bugün
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı29
- claudian clouds33
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri23
- arkadaşlar ben olmasam ne yaparsınız5
- okan buruk9
- sarapci koala hatayi33
- true'nun engelli olması5
- gocu'nun tınlamıyorım deyip yan hesaba geçmesi7
- true ve g'i l d'e d l'i l y birlikteliği4
- icat edilmesi beklenen şeyler2
- uğurcan çakır3
- meriç dükalığı8
- sevgilisi yüzünden engelli kardeşini öldüren kız7
- özürlü diyerek hakaret ettiğini sanmak4
- amedspor'un süper ligin lideri olması3
- seri eksicinin iq düzeyi4
- true'nun idrak yolları enfeksiyonu sorunu4
- kafaya kese kağıdı geçirmek2
- amedspor maçından korkmak2
- gecenin şarkısı20
- sözlük kızlarının kekleri24
- sevdiğiniz yazarlar8
- sözlükte kimin idamına evet dersiniz6
- tai lung9
- seri eksiciyi köçek gibi oynatmak3
- islamda namaz yoktur30
- gözünde büyüttüğün insanın çok da şey olmaması4
- okan çık hesap ver4
- rafael leao2
- fusya semsiyeli yabanci22
- galatasaray10
- habire124
- okan buruk'un yerine geçecek teknik direktör2
- kadir inanır'ın mirası4
- leroy sane2
- sözlüğün ölü gibi olması5
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği3
- insanları birbirine düşürmek4
- trabzonspor5
- allah8
- galatasaray trabzonspor kardeşliğinin bozulması2
- kürdistan10
- etli biber dolması5
- rakı arasında çay içmek2
- galatasaray rezil oldu2
- muhammed salah'ın galatasaray'a döşediği boru2
- dualarımız bu akşam trabzonspor ile3
- bana onu sormayin8
- özürlü yazarlara yardım kampanyası2
- kıçını yırtsan sonu tabut3
Malumunuz üzere Öğrencinin Velisi; o öğrencinin akranı ve sınıf veya sokaktaki arkadaşı değildir.
Aksine; o öğrenciyi koruyan, kollayan, terbiye eden, yetiştiren, yönlendiren, yol gösteren, üzerinde hak ve söz sahibi olan; babası, annesi, amcası, abisi.. gibi bir büyüğüdür.
Dolayısı ile velayet de dostluk, arkadaşlık ve ahbaplık anlamında değildir.
Aksine; insanların üzerinde söz sahibi olmak; onlara liderlik, yöneticilik ve rehberlik etmek, yol göstermek anlamındadır.
islami ıstılahta ise Velayet Ayeti diye anılan Maide Suresi 55. ayet kasdedilir.
"Sizin veliniz ancak Allah, O'nun peygamberi ve namaz kılıp rükû halinde iken zekât veren müminlerdir."
Ayetteki Rükû ederken Zekat veren mümin ise Hazreti imam Ali'dir. Ayetin sebeb-i nüzulu da şu olaydır:
Sahabeden Hz Ebu Zer Gıfari (r.a) şöyle diyor: “Bir gün Hz. Resulullah ile birlikte öğle namazı kıldığımız bir sırada, bir dilenci mescittekilerden sadaka istedi, fakat ona kimse bir şey vermedi. Bu sırada Hz. Ali rükû halindeydi. Elinin küçük parmağını dilenciye doğru uzattı, o parmağında yüzük vardı. Dilenci gidip yüzüğü parmağından çıkarıp aldı. Bunu gören Hz. Resulullah Allah’a yakararak, “Allahım! Kardeşim Musa sana, “Rabbim! Gönlümü aç, işimi kolaylaştır ve dilimdeki düğümü çöz ki, sözümü anlasınlar. Ailemden bana bir yardımcı ver. Kardeşim Harun’u. Onunla kuvvetimi arttır. Onu işime ortak et ki, seni çokça tespih edelim. Şüphesiz sen bizi görensin” diye dua etti. Sen de ona, “Senin isteklerin sana verildi, Ey Musa!” diye vahyettin. Allah’ım! Ben de senin kulun ve peygamberinim, benim de gönlümü aç, işimde kolaylık sağla, ailemden Ali’yi, bana yardımcı kıl, onunla kuvvetimi arttır.”
Ebu Zer diyor ki: “And olsun Allah’a, henüz Hz. Resulullah sözünü tamamlamadan Cebrail “Sizin veliniz ancak Allah, onun peygamberi ve de namaz kılan ve rükû halinde iken zekat veren müminlerdir” ayetini indirdi.
Aksine; o öğrenciyi koruyan, kollayan, terbiye eden, yetiştiren, yönlendiren, yol gösteren, üzerinde hak ve söz sahibi olan; babası, annesi, amcası, abisi.. gibi bir büyüğüdür.
Dolayısı ile velayet de dostluk, arkadaşlık ve ahbaplık anlamında değildir.
Aksine; insanların üzerinde söz sahibi olmak; onlara liderlik, yöneticilik ve rehberlik etmek, yol göstermek anlamındadır.
islami ıstılahta ise Velayet Ayeti diye anılan Maide Suresi 55. ayet kasdedilir.
"Sizin veliniz ancak Allah, O'nun peygamberi ve namaz kılıp rükû halinde iken zekât veren müminlerdir."
Ayetteki Rükû ederken Zekat veren mümin ise Hazreti imam Ali'dir. Ayetin sebeb-i nüzulu da şu olaydır:
Sahabeden Hz Ebu Zer Gıfari (r.a) şöyle diyor: “Bir gün Hz. Resulullah ile birlikte öğle namazı kıldığımız bir sırada, bir dilenci mescittekilerden sadaka istedi, fakat ona kimse bir şey vermedi. Bu sırada Hz. Ali rükû halindeydi. Elinin küçük parmağını dilenciye doğru uzattı, o parmağında yüzük vardı. Dilenci gidip yüzüğü parmağından çıkarıp aldı. Bunu gören Hz. Resulullah Allah’a yakararak, “Allahım! Kardeşim Musa sana, “Rabbim! Gönlümü aç, işimi kolaylaştır ve dilimdeki düğümü çöz ki, sözümü anlasınlar. Ailemden bana bir yardımcı ver. Kardeşim Harun’u. Onunla kuvvetimi arttır. Onu işime ortak et ki, seni çokça tespih edelim. Şüphesiz sen bizi görensin” diye dua etti. Sen de ona, “Senin isteklerin sana verildi, Ey Musa!” diye vahyettin. Allah’ım! Ben de senin kulun ve peygamberinim, benim de gönlümü aç, işimde kolaylık sağla, ailemden Ali’yi, bana yardımcı kıl, onunla kuvvetimi arttır.”
Ebu Zer diyor ki: “And olsun Allah’a, henüz Hz. Resulullah sözünü tamamlamadan Cebrail “Sizin veliniz ancak Allah, onun peygamberi ve de namaz kılan ve rükû halinde iken zekat veren müminlerdir” ayetini indirdi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar