bugün
- anahtar partisi büyük birlik partisi ittifakı7
- yeni parti7
- laik teyzelerin fenotipi12
- ak partililerin apo sevdası6
- tayyip erdoğan'a oy vermeye karar vermek8
- ellerim bos gonlum hos12
- yavru kediye tekme atmak4
- velvet gel sana bir kahve ısmarlayayım7
- sözlüğün en güzel kız yazarı9
- tavuk şiş4
- arkadaşlar kararsız kaldım hangisini alayım15
- hukuk okuyan tiplerin biraz ezik olması9
- goralı3
- gürcistan5
- ne mutlu türküm diyene3
- kadınların şiirden anlamaması6
- iyi parti zafer partisi ittifakı2
- ermeni soykırımına inanmak2
- bir seri katilin tarzını taklit eden katil6
- akp mhp pkk koalisyonu2
- 1948 arap israil savaşı12
- islam barış dinidir11
- pazar pazar kafa açan ergen yazar sorunları2
- kimsenin kılığına kıyafetine karışmamak4
- palamut4
- ak çomarların beslenme kalitesi2
- kızılcahamam maden suyu2
- lahmacun2
- galericiler battı mutlu musunuz5
- oy kullanmamak2
- sözlük kızlarının boş teneke olması3
- temas bağımlılığı5
- yazarların favori oyun karakteri15
- sürekli peki neyse diyen kız5
- mason greenwood4
- hande erçel'in giydiği beyaz elbise3
- sabah ezanı okunurken köpeklerin havlaması6
- gocusuz sözlük2
- bel soğukluğu2
- sarapci koala3
- güneşli havada şemsiye kullanan insan2
- caddebostan6
- sözlük kızları gitsin rus kızları gelsin2
- 22 ağustos 2026 fenerbahçe konyaspor maçı19
- bodrum3
- sözlük kızlarının babaları6
- dünya da kimse işe gitmezse kapitalist sistem3
- flört kelimesinin son zamanlarda sık kullanılması3
- türkler kürtler ve araplar kardeştir2
- pazar sabahı kapının önüne bırakılan kesik kafa2
1. Uyumasını sağlamak, uyur duruma getirmek.
2. mecaz: Acı, keder vb.ni hafifletmek.
3. mecaz: ilgi konusu olmaktan çıkarmak, unutturmak.
4. mecaz: Aldatmak, kandırmak.
(bkz: tdk)
2. mecaz: Acı, keder vb.ni hafifletmek.
3. mecaz: ilgi konusu olmaktan çıkarmak, unutturmak.
4. mecaz: Aldatmak, kandırmak.
(bkz: tdk)
evcil hayvanınıza, eğer gerçekten hastaysa ve dönüşü yoksa uygulatmak zorunda kalabileceğiniz durum. Acısı, etkisi işlem kadar kısa sürmez malesef. O ufacık bedeniyle yaşam savaşı verirken size bu karardan başka seçenek sunmaz hayat. Gözlerini açıp size baktığında bir insanınkinden çok daha fazla anlam görürsünüz o gözlerde. izlersiniz cennete gidişini, daha az acı çekeceğini bilirsiniz. Ama işe yaramaz, size sadece üzüntü ve düşünceler kalır, acaba doğru olanı mı yaptım diye.
bir canlıyı uyutursunuz, ama sonra uyanır. bir canlıyı öldürürsünüz ama sonra dirilmez. cinayeti kabullenir kılmanın adı uyutmak olmuş. hayvanlara söylenilebilecek en şerefsiz yalan bu...
eğer ailenizde söz konusuysa fazlaca gözünüzü meşgul eder.
kedimi uyutmam söz konusu oldu. artık son çare olarak. böbrek yetmezliği ciddi boyutta kırıkları dayanamayack gibiyse.
hayır arkadaş bakıyorum. hayvan hareketli. şırıngayla mama verirken nerdeyse şırıngayı yiyecek, konuşurken yüzümüze bakıyor. iletişim kuruyor. cümlelerimize mırrlıyor.
ama işin diğer boyutu var: hastalık. geri dönüşü olmayan bir şey için tedaviler ilaçlar iğneler damar yolları. yazık 2 gıdım canı kaldı zaten bunlarla nasıl mücadele etsin.
onun orda canı yanarken ben her gün ölüp ölüp dirileceğim.
yarın belli olacaktı her şey. gelin son defa böbreklerine bakalım demişler. ama bugün çağırmamışlar gelin diye. acaba diyorum tehlike kalktı mı?
1 haftadır yastayım. bakıyorum. hakkımız var mı? sadece bir iğneyle bunu yapmaya hakkımız var mı? hala mutfaktan gelen tavuk kokusu için depar ata ata, vücudundaki tüm kırıklara rağmen koşan bir kediye son nefesini benim lütuf etmeye hakkım yok, hakkımız yok.
ama düşünüyorum bir taraftan, yok kurtuluşu. doktoru kendi dedi. "olası bir böbrek yetmezliğinde, böbreğin kendini yenilemesi imkansız. geri dönüşü yok ve beraberinde ciğer problemlerini de getirecek" dedi. ağlayarak dinledim. Mısır böyle bir hastalığı hakedecek hiç bir şey yapmadı. allahın bizi böyle bir şeyle sınaması için hiç bir günah işlemedik.
her sabah uyandığımda ilk işim gidip kolunu budunu öpmek. koklamak. konuşmak. hele annem dün bir laf ettiki deldi geçti beni. "seni iyileştiremedik Mısır" dedi. ben bunu Mısır'a yapanlara her gün lanet ediyorum. Mısır'dan beter olun diyorum. olsunlar. 4 haftadır canım burnumda. o hayvanın her şırınga mama içişine dünyaları vericem nerdeyse. her kakasında her çişinde mutlu oluyorum. evin küçük bebeği çünkü o. insan veya hayvan olması hiç farketmez. bizim onu nasıl gördüğümüzle alakalı.
şimdi diyorlar ki evinde 2 hayvan olsa birini vereceksin. onlar napacak o birini. pamuklara sarıp sarmalamayacaklar elbet. hayvanın amına koyup atacaklar. ulan ben her gün damla damla ilaç, damla damla mama verdiğim bebeğimi size nasıl vereyim. bileklerimi keserim, evimi yakarım yine de vermem. niye vericem. gidin öldürün diye. adi şerefsizler. yaşadınız mı böyle bir acı, hissettiniz mi sizden olmayan bir canlıya böyle bir sevgi. allahınızdan bulun . yabani sokak hayvanlarını, kuduzları, aidslileri, hastalıklıları, ölmek üzere olanları hadi anlarım. evimdekini alıp ne yapacaksın. zaten her şeyi bana ait. her türlü bakımını masrafını yapıyorum. senden bir talebim yokki ibnenin evladı.
uzak durun çocuklarımızdan!!! uzak durun huzurumuzdan!!!
kedimi uyutmam söz konusu oldu. artık son çare olarak. böbrek yetmezliği ciddi boyutta kırıkları dayanamayack gibiyse.
hayır arkadaş bakıyorum. hayvan hareketli. şırıngayla mama verirken nerdeyse şırıngayı yiyecek, konuşurken yüzümüze bakıyor. iletişim kuruyor. cümlelerimize mırrlıyor.
ama işin diğer boyutu var: hastalık. geri dönüşü olmayan bir şey için tedaviler ilaçlar iğneler damar yolları. yazık 2 gıdım canı kaldı zaten bunlarla nasıl mücadele etsin.
onun orda canı yanarken ben her gün ölüp ölüp dirileceğim.
yarın belli olacaktı her şey. gelin son defa böbreklerine bakalım demişler. ama bugün çağırmamışlar gelin diye. acaba diyorum tehlike kalktı mı?
1 haftadır yastayım. bakıyorum. hakkımız var mı? sadece bir iğneyle bunu yapmaya hakkımız var mı? hala mutfaktan gelen tavuk kokusu için depar ata ata, vücudundaki tüm kırıklara rağmen koşan bir kediye son nefesini benim lütuf etmeye hakkım yok, hakkımız yok.
ama düşünüyorum bir taraftan, yok kurtuluşu. doktoru kendi dedi. "olası bir böbrek yetmezliğinde, böbreğin kendini yenilemesi imkansız. geri dönüşü yok ve beraberinde ciğer problemlerini de getirecek" dedi. ağlayarak dinledim. Mısır böyle bir hastalığı hakedecek hiç bir şey yapmadı. allahın bizi böyle bir şeyle sınaması için hiç bir günah işlemedik.
her sabah uyandığımda ilk işim gidip kolunu budunu öpmek. koklamak. konuşmak. hele annem dün bir laf ettiki deldi geçti beni. "seni iyileştiremedik Mısır" dedi. ben bunu Mısır'a yapanlara her gün lanet ediyorum. Mısır'dan beter olun diyorum. olsunlar. 4 haftadır canım burnumda. o hayvanın her şırınga mama içişine dünyaları vericem nerdeyse. her kakasında her çişinde mutlu oluyorum. evin küçük bebeği çünkü o. insan veya hayvan olması hiç farketmez. bizim onu nasıl gördüğümüzle alakalı.
şimdi diyorlar ki evinde 2 hayvan olsa birini vereceksin. onlar napacak o birini. pamuklara sarıp sarmalamayacaklar elbet. hayvanın amına koyup atacaklar. ulan ben her gün damla damla ilaç, damla damla mama verdiğim bebeğimi size nasıl vereyim. bileklerimi keserim, evimi yakarım yine de vermem. niye vericem. gidin öldürün diye. adi şerefsizler. yaşadınız mı böyle bir acı, hissettiniz mi sizden olmayan bir canlıya böyle bir sevgi. allahınızdan bulun . yabani sokak hayvanlarını, kuduzları, aidslileri, hastalıklıları, ölmek üzere olanları hadi anlarım. evimdekini alıp ne yapacaksın. zaten her şeyi bana ait. her türlü bakımını masrafını yapıyorum. senden bir talebim yokki ibnenin evladı.
uzak durun çocuklarımızdan!!! uzak durun huzurumuzdan!!!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar