bugün
- evrene enerji gönderen müslüman4
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri53
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı31
- koca koca adamların stanley termosla gezmesi2
- atatürk diyor ki2
- dualarımız bu akşam beşiktaş ile4
- 0 0 712
- çöpe atılan erik2
- turkanime tv2
- osimhensiz galatasaray4
- iltica16
- istanbul'dan izmit'e yürümek2
- yüz milyonluk ülke on milyona karşı3
- 19 eylül 2026 başakşehir gençlerbirliği maçı2
- futbolun barbarca bir oyun olması2
- sanat2
- 20 eylül 2026 fenerbahçe eyüpspor maçı2
- 20 eylül 20262
- claudian clouds33
- pazar sabahı 08 00 da uyanmak2
- rafael leao4
- enerji bakanı alparslan bayraktar portresi3
- okan buruk8
- barça bu galatasaray'a kaç atar2
- salah ne koydu ama2
- sözlük kızlarının kekleri24
- insan ne ister6
- kuçukuçuokanınçükü2
- izmir2
- kadınlar8
- ilkay ve goollllll ts 4 gs 52
- 20 eylül 2026 amedspor beşiktaş maçı4
- muhammed salah'ın galatasaray'a döşediği boru3
- yaşanmamışların yası6
- galatahahahahahaha4
- kuran3
- önyargı3
- anne4
- mazotun yarım litresi 50 tl28
- arkadaşlar ben olmasam ne yaparsınız7
- anın görüntüsü25
- cok da abartmaya gerek uok6
- yazarların akşam yemekleri6
- islamda namaz yoktur30
- ak partililerin apoya villa yaptırması36
- fusya semsiyeli yabanci22
- meriç dükalığı8
- dantelli sütyen takan erkek12
- gocu'nun tınlamıyorım deyip yan hesaba geçmesi7
- ölümden korkuyor musunuz17
Mehmet şenlik isimli şahsın 2 yıl önceki yazısı
Tekfircilik Hastalığı
13 Temmuz 2012 Cuma 15:13:00
islam ümmeti içerisinde tekfir olayı, haricilikten gelen eski bir kültürdür. Bu kültürün en çok yaygın olduğu dönem Murcie hareketine karşı tepkisel olarak çıkış yaptığı dönemdir. Bu hareket başlangıçta islam ümmetine sokulan bidatlere ve hurafelere karşı samimi olarak çıkış yaptı ve bir müddet işe de yaradı. Ancak zamanla ifrata kaçtı ve hatta ümmet içerisinde kapanmayacak büyük yaralara ve tahribatlara yol açtı.
Günümüzde ise, bir kısım ilimde sığ, hayat tecrübesi yetersiz, sloganik genç Müslümanlar tarafından gündeme getirilmektedir. ilk bakışta hurafelere karşı çıkmak ve bidatleri defetmek gibi samimi çıkışlar yapıyor görünseler de telafisi imkânsız zarar ve tahribatlara yol açmaktadırlar. Zira bu yaklaşım, Müslümanları parçalıyor, birbirine düşürüyor, dışa karşı verilmesi gereken enerjiyi içte tüketiyor ve usulüne göre tenkit ve düzeltme kapısını da kapatıyor.
Tekfir hastalığı, islâm toplumlarının birleşmesi önünde en büyük engeldir. Bu hastalık Uluslararası istikbarın elinde hep sihirli bir maşa görevini görmüştür. Yüzyıllardır Müslüman cemaatleri içten içe kemiren bir virüs olmuştur. işi gücü Müslümanlar arasında ihtilaflı meseleleri gündeme getirerek içte zaaf yaratmak, kaleyi içten çökertmek ve kale burcundan her gün bir taş daha eksilterek mevcut yapıyı dağıtmak olmuştur.
Bazı kesimlerin, islâm dairesi içerisine sadece dört mezhebi koymaları ve Müslümanların bir kısmını sırf farklı mezhep ve fırkalara mensubiyetlerinden ötürü tekfir etmeleri, son derece hatalı bir yaklaşımdır. Bunların diğer Müslümanlarla yaptığı münazaralarda galip gelmek ve kendi cemaatlerinin hâkim olmasından başka bir gayretleri yoktur. Daha çok Kurana parçacı şekilde yaklaşmak, bir-iki ayet mealinden hüküm çıkarıp o hükmü muhataplarına giydirerek, Kuran bütünlüğünü ve hikmeti yok saymaktadırlar. Hâlbuki yüce Allah; müminlerin, yıkıcı değil, yapıcı; ayrıştırıcı değil, birleştirici olmalarını emretmektedir:
(Ey iman edenler): Allaha ve Resulüne itaat edin, birbirinizle çekişip durmayın. Yoksa çözülüp gevşersiniz, gücünüz de elden gider. (Enfal: 46)
Hep birlikte sımsıkı Allahın ipine sarılın, tefrikaya düşmeyin. Allahın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz birbirinize düşman idiniz de O, kalplerinizi birleştirdi ve Onun nimeti sayesinde kardeşler oldunuz. (Âli imran: 103)
Tekfir konusunda usulen kabul görmüş bazı kaideleri özet halinde aşağıda sunmak istiyoruz:
1- Mutlak küfür ile Muayyen küfrü birbirinden ayırt etmek gerekir. Kuran ve Sünnette faili belirtmeden yapılan bir tekfir suçlaması muayyen şahıslara uygulanamaz.
2- Ortada tevil edilecek bir durum varsa, bu tevil, bizim açımızdan hatalı da olsa, tevil sahibi tekfir edilemez. ictihadi ve zanni delillerle küfür kabul edilen konularda tekfirden kaçınmak gerekir.
Suç, şüphe ile zail olur; hadler şüphe durumunda düşer. Zira tekfir, had cezası gerektiren suçlardan daha büyük bir suçlamadır.
3- Bir kişi, imandan, ancak imana girdiği şeyi inkâr ettiği zaman çıkar. Sırf ihtimallere dayanarak tekfir hükmü verilemez. Suçlamada tekfir nihaî noktadır. Nihaî nokta ise, ilâhî cezanın son haddini gerektirir. O halde, ihtimallerin olduğu bir hususta böyle ağır bir hüküm verilemez.
4- islâm hukukunda: Berâeti zimmet asıldır diye küllî bir kaide vardır. Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar bir kimse suçlu sayılamaz. Dolayısıyla küfrü hükmen ve kesin şekilde ispatlanıncaya kadar bir mümin kâfirlikle suçlanamaz.
5- insan ne ile dine girerse, onlardan birini inkâr etmekle dinden çıkar. Eğer inkâr edilen şey tevhit kelimesinin açık izahı veya zarûrâtı diniyeden olan kesin bir hüküm değilse sahibi tekfir edilemez.
6- Size selâm verene, dünya hayatının geçici menfaatine göz dikerek, sen mümin değilsin! demeyin (Nisa: 94)
7- Haksız tekfir, bumerang gibidir; karşısındaki mümin olduğu halde onu tekfir edene bu sıfat geri döner. (Müslim)
Bir topluluğun kötü durumu, sizi adaletsizliğe sevk etmesin. Siz itidalli olun, takvaya en yakın olan budur.
Sonuç olarak şunu diyebiliriz ki; Müslümanlığıyla övünen, namaz gibi islamın ana vecibelerini yerine getiren, Allahı ve Resulünü sevdiği belli olan, ama bunlarla birlikte günümüz cahiliyesinin etkisinde kalan insanlar hakkında insaflı olmak gerekir. Âlimlerin, hakkında icmâ etmediği konularda muhatabımızın bizim açımızdan delili çok zayıf görünse de tevillerini dikkate alarak inkâr etmekten kaçınmanın en ihtiyatlı ve en doğru yol olduğuna inanıyorum, Allaha emanet olunuz.
Tekfircilik Hastalığı
13 Temmuz 2012 Cuma 15:13:00
islam ümmeti içerisinde tekfir olayı, haricilikten gelen eski bir kültürdür. Bu kültürün en çok yaygın olduğu dönem Murcie hareketine karşı tepkisel olarak çıkış yaptığı dönemdir. Bu hareket başlangıçta islam ümmetine sokulan bidatlere ve hurafelere karşı samimi olarak çıkış yaptı ve bir müddet işe de yaradı. Ancak zamanla ifrata kaçtı ve hatta ümmet içerisinde kapanmayacak büyük yaralara ve tahribatlara yol açtı.
Günümüzde ise, bir kısım ilimde sığ, hayat tecrübesi yetersiz, sloganik genç Müslümanlar tarafından gündeme getirilmektedir. ilk bakışta hurafelere karşı çıkmak ve bidatleri defetmek gibi samimi çıkışlar yapıyor görünseler de telafisi imkânsız zarar ve tahribatlara yol açmaktadırlar. Zira bu yaklaşım, Müslümanları parçalıyor, birbirine düşürüyor, dışa karşı verilmesi gereken enerjiyi içte tüketiyor ve usulüne göre tenkit ve düzeltme kapısını da kapatıyor.
Tekfir hastalığı, islâm toplumlarının birleşmesi önünde en büyük engeldir. Bu hastalık Uluslararası istikbarın elinde hep sihirli bir maşa görevini görmüştür. Yüzyıllardır Müslüman cemaatleri içten içe kemiren bir virüs olmuştur. işi gücü Müslümanlar arasında ihtilaflı meseleleri gündeme getirerek içte zaaf yaratmak, kaleyi içten çökertmek ve kale burcundan her gün bir taş daha eksilterek mevcut yapıyı dağıtmak olmuştur.
Bazı kesimlerin, islâm dairesi içerisine sadece dört mezhebi koymaları ve Müslümanların bir kısmını sırf farklı mezhep ve fırkalara mensubiyetlerinden ötürü tekfir etmeleri, son derece hatalı bir yaklaşımdır. Bunların diğer Müslümanlarla yaptığı münazaralarda galip gelmek ve kendi cemaatlerinin hâkim olmasından başka bir gayretleri yoktur. Daha çok Kurana parçacı şekilde yaklaşmak, bir-iki ayet mealinden hüküm çıkarıp o hükmü muhataplarına giydirerek, Kuran bütünlüğünü ve hikmeti yok saymaktadırlar. Hâlbuki yüce Allah; müminlerin, yıkıcı değil, yapıcı; ayrıştırıcı değil, birleştirici olmalarını emretmektedir:
(Ey iman edenler): Allaha ve Resulüne itaat edin, birbirinizle çekişip durmayın. Yoksa çözülüp gevşersiniz, gücünüz de elden gider. (Enfal: 46)
Hep birlikte sımsıkı Allahın ipine sarılın, tefrikaya düşmeyin. Allahın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz birbirinize düşman idiniz de O, kalplerinizi birleştirdi ve Onun nimeti sayesinde kardeşler oldunuz. (Âli imran: 103)
Tekfir konusunda usulen kabul görmüş bazı kaideleri özet halinde aşağıda sunmak istiyoruz:
1- Mutlak küfür ile Muayyen küfrü birbirinden ayırt etmek gerekir. Kuran ve Sünnette faili belirtmeden yapılan bir tekfir suçlaması muayyen şahıslara uygulanamaz.
2- Ortada tevil edilecek bir durum varsa, bu tevil, bizim açımızdan hatalı da olsa, tevil sahibi tekfir edilemez. ictihadi ve zanni delillerle küfür kabul edilen konularda tekfirden kaçınmak gerekir.
Suç, şüphe ile zail olur; hadler şüphe durumunda düşer. Zira tekfir, had cezası gerektiren suçlardan daha büyük bir suçlamadır.
3- Bir kişi, imandan, ancak imana girdiği şeyi inkâr ettiği zaman çıkar. Sırf ihtimallere dayanarak tekfir hükmü verilemez. Suçlamada tekfir nihaî noktadır. Nihaî nokta ise, ilâhî cezanın son haddini gerektirir. O halde, ihtimallerin olduğu bir hususta böyle ağır bir hüküm verilemez.
4- islâm hukukunda: Berâeti zimmet asıldır diye küllî bir kaide vardır. Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar bir kimse suçlu sayılamaz. Dolayısıyla küfrü hükmen ve kesin şekilde ispatlanıncaya kadar bir mümin kâfirlikle suçlanamaz.
5- insan ne ile dine girerse, onlardan birini inkâr etmekle dinden çıkar. Eğer inkâr edilen şey tevhit kelimesinin açık izahı veya zarûrâtı diniyeden olan kesin bir hüküm değilse sahibi tekfir edilemez.
6- Size selâm verene, dünya hayatının geçici menfaatine göz dikerek, sen mümin değilsin! demeyin (Nisa: 94)
7- Haksız tekfir, bumerang gibidir; karşısındaki mümin olduğu halde onu tekfir edene bu sıfat geri döner. (Müslim)
Bir topluluğun kötü durumu, sizi adaletsizliğe sevk etmesin. Siz itidalli olun, takvaya en yakın olan budur.
Sonuç olarak şunu diyebiliriz ki; Müslümanlığıyla övünen, namaz gibi islamın ana vecibelerini yerine getiren, Allahı ve Resulünü sevdiği belli olan, ama bunlarla birlikte günümüz cahiliyesinin etkisinde kalan insanlar hakkında insaflı olmak gerekir. Âlimlerin, hakkında icmâ etmediği konularda muhatabımızın bizim açımızdan delili çok zayıf görünse de tevillerini dikkate alarak inkâr etmekten kaçınmanın en ihtiyatlı ve en doğru yol olduğuna inanıyorum, Allaha emanet olunuz.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar