bugün
- sözlük kızlarının kekleri23
- güzel olduğunuzu nasıl anlarsınız6
- dantelli sütyen takan erkek12
- uludağ sözlük ün bugları4
- sözlükte ki gay başlıkları5
- kürdistan6
- gülerken ısınarak terleyip pasta kokan kız7
- ak partililerin apoya villa yaptırması34
- erkek erkeğe buluşmaya giderken parfüm sıkan erkek5
- sen dost ararsan koş mevlana ya5
- kekini yerim senin diyen erkek3
- zengin göbekli vs kaslı fakir adam3
- türk açılımı5
- nil karaibrahimgil dinleyen erkek5
- erkekle kadının arkadaş olması5
- neme lazım diyen erkek6
- sütyen kelimesindeki süt3
- dindarların çoğunun fakir olması7
- yesene beni diyen kız9
- peynir helvası2
- sözlük yazarlarının ödediği kira bedeli2
- betray me masklavi frank lucas kerhaneci yagmurcu4
- kitap kurdu erkeklerin hiç osurmaması3
- filenin sultanları'nın siklenmemesi4
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı8
- müstehcenlik soruşturmaları4
- klip çekmesinler diye boş fabrikaya köpek bağlamak3
- mazotun yarım litresi 50 tl28
- yıkadığın perdeleri takmak istiyorum2
- kız sesi duymak için müşteri hizmetlerini aramak8
- topkapı sarayı2
- bir lahmacuncunun yapabileceği en kırıcı hareket3
- renault toros4
- ölümden korkuyor musunuz17
- 19 eylül 20263
- mehdi'nin türkiye'yi en ileri götüreceği gerçeği2
- meyhanede masayı yumruklayıp hancı hancı demek9
- kıyıcı yazarlar2
- masada aniden ayağa kalkıp şiir okuyan erkek15
- taşacak bu deniz dizisi3
- palamut7
- feto'nun kamu gizli yapılanmasına operasyon3
- intihar düşüncesi7
- bara giden erkeğin asıl amacı12
- diyarbakır2
- ufuksal yönelimler2
- sayın mod arkadaşlar2
- amed erxeni2
- ölüm korkusundan ölmek3
- anın görüntüsü22
Öyle bir orman ki bazen hiç ağaç yok
şeffaf sincaplar tırmanıyor ceviz gözlerine
iki dudağı arasında çocukluğu soğuk kelepçe
Ben ki bir zaman önce epey yaşlanmışım
sevdaya sadrazam kellesi dayanmıyor
akdeniz'e karışıyorum kah osmanlı kah elen
bir çocuk, bizim kim olduğumuzu soruyor Allah'a birdenbire
küçük iskender..
şeffaf sincaplar tırmanıyor ceviz gözlerine
iki dudağı arasında çocukluğu soğuk kelepçe
Ben ki bir zaman önce epey yaşlanmışım
sevdaya sadrazam kellesi dayanmıyor
akdeniz'e karışıyorum kah osmanlı kah elen
bir çocuk, bizim kim olduğumuzu soruyor Allah'a birdenbire
küçük iskender..
medeni kanuna göre; ergin olmayan çocuk, ana ve babasının velâyeti altındadır. yasal sebep olmadıkça velâyet ana ve babadan alınamaz.
hâkim vasi atanmasına gerek görmedikçe, kısıtlanan ergin çocuklar da ana ve babanın velâyeti altında kalırlar.
hâkim vasi atanmasına gerek görmedikçe, kısıtlanan ergin çocuklar da ana ve babanın velâyeti altında kalırlar.
ondokuzuncu yüzyılda, boşanmanın gerçekleşmesi durumunda: çiftin çocuklarının "maddi yeterliliği" olması hasebiyle; babaya verilmesi söz konusuydu. yirminci yüzyılda psikoanalizmin gelişmesi, anne-çocuk münasebetlerinin daha samimi ve derin olmasının öğrenilmesi nedeniyle, takdir hakkı belirgin oranda anne yanı için kullanılmaktadır.
--spoiler--
Boşanma davasında kadın, hakime talebini gerekçesi ile açıklamış:
- Sayın hakim, çocuğun bende kalmasını istiyorum. Onu dokuz ay karnımda taşıdım.
Hakim kocaya sormuş:
- Karınızı duydunuz. Bir diyeceğiniz var mı?
Adam;
- Sayın hakim. Farz edelim ki; canınız bir kutu soğuk kola istedi. Makineye parayı attınız ve kola geldi. Şimdi bu kola makinenin midir, yoksa parayı deliğe atanın mı?
Hakim sekreterine dönmüş:
- Yaz kızım. Çocuk babada kalacaktır.
--spoiler-- *
Boşanma davasında kadın, hakime talebini gerekçesi ile açıklamış:
- Sayın hakim, çocuğun bende kalmasını istiyorum. Onu dokuz ay karnımda taşıdım.
Hakim kocaya sormuş:
- Karınızı duydunuz. Bir diyeceğiniz var mı?
Adam;
- Sayın hakim. Farz edelim ki; canınız bir kutu soğuk kola istedi. Makineye parayı attınız ve kola geldi. Şimdi bu kola makinenin midir, yoksa parayı deliğe atanın mı?
Hakim sekreterine dönmüş:
- Yaz kızım. Çocuk babada kalacaktır.
--spoiler-- *
velilik, ermişlik. veli ve ermiş olan kimsenin hali ve sıfatı. dostluk ve sadakat manasına da gelir.
valilik için yaşlılar arasında yanlış kullanılan söz
velayete gidiyom böğön.
velayete gidiyom böğön.
çocuğun velayetinin anneye bırakılması, batı'da(özellikle ingiltere'de) endüstrileşmeyle beraber kadının erkeğin bütün haklarını talep etmesi ve yoğun mücadeleler sonunda bunu elde etmesinin bir sonucudur. çocuğun velayetinin kadına verilmesi erkeklerin altın tepside sunduğu bir ikram değildir.
Malumunuz üzere Öğrencinin Velisi; o öğrencinin akranı ve sınıf veya sokaktaki arkadaşı değildir.
Aksine; o öğrenciyi koruyan, kollayan, terbiye eden, yetiştiren, yönlendiren, yol gösteren, üzerinde hak ve söz sahibi olan; babası, annesi, amcası, abisi.. gibi bir büyüğüdür.
Dolayısı ile velayet de dostluk, arkadaşlık ve ahbaplık anlamında değildir.
Aksine; insanların üzerinde söz sahibi olmak; onlara liderlik, yöneticilik ve rehberlik etmek, yol göstermek anlamındadır.
islami ıstılahta ise Velayet Ayeti diye anılan Maide Suresi 55. ayet kasdedilir.
"Sizin veliniz ancak Allah, O'nun peygamberi ve namaz kılıp rükû halinde iken zekât veren müminlerdir."
Ayetteki Rükû ederken Zekat veren mümin ise Hazreti imam Ali'dir. Ayetin sebeb-i nüzulu da şu olaydır:
Sahabeden Hz Ebu Zer Gıfari (r.a) şöyle diyor: “Bir gün Hz. Resulullah ile birlikte öğle namazı kıldığımız bir sırada, bir dilenci mescittekilerden sadaka istedi, fakat ona kimse bir şey vermedi. Bu sırada Hz. Ali rükû halindeydi. Elinin küçük parmağını dilenciye doğru uzattı, o parmağında yüzük vardı. Dilenci gidip yüzüğü parmağından çıkarıp aldı. Bunu gören Hz. Resulullah Allah’a yakararak, “Allahım! Kardeşim Musa sana, “Rabbim! Gönlümü aç, işimi kolaylaştır ve dilimdeki düğümü çöz ki, sözümü anlasınlar. Ailemden bana bir yardımcı ver. Kardeşim Harun’u. Onunla kuvvetimi arttır. Onu işime ortak et ki, seni çokça tespih edelim. Şüphesiz sen bizi görensin” diye dua etti. Sen de ona, “Senin isteklerin sana verildi, Ey Musa!” diye vahyettin. Allah’ım! Ben de senin kulun ve peygamberinim, benim de gönlümü aç, işimde kolaylık sağla, ailemden Ali’yi, bana yardımcı kıl, onunla kuvvetimi arttır.”
Ebu Zer diyor ki: “And olsun Allah’a, henüz Hz. Resulullah sözünü tamamlamadan Cebrail “Sizin veliniz ancak Allah, onun peygamberi ve de namaz kılan ve rükû halinde iken zekat veren müminlerdir” ayetini indirdi.
Aksine; o öğrenciyi koruyan, kollayan, terbiye eden, yetiştiren, yönlendiren, yol gösteren, üzerinde hak ve söz sahibi olan; babası, annesi, amcası, abisi.. gibi bir büyüğüdür.
Dolayısı ile velayet de dostluk, arkadaşlık ve ahbaplık anlamında değildir.
Aksine; insanların üzerinde söz sahibi olmak; onlara liderlik, yöneticilik ve rehberlik etmek, yol göstermek anlamındadır.
islami ıstılahta ise Velayet Ayeti diye anılan Maide Suresi 55. ayet kasdedilir.
"Sizin veliniz ancak Allah, O'nun peygamberi ve namaz kılıp rükû halinde iken zekât veren müminlerdir."
Ayetteki Rükû ederken Zekat veren mümin ise Hazreti imam Ali'dir. Ayetin sebeb-i nüzulu da şu olaydır:
Sahabeden Hz Ebu Zer Gıfari (r.a) şöyle diyor: “Bir gün Hz. Resulullah ile birlikte öğle namazı kıldığımız bir sırada, bir dilenci mescittekilerden sadaka istedi, fakat ona kimse bir şey vermedi. Bu sırada Hz. Ali rükû halindeydi. Elinin küçük parmağını dilenciye doğru uzattı, o parmağında yüzük vardı. Dilenci gidip yüzüğü parmağından çıkarıp aldı. Bunu gören Hz. Resulullah Allah’a yakararak, “Allahım! Kardeşim Musa sana, “Rabbim! Gönlümü aç, işimi kolaylaştır ve dilimdeki düğümü çöz ki, sözümü anlasınlar. Ailemden bana bir yardımcı ver. Kardeşim Harun’u. Onunla kuvvetimi arttır. Onu işime ortak et ki, seni çokça tespih edelim. Şüphesiz sen bizi görensin” diye dua etti. Sen de ona, “Senin isteklerin sana verildi, Ey Musa!” diye vahyettin. Allah’ım! Ben de senin kulun ve peygamberinim, benim de gönlümü aç, işimde kolaylık sağla, ailemden Ali’yi, bana yardımcı kıl, onunla kuvvetimi arttır.”
Ebu Zer diyor ki: “And olsun Allah’a, henüz Hz. Resulullah sözünü tamamlamadan Cebrail “Sizin veliniz ancak Allah, onun peygamberi ve de namaz kılan ve rükû halinde iken zekat veren müminlerdir” ayetini indirdi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar