bugün

aziz nesin den "allaha çok şükür bu memleketin aptalı gayette bereketlidir. kurban olduğum rabbim, bir açıkgöz kulunu beslesin diye on bin aptal yaratmıştır. "
namazını evinde kılar;
akşam viskisini de içerdi.

laiklik budur; dini, herşeye alet etmeyeceksin.
kemikleri çalınmıştı rahmetlinin.
Çay ve adamı mezarında rahat vırakmamışlar.
görsel
devsirme yahudi degildir...... angara bebesidir...
çok ilginç ve tabiki yerinde iş kuralları koymuş kendine.
belgeselinde diyorduki;
işi bilmiyorsam ama gireceksem o işi en iyi bilen adamı ortak ederim. iyi para veririm.

hakkaten de öyle yapmış. iş ortaklarına baksana. ford, bosch daha bi sürü.
mesela ilk atılım yapmak istediği zamanlarda ayakkabı, kösele işi iyimiş, karlıymış ama işten anlamadığı için o civarın en iyi ayakkabıcı ve köseleden anlayan adamlarını ikna edip ortak olmuş.
bugünkü ortaklıkları sadece kar açısından faydalı değil ülkede allah göstermesin kötü şeyler olsa adam amerikalılarla ortak malına mülküne hiç bi şey olmaz.
yani bir doğru işin pek çok faydası oluyor. haa zaman alıyor tabi, iyi işlerin faysının ortaya çıkması.
görsel

belgeselinde anlattığına göre hergün 1 defa namaz kılıyormuş. evet günde bir defa.
1950'lerde stokçulukla köşeyi dönmüştür.
1987'de Uluslararası Ticaret Odası Vehbi Koç 'u "Dünyada Yılın iş adamı" seçmiştir.
Çocukları ve torunları kendine hiç benzemiyor.
Çok enteresan.
bundan 22 yıl önce bugün vefat etmiştir. saygı ile anıyoruz.
ciddiyeti, bey efendiliği ve en ufak bir görgüsüzlük emaresi şekilciliği olmamasına karşın şivesini korumuştur. konuşurken tam bir anadolu çocuğu gibidir, üstelik mükemmel bir türkçe ile; böyle bir adam istese o şivesini 2 senede atardı...

kalite adam, birde şimdiki sermayeder görgüsüzlere bak...
bir röportajında namazın akabinde viski içtiğini söyleyerek gönüllerde taht kurmuş rahmetli para babası şahsiyet.
iki babası olan şahsiyet. haim nahum mu babası Koçzade Hacı Mustafa Efendimi babası karar veremedim. ama haim nahum google a göre daha ağır basıyor. çünkü hacı mustafa efendi diye birine ilişkin bir bilgi yok. ilginç..
türkiye'yi karaborsacılıkla iyi sömürmüştü. iyi semirmişti.
Montajcılığı üretmek zanneden, yabancı ortaksız bir iş yapmayan sözde işadamı.
Hatırasında kendisine garip denilmesinden şöyle bahseder:

"-Yakında Gümüşhane’ye gitmiştim. Camiden çıktık, cemaat bana;

"Hoş geldin garip, hoş geldin garip" diyor.

Aşağı garip, yukarı garip...

Birine sordum:

"-Yahu bende bir gariplik mi var? Bu adamlar niye bana garip diyorlar?"

Vatandaş, bıyık altından gülümsedi ve şöyle cevap verdi:

"-Gerçi sene garip demek biraz ayıp olir emice emme, burada yabancıya garip deyirler..."
http://http://www.batmand...-Garip-Vehbi-Kocquot.html
- cemal gürsel'in emri ile 1961 yılında devrim otomobilleri üretim kararı alınır.

- türk mühendilser büyük bir özveri ile çalışmaya başlar ve iyi kötü bir otomobil ortaya çıkarırlar.

- törenler sırasında cemal gürsel'in bindiği otomobil malum hikayede olduğu gibi yolda kalır cemal aga arkadaki otomobile biner

- projenin devamı ve seri üretim için mühendisler kaynak aramaya başlarlar ve devlete başvururlar

- cemal aga sağlık sorunlarıyla ilgilenmektedir bu meseleyle ilgilenemez

- ortaya vehbi koç denen iş adamı çıkar

- fiat'la anlaşıp murat 124 isimli bir otomobilin türkiye'de montaj işine girişir

- akabinde ford'la anlaşıp anadol isimli otomobilin montaj işine başlar

italyan ve alman otomotiv devlerinin türkiye kuklasıdır vehbi koç. eğer italyan ve ford fabrikalarına köle olmayıp devrim otomobiline finansör olsaydı şu an dünyanın sayılı otomobil üreticilerinden biri olmuş olabilirdi. lakin kendisi çok ileri görüşlüydü(!) ki fiat ve ford'un cücüğü olmayı yeğlemiştir.
2. Dünya Savaşı sırasında HitlerRomanya’daki zengin Yahudiler’i ortadan kaldırmak istedi. Bunu haber alan 800 zengin Yahudi STRUMAisimli gemiyle istanbul açıklarına geldiler. Türk hükümeti Almanlar’ın baskısıyla gemidekilerin karaya çıkmasına izin vermedi. ingilizler de o sıralar Yahudiler’i istemiyorlardı.

Karantinaya alınan gemiye sadece yiyecek ve içecek veriliyordu. Gemide Romanya’da iş yapan ABD’li “VACUUM” şirketinin sahipleri olan Yahudi işadamları da bulunuyordu. Şirkette üst düzey görev yapan Oxford mezunu vera rosenberg isimli casusun katkılarıyla CIA’dan Türkiye’deki bir işadamına “NE YAP NE ET BU KiŞiLERi KURTAR” emri geldi. O iş adamıdır vehbi koç.

Hiç vakit kaybetmeyen vehbi bey dönemin güçlü isimlerinden ihsan Sabri Çağlayangil‘e koştu. Tartışmasız Türkiye’nin en iyi istihbaratçılarından olan Çağlayangil, Başbakan’a bile haber vermeden gemideki zengin petrolcü aileyi çıkardı. Kendisine yanaşacak bir liman bulamayan talihsiz gemi STRUMA ise torpille Karadeniz’in sularına gömüldü.Yolculardan sadece bir kişi mucize eseri kurtulabildi.

Savaştan sonra VACUUM şirketi SOCONi ile birleşti ve merkezini istanbul’daki radyoevinin yanına taşıdı. Zengin aileyi kurtaran VEHBi KOÇ da bugünkü KOÇ oldu. Yani anlayacağınız gösterdiği başarı karşılıksız kalmadı, birileri “YÜRÜ YA KULUM” dedi.

Vehbi Koc un CIA ile bağlantısı ne idi?

ölümünün ardından naaşını kim çaldı ve ne karşılığında "geri" alındı?

şu an ailenin sahibi olduğu holdingin (bkz: koc holding)özellikle geçtiğimiz 10 yıl! (bkz: 3 Kasım 2002) içinde korkunç bir büyüme ivmesi yakalaması rastlantımıdır?

bunlar merak edilen sorulardır.
vehbi koç gibi adama sadece 27 entry girildiğini görünce bir tuhaf oldum . olmalı yazılacak ona dair şeyler mutlaka.

hilal cebeci ye 1692 entry girilen günümüz sözlüğünde.
ali koç'un vehbi koç adına düzenlenen bir anma programına katıldığında verdiği röportajı hatırlıyorum. ali koç dedesi hakkında vehbi bey diye bahsetmişti. aile içi ilişkiye bakın. sanki osmanlı sarayında ki padişahla şehsadeler gibi.
yıllar önce mahsur kalan bir yahudi gemisindeki aileye yardım ettigi öne sürülen iş adamı. ben demiyorum vikipedi diyor. zaten adamın zenginliginin kaynagı bu olayla belli oldu.

özet geçmek gerekirse;
1
--spoiler--
2 aralık 1941'de romanya'nın köstence limanından 779 yolcu ve 10 mürettebatla kalkan gemi motor arızası sebebiyle i̇stanbul boğazında demir attı. o dönemde filistin'e yahudi göçünü kısıtlayan i̇ngiltere'nin baskısıyla ne geminin yola devam etmesine ne de yolcuların karaya çıkmasına izin verildi. geçerli ama tarihi geçmiş filistin vizesi bulunan birkaç yolcu i̇ngiliz hükümetinin onayıyla, bir aile de işadamı vehbi koç'un türk hükümeti nezdindeki girişimiyle gemiden indirildi. kalan yolcuların akıbeti ile ilgili haftalar süren müzakereler sonuç vermeyince, 23 şubat 1942'de türkiye, motoru halen çalışmayan gemiyi karadeniz'e çekip bıraktı. gece boyunca sürüklenen gemi, ertesi sabah büyük bir patlamanın ardından battı. 103'ü çocuk olmak üzere 778 kişi öldü. sadece david stoliar adlı bir yolcu sağ kurtuldu.
uzun yıllar struma'nın neden battığı bilinemedi. 1960'larda sovyet arşivlerinden çıkan belgeler ışığında, bir sovyet denizaltısı tarafından torpido ile vurularak battığı anlaş
--spoiler--
türk sanayisinin duayeni...

türkiyenin en önemli üç sorununu eğitim, sağlık ve kültür olduğunu belirtmiş ve sadece belirtmekle kalmayıp kurmuş olduğu vakıfla bu üç soruna daima bütçe ayırmıştır...
güncel Önemli Başlıklar