bugün
- nervio'nun asıl benzediği ünlü10
- taksim delisi cenk6
- anın görüntüsü25
- kabak tatlısını sevenler9
- evi arsayı satıp faizle her ay 120 gr altın alıyom6
- pirizade ismed molla balizade kafadumanevi5
- 8 kasım 2026 çorum fk fenerbahçe maçı15
- allah vardır diyenlerin hiçbir kanıt gösterememesi15
- göksel'in memeleri4
- nat rothschild4
- gazze de evlenen çiftin düğün fotoğrafı3
- dizi sektöründeki maliyet krizi16
- kafanın çok büyük olması8
- erecto kral reyiz3
- ismet gurbuz 20244
- bir sözlük yazarını kerhaneye götürmek3
- hoşlanılan kızın ayağınızı yalamak istemesi7
- 20043
- 1 doların 50 tl olması3
- hoca4
- fenerbahçe11
- boyun ağrısı2
- oğuz tezmen2
- nervio'nun gerçek yüzü4
- ismed ibni semiz cincihocaevi efendi2
- android için televizyon uygulaması yapılmalı2
- nervio34
- kimse beslenmesine dikkat etmiyor2
- ismet gürbüz sözlüğü nasıl keşfetti6
- barış alper yılmaz4
- en sevilen ibrahim tatlıses sözleri6
- ülkücü erkek ermeni kız aşkı10
- 8 kasım 2026 rizespor erzurumspor maçı4
- allah vardır diyenlerin kanıtları2
- elektrik2
- anelka alex tuncay hooijdonk dörtlüsü6
- elmas bey birader dönsün2
- bafra pidesi3
- yalnız çirkin asosyal erkek5
- askerde cinsel ihtiyaçlar nasıl gideriliyor6
- bırak kolumu acıtıyorsun4
- halef dizisinin final yapması2
- duygu özaslan6
- 2019 tasarımı4
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı23
- otomobilin üstünde uyuyakalan adam6
- birçok kadın evliliğini eskort hizmeti gibi yapıyo3
- devlet2
- alanyaspor2
- kaan girgin'in son hali2
Malumunuz üzere Öğrencinin Velisi; o öğrencinin akranı ve sınıf veya sokaktaki arkadaşı değildir.
Aksine; o öğrenciyi koruyan, kollayan, terbiye eden, yetiştiren, yönlendiren, yol gösteren, üzerinde hak ve söz sahibi olan; babası, annesi, amcası, abisi.. gibi bir büyüğüdür.
Dolayısı ile velayet de dostluk, arkadaşlık ve ahbaplık anlamında değildir.
Aksine; insanların üzerinde söz sahibi olmak; onlara liderlik, yöneticilik ve rehberlik etmek, yol göstermek anlamındadır.
islami ıstılahta ise Velayet Ayeti diye anılan Maide Suresi 55. ayet kasdedilir.
"Sizin veliniz ancak Allah, O'nun peygamberi ve namaz kılıp rükû halinde iken zekât veren müminlerdir."
Ayetteki Rükû ederken Zekat veren mümin ise Hazreti imam Ali'dir. Ayetin sebeb-i nüzulu da şu olaydır:
Sahabeden Hz Ebu Zer Gıfari (r.a) şöyle diyor: “Bir gün Hz. Resulullah ile birlikte öğle namazı kıldığımız bir sırada, bir dilenci mescittekilerden sadaka istedi, fakat ona kimse bir şey vermedi. Bu sırada Hz. Ali rükû halindeydi. Elinin küçük parmağını dilenciye doğru uzattı, o parmağında yüzük vardı. Dilenci gidip yüzüğü parmağından çıkarıp aldı. Bunu gören Hz. Resulullah Allah’a yakararak, “Allahım! Kardeşim Musa sana, “Rabbim! Gönlümü aç, işimi kolaylaştır ve dilimdeki düğümü çöz ki, sözümü anlasınlar. Ailemden bana bir yardımcı ver. Kardeşim Harun’u. Onunla kuvvetimi arttır. Onu işime ortak et ki, seni çokça tespih edelim. Şüphesiz sen bizi görensin” diye dua etti. Sen de ona, “Senin isteklerin sana verildi, Ey Musa!” diye vahyettin. Allah’ım! Ben de senin kulun ve peygamberinim, benim de gönlümü aç, işimde kolaylık sağla, ailemden Ali’yi, bana yardımcı kıl, onunla kuvvetimi arttır.”
Ebu Zer diyor ki: “And olsun Allah’a, henüz Hz. Resulullah sözünü tamamlamadan Cebrail “Sizin veliniz ancak Allah, onun peygamberi ve de namaz kılan ve rükû halinde iken zekat veren müminlerdir” ayetini indirdi.
Aksine; o öğrenciyi koruyan, kollayan, terbiye eden, yetiştiren, yönlendiren, yol gösteren, üzerinde hak ve söz sahibi olan; babası, annesi, amcası, abisi.. gibi bir büyüğüdür.
Dolayısı ile velayet de dostluk, arkadaşlık ve ahbaplık anlamında değildir.
Aksine; insanların üzerinde söz sahibi olmak; onlara liderlik, yöneticilik ve rehberlik etmek, yol göstermek anlamındadır.
islami ıstılahta ise Velayet Ayeti diye anılan Maide Suresi 55. ayet kasdedilir.
"Sizin veliniz ancak Allah, O'nun peygamberi ve namaz kılıp rükû halinde iken zekât veren müminlerdir."
Ayetteki Rükû ederken Zekat veren mümin ise Hazreti imam Ali'dir. Ayetin sebeb-i nüzulu da şu olaydır:
Sahabeden Hz Ebu Zer Gıfari (r.a) şöyle diyor: “Bir gün Hz. Resulullah ile birlikte öğle namazı kıldığımız bir sırada, bir dilenci mescittekilerden sadaka istedi, fakat ona kimse bir şey vermedi. Bu sırada Hz. Ali rükû halindeydi. Elinin küçük parmağını dilenciye doğru uzattı, o parmağında yüzük vardı. Dilenci gidip yüzüğü parmağından çıkarıp aldı. Bunu gören Hz. Resulullah Allah’a yakararak, “Allahım! Kardeşim Musa sana, “Rabbim! Gönlümü aç, işimi kolaylaştır ve dilimdeki düğümü çöz ki, sözümü anlasınlar. Ailemden bana bir yardımcı ver. Kardeşim Harun’u. Onunla kuvvetimi arttır. Onu işime ortak et ki, seni çokça tespih edelim. Şüphesiz sen bizi görensin” diye dua etti. Sen de ona, “Senin isteklerin sana verildi, Ey Musa!” diye vahyettin. Allah’ım! Ben de senin kulun ve peygamberinim, benim de gönlümü aç, işimde kolaylık sağla, ailemden Ali’yi, bana yardımcı kıl, onunla kuvvetimi arttır.”
Ebu Zer diyor ki: “And olsun Allah’a, henüz Hz. Resulullah sözünü tamamlamadan Cebrail “Sizin veliniz ancak Allah, onun peygamberi ve de namaz kılan ve rükû halinde iken zekat veren müminlerdir” ayetini indirdi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com