları bağlayın geceyi burada geçiriyoruz17
- günlük tutmak5
- psikologun aman buna da ağlama zırlak demesi6
- yazarların fotoğrafları10
- soğuk gecelerde yatağı ısıtma sorunu13
- amedspor31
- yemek yaparak sözlükten koca düşürmek16
- yazarların işlediği günahlar6
- gecenin şarkısı6
- erbabı yaparken yorgan titremezmiş4
- rahibin bu günahları çıkaramam demesi5
- eski sevgilisini unutamayan biriyle çıkmak3
- durduk yere tribe girmek5
- korkudan patır patır altına yapmak5
- arkadaşlar uyuyalım mı artık6
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı21
- aleksey batrakov29
- sevgiliyle saatlerce telefonda konuşmak9
- kadın tır şoförleri6
- kendini odada unutmak4
- yakışıklı güvenlik4
- çoban salatasını çobanlar mı yaptı5
- psikoloğun incinmişsin demesi3
- katatespizartmasinın mutfağına konuk olmak16
- zaman makinesi planı3
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim34
- kar soğuğu6
- şimdi ne yapsam acaba7
- bu ne hal yahu9
- cumartesi gecesi6
- profdrekremculfa3
- atalarınızdan duyulan şamanik bilgiler9
- sezar salatasını sezar mı yaptı4
- bir sözlük yazarıyla şömine başında şarap içmek6
- kanal 7 gelin dizisi5
- xiaomi 17 pro max4
- bebek yağı bebekten mi olur sorunsalı4
- yarma şeftali7
- fatma betül sayan kaya milletin nene hatunu dur15
- akşama ne yemek yapsam10
- paşaa dut olum2
- bik bik'in mutfağına konuk olmak18
- hasta yakınları2
- van da tır ile minibüs çarpışması 9 ölü4
- 19 yaşındaki oğlum üvey annesiyle kaçtı10
- sözlüğün en çok oylayan yazarı5
- çoban salatasını ilk kim yaptı sorunsalı3
- manken gibi kadınla evlenmek5
- isa'nın doğumundan bilmem kaç yıl sonra2
- kim milyoner olmak ister5
2007 yılında avustralya'nın sidney şehrinde birçok gruptan arkadaşın bir araya gelmesiyle kurulan enstrümantal bir post-rock grubudur kendileri.
2 mart 2013'te vokalleri chris torpy'nin intihar etmesi üzerine derinden etkilenen grup, yeni bir vokalist aramak yerine kelimeleri tamamen hayatlarından çıkarıp enstrümantal müziğe geçme kararı alır. insanın sevdiği birini kaybetmesi herkesin hayatında yaşadığı bir andır. üstesinden gelebilmek için yeterince zaman alan bir yas dönemi gerekir. bu grupta giden kardeşlerinin mirasını yaşatmak ve kendilerini yeniden keşfetmek için 2015 yılında "departure songs" albümü gibi bir şaheser ortaya çıkarırlar.
sözlerin kifayetsiz kaldığı yerde gitarlar ağlar, davul kalbinizin ritmini değiştirir, saatlerce duvara bakıp hayatı sorgularsınız. acıyı notalardan okursunuz; en derininizden hisseder, sessiz çığlıkları duyarsınız. bu güçlü ve duygusal albüm, tarih boyunca insanlığın ilerlemesi ve başkalarının iyiliği için kendini feda eden insanlardan ilham almış. trajik olaylarda hayatları sona eren gerçek insanlara adanmış olup, tek bir kelime bile söylenmeden 4 olayın hikayesini anlatıyor. başarılarına, başarısızlıklarına ve kayıplarına bir övgü niteliğindeki bu yıkıcı ama güzel melodide umut ışıkları da bulunuyor.
albümün açılış parçası -ki benim favorimdir-"a gallant gentleman", robert falcon scott'un güney kutbu'na ulaşmaya çalışan keşif ekibindeki kaptan lawrence oates'e odaklanır. ekip hedefine ulaştığında başka bir grubun oraya daha önce vardığını görür ve geri dönmek zorunda kalır. oates, şiddetli donma ve kangren nedeniyle ekibe yük olduğunu fark eder ve arkadaşlarının hayatta kalma şansını artırmak için ekip arkadaşlarına "i am just going outside and may be some time" (sadece dışarı çıkıp geleceğim, biraz uzun sürebilir) deyip fırtınalı havada çadırdan dışarı çıkarak intihara yürür. şarkı sakin bir piyano ve gitarlarla başlar; yolculuğun ağırlığını yansıtan bir koro eşliğinde sesler yükselir. bu yükselmeye rağmen gitar sesinin daha da baskınlaşması, fırtınanın şiddetinde uçuşan karlar gibidir. oates karlar arasında kaybolurken müzik de yavaşça sönerek biter.
ikinci şarkı "bogatyri", üç cesur şövalyenin hikayesini anlatan bir ukrayna folklorudur. çernobil nükleer felaketi sırasında, nükleer reaktörün altındaki radyoaktif su vanalarının başka bir patlama olmasın diye açılması gerekmektedir. bunun için gönüllü olan, canlarını feda eden ve "intihar timi" olarak bilinen valeri bezpalov, alexei ananenko ve boris baranov'u anlatır. bu üç adam, tüm avrupa'yı yok edebilecek ikinci bir patlamayı önlemek için karanlık ve ölümcül suya dalar. müzik ise ısrarcı bir bas hattıyla, doğu avrupa esintili gitarlarla klostrofobik, karanlık ve yaklaşan kıyameti hissettiren sert bir tempoda ilerler.
üçüncü şarkı, avustralyalı derin deniz dalgıcı david john shaw'un trajedisini konu alır. shaw, 10 yıl önce aynı yerde hayatını kaybeden deon dreyer'ı yaptığı bir dalışta görür ve ailesine cesedini çıkaracağına dair söz verir. 270 metre derinlikteki bir mağaradan cesedi çıkarmaya çalışırken yaşanan trajediyi konu alır. shaw bedene ulaşır ancak yukarı çıkarırken mağarada sıkışarak hayatını kaybeder. birkaç gün sonra david sözünü tutmuştur ama ikisi de ölmüştür. david'in en yakın arkadaşı don shirley onu kurtarmaya çalışırken ölümden kıl payı kurtulmuştur. şarkının başında david shaw'un gerçek youtube videosundaki ses kayıtları duyulur. sesler biter ve gitarlar devreye girer; ardından davullar ve çellolarla şarkı daha da karanlıklaşır. david'le birlikte siz de dibe batarsınız. şarkı bir noktada durgunlaşır; bunlar shaw'un cesedi bulup kurtarmaya başladığı ana denk geliyor olabilir. ancak sonrasında yükselen bir ses patlaması gelir. bu durum, shaw'un cesedi kurtarmaya çalışırken nefesinin kesilmesi, yaşadığı o anki panik ve kendini kaybetmesi gibidir. patlama bittikten ve gitarlar ilk dakikalarına geri dönmeye başladıktan sonra arka planda sakinleşen piyano sesiyle shaw'un nefes alışı da azalır; kendi hayatını feda ederek görevini yerine getirmiştir.
detaylı yazıma bakabilirsiniz:
(bkz: dave shaw/#48115544)
albümde yer alan son hikaye "challenger part 1" belki de en bilinenidir. amerikan uzay programının en büyük trajedilerinden biri olarak geçer. 1986'da yapılan hatalar sebebiyle meydana gelen ve 7 kişinin (6 astronot ve öğretmen christa mcauliffe) hayatını kaybettiği challenger felaketi üzerinedir. uzay mekiğinin havada parçalanmasıyla öğrencilerin yüzen düşleri kalabalığın çığlıklarına dönüşür. başta çalan gitar melodisi, william s. burroughs'un "rüyalar üzerine" adlı eserinden bir ses klibiyle başlar ve gitar daha da agresifleşir. bas ve davullar kulağınıza kazınır; birkaç dakika boyunca melankolik bir solo gelir ve derinleşir. gitar adeta ağlar, ruhunuza işler. geriye kalabalığın tepkileri, konuşma sesleri, ağlamalar ve çocuk sesleri gelir. son olarak "they were here and now they're gone" (buradaydılar ama şimdi gittiler) sözlerini duyarız.
albümün son parçasıysa ("challenger part 2") bu 4 yıkıcı parçanın ardından aydınlığı hissettirir; daha bir umut dolu, son bir ağıt gibidir. soft başlayan şarkı sonlara doğru davulla öyle bir gelir ki son isyanı, bastırılmış sesleri duyarsınız. ardından ronald reagan'ın challenger felaketinden sonra ulusa seslenişindeki konuşması gelir ve son sözler olarak "yeryüzünün hırçın bağlarından sıyrıldılar ve tanrı'nın yüzüne dokunmak için gökyüzüne uzandılar" sözleriyle noktalanır.
hayatın karanlığının yanında aydınlığı da gösteren umut dolu bir parçadır.
yapılan fedakarlıklar boşuna değildir; insan olmamızın bir parçasıdır ve bizi daha ileriye taşıyacak, bizi biz yapan değerlerimizdir.
her şarkının insanda derinden bir iz bırakan bu albümde her hikaye, hayat dediğimiz garip gerçeklikte onun varlığına delil niteliğinde. albüm, sessizliğiyle adeta bizimle konuşuyor; kaos ve huzuru beraber getirerek insana kendini sorgulama fırsatı sunuyor ve hissettirdikleriyle bambaşka duygulara yol açıyor.
buraya kadar okuduysanız umarım size de geçmiş ve bir şeyler hissettirebilmiştir efenim. albümün linkini bırakıp kaçıyorum.
https://open.spotify.com/...&utm_source=copy-link
yakında a single flower albümünü de değerlendireceğim.
2 mart 2013'te vokalleri chris torpy'nin intihar etmesi üzerine derinden etkilenen grup, yeni bir vokalist aramak yerine kelimeleri tamamen hayatlarından çıkarıp enstrümantal müziğe geçme kararı alır. insanın sevdiği birini kaybetmesi herkesin hayatında yaşadığı bir andır. üstesinden gelebilmek için yeterince zaman alan bir yas dönemi gerekir. bu grupta giden kardeşlerinin mirasını yaşatmak ve kendilerini yeniden keşfetmek için 2015 yılında "departure songs" albümü gibi bir şaheser ortaya çıkarırlar.
sözlerin kifayetsiz kaldığı yerde gitarlar ağlar, davul kalbinizin ritmini değiştirir, saatlerce duvara bakıp hayatı sorgularsınız. acıyı notalardan okursunuz; en derininizden hisseder, sessiz çığlıkları duyarsınız. bu güçlü ve duygusal albüm, tarih boyunca insanlığın ilerlemesi ve başkalarının iyiliği için kendini feda eden insanlardan ilham almış. trajik olaylarda hayatları sona eren gerçek insanlara adanmış olup, tek bir kelime bile söylenmeden 4 olayın hikayesini anlatıyor. başarılarına, başarısızlıklarına ve kayıplarına bir övgü niteliğindeki bu yıkıcı ama güzel melodide umut ışıkları da bulunuyor.
albümün açılış parçası -ki benim favorimdir-"a gallant gentleman", robert falcon scott'un güney kutbu'na ulaşmaya çalışan keşif ekibindeki kaptan lawrence oates'e odaklanır. ekip hedefine ulaştığında başka bir grubun oraya daha önce vardığını görür ve geri dönmek zorunda kalır. oates, şiddetli donma ve kangren nedeniyle ekibe yük olduğunu fark eder ve arkadaşlarının hayatta kalma şansını artırmak için ekip arkadaşlarına "i am just going outside and may be some time" (sadece dışarı çıkıp geleceğim, biraz uzun sürebilir) deyip fırtınalı havada çadırdan dışarı çıkarak intihara yürür. şarkı sakin bir piyano ve gitarlarla başlar; yolculuğun ağırlığını yansıtan bir koro eşliğinde sesler yükselir. bu yükselmeye rağmen gitar sesinin daha da baskınlaşması, fırtınanın şiddetinde uçuşan karlar gibidir. oates karlar arasında kaybolurken müzik de yavaşça sönerek biter.
ikinci şarkı "bogatyri", üç cesur şövalyenin hikayesini anlatan bir ukrayna folklorudur. çernobil nükleer felaketi sırasında, nükleer reaktörün altındaki radyoaktif su vanalarının başka bir patlama olmasın diye açılması gerekmektedir. bunun için gönüllü olan, canlarını feda eden ve "intihar timi" olarak bilinen valeri bezpalov, alexei ananenko ve boris baranov'u anlatır. bu üç adam, tüm avrupa'yı yok edebilecek ikinci bir patlamayı önlemek için karanlık ve ölümcül suya dalar. müzik ise ısrarcı bir bas hattıyla, doğu avrupa esintili gitarlarla klostrofobik, karanlık ve yaklaşan kıyameti hissettiren sert bir tempoda ilerler.
üçüncü şarkı, avustralyalı derin deniz dalgıcı david john shaw'un trajedisini konu alır. shaw, 10 yıl önce aynı yerde hayatını kaybeden deon dreyer'ı yaptığı bir dalışta görür ve ailesine cesedini çıkaracağına dair söz verir. 270 metre derinlikteki bir mağaradan cesedi çıkarmaya çalışırken yaşanan trajediyi konu alır. shaw bedene ulaşır ancak yukarı çıkarırken mağarada sıkışarak hayatını kaybeder. birkaç gün sonra david sözünü tutmuştur ama ikisi de ölmüştür. david'in en yakın arkadaşı don shirley onu kurtarmaya çalışırken ölümden kıl payı kurtulmuştur. şarkının başında david shaw'un gerçek youtube videosundaki ses kayıtları duyulur. sesler biter ve gitarlar devreye girer; ardından davullar ve çellolarla şarkı daha da karanlıklaşır. david'le birlikte siz de dibe batarsınız. şarkı bir noktada durgunlaşır; bunlar shaw'un cesedi bulup kurtarmaya başladığı ana denk geliyor olabilir. ancak sonrasında yükselen bir ses patlaması gelir. bu durum, shaw'un cesedi kurtarmaya çalışırken nefesinin kesilmesi, yaşadığı o anki panik ve kendini kaybetmesi gibidir. patlama bittikten ve gitarlar ilk dakikalarına geri dönmeye başladıktan sonra arka planda sakinleşen piyano sesiyle shaw'un nefes alışı da azalır; kendi hayatını feda ederek görevini yerine getirmiştir.
detaylı yazıma bakabilirsiniz:
(bkz: dave shaw/#48115544)
albümde yer alan son hikaye "challenger part 1" belki de en bilinenidir. amerikan uzay programının en büyük trajedilerinden biri olarak geçer. 1986'da yapılan hatalar sebebiyle meydana gelen ve 7 kişinin (6 astronot ve öğretmen christa mcauliffe) hayatını kaybettiği challenger felaketi üzerinedir. uzay mekiğinin havada parçalanmasıyla öğrencilerin yüzen düşleri kalabalığın çığlıklarına dönüşür. başta çalan gitar melodisi, william s. burroughs'un "rüyalar üzerine" adlı eserinden bir ses klibiyle başlar ve gitar daha da agresifleşir. bas ve davullar kulağınıza kazınır; birkaç dakika boyunca melankolik bir solo gelir ve derinleşir. gitar adeta ağlar, ruhunuza işler. geriye kalabalığın tepkileri, konuşma sesleri, ağlamalar ve çocuk sesleri gelir. son olarak "they were here and now they're gone" (buradaydılar ama şimdi gittiler) sözlerini duyarız.
albümün son parçasıysa ("challenger part 2") bu 4 yıkıcı parçanın ardından aydınlığı hissettirir; daha bir umut dolu, son bir ağıt gibidir. soft başlayan şarkı sonlara doğru davulla öyle bir gelir ki son isyanı, bastırılmış sesleri duyarsınız. ardından ronald reagan'ın challenger felaketinden sonra ulusa seslenişindeki konuşması gelir ve son sözler olarak "yeryüzünün hırçın bağlarından sıyrıldılar ve tanrı'nın yüzüne dokunmak için gökyüzüne uzandılar" sözleriyle noktalanır.
hayatın karanlığının yanında aydınlığı da gösteren umut dolu bir parçadır.
yapılan fedakarlıklar boşuna değildir; insan olmamızın bir parçasıdır ve bizi daha ileriye taşıyacak, bizi biz yapan değerlerimizdir.
her şarkının insanda derinden bir iz bırakan bu albümde her hikaye, hayat dediğimiz garip gerçeklikte onun varlığına delil niteliğinde. albüm, sessizliğiyle adeta bizimle konuşuyor; kaos ve huzuru beraber getirerek insana kendini sorgulama fırsatı sunuyor ve hissettirdikleriyle bambaşka duygulara yol açıyor.
buraya kadar okuduysanız umarım size de geçmiş ve bir şeyler hissettirebilmiştir efenim. albümün linkini bırakıp kaçıyorum.
https://open.spotify.com/...&utm_source=copy-link
yakında a single flower albümünü de değerlendireceğim.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com