bugün
- babalarımız gibi erkeklerin yetişmemesi13
- akrep soksa hangi yazarın emmesini istersin7
- ilk buluşmada masa altından aleti yoklayan kız5
- sinema tarihinde ayak fantazisi sahneleri5
- evde kalmış 30 yaş üstü kadın yazarlar13
- hot girl summer6
- rtük duyurusu4
- kuran kursları2
- fondöten sürmek10
- kızların yakışıklı ve zengin erkeklere güvenmemesi4
- kadının azgını4
- türkiyede konuşma dilinin bozulma sebebi2
- sözlükten bir kıza basmak5
- true ile sevişmek7
- en gıcık olunan insan davranışı8
- bir ilişkiyi kim yönetir22
- 15 mayıs 2026 uludağ sözlüğün huzura ermesi6
- istanbul merkezli 8 ilde terör operasyonu2
- zincir mağazaları haraca bağlamak2
- leandro trossard2
- 4 temmuz 2026 kanada fas maçı17
- note aura silk ruj 05 desert rose2
- cerave2
- ciddi ciddi aşure seven insan30
- camları kapatın klimayı açıyorum diyen dolmuşcu3
- velvet48
- arapperest2
- peugeot2
- üsküdar sahaflarını sel bastı3
- kekimi yeme beni'ye diyen kız3
- ona bir şey söyle10
- istanbulda hava durumu3
- pandela 319
- cd devrinin bitmesi6
- sinsi3
- sandalye9
- chp'yi salın4
- yeni sevgiliden beklentiler6
- kemal kılıçdaroğlu20
- deniz göktaş35
- uludağ sözlük yönetimini protesto ediyoruz5
- ankara da kapanması en çok üzen mekanlar2
- erkeğin vajina karşısındaki çaresizliği35
- kürt hareketinin devşirme olması15
- ilişkiyi mesajla bitirmek3
- bikini günü2
- sokuk yazarlar6
- sevişme sonrası erkeğin gömleğini giyen kadın3
- aleyna tilki7
- sikişirken hüzünlenmek6
1. Uyumasını sağlamak, uyur duruma getirmek.
2. mecaz: Acı, keder vb.ni hafifletmek.
3. mecaz: ilgi konusu olmaktan çıkarmak, unutturmak.
4. mecaz: Aldatmak, kandırmak.
(bkz: tdk)
2. mecaz: Acı, keder vb.ni hafifletmek.
3. mecaz: ilgi konusu olmaktan çıkarmak, unutturmak.
4. mecaz: Aldatmak, kandırmak.
(bkz: tdk)
evcil hayvanınıza, eğer gerçekten hastaysa ve dönüşü yoksa uygulatmak zorunda kalabileceğiniz durum. Acısı, etkisi işlem kadar kısa sürmez malesef. O ufacık bedeniyle yaşam savaşı verirken size bu karardan başka seçenek sunmaz hayat. Gözlerini açıp size baktığında bir insanınkinden çok daha fazla anlam görürsünüz o gözlerde. izlersiniz cennete gidişini, daha az acı çekeceğini bilirsiniz. Ama işe yaramaz, size sadece üzüntü ve düşünceler kalır, acaba doğru olanı mı yaptım diye.
bir canlıyı uyutursunuz, ama sonra uyanır. bir canlıyı öldürürsünüz ama sonra dirilmez. cinayeti kabullenir kılmanın adı uyutmak olmuş. hayvanlara söylenilebilecek en şerefsiz yalan bu...
eğer ailenizde söz konusuysa fazlaca gözünüzü meşgul eder.
kedimi uyutmam söz konusu oldu. artık son çare olarak. böbrek yetmezliği ciddi boyutta kırıkları dayanamayack gibiyse.
hayır arkadaş bakıyorum. hayvan hareketli. şırıngayla mama verirken nerdeyse şırıngayı yiyecek, konuşurken yüzümüze bakıyor. iletişim kuruyor. cümlelerimize mırrlıyor.
ama işin diğer boyutu var: hastalık. geri dönüşü olmayan bir şey için tedaviler ilaçlar iğneler damar yolları. yazık 2 gıdım canı kaldı zaten bunlarla nasıl mücadele etsin.
onun orda canı yanarken ben her gün ölüp ölüp dirileceğim.
yarın belli olacaktı her şey. gelin son defa böbreklerine bakalım demişler. ama bugün çağırmamışlar gelin diye. acaba diyorum tehlike kalktı mı?
1 haftadır yastayım. bakıyorum. hakkımız var mı? sadece bir iğneyle bunu yapmaya hakkımız var mı? hala mutfaktan gelen tavuk kokusu için depar ata ata, vücudundaki tüm kırıklara rağmen koşan bir kediye son nefesini benim lütuf etmeye hakkım yok, hakkımız yok.
ama düşünüyorum bir taraftan, yok kurtuluşu. doktoru kendi dedi. "olası bir böbrek yetmezliğinde, böbreğin kendini yenilemesi imkansız. geri dönüşü yok ve beraberinde ciğer problemlerini de getirecek" dedi. ağlayarak dinledim. Mısır böyle bir hastalığı hakedecek hiç bir şey yapmadı. allahın bizi böyle bir şeyle sınaması için hiç bir günah işlemedik.
her sabah uyandığımda ilk işim gidip kolunu budunu öpmek. koklamak. konuşmak. hele annem dün bir laf ettiki deldi geçti beni. "seni iyileştiremedik Mısır" dedi. ben bunu Mısır'a yapanlara her gün lanet ediyorum. Mısır'dan beter olun diyorum. olsunlar. 4 haftadır canım burnumda. o hayvanın her şırınga mama içişine dünyaları vericem nerdeyse. her kakasında her çişinde mutlu oluyorum. evin küçük bebeği çünkü o. insan veya hayvan olması hiç farketmez. bizim onu nasıl gördüğümüzle alakalı.
şimdi diyorlar ki evinde 2 hayvan olsa birini vereceksin. onlar napacak o birini. pamuklara sarıp sarmalamayacaklar elbet. hayvanın amına koyup atacaklar. ulan ben her gün damla damla ilaç, damla damla mama verdiğim bebeğimi size nasıl vereyim. bileklerimi keserim, evimi yakarım yine de vermem. niye vericem. gidin öldürün diye. adi şerefsizler. yaşadınız mı böyle bir acı, hissettiniz mi sizden olmayan bir canlıya böyle bir sevgi. allahınızdan bulun . yabani sokak hayvanlarını, kuduzları, aidslileri, hastalıklıları, ölmek üzere olanları hadi anlarım. evimdekini alıp ne yapacaksın. zaten her şeyi bana ait. her türlü bakımını masrafını yapıyorum. senden bir talebim yokki ibnenin evladı.
uzak durun çocuklarımızdan!!! uzak durun huzurumuzdan!!!
kedimi uyutmam söz konusu oldu. artık son çare olarak. böbrek yetmezliği ciddi boyutta kırıkları dayanamayack gibiyse.
hayır arkadaş bakıyorum. hayvan hareketli. şırıngayla mama verirken nerdeyse şırıngayı yiyecek, konuşurken yüzümüze bakıyor. iletişim kuruyor. cümlelerimize mırrlıyor.
ama işin diğer boyutu var: hastalık. geri dönüşü olmayan bir şey için tedaviler ilaçlar iğneler damar yolları. yazık 2 gıdım canı kaldı zaten bunlarla nasıl mücadele etsin.
onun orda canı yanarken ben her gün ölüp ölüp dirileceğim.
yarın belli olacaktı her şey. gelin son defa böbreklerine bakalım demişler. ama bugün çağırmamışlar gelin diye. acaba diyorum tehlike kalktı mı?
1 haftadır yastayım. bakıyorum. hakkımız var mı? sadece bir iğneyle bunu yapmaya hakkımız var mı? hala mutfaktan gelen tavuk kokusu için depar ata ata, vücudundaki tüm kırıklara rağmen koşan bir kediye son nefesini benim lütuf etmeye hakkım yok, hakkımız yok.
ama düşünüyorum bir taraftan, yok kurtuluşu. doktoru kendi dedi. "olası bir böbrek yetmezliğinde, böbreğin kendini yenilemesi imkansız. geri dönüşü yok ve beraberinde ciğer problemlerini de getirecek" dedi. ağlayarak dinledim. Mısır böyle bir hastalığı hakedecek hiç bir şey yapmadı. allahın bizi böyle bir şeyle sınaması için hiç bir günah işlemedik.
her sabah uyandığımda ilk işim gidip kolunu budunu öpmek. koklamak. konuşmak. hele annem dün bir laf ettiki deldi geçti beni. "seni iyileştiremedik Mısır" dedi. ben bunu Mısır'a yapanlara her gün lanet ediyorum. Mısır'dan beter olun diyorum. olsunlar. 4 haftadır canım burnumda. o hayvanın her şırınga mama içişine dünyaları vericem nerdeyse. her kakasında her çişinde mutlu oluyorum. evin küçük bebeği çünkü o. insan veya hayvan olması hiç farketmez. bizim onu nasıl gördüğümüzle alakalı.
şimdi diyorlar ki evinde 2 hayvan olsa birini vereceksin. onlar napacak o birini. pamuklara sarıp sarmalamayacaklar elbet. hayvanın amına koyup atacaklar. ulan ben her gün damla damla ilaç, damla damla mama verdiğim bebeğimi size nasıl vereyim. bileklerimi keserim, evimi yakarım yine de vermem. niye vericem. gidin öldürün diye. adi şerefsizler. yaşadınız mı böyle bir acı, hissettiniz mi sizden olmayan bir canlıya böyle bir sevgi. allahınızdan bulun . yabani sokak hayvanlarını, kuduzları, aidslileri, hastalıklıları, ölmek üzere olanları hadi anlarım. evimdekini alıp ne yapacaksın. zaten her şeyi bana ait. her türlü bakımını masrafını yapıyorum. senden bir talebim yokki ibnenin evladı.
uzak durun çocuklarımızdan!!! uzak durun huzurumuzdan!!!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar