bugün
- oğlak burcu kadını18
- ihtiyar yazarların uyuması3
- web tasarım3
- atatürkçü sanatçı azlığı11
- aytaç doğan3
- opel türkiye ve neskar bursa rezaleti6
- haluk levent20
- haluk levent abi2
- aptalları hipnotize etmek4
- yılmaz erdoğan'ın bkm'ye sadece kürtleri alması2
- yusuf tekin'in imamoğlu hakkındaki proje çıkışı2
- chatgpt ile sohbet etmek7
- sevgiliyle ormanın derinliklerine gitmek8
- benim için zindanlarda çürür müsün diyen kız3
- şekeri bırakınca çayın tadını alacaksın yalanı3
- 1 2 puretech5
- beyaz ekmek yiyen vatan hainleri3
- görücü usulü evlilik2
- sevgilisine kahve yapan erkek4
- les enfants du siecle2
- anın görüntüsü16
- en çok sevdiğiniz yazar19
- tan taşçı2
- sevgilisine kahpe yapan erkek2
- 19802
- yılmaz güney abi4
- ikizler burcu ve bipolar adam7
- japonya'da 10.000 kürdün karakol basması27
- canva3
- ceza sahasına girince kendini yere atan forvet2
- haluk levent'in hayatını anlatacak filmin adı3
- kişinin büyüdüğünü anladığı an4
- hayatın güzel olması9
- zorunlu eğitimin felsefi temeli3
- 17 temmuz 2026 bahis operasyonu gözaltıları28
- antipanik6
- gececi tayfa kezosu10
- muhalif kerizleri silkme derneği başkanı2
- sözlüğün tanrıçası olmak20
- telefonu balkondan düşürme korkusu2
- maruf güneş3
- sigara içen erkeklerin daha çekici olması13
- sözlük yazarlarının numaraları12
- gocu29
- 18 temmuz 2026 malatya depremi3
- yalnız yaşayan kadın karizması7
- japonya nın teröristleri idam etmesi3
- güzel zannedilen kadınların sıradan olmaları18
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı14
- gerçek chp zafer partisidir2
Herkes birbirini tekfir ediyor. Halbuki Yazık o imanlarina...
Mehmet şenlik isimli şahsın 2 yıl önceki yazısı
Tekfircilik Hastalığı
13 Temmuz 2012 Cuma 15:13:00
islam ümmeti içerisinde tekfir olayı, haricilikten gelen eski bir kültürdür. Bu kültürün en çok yaygın olduğu dönem Murcie hareketine karşı tepkisel olarak çıkış yaptığı dönemdir. Bu hareket başlangıçta islam ümmetine sokulan bidatlere ve hurafelere karşı samimi olarak çıkış yaptı ve bir müddet işe de yaradı. Ancak zamanla ifrata kaçtı ve hatta ümmet içerisinde kapanmayacak büyük yaralara ve tahribatlara yol açtı.
Günümüzde ise, bir kısım ilimde sığ, hayat tecrübesi yetersiz, sloganik genç Müslümanlar tarafından gündeme getirilmektedir. ilk bakışta hurafelere karşı çıkmak ve bidatleri defetmek gibi samimi çıkışlar yapıyor görünseler de telafisi imkânsız zarar ve tahribatlara yol açmaktadırlar. Zira bu yaklaşım, Müslümanları parçalıyor, birbirine düşürüyor, dışa karşı verilmesi gereken enerjiyi içte tüketiyor ve usulüne göre tenkit ve düzeltme kapısını da kapatıyor.
Tekfir hastalığı, islâm toplumlarının birleşmesi önünde en büyük engeldir. Bu hastalık Uluslararası istikbarın elinde hep sihirli bir maşa görevini görmüştür. Yüzyıllardır Müslüman cemaatleri içten içe kemiren bir virüs olmuştur. işi gücü Müslümanlar arasında ihtilaflı meseleleri gündeme getirerek içte zaaf yaratmak, kaleyi içten çökertmek ve kale burcundan her gün bir taş daha eksilterek mevcut yapıyı dağıtmak olmuştur.
Bazı kesimlerin, islâm dairesi içerisine sadece dört mezhebi koymaları ve Müslümanların bir kısmını sırf farklı mezhep ve fırkalara mensubiyetlerinden ötürü tekfir etmeleri, son derece hatalı bir yaklaşımdır. Bunların diğer Müslümanlarla yaptığı münazaralarda galip gelmek ve kendi cemaatlerinin hâkim olmasından başka bir gayretleri yoktur. Daha çok Kurana parçacı şekilde yaklaşmak, bir-iki ayet mealinden hüküm çıkarıp o hükmü muhataplarına giydirerek, Kuran bütünlüğünü ve hikmeti yok saymaktadırlar. Hâlbuki yüce Allah; müminlerin, yıkıcı değil, yapıcı; ayrıştırıcı değil, birleştirici olmalarını emretmektedir:
(Ey iman edenler): Allaha ve Resulüne itaat edin, birbirinizle çekişip durmayın. Yoksa çözülüp gevşersiniz, gücünüz de elden gider. (Enfal: 46)
Hep birlikte sımsıkı Allahın ipine sarılın, tefrikaya düşmeyin. Allahın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz birbirinize düşman idiniz de O, kalplerinizi birleştirdi ve Onun nimeti sayesinde kardeşler oldunuz. (Âli imran: 103)
Tekfir konusunda usulen kabul görmüş bazı kaideleri özet halinde aşağıda sunmak istiyoruz:
1- Mutlak küfür ile Muayyen küfrü birbirinden ayırt etmek gerekir. Kuran ve Sünnette faili belirtmeden yapılan bir tekfir suçlaması muayyen şahıslara uygulanamaz.
2- Ortada tevil edilecek bir durum varsa, bu tevil, bizim açımızdan hatalı da olsa, tevil sahibi tekfir edilemez. ictihadi ve zanni delillerle küfür kabul edilen konularda tekfirden kaçınmak gerekir.
Suç, şüphe ile zail olur; hadler şüphe durumunda düşer. Zira tekfir, had cezası gerektiren suçlardan daha büyük bir suçlamadır.
3- Bir kişi, imandan, ancak imana girdiği şeyi inkâr ettiği zaman çıkar. Sırf ihtimallere dayanarak tekfir hükmü verilemez. Suçlamada tekfir nihaî noktadır. Nihaî nokta ise, ilâhî cezanın son haddini gerektirir. O halde, ihtimallerin olduğu bir hususta böyle ağır bir hüküm verilemez.
4- islâm hukukunda: Berâeti zimmet asıldır diye küllî bir kaide vardır. Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar bir kimse suçlu sayılamaz. Dolayısıyla küfrü hükmen ve kesin şekilde ispatlanıncaya kadar bir mümin kâfirlikle suçlanamaz.
5- insan ne ile dine girerse, onlardan birini inkâr etmekle dinden çıkar. Eğer inkâr edilen şey tevhit kelimesinin açık izahı veya zarûrâtı diniyeden olan kesin bir hüküm değilse sahibi tekfir edilemez.
6- Size selâm verene, dünya hayatının geçici menfaatine göz dikerek, sen mümin değilsin! demeyin (Nisa: 94)
7- Haksız tekfir, bumerang gibidir; karşısındaki mümin olduğu halde onu tekfir edene bu sıfat geri döner. (Müslim)
Bir topluluğun kötü durumu, sizi adaletsizliğe sevk etmesin. Siz itidalli olun, takvaya en yakın olan budur.
Sonuç olarak şunu diyebiliriz ki; Müslümanlığıyla övünen, namaz gibi islamın ana vecibelerini yerine getiren, Allahı ve Resulünü sevdiği belli olan, ama bunlarla birlikte günümüz cahiliyesinin etkisinde kalan insanlar hakkında insaflı olmak gerekir. Âlimlerin, hakkında icmâ etmediği konularda muhatabımızın bizim açımızdan delili çok zayıf görünse de tevillerini dikkate alarak inkâr etmekten kaçınmanın en ihtiyatlı ve en doğru yol olduğuna inanıyorum, Allaha emanet olunuz.
Tekfircilik Hastalığı
13 Temmuz 2012 Cuma 15:13:00
islam ümmeti içerisinde tekfir olayı, haricilikten gelen eski bir kültürdür. Bu kültürün en çok yaygın olduğu dönem Murcie hareketine karşı tepkisel olarak çıkış yaptığı dönemdir. Bu hareket başlangıçta islam ümmetine sokulan bidatlere ve hurafelere karşı samimi olarak çıkış yaptı ve bir müddet işe de yaradı. Ancak zamanla ifrata kaçtı ve hatta ümmet içerisinde kapanmayacak büyük yaralara ve tahribatlara yol açtı.
Günümüzde ise, bir kısım ilimde sığ, hayat tecrübesi yetersiz, sloganik genç Müslümanlar tarafından gündeme getirilmektedir. ilk bakışta hurafelere karşı çıkmak ve bidatleri defetmek gibi samimi çıkışlar yapıyor görünseler de telafisi imkânsız zarar ve tahribatlara yol açmaktadırlar. Zira bu yaklaşım, Müslümanları parçalıyor, birbirine düşürüyor, dışa karşı verilmesi gereken enerjiyi içte tüketiyor ve usulüne göre tenkit ve düzeltme kapısını da kapatıyor.
Tekfir hastalığı, islâm toplumlarının birleşmesi önünde en büyük engeldir. Bu hastalık Uluslararası istikbarın elinde hep sihirli bir maşa görevini görmüştür. Yüzyıllardır Müslüman cemaatleri içten içe kemiren bir virüs olmuştur. işi gücü Müslümanlar arasında ihtilaflı meseleleri gündeme getirerek içte zaaf yaratmak, kaleyi içten çökertmek ve kale burcundan her gün bir taş daha eksilterek mevcut yapıyı dağıtmak olmuştur.
Bazı kesimlerin, islâm dairesi içerisine sadece dört mezhebi koymaları ve Müslümanların bir kısmını sırf farklı mezhep ve fırkalara mensubiyetlerinden ötürü tekfir etmeleri, son derece hatalı bir yaklaşımdır. Bunların diğer Müslümanlarla yaptığı münazaralarda galip gelmek ve kendi cemaatlerinin hâkim olmasından başka bir gayretleri yoktur. Daha çok Kurana parçacı şekilde yaklaşmak, bir-iki ayet mealinden hüküm çıkarıp o hükmü muhataplarına giydirerek, Kuran bütünlüğünü ve hikmeti yok saymaktadırlar. Hâlbuki yüce Allah; müminlerin, yıkıcı değil, yapıcı; ayrıştırıcı değil, birleştirici olmalarını emretmektedir:
(Ey iman edenler): Allaha ve Resulüne itaat edin, birbirinizle çekişip durmayın. Yoksa çözülüp gevşersiniz, gücünüz de elden gider. (Enfal: 46)
Hep birlikte sımsıkı Allahın ipine sarılın, tefrikaya düşmeyin. Allahın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz birbirinize düşman idiniz de O, kalplerinizi birleştirdi ve Onun nimeti sayesinde kardeşler oldunuz. (Âli imran: 103)
Tekfir konusunda usulen kabul görmüş bazı kaideleri özet halinde aşağıda sunmak istiyoruz:
1- Mutlak küfür ile Muayyen küfrü birbirinden ayırt etmek gerekir. Kuran ve Sünnette faili belirtmeden yapılan bir tekfir suçlaması muayyen şahıslara uygulanamaz.
2- Ortada tevil edilecek bir durum varsa, bu tevil, bizim açımızdan hatalı da olsa, tevil sahibi tekfir edilemez. ictihadi ve zanni delillerle küfür kabul edilen konularda tekfirden kaçınmak gerekir.
Suç, şüphe ile zail olur; hadler şüphe durumunda düşer. Zira tekfir, had cezası gerektiren suçlardan daha büyük bir suçlamadır.
3- Bir kişi, imandan, ancak imana girdiği şeyi inkâr ettiği zaman çıkar. Sırf ihtimallere dayanarak tekfir hükmü verilemez. Suçlamada tekfir nihaî noktadır. Nihaî nokta ise, ilâhî cezanın son haddini gerektirir. O halde, ihtimallerin olduğu bir hususta böyle ağır bir hüküm verilemez.
4- islâm hukukunda: Berâeti zimmet asıldır diye küllî bir kaide vardır. Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar bir kimse suçlu sayılamaz. Dolayısıyla küfrü hükmen ve kesin şekilde ispatlanıncaya kadar bir mümin kâfirlikle suçlanamaz.
5- insan ne ile dine girerse, onlardan birini inkâr etmekle dinden çıkar. Eğer inkâr edilen şey tevhit kelimesinin açık izahı veya zarûrâtı diniyeden olan kesin bir hüküm değilse sahibi tekfir edilemez.
6- Size selâm verene, dünya hayatının geçici menfaatine göz dikerek, sen mümin değilsin! demeyin (Nisa: 94)
7- Haksız tekfir, bumerang gibidir; karşısındaki mümin olduğu halde onu tekfir edene bu sıfat geri döner. (Müslim)
Bir topluluğun kötü durumu, sizi adaletsizliğe sevk etmesin. Siz itidalli olun, takvaya en yakın olan budur.
Sonuç olarak şunu diyebiliriz ki; Müslümanlığıyla övünen, namaz gibi islamın ana vecibelerini yerine getiren, Allahı ve Resulünü sevdiği belli olan, ama bunlarla birlikte günümüz cahiliyesinin etkisinde kalan insanlar hakkında insaflı olmak gerekir. Âlimlerin, hakkında icmâ etmediği konularda muhatabımızın bizim açımızdan delili çok zayıf görünse de tevillerini dikkate alarak inkâr etmekten kaçınmanın en ihtiyatlı ve en doğru yol olduğuna inanıyorum, Allaha emanet olunuz.
alt yapısı olmayıp biraz fıkıh hadis bilgisi olanların;karşısında sakal uzatmamış veya arap ülkelerdeki gibi giyinmemiş insanları tekfir edip yani kafir ilan eden kişilerdir.bi nevi papazın afaroz etmesi gibi.sonradan başka bir ayeti cımbızla alıp -kafirin canı malı helaldir. diyip karşısındakilere zarar vermeye başlar.kalpleri ve amelleri allah bilir siz kimsinizki kimin kafir kimin musluman olduguna karar veriyorsunuz.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar