bugün
- sözlüğün en şık erkeği11
- üstteki yazar hakkındaki varsayımlarınız9
- queen ravenna adlı yazarın cerrah olması8
- sözlükte kim kimle sevgili21
- nervio43
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı36
- arkadaşlar bi bakar mısınız8
- yakıştırdığım çiftler serisi 115
- yağmurda ıslanan ayakkabı5
- kafe açma fikri3
- 10 kasım 20264
- sabah akşam nervio yu konuşan sözlük9
- balık yemeye yunanistan'a giden sözlük yazarı5
- arkadaşlar sizce ben ruh hastası mıyım6
- 14 şubat 2027 sözlük kızları istanbul zirvesi2
- ibrahim çocuğunu keserken gökten brokoli inmesi3
- bütün gün giyilmiş sıcacık kadın botu kokusu9
- kadınların yaptığı en büyük hata6
- 0 0 7'nin elini öpmek4
- karıya şiddet7
- malatya2
- tır şoförleri2
- düşünceleri gerçeğe dönüştürmek2
- insan sevmemek7
- çamlıyayla2
- kocam amcamın karısını kaçırdı2
- türkçüler ve çinliler kavgası2
- acıbadem taksim hastanesi3
- herkes kendi işini kurarsa kimse işsiz kalmaz15
- evlenmek6
- fenerbahçe liverpool maçı saat 20 45 te trt 1 de3
- entel görünme adına yatakta kitap okuyan zübük4
- devlet bahçeli7
- dedenize sahip çıkar mısınız9
- ismet gürbüz4
- muslettin amca14
- fon vurguncularının fetva alması9
- anın görüntüsü31
- sözlük klasikleri12
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı11
- 7 kasım 20262
- allah neler yaratmis3
- ısparta havalimanı5
- teoman müziği bıraktı8
- yağmurlu bir güne uyanmak9
- reha muhtar2
- erkekler neden teşhirci giyinmez9
- tatlıses çiğköfte vs battalbey çiğköfte2
- bir sözlük kızına heimlich manevrası yapmak4
- kadir mısıroğlu nu takip eden mallar11
Birim zamanda meydana getirilen fayda.
o dönem üretiminden elde edilen çıktıların kullanılan girdilerle olan ilişkisidir.aynı zamanda verimlilik bir performans ölçütüdür.ama tek başına kullanılması yanlış sonuçlar verebilir.
verimlilik tembelliğin inceltilmiş haline denir!
işyerindeki verimliliği arttırmak için:
http://www.videospark.com/flv_player_w_controls/
http://www.videospark.com/flv_player_w_controls/
Uzun bir zaman öncesine dayanmıyor aslında. Tamam; tanrı Henry Ford'u, o seri imalatı; rahatsız Japon imparatorluğu da tam zamanında üretim sistemlerini yarattı. Ancak tüm dünyada şu on beş yirmi yıl öncesine kadar verimlilik sözcüğü literatürde bir kaç paragraf işgal etme rolünden kurtulamamıştı. Verimlilik bildiğiniz üzere sisteme verdiğiniz çıktının girdiye oranıdır.
Sistem şöyle bir şey :
______
girdi > |proses| > çıktı
| |______| |
| |
---geri besleme--|
Verimlilik insanı eşek gibi çalıştırma katsayısıdır. Çeşitli yöntemlerle üretim sistemini geliştirdiğiniz, bir kaç işçiyi kapı önüne koyduğunuz ve türlü teknolojik dalavereyle aynı sistemden daha fazla ürün aldığınız.
Fakat her neyse, yeni kapitalizm bir jargon yaratıyor kendisine. Yeni diyorum, aslında sürekli kendisini revize ettiğinden bu kelime pek karşılamıyor onu. Kapitalizm V.20 falan desem daha doğru olur belki. Bildiğimiz bir şeydir, rekabet ortamında maliyetleriyle başa çıkamayan büyük şirketler yatırımlarını emeğin daha ucuz olduğu ülkelere kaydırırlar. ironik bir şekilde bu teknoloji yoğun üretimden emek yoğun üretime gitmektir aslında. Batıda yapamadıkları, deneyemedikleri her türlü insan işletim sistemini burada deneyebilirler. insan maliyetinin sabit kalmak bir yana sürekli arttığı sistemde değişkenleri "denetleyebilmek" için (ki o değişken iki ayaklıdır) doğuya kayarlar. Çok zekidir bu haspalar, dünyada en iyi eğitimi almış, gözü açık tabir edilen kişilerle kontrol ederler uzaktaki yatırımlarını.
insan işletim sistemi nedir peki. Binbir türlü uyarıcının insanı aptallaştırdığı, insanların kendilerini en zeki saydığı yerlerde itinayla fiili livataya uğratıldığı bir çağda yaşıyoruz. insan faktörünü verimli hale getirmek o kadar kolay ki. Buna mesela "toplam" kalite sistemi derler. Toplam orada işletmenin bütün elemanlarını kapsadığı anlamına gelir. Orospu çocuklarının cebinden çıkan paraya göz kulak olmak da diyebilirsiniz buna. Şirket birilerine para kazandırdığımız, sömürüldüğümüz bir yerden otonom bir örgüte dönüşüvermiştir birden! Yeni çağın yöneticilik anlayışı insan temelli beyler, duyduk duymadık demeyin. En alt kademeden tutun da şirket müdürüne kadar herkes aynı yemekhanede yemek yer, herkes -ceo hariç- belirli bir kıdem sistemine dahildir. Bütün çalışanların öneride bulunma, toplantı talep etme, hatta nasıl daha iyi sömürülebileceklerini belirleme hakkı vardır. Hatta rahatsız Japon sistemlerinden bahsetmişik, sistemin daha fazla çıktı üretmesi, daha fazla kar etmesi bütün çalışanların omuzlarına yüklüdür artık. Eskiden her şey o kadar basitmiş ki, gıpta ediyorum. Ludizmi saygıyla anıyorum. işçilerin negatif bilincini gördükçe, çok değil 100 yıl önce sınıfdaşlarının parçaladığı makineyi şimdi üretken bakım adı altında gözü gibi baktığını, sendikanın üretim sisteminde "üretken" bir etken olarak tanımladığını, ağıl misali bölündükleri departmanlar arasında kanlı bıçaklı rekabet ettiklerini, aslında aynı pozisyonun daha görsel bir versiyonunda debelendiklerini düşündükçe yeni kapitalizmin manipülasyon gücüne şaşırmamak elde değil.
Dünyadaki hiçbir diktatörlük insanları kullanmakta kapitalizm kadar başarılı olamamış öyle görünüyor ki.
Her neyse, ne diyordum ben. Galiba uzmanlaşmayla ilgili bir yerlere gelmeye çalışıyordum. Sosyalist düşünürler uzmanlaşmayla gelen bireyin tek yönlü gelişimine karşı çıkmıyorlar mıydı. Bugün aksine her türlü bireysel gelişme teşvik ediliyor. Dil öğrenmek, sosyal aktivitelere katılmak, dünyayı dolaşmak, yeni bir eğitim almak. Asla yaşlanmayan ve yeni numaralar öğrenmekten bıkmayan bir it şu kapitalizm. Hayatımızın ırzına geçmeye razı ediyor bizi, zevk alıp almamak size kalmış.
Not: Elitist aritokratik terminatör, milleti eşek yapıp sonra da sucuk olur bunlardan demeye getiriyor yuh !
Sistem şöyle bir şey :
______
girdi > |proses| > çıktı
| |______| |
| |
---geri besleme--|
Verimlilik insanı eşek gibi çalıştırma katsayısıdır. Çeşitli yöntemlerle üretim sistemini geliştirdiğiniz, bir kaç işçiyi kapı önüne koyduğunuz ve türlü teknolojik dalavereyle aynı sistemden daha fazla ürün aldığınız.
Fakat her neyse, yeni kapitalizm bir jargon yaratıyor kendisine. Yeni diyorum, aslında sürekli kendisini revize ettiğinden bu kelime pek karşılamıyor onu. Kapitalizm V.20 falan desem daha doğru olur belki. Bildiğimiz bir şeydir, rekabet ortamında maliyetleriyle başa çıkamayan büyük şirketler yatırımlarını emeğin daha ucuz olduğu ülkelere kaydırırlar. ironik bir şekilde bu teknoloji yoğun üretimden emek yoğun üretime gitmektir aslında. Batıda yapamadıkları, deneyemedikleri her türlü insan işletim sistemini burada deneyebilirler. insan maliyetinin sabit kalmak bir yana sürekli arttığı sistemde değişkenleri "denetleyebilmek" için (ki o değişken iki ayaklıdır) doğuya kayarlar. Çok zekidir bu haspalar, dünyada en iyi eğitimi almış, gözü açık tabir edilen kişilerle kontrol ederler uzaktaki yatırımlarını.
insan işletim sistemi nedir peki. Binbir türlü uyarıcının insanı aptallaştırdığı, insanların kendilerini en zeki saydığı yerlerde itinayla fiili livataya uğratıldığı bir çağda yaşıyoruz. insan faktörünü verimli hale getirmek o kadar kolay ki. Buna mesela "toplam" kalite sistemi derler. Toplam orada işletmenin bütün elemanlarını kapsadığı anlamına gelir. Orospu çocuklarının cebinden çıkan paraya göz kulak olmak da diyebilirsiniz buna. Şirket birilerine para kazandırdığımız, sömürüldüğümüz bir yerden otonom bir örgüte dönüşüvermiştir birden! Yeni çağın yöneticilik anlayışı insan temelli beyler, duyduk duymadık demeyin. En alt kademeden tutun da şirket müdürüne kadar herkes aynı yemekhanede yemek yer, herkes -ceo hariç- belirli bir kıdem sistemine dahildir. Bütün çalışanların öneride bulunma, toplantı talep etme, hatta nasıl daha iyi sömürülebileceklerini belirleme hakkı vardır. Hatta rahatsız Japon sistemlerinden bahsetmişik, sistemin daha fazla çıktı üretmesi, daha fazla kar etmesi bütün çalışanların omuzlarına yüklüdür artık. Eskiden her şey o kadar basitmiş ki, gıpta ediyorum. Ludizmi saygıyla anıyorum. işçilerin negatif bilincini gördükçe, çok değil 100 yıl önce sınıfdaşlarının parçaladığı makineyi şimdi üretken bakım adı altında gözü gibi baktığını, sendikanın üretim sisteminde "üretken" bir etken olarak tanımladığını, ağıl misali bölündükleri departmanlar arasında kanlı bıçaklı rekabet ettiklerini, aslında aynı pozisyonun daha görsel bir versiyonunda debelendiklerini düşündükçe yeni kapitalizmin manipülasyon gücüne şaşırmamak elde değil.
Dünyadaki hiçbir diktatörlük insanları kullanmakta kapitalizm kadar başarılı olamamış öyle görünüyor ki.
Her neyse, ne diyordum ben. Galiba uzmanlaşmayla ilgili bir yerlere gelmeye çalışıyordum. Sosyalist düşünürler uzmanlaşmayla gelen bireyin tek yönlü gelişimine karşı çıkmıyorlar mıydı. Bugün aksine her türlü bireysel gelişme teşvik ediliyor. Dil öğrenmek, sosyal aktivitelere katılmak, dünyayı dolaşmak, yeni bir eğitim almak. Asla yaşlanmayan ve yeni numaralar öğrenmekten bıkmayan bir it şu kapitalizm. Hayatımızın ırzına geçmeye razı ediyor bizi, zevk alıp almamak size kalmış.
Not: Elitist aritokratik terminatör, milleti eşek yapıp sonra da sucuk olur bunlardan demeye getiriyor yuh !
(bkz: rantabilite) Bir firma veya bir plasman konusunun, yatırılmış sermayeye gelir sağlayabilme olanağı. Belirli bir süre içinde kullanılan sermaye ile aynı süre içinde elde edilen net kâr arasındaki oran.
Yapılan işten sağlanan faydadır. Her işte verimlilik üst seviyede olmayabilir. Kişinin ve ürünlerin birbiriyle doğru zamanda buluşması ile üretilme süreci verimliliği ortaya koyar.
Kapitalizmin yeniden yarattığı bir kavram. Az kaynak kullanımıyla en fazla çıktıya ulaşabilmektir.
sikik plazalarda ortaya çıktığını düşündüğüm sikik kelime. Verimli'nin isim hali verim zaten, verimlilik ne aq.
zamanını her ne pahasına olursa olsun korumakla başlar.
maalesef madenlerimizden sağlayamadığımız şeydir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar