bugün
- nohut yaptım nası olmuş12
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası9
- hakkımda bilmeniz gerekenler18
- yoğurt mayalayan kızı üzmek11
- katatespizartmasinın mutfağına konuk olmak16
- ioçk10
- bey biraderler5
- arkadaşlar5
- nervio burak demirbilek evliliği13
- 45 bin liraya alınabilecek en iyi araba4
- kadın biraderlere ne deniyor sorusu4
- yorgun mermi vs nervio12
- filenin sultanları5
- arkadaşlar çabuk bakın8
- abdülhamid kayıhan osmanoğlu4
- birader ne demek11
- kabataş görüntülerinin bu cuma yayınlanacak olması4
- uludağ sözlük discord grubu10
- koala'nın bu hayatı yaşamaması5
- tuvaletten 80 cm boyunda fare çıkması2
- yazarların nickleri nereden geliyor11
- arkadaşlar bir şey soracağım15
- uludağ sözlük partisi8
- süzme yoğurt3
- muşlettin bey caddesi2
- börekitas3
- limonlu makarna9
- diamond bosphorus16
- malatya2
- yeni parti46
- giden gider5
- ben gidiyorum4
- peynir gemisi2
- gammazı ispiyoncu sanmak15
- tai lung18
- ismet gürbüz10
- traktörü olan yazarlar7
- kitap önerir misiniz7
- arabayı yavaş süren tipler16
- merfulu gitmesin kampanyası15
- aykolik'in hiç yaşlanmaması4
- makarna abartılmış balon bir yemektir3
- kız nick altı meriçleri12
- sıfır bir gökhan abi2
- çocuk olmanın çok güzel olması3
- anın görüntüsü10
- testo taylan true ziyareti2
- nervio'nun ayaklarının ters olması6
- yolluk2
- gocu meriç7
"türk kafası" anlamına gelen fransızca deyim.
görsel
aynı zamanda da bir makine.
hani hepiniz bilirsiniz bu makineyi.
lunaparklarda falan vardır, makinenin ucunda sallanan topa vurursunuz yumruğunuzun şiddetini ölçer hani.
hepiniz bilirsiniz işte.
görsel
işte bu makine fransızların dünyaya kazandırdığı bir oyun cihazıdır.
anlamı da şudur; "türk kafası..."
evet, adamların bize duyduğu kin ve nefret öyle büyük ki, imal ettikleri oyuncağa bile bu kin ve nefretlerini işlemişler. türk kafası adını vermişler ki, buna vuran sanki bir türk'ün kafasına vuruyormuş gibi hissetsin, bir türk'ü dövdüğünü hissetsin.
ama kazın ayağı öyle değil tabi.
efendim devir abdülaziz han devri ki, abdülaziz han bir yurtdışı seyahate çıkan ilk padişah ve halifemizdir.
Sultan Abdülaziz Han ve beraberindekiler, 1867’de Paris’te yeni imal edilmiş makinelerin görücüye çıktığı sergiyi gezmektedirler.
Padişah, çember şeklinde bir cetvel ve önünde asılı kadife kaplı bir toptan meydana gelen makinenin önünde durur.
Bu makine, günümüz lunaparklarında da görülen, topa atılan yumrukla kol kuvvetinin ölçüldüğü ilkel bir makinedir.
Osmanlı sultanı topun aldığı darbeye göre ibrenin cetvel üstünde hareket ettiği dinamometrenin adını sorar.
Kısa süren bir kararsızlığın ardından bir Fransız yetkili yutkunarak cevap verir: "tete turque..."
Fransız kaşif, “Türk Kafası” adını verdiği makinenin önünde Osmanlı Padişahının duracağını nereden bilebilirdi ki?
Demek Avrupa için Türklerin kafası yumruk atmaya yarıyordu.
Sessizliği yine Sultan Abdülaziz Hân bozar:
“Halil Paşa, göster bakalım şunlara Türk kolunun kuvvetini!”
Kayserili Halil Paşa, Abdülaziz Hân gibi heybetli birisidir.
“Emriniz başım üstüne hünkârım!”
dedikten sonra ceketini çıkarır ve gömleğinin kollarını sıvar.
Herkes nefesini tutmuş olacakları beklemektedir.
Halil Paşa yaradana sığınıp öyle bir yumruk savurur ki, dinamometrenin dağılan yuvarlak ibresi bir Fransız’ın, kopan topu başka bir Fransız’ın, yayları da etrafta toplanan öteki diğer Fransızların ayaklarının dibine savrulur.
Dağılan makinenin karşısındaki Halil Paşa alaycı bir dille şunları söyler:
“Bu Türk kafası değildir Sultanım! Bu olsa olsa, Avrupa kafası olmalı ki bir vuruşta dağıldı.”
görsel
aynı zamanda da bir makine.
hani hepiniz bilirsiniz bu makineyi.
lunaparklarda falan vardır, makinenin ucunda sallanan topa vurursunuz yumruğunuzun şiddetini ölçer hani.
hepiniz bilirsiniz işte.
görsel
işte bu makine fransızların dünyaya kazandırdığı bir oyun cihazıdır.
anlamı da şudur; "türk kafası..."
evet, adamların bize duyduğu kin ve nefret öyle büyük ki, imal ettikleri oyuncağa bile bu kin ve nefretlerini işlemişler. türk kafası adını vermişler ki, buna vuran sanki bir türk'ün kafasına vuruyormuş gibi hissetsin, bir türk'ü dövdüğünü hissetsin.
ama kazın ayağı öyle değil tabi.
efendim devir abdülaziz han devri ki, abdülaziz han bir yurtdışı seyahate çıkan ilk padişah ve halifemizdir.
Sultan Abdülaziz Han ve beraberindekiler, 1867’de Paris’te yeni imal edilmiş makinelerin görücüye çıktığı sergiyi gezmektedirler.
Padişah, çember şeklinde bir cetvel ve önünde asılı kadife kaplı bir toptan meydana gelen makinenin önünde durur.
Bu makine, günümüz lunaparklarında da görülen, topa atılan yumrukla kol kuvvetinin ölçüldüğü ilkel bir makinedir.
Osmanlı sultanı topun aldığı darbeye göre ibrenin cetvel üstünde hareket ettiği dinamometrenin adını sorar.
Kısa süren bir kararsızlığın ardından bir Fransız yetkili yutkunarak cevap verir: "tete turque..."
Fransız kaşif, “Türk Kafası” adını verdiği makinenin önünde Osmanlı Padişahının duracağını nereden bilebilirdi ki?
Demek Avrupa için Türklerin kafası yumruk atmaya yarıyordu.
Sessizliği yine Sultan Abdülaziz Hân bozar:
“Halil Paşa, göster bakalım şunlara Türk kolunun kuvvetini!”
Kayserili Halil Paşa, Abdülaziz Hân gibi heybetli birisidir.
“Emriniz başım üstüne hünkârım!”
dedikten sonra ceketini çıkarır ve gömleğinin kollarını sıvar.
Herkes nefesini tutmuş olacakları beklemektedir.
Halil Paşa yaradana sığınıp öyle bir yumruk savurur ki, dinamometrenin dağılan yuvarlak ibresi bir Fransız’ın, kopan topu başka bir Fransız’ın, yayları da etrafta toplanan öteki diğer Fransızların ayaklarının dibine savrulur.
Dağılan makinenin karşısındaki Halil Paşa alaycı bir dille şunları söyler:
“Bu Türk kafası değildir Sultanım! Bu olsa olsa, Avrupa kafası olmalı ki bir vuruşta dağıldı.”
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar