bugün
- ona bir şey söyle4
- kadın ile erkek arasında yaşanacak en güzel şey12
- adını bile bilmediğin bir sözlük kızına aşık olmak13
- tekerlek toplayan cocuk14
- birini unutmak için başkasıyla birliktelik yaşamak11
- gece 1 de 10 birayla gelen kız kanka7
- ilham aliyevin türkiyeye nankörlük yapması7
- kız troller6
- arkadaşlar ben birinden fena halde hoslanıyorum15
- burcunun yükselenini bilen erkek8
- almanya da yaşasaydınız nerede yaşamak isterdiniz11
- zencilerin birbirine nigger demesi6
- afrikada bir ülkede yaşasaydınız nerde yaşardınız7
- kedilerin yedigi ilginc seyler16
- çiçek abbas2
- yazarların anlık durumları9
- sözlükte devamlı eksileyeceğiniz yazar17
- gece sokakta baş belaya girer mi6
- çocuklar niye sünnet edilir7
- kalabalığı seviyor musunuz6
- 29 yaşında erkek 41 yaşında kadın ilişkisi12
- avokado yiyen insan8
- mafya kızı olma isteği6
- devlet bahçeli'nin öcalan'a selam göndermesi47
- kedi yada köpeği olmayan kadın4
- osmanlı mali açıdan zordayken saray yaptırması13
- evli bir adama aşık oldum sözlük25
- ispanya'nin terör bitirme formülü41
- özel sektör de çalışmak11
- boğaz ağrısı7
- galatasaray büyüklüğü14
- uykudan ağlayarak uyanmak4
- feminen erkek davranışları6
- gece ormanda gezerken pagan ayinine kurban gitmek2
- arkadaşlar bakar mısınız14
- arapçayı kutsal sanan gerzek5
- kız tavladığım için içerlenen sözlük geyi15
- şeker hastalığı9
- hayatını renklendirmek isteyenlere tavsiyeler6
- kaslı ve yakışıklı mahalle bakkalı5
- bol sucuklu tereyağlı çift yumurta6
- tayt vs mini etek5
- yazarlara sözlükten gelen son mesaj6
- kova ve oğlak burçlarını sözlükten atmak7
- ellerim bos gonlum hos14
- 3 ekim 2026 hırvatistan ingiltere maçı7
- eurovision song contest asia4
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı17
- kız kankanızı banyoda yıkar mısınız3
- çamaşır makinesinde yorgan yıkamak7
ESO tarafından keşfedilen ve bugün nasa tarafından daha detaylı duyurusu yapılan bir güneş sistemidir.
http://biliyon.net/kirmiz...hayat-dolu-gezegenleri-13
http://biliyon.net/kirmiz...hayat-dolu-gezegenleri-13
Kısa bir süre önce, NASA, 39 ışık yılı ötede ve dünyamızla benzer boyutta yedi gezegen içeren ve güneş sistemimize benzeyen başka bir güneş sisteminin keşfini duyurdu. Bu güneş sistemine TRAPPIST-1 adı verildi (güneşin adı da TRAPPIST-1 oldu).
Bu gezegenler kayalık gibi gözüküyor, hayata müsaade edebilecek yüzey sıcaklıklarına sahip olabilir, bazılarında sıvı halde su bile bulunuyor olabilir; NASA da bu yüzden çok sayıda seyahat posteri hazırladı.
Bu gezegenler kayalık gibi gözüküyor, hayata müsaade edebilecek yüzey sıcaklıklarına sahip olabilir, bazılarında sıvı halde su bile bulunuyor olabilir; NASA da bu yüzden çok sayıda seyahat posteri hazırladı.
TRAPPIST-1 sisteminin gezegenleri yıldızlarının etrafında, Güneş Sistemi’ndeki Merkür gezegeninin Güneş etrafındaki dolanımından daha yakın bir mesafede dolanır.
Yeni bir çalışmada, bu gezegenlerin her birinin ne kadar UV (ultraviyole) radyasyon aldığı ölçüldü. Çünkü gezegene ulaşan UV radyasyon, milyarlarca yıllık süreçte gezegenlerin yüzeylerinde ne kadar su bulunduğu ile doğrudan alakalı. Çalışmaya göre, düşük enerjili UV ışık, gezegenin üzerinde bulunan sudaki molekülleri, hidrojen ve oksijen olarak ikiye ayırır. Yüksek enerjili UV ışık (yıldızdan alınan X-Ray ışınları ile birlikte) ise, gezegenin üst atmosferini ısıtarak bu ayrık atomların uzaya kaçmasına sebep olur. Ayrıca yıldız radyasyonunun, çok uzun zaman önce gezegenlerin atmosferlerini yok etmiş olması da muhtemel.
Araştırmacılar, Hubble Uzay Teleskopu’nu kullanarak bu gezegenlerin ne kadar UV radyasyonuna maruz kaldığını ölçtü. Raporlarında da, bu gezegenlerin 8 milyar yıl içerisinde, sistemin oluşumundan bu yana, ne kadar su kaybetmiş olabileceğine dair tahminlerine yer verdiler.
Rapora göre, yıldıza yakın konumlarından dolayı yüksek UV radyasyonuna maruz kalmış altı gezegen (b, c, d, e, f ve g harfleriyle tanımlananlar), yaklaşık 20 Dünya okyanusuna eşit miktarda su kaybetmiş olabilir. Ancak bu altı gezegenin üçünü de içine alan ve yıldıza biraz daha uzak konumda bulunan gezegenler (e, f, g ve h harfleriyle tanımlananlar) 3 Dünya okyanusundan daha az miktarda su kaybetmiş olabilir. Ayrıca E, F ve G gezegenleri, konumlarından dolayı, “yaşanabilir alan” olarak isimlendirilen alanlarda bulunuyor.
Belçika’da bulunan Liège Üniversitesi’nden araştırmanın yazarı gökbilimci Michaël Gillon’a göre; eğer çok önceleri, gezegende çok az su bulunsaydı ya da hiç bulunmasaydı, muhtemelen bu gezegenler “yaşanabilir” olarak sayılamayacaktı. Ancak bu gezegenler su açısından o kadar zengindi ki, kaybettikleri suya rağmen hala üzerlerinde su bulundurabiliyorlar. Gillon ayrıca, TRAPPIST-1 gezegenlerini ilk tanımlayan iki araştırmanın da baş yazarıydı.
Gillon’a göre; bu gezegenler oluşurken yıldızlarına çok daha uzak konumdayken, sistemin ilk 10 milyon yılı içerisinde yavaş yavaş yakınlaşmış olabilir. Gezegenlerde yüzlerce Dünya okyanusuna eşit miktarda su bulunmasından dolayı, kaybedilen su da büyük bir problem oluşturmuyor. Hatta, su açısından daha fakir olan, yıldızına daha uzak gezegenlerde bile hala su mevcut olabilir.
Yeni bir çalışmada, bu gezegenlerin her birinin ne kadar UV (ultraviyole) radyasyon aldığı ölçüldü. Çünkü gezegene ulaşan UV radyasyon, milyarlarca yıllık süreçte gezegenlerin yüzeylerinde ne kadar su bulunduğu ile doğrudan alakalı. Çalışmaya göre, düşük enerjili UV ışık, gezegenin üzerinde bulunan sudaki molekülleri, hidrojen ve oksijen olarak ikiye ayırır. Yüksek enerjili UV ışık (yıldızdan alınan X-Ray ışınları ile birlikte) ise, gezegenin üst atmosferini ısıtarak bu ayrık atomların uzaya kaçmasına sebep olur. Ayrıca yıldız radyasyonunun, çok uzun zaman önce gezegenlerin atmosferlerini yok etmiş olması da muhtemel.
Araştırmacılar, Hubble Uzay Teleskopu’nu kullanarak bu gezegenlerin ne kadar UV radyasyonuna maruz kaldığını ölçtü. Raporlarında da, bu gezegenlerin 8 milyar yıl içerisinde, sistemin oluşumundan bu yana, ne kadar su kaybetmiş olabileceğine dair tahminlerine yer verdiler.
Rapora göre, yıldıza yakın konumlarından dolayı yüksek UV radyasyonuna maruz kalmış altı gezegen (b, c, d, e, f ve g harfleriyle tanımlananlar), yaklaşık 20 Dünya okyanusuna eşit miktarda su kaybetmiş olabilir. Ancak bu altı gezegenin üçünü de içine alan ve yıldıza biraz daha uzak konumda bulunan gezegenler (e, f, g ve h harfleriyle tanımlananlar) 3 Dünya okyanusundan daha az miktarda su kaybetmiş olabilir. Ayrıca E, F ve G gezegenleri, konumlarından dolayı, “yaşanabilir alan” olarak isimlendirilen alanlarda bulunuyor.
Belçika’da bulunan Liège Üniversitesi’nden araştırmanın yazarı gökbilimci Michaël Gillon’a göre; eğer çok önceleri, gezegende çok az su bulunsaydı ya da hiç bulunmasaydı, muhtemelen bu gezegenler “yaşanabilir” olarak sayılamayacaktı. Ancak bu gezegenler su açısından o kadar zengindi ki, kaybettikleri suya rağmen hala üzerlerinde su bulundurabiliyorlar. Gillon ayrıca, TRAPPIST-1 gezegenlerini ilk tanımlayan iki araştırmanın da baş yazarıydı.
Gillon’a göre; bu gezegenler oluşurken yıldızlarına çok daha uzak konumdayken, sistemin ilk 10 milyon yılı içerisinde yavaş yavaş yakınlaşmış olabilir. Gezegenlerde yüzlerce Dünya okyanusuna eşit miktarda su bulunmasından dolayı, kaybedilen su da büyük bir problem oluşturmuyor. Hatta, su açısından daha fakir olan, yıldızına daha uzak gezegenlerde bile hala su mevcut olabilir.
Gündemdeki Haberler