bugün
- 3 ağustos 2026 aykolik gocu buluşması18
- yağmurcu neden akpli10
- call of duty black ops3
- velvet hanım aşk kadınıdır3
- pazartesi diyete başlamak4
- seda akman2
- kızlar naber10
- eli olmayanlar nasıl 31 çekiyor4
- tutuklanmamak için akp'ye katılmak12
- şükürcülük4
- nervio hanım ile birlikte kahve içmek2
- gece gece bana bi çakmak lazım diyen kız7
- yeni gelin instagramı2
- g3 ile intihar etmek3
- öğrencilik halleri3
- çok sıcak olması4
- kız arkadaşına mini etek giydiren erkek13
- komşuya kahveye gitmek8
- aykolik bey birader2
- aslan gibi adam3
- manifest5
- asgari ücretle çalışan yazarlar4
- erdal beşikçioğlu16
- mürted öldürmek2
- hamama gitmek4
- parmak kılları4
- arkadaşlar kahve içiyorum5
- taşaklardan birinin kayıp olması11
- en tehlikeli insan tipleri6
- tüik'in temmuz enflasyonu6
- ömer çelik'in ertuğrul özkök'e franco tepkisi4
- nervio hamferdi10
- askeri ücretle evlenebilir mi12
- aklınıza gelen şarkı sözü10
- bacınızı üniversiteye gönderir miydiniz2
- çay içen kız13
- yar2
- rak2
- 3 ağustos 20263
- mod geldi mod geldi4
- trivagoya bakmadın mı2
- aile hekimi2
- sinem dedetaş10
- smallville'deki konuk oyuncular6
- iş ilanı2
- galatasaray10
- arıların biraz mallaşmış olması4
- yanlış ata oynamak3
- ütü13
- sözlükler arası savaş çıksa11
Kırım Tatarlarının Hıdrellez sonrası kutladıkları bir bahar bayramıdır.
21 Mart'ta başlayarak 20 Haziran'da sona eren bahar faslının tam ortası olan 6 Mayıs günü (eski 23 Nisan) gününe "yeşillik günü" denilmiştir. Mayıs ayının ilk günlerinde bitkilerin yeşillenmesi son haddini bulur. Bu günler kalpleri neşe ile dolduran, gönülleri coşturan en güzel günlerdir.
6 Mayıs (eski 23 Nisan) günü Hıdrellez'dir. Kırım Türklerinin diline bu söz "Kıdırlez" şeklinde girmiş ve kökleşmiştir. ihtiyarlar, ölümsüzlüğe kavuşmuş olduğuna inanılan ilyas Peygamber'in o günde çölleri, tarlaları dolaşmaya çıktığını ve bazı kimselere, güzel, islâmi ve insani amelleriyle Allah'a yaklaşmış, Allah sevgisini kazanmış olan müminlere göründüğünü söylerlerdi. Halkımız bu peygambere "Hıdırnebi" / Kıdırnebi ve "Hıdır ilyas" dahi der. Bunu görmek şerefine nail olan kimsenin bütün arzularının yerine geleceğine inanılırdı.
Eskiden halkımız günlerin hesabını Hıdrellez ve Kasım ile tutardı. Birçok işlerinde bunlardan birisini işin başlangıcı, diğerini ise sonu sayardı. Fakir zengine çırak veya çoban olarak yanaşırken "Hıdrellez'den Kasım'a kadar" yahut "Kasım'dan Hıdrellez'e kadar" diye bir sözleşme olurdu aralarında. Bu, altı ay için bir anlaşma sayılırdı. Bir sene için de yapılırdı bazen anlaşmalar. O vakit "Hıdrellez'den Hıdrellez'e" yahut "Kasım'dan Kasım'a" denilirdi. Düğün ve nişanların günleri de çok kezler "Hıdrellez'in haftasına" veya "Kasım'dan iki hafta evvel" diye kararlaştırılırdı.
Dobruca Kırım Türkleri Hıdrellez / Kıdırlez gününü bir dini bayram gibi kutlarlar. O gün için ayrıca beslenmiş kuzular kesilir. Her evde "maylı kalakay" (yağlı çörek) pişirilir. Öğle namazından evvel kalabalık sayıda camiye gelirler, kurbanlar bağışlarlar, Ulu Tanrıya yalvarırlar. Öğle namazını eda ettikten sonra, cami avlusunun bir köşesinde, yeşil çimen üstünde otururlar ; maddi durumları iyi olanların o günün şerefine ve ölülerinin ruhlarının şadlığı için gönderdikleri semiz kuzu etini, pek lezzetli kuzu sorpasını, kürpe botkasını (bulgur pilâvını), sütlaşı ve maylı kalakayı yerler, adamakıllı doyarlar ; verdiği nimetler için Yüce Mevlâ'ya şükrederler. Zenginler fakirlerin evlerine de gönderirler et ve yemek. herkes doya doya yemelidir Allah'ın verdiği nimetlerden Hıdrellez /Kıdırlez günü. Eskiden, öğretmen, okuldaki bütün öğrencileri de getirirdi Hıdrellez duasına ve sofrasına... ilâhiler okurlardı çocuklar. Hıdrellez günü işlenen hayırların, yürekten kopan yalvarışların mutlaka Allah indinde makbule geçeceğine inancı vardır halkımızın...
Hıdrellez'den sonra gelen ilk Cuma günü "Tepreş" günü olarak kararlaştırılmıştı. Hıdrellez Cuma gününe rastlarsa, bu pek iyi bir alâmet addedilirdi. "Kıdırlez Cuması" dahi derlerdi bu güne. "Tepreş" kelimesinin canlanmak, hareketlenmek manasına gelen depreşmek (tepreşmek) fiilinden türediği düşünülmektedir. Ayrıca bir başka fikre göre Arapçada, kırlara çıkarak gezinti yapmak, ferahlamak anlamına gelen "teferrüc" sözü Kırım Türkleri şivesine "tepreş" şeklinde girmiş ve yerleşmiş olacak ki, bu da aynı manayı ifade eder. Senenin en güzel günlerinden bir günde, yeşillikler ve türlü renkte hoş kokulu çiçekler arasında dönüp dolaşmak, gezinmek elbette neşelendirir insanı... Yeşil çimen üstünde temiz ilkbahar havasını, kır havasını doya doya teneffüs etmek elbette ferahlandırır yürekleri... Yeşillenmiş ve çiçek açmış ağaçların gölgesinde uzanarak, kuşların güzel sesini, tatlı cıvıltılarını dinlemek elbette coşturur gönülleri...
işte, tepreş budur... Neşe günüdür, ferahlanma, sevinme günüdür...
http://www.kirimdernegi.o...en.asp?sayi=13&yazi=4
6 Mayıs (eski 23 Nisan) günü Hıdrellez'dir. Kırım Türklerinin diline bu söz "Kıdırlez" şeklinde girmiş ve kökleşmiştir. ihtiyarlar, ölümsüzlüğe kavuşmuş olduğuna inanılan ilyas Peygamber'in o günde çölleri, tarlaları dolaşmaya çıktığını ve bazı kimselere, güzel, islâmi ve insani amelleriyle Allah'a yaklaşmış, Allah sevgisini kazanmış olan müminlere göründüğünü söylerlerdi. Halkımız bu peygambere "Hıdırnebi" / Kıdırnebi ve "Hıdır ilyas" dahi der. Bunu görmek şerefine nail olan kimsenin bütün arzularının yerine geleceğine inanılırdı.
Eskiden halkımız günlerin hesabını Hıdrellez ve Kasım ile tutardı. Birçok işlerinde bunlardan birisini işin başlangıcı, diğerini ise sonu sayardı. Fakir zengine çırak veya çoban olarak yanaşırken "Hıdrellez'den Kasım'a kadar" yahut "Kasım'dan Hıdrellez'e kadar" diye bir sözleşme olurdu aralarında. Bu, altı ay için bir anlaşma sayılırdı. Bir sene için de yapılırdı bazen anlaşmalar. O vakit "Hıdrellez'den Hıdrellez'e" yahut "Kasım'dan Kasım'a" denilirdi. Düğün ve nişanların günleri de çok kezler "Hıdrellez'in haftasına" veya "Kasım'dan iki hafta evvel" diye kararlaştırılırdı.
Dobruca Kırım Türkleri Hıdrellez / Kıdırlez gününü bir dini bayram gibi kutlarlar. O gün için ayrıca beslenmiş kuzular kesilir. Her evde "maylı kalakay" (yağlı çörek) pişirilir. Öğle namazından evvel kalabalık sayıda camiye gelirler, kurbanlar bağışlarlar, Ulu Tanrıya yalvarırlar. Öğle namazını eda ettikten sonra, cami avlusunun bir köşesinde, yeşil çimen üstünde otururlar ; maddi durumları iyi olanların o günün şerefine ve ölülerinin ruhlarının şadlığı için gönderdikleri semiz kuzu etini, pek lezzetli kuzu sorpasını, kürpe botkasını (bulgur pilâvını), sütlaşı ve maylı kalakayı yerler, adamakıllı doyarlar ; verdiği nimetler için Yüce Mevlâ'ya şükrederler. Zenginler fakirlerin evlerine de gönderirler et ve yemek. herkes doya doya yemelidir Allah'ın verdiği nimetlerden Hıdrellez /Kıdırlez günü. Eskiden, öğretmen, okuldaki bütün öğrencileri de getirirdi Hıdrellez duasına ve sofrasına... ilâhiler okurlardı çocuklar. Hıdrellez günü işlenen hayırların, yürekten kopan yalvarışların mutlaka Allah indinde makbule geçeceğine inancı vardır halkımızın...
Hıdrellez'den sonra gelen ilk Cuma günü "Tepreş" günü olarak kararlaştırılmıştı. Hıdrellez Cuma gününe rastlarsa, bu pek iyi bir alâmet addedilirdi. "Kıdırlez Cuması" dahi derlerdi bu güne. "Tepreş" kelimesinin canlanmak, hareketlenmek manasına gelen depreşmek (tepreşmek) fiilinden türediği düşünülmektedir. Ayrıca bir başka fikre göre Arapçada, kırlara çıkarak gezinti yapmak, ferahlamak anlamına gelen "teferrüc" sözü Kırım Türkleri şivesine "tepreş" şeklinde girmiş ve yerleşmiş olacak ki, bu da aynı manayı ifade eder. Senenin en güzel günlerinden bir günde, yeşillikler ve türlü renkte hoş kokulu çiçekler arasında dönüp dolaşmak, gezinmek elbette neşelendirir insanı... Yeşil çimen üstünde temiz ilkbahar havasını, kır havasını doya doya teneffüs etmek elbette ferahlandırır yürekleri... Yeşillenmiş ve çiçek açmış ağaçların gölgesinde uzanarak, kuşların güzel sesini, tatlı cıvıltılarını dinlemek elbette coşturur gönülleri...
işte, tepreş budur... Neşe günüdür, ferahlanma, sevinme günüdür...
http://www.kirimdernegi.o...en.asp?sayi=13&yazi=4
Kazan Tatarlarınca "sabantuy (=saban toyu)" olarak adlandırılıp, Kırım Tatarlarınca da "tepreş" şeklinde anılan bu Tatar etkinliği, gözlemlediğim kadarıyla kültür aktarımı konusunda pek de başarılı değil. Dün, Eskişehir'de katıldığım tepreşte, Tatar kültürü adına kayda değer şeyler bulamadım. Eller havaya tarzı Türkçe müziklerin seslendirildiği bu şenlikte, işittiğim birkaç Tatarca sözcük, tokta-mak, kureş-mek oldu ki, bunları o tepreşten önce de biliyordum. Yani benim gibi Tatarca öğrenmek isteyenler varsa, internetten şarkı türkü videosu izlemek bile daha faydalı olur kanısındayım.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar