bugün
- yorgun mermi19
- beyazsemsiyeliyabanci26
- 7 haziran 2026 büyük sözlük ifşası32
- gina carano13
- sözlüğün kırbacı8
- gocu bak bi3
- sevişmek istediğiniz kadın yazarlar7
- diamond bosphoruss denen yazar7
- mocu4
- katatespizartmasi15
- mılli yazılım f-16 ların kabiliyetini artıracak9
- true yetkili olsun kampanyası2
- kılıçdar'ın chp'nin oyunu yükselttiği yalanı5
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle63
- buddy dude17
- anın görüntüsü20
- g35
- sevdiğine şiir yazabilen kaslı ve yakışıklı erkek5
- intikam almanın çok keyifli olması3
- chp'lilerin gene kılıçdaroğlu'na oy verme ihtimali6
- en son ne yediniz11
- baba olmak istemeyen erkek3
- libido yükselten şeyler4
- türkiye'nin mavi vatan hazırlığı3
- ben geldim naneler2
- futbol9
- koç holdinge kayyum atanırsa olacaklar3
- uysaljakoben32
- sokak düğünlerinin geleneksel özellikleri3
- kene vs ktç6
- türkiye17
- ateist görünce korkan dinci5
- sözlük yazarlarının ölüme bakış açısı20
- havaların ısınmasıyla çok fena azmak7
- 7 haziran 2026 fenerbahçe başkanlık seçimleri2
- fenerbahçe8
- bu son entry2
- chatgpt4
- toplum içinde sözlüğe girmekten utanmak6
- 7 haziran 2026 venezuela türkiye maçı11
- venezuela3
- hakan çalhanoğlu4
- ona bir şey söyle15
- birini özlememek için yapılan şey3
- genç yaşta ölen ünlüler9
- bir ulu yazarına sarılıp hıçkıra hıçkıra ağlamak2
- pilates3
- anne olmak istemeyen kadın2
- manifest3
- arkadaşlar bakar mısınız bi5
ulusların kendi kaderlerini tayin hakkı.
1896-1899 tarihleri arasında lenin tarafından yazılmıştır ve 1899'da basılmıştır..
lenin'in sovyetler içerisinde bulunan türkleri baz alarak oluşturduğu düşünce yapısıdır. özellikle orta asya'daki müslüman sosyalist yapılanmalar buna dayanarak kızıl ordular kurmuş, devrim sürecinde bolşeviklerin yanında saf tutmuştur. ancak devrimden sonra verilen sözler unutulmuş, türklerin mahalli sovyet cumhuriyetleri kurmasının önüne geçilmiş hatta bu olaylar stalin döneminde etkisini aşırı şekilde arttırmış, müslüman sosyalizmin önderleri kurşuna dizilmiş, hain ilan edilmiştir.
Emperyalistlerin işin içine girmesiyle UKKTH olmaktan çıkan pek çok ülkenin içindedir, ülkemiz.
Bazı osur osur ipe diz insanlarının PKK'nın yaptıklarınıda bu kategoriye koymasıyla birlikte emperyalizm uşaklığıyla karşılaştırılan Lenin ilkesidir.
yalandır, palavradır, sahtekarlıktır.
kağıda yazmışlarda, onaylamışlarda... hadi ordan terbiyesiz.
masum halkları devrime katılmaya ikna etmek en azından engel olamasınlar diye saf dışı bırakmak için uydurulmuş siyasi manevradır.
gördük lenini ve yandaşlarını kafkaslardaki uluslara nasıl kendilerini tayin hakkı verdiklerini.
kağıda yazmışlarda, onaylamışlarda... hadi ordan terbiyesiz.
masum halkları devrime katılmaya ikna etmek en azından engel olamasınlar diye saf dışı bırakmak için uydurulmuş siyasi manevradır.
gördük lenini ve yandaşlarını kafkaslardaki uluslara nasıl kendilerini tayin hakkı verdiklerini.
ulusların kendi kaderini tayin hakkı doğru anlaşıldığı sürece gayet doğru bir düşüncedir. ancak sen ırkların kendi kaderini tayin hakkı olarak yorumlarsan işler değişir, kan çıkar.
Şu konu başlıklarında da tartışılan konu:
(bkz: wilson ilkeleri)
(bkz: uluslarin kaderlerini tayin hakki)
(bkz: wilson ilkeleri)
(bkz: uluslarin kaderlerini tayin hakki)
kanımca kültürlerin kendi kaderini tayin hakkı olarak değiştirilmelidir. tamamen vazgeçilmelidir demiyorum. kültürlerin yok olması olması yahut başka bir kültür tahakkümü altına girmesi kabul edilebilir değildir. ne farkı var? diyenler için kısa bir açıklama yapayım.
ulus kavramı, ulus benliği yahut kişilerdeki ulusa ait olma fikri fransız devrimi ile şekillenmiştir ve eksik ve insanları ayrıştıran bir yapıdadır. çoğu zaman toplulukları kapsamayabilir. şöyle ki kürtler gibi, çeçenler gibi topluluklar sayıca fazla olmaları nedeniyle ulus kategorisine girerler fakat kızılderililer, aborjinler gibi sayıca çok az topluluklar ise bu kategoriye dahil olamamaktadırlar. aborjin ırkının reddi derdinde değilim. bir kızılderili için artık ulus olmaktan ziyade kültürünü yaşamak gerçek bir kaygı olabilir.
ayrıca bu kavram alevilik, bektaşilik gibi kültürleri kapsayamamaktadır. bu anlamda da yetersizdir.
ulus kavramı, ulus benliği yahut kişilerdeki ulusa ait olma fikri fransız devrimi ile şekillenmiştir ve eksik ve insanları ayrıştıran bir yapıdadır. çoğu zaman toplulukları kapsamayabilir. şöyle ki kürtler gibi, çeçenler gibi topluluklar sayıca fazla olmaları nedeniyle ulus kategorisine girerler fakat kızılderililer, aborjinler gibi sayıca çok az topluluklar ise bu kategoriye dahil olamamaktadırlar. aborjin ırkının reddi derdinde değilim. bir kızılderili için artık ulus olmaktan ziyade kültürünü yaşamak gerçek bir kaygı olabilir.
ayrıca bu kavram alevilik, bektaşilik gibi kültürleri kapsayamamaktadır. bu anlamda da yetersizdir.
solcuların niye pkk'ya destek verdiklerini anlatan sır.
anlaşılması o kadar kolay olmasına rağmen insanların anlamamayı nasıl becerdiklerini algılayamadığım, en insanca ve sadece empati ile bakarak bile bulunabilecek, "dünyada cennet"i yaratacak olan önermedir.
ulusların demokratik hareketinin dayanak noktasıdır. her ulusun kendi kaderini tayin etme hakkına sahip olduğunu anlatır.
ırkçıların kürtleri anlamama sebebidir çünkü bilmezler ki onlarında istekleri vardır ve bu gayet normaldir.
bunu götünden anlayanlar yüzünden şu an bir pkk var ve komünist olduğunu iddia edebiliyor.
Her ulus hareketin başlangıcında doğal olarak önderliği eline alan burjuvazi, bütün ulusal emellerin desteklenmesinin doğal olduğunu söyler. Oysa proletartyanın ulusal sorundaki politikası (tıpkı diğer konularda olduğu gibi) burjuvaziyi ancak belli doğrultularda destekler, ama bu destek asla burjuvazinin politikasıyla örtüşmez. işçi sınıfı burjuvazisi ( ulusal sorunda) ancak ulusal barış sağlamak için (ki burjuvazi bunu tamamen gerçekleştirmez ve ancak tam demokrasiyle gerçekleştirebilir), eşit haklar sağlamak ve sınıf mücadelesi için en iyi koşulları yaratmak için destekler. Bu yüzden, proleterler ulusal sorunda burjuvazinin pratikliğine karşı kendi ilkelerini ileri sürerler; burjuvaziye her zaman yalnızca koşullu destek verirler. istisnasız her burjuvazi ulusal sorunda ya kendi ulusu için ayrıcalıklar, ya da olağanüstü menfaatler peşindedir; bunu 'pratiklik' denir. Proletarya ise her türlü ayrıcalığa, her türlü ayrımcılığa karşıdır. Proletaryadan 'pratik' olmasını talep etmek, burjuvazinin kuyruğuna takılmak, oportünizme kaymak demektir.
(Lenin Ulusların Kaderlerini Tayin Hakkı, S.60 Agora Yayınları, Türkçe çevirisi: Ferit Burak Haydar)
(Lenin Ulusların Kaderlerini Tayin Hakkı, S.60 Agora Yayınları, Türkçe çevirisi: Ferit Burak Haydar)
güncel Önemli Başlıklar
