bugün
- fenerbahçe biraz sert biraz katı7
- sözlüğün bamyası4
- ismail kartal16
- ilk buluşmada 13 pişi yiyen kız12
- doların 48 tl olması3
- yasakçı zihniyet15
- fenerbahçe'nin başarısızlığının nedenleri3
- 0 0 7'nin kafasını tutup ağaca sürtmek5
- kimse kalmadı5
- polisin verilen emrin yasaya uygunluğunu sorgusu12
- başına gelmeyen bir olay hakkında ahkam kesmek2
- bugün ne yapsam9
- sidiki cherif6
- marco asensio3
- üsteki yazarın nickinin düşündürdüğü3
- ekşi sözlük20
- scary movie 23
- leyla ile mecnun2
- ulusalcı önderlerin akp'ye geçmesi10
- enayimiknatisi ile kavga etmek12
- yeni partinin ilk krizde duvara toslaması6
- bana neden eksi verdiğinizi sorabilir miyim acaba3
- fazla araştırmak kötü müdür5
- tarhana içenlerin köylü ve eğitimsiz olması7
- 35 yaş üstü kadın kontenjanı5
- baran dergisi3
- metal müzik dinleyen imam4
- mutlu ama uzak olsun10
- gram altın4
- sözlükte aşk yaşayacak kadın olmaması sorunsalı6
- felsefe9
- güllünün roman havası oynarken balkondan düşmesi5
- maşa ile koca ayı3
- biz sakal gibiyiz kestikçe uzarız4
- roberto carlos'un müslüman olması3
- güneş gözlüğü takıp müzik dinleyerek gezmek3
- 18 ağustos 2026 fenerbahçe lyon maçı30
- bir çomarla finoyu çiftleştirmek4
- alparslan kuytul8
- görür görmez eksi oy verilen yazarlar3
- yandaş iş adamı3
- çevreye duyarlı olmak2
- şarapçı koala'nın ulusalcı nefreti4
- devlet bahçeli4
- avanoslu insanlar3
- en son ne aldınız3
- kafein2
- başınıza gelen enteresan vakalar3
- siyahlar içinde bir kadın2
- apo orospu çocuğu değildir demek9
türkçe adı histeri olan, vizyona yeni girmiş amerikan yapımı bir korku film.
---spoiler---
türkiye'De histeri adıyla yayınlanan, bir gurup geri zekalı ebeveynin, tatil için gittikleri bir yerde, virüsten etkilenip katile dönüşen 3-4 yaş gurubundaki çocukları tarafından öldürülüşünün anlatıldığı bir film. eden lake filmine benzese de o flmden çok çok geride olan ingiliz yapımı bir gerilim filmidir. gore sahneleri de kısmen de olsa mevcut.
film birçok açıdan çok sinir bozucuydu benim için. ama bunun gerlimle alakası yok. zaten film'DE hep katil çocukların tarafını tuttum. annelerini öldürmeleri haricinde tabi. en sinir bozucu olan şey casey adındaki gotik kızdı. kendisi çoğu film klişesinde bulunan karakter tiplemesiydi ; geldiği ortamdan memnun olmayan, ailesiyle tatile çıkmak istemeyen, onları küçük gören, herşeyi ben biliyorum edasıyla dolaşan, amcasına sulanabilecek kadar kevaşe olan, kış mevsiminde full-time ultra mini etekle dolaşan, küçük kardeşini bile tiksinerek bakabilen bir kaltak. ama bu karakteri canlandıran hatun tam manasıyla bir daş ; Hannah Tointon... ayrıca filmde en etkin karakteri (cins de olsa) de kendisi canlandırıyor başarıyla. ikinci en sinir bozucu karakter ise aile babası olan, filmin sonunda casey'i odaya kitleyip (hadi kızı boğarken gördü diye haklı diyelim) anneyi sürüklüyerek odaya kapatan ve onları bırakıp kızıyla giden ve doğal olarak kızı tarafından eşşek cennetine yollanan baba karakteriydi ki kendisi jonah karakteri olmakta. zaten yaşı yüksek olanların hepsi ayrı bir morondu.
film'in en dikkat çekici ve güzel yanı filmin açık bırakılan sonuydu. casey'nin filmin sonundaki faltaşı gibi açık bırakılan gözleri ve garip bakışları, onun da virüsten (tabi virüs olduğu da söylenmiyor filmde ama en küçük ve sevimli olan kız öksürüp elini yastığa sürünce, yastıktaki kanı gördük) etkilenip etkilenmediği sorunsalı izleyicinin hayal gücüne bırakılmış. filmin tek güzel yanı buydu. tabi Hannah Tointon'nun sütun gibi olan bacaklarını saymazsak. ayrıca çocukların tatlı (özellikle sarışın kız ve en küçük esmer kız) olması ve ebeveynlerini öldürürken ciddi tavır takınmamalrı da ayrı bir farklılık ve hoşluktu.
filmin çoğu kötü oyunculuklarla, özensiz senaryoyla, hatalı sahnelerle ve klişelerle dibe vuruyor. görsel efekt yok. en çok ses efekti ile gerilim yaratılmaya çalışılmış. ama küçücük çocukların koskoca insanlara hem zeka hem hız hem de güç olarak üstünlük sağlayabilmiş olmaları saçma olmuş. tabi kış mevsiminde, karlar içerisinde full-time mini etekle dolaşan casey karakterinin donmaması kadar saçma değildi bu. ayrıca filmin sonunda mirandanın casey'i öldürmek için koşarken, casey'i öldürmesine 5 6 metre kaldıktan sonra, Elaine'nin arabayı çalıştırp mirandayı ezmek üzere gazlamasıyla, mirandanın sanki geri koşuyormuş gibi daha geriden gelmesi hiç mi hiç (o arada geçen zamanda kız mirandanın mezarını bile kazardı amınaki) olmamış. bunun gibi birçok hatalı sahne de mevcut filmde. ayrıca şu casey salağının öldürülememesi de ayrı bir sinir bozuculuk.
--spoiler---
bence tam bir vakit kaybı film. uzak durun!
türkiye'De histeri adıyla yayınlanan, bir gurup geri zekalı ebeveynin, tatil için gittikleri bir yerde, virüsten etkilenip katile dönüşen 3-4 yaş gurubundaki çocukları tarafından öldürülüşünün anlatıldığı bir film. eden lake filmine benzese de o flmden çok çok geride olan ingiliz yapımı bir gerilim filmidir. gore sahneleri de kısmen de olsa mevcut.
film birçok açıdan çok sinir bozucuydu benim için. ama bunun gerlimle alakası yok. zaten film'DE hep katil çocukların tarafını tuttum. annelerini öldürmeleri haricinde tabi. en sinir bozucu olan şey casey adındaki gotik kızdı. kendisi çoğu film klişesinde bulunan karakter tiplemesiydi ; geldiği ortamdan memnun olmayan, ailesiyle tatile çıkmak istemeyen, onları küçük gören, herşeyi ben biliyorum edasıyla dolaşan, amcasına sulanabilecek kadar kevaşe olan, kış mevsiminde full-time ultra mini etekle dolaşan, küçük kardeşini bile tiksinerek bakabilen bir kaltak. ama bu karakteri canlandıran hatun tam manasıyla bir daş ; Hannah Tointon... ayrıca filmde en etkin karakteri (cins de olsa) de kendisi canlandırıyor başarıyla. ikinci en sinir bozucu karakter ise aile babası olan, filmin sonunda casey'i odaya kitleyip (hadi kızı boğarken gördü diye haklı diyelim) anneyi sürüklüyerek odaya kapatan ve onları bırakıp kızıyla giden ve doğal olarak kızı tarafından eşşek cennetine yollanan baba karakteriydi ki kendisi jonah karakteri olmakta. zaten yaşı yüksek olanların hepsi ayrı bir morondu.
film'in en dikkat çekici ve güzel yanı filmin açık bırakılan sonuydu. casey'nin filmin sonundaki faltaşı gibi açık bırakılan gözleri ve garip bakışları, onun da virüsten (tabi virüs olduğu da söylenmiyor filmde ama en küçük ve sevimli olan kız öksürüp elini yastığa sürünce, yastıktaki kanı gördük) etkilenip etkilenmediği sorunsalı izleyicinin hayal gücüne bırakılmış. filmin tek güzel yanı buydu. tabi Hannah Tointon'nun sütun gibi olan bacaklarını saymazsak. ayrıca çocukların tatlı (özellikle sarışın kız ve en küçük esmer kız) olması ve ebeveynlerini öldürürken ciddi tavır takınmamalrı da ayrı bir farklılık ve hoşluktu.
filmin çoğu kötü oyunculuklarla, özensiz senaryoyla, hatalı sahnelerle ve klişelerle dibe vuruyor. görsel efekt yok. en çok ses efekti ile gerilim yaratılmaya çalışılmış. ama küçücük çocukların koskoca insanlara hem zeka hem hız hem de güç olarak üstünlük sağlayabilmiş olmaları saçma olmuş. tabi kış mevsiminde, karlar içerisinde full-time mini etekle dolaşan casey karakterinin donmaması kadar saçma değildi bu. ayrıca filmin sonunda mirandanın casey'i öldürmek için koşarken, casey'i öldürmesine 5 6 metre kaldıktan sonra, Elaine'nin arabayı çalıştırp mirandayı ezmek üzere gazlamasıyla, mirandanın sanki geri koşuyormuş gibi daha geriden gelmesi hiç mi hiç (o arada geçen zamanda kız mirandanın mezarını bile kazardı amınaki) olmamış. bunun gibi birçok hatalı sahne de mevcut filmde. ayrıca şu casey salağının öldürülememesi de ayrı bir sinir bozuculuk.
--spoiler---
bence tam bir vakit kaybı film. uzak durun!
niyetimiz hafta sonu sıkı bir gerilim filmi izlemekti. The Children iyi bir seçim diye düşünürken ablayı ( hannah tointon ) izlemekten filme konsantre olamadık. bu çocuk kimindi , e bu adam ölmemiş miydi ? derken filmi anlayamadan bitti. ablayı beğendik. filme gelince tekrar izlemek gerekecek.
çocuklardan uzunca bir süre nefret etmeme sebep olan korku filmi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar