bugün
- yasakçı zihniyet14
- polisin verilen emrin yasaya uygunluğunu sorgusu11
- ilk buluşmada 13 pişi yiyen kız9
- ekşi sözlük19
- ulusalcı önderlerin akp'ye geçmesi10
- güllünün roman havası oynarken balkondan düşmesi4
- bir çomarla finoyu çiftleştirmek3
- alamancı akraba klişeleri3
- yeni partinin ilk krizde duvara toslaması4
- şarapçı koala'nın ulusalcı nefreti4
- avrupa'nın zengin olması afrika'nın fakir olması3
- felsefe9
- ismail kartal12
- tarhana içenlerin köylü ve eğitimsiz olması6
- sözlükte aşk yaşayacak kadın olmaması sorunsalı4
- kadın öğretmenler4
- 15 mayıs2
- alparslan kuytul8
- görür görmez eksi oy verilen yazarlar2
- burayı bilen var mı2
- apo orospu çocuğu değildir demek9
- içki içen akp li6
- tarikatlar ve cemaatler5
- 18 ağustos 2026 fenerbahçe lyon maçı30
- mutlu ama uzak olsun6
- metal müzik dinleyen imam3
- vatan sevgisi imandandır2
- yahudilerin istihbaratta cinnileri kullanması6
- bahçeliden gündem yaratacak seçim sistemi çıkışı6
- seri eksiciyi yemleyip asıl mevzuda kilitlemek2
- habaş'ın yerli otomobil projesi5
- enayimiknatisi ile kavga etmek11
- açlıktan karnına taş bağlayan peygamber4
- bugün ne yapsam4
- evde lahmacun yapmak6
- sözlükte kavga çıkmasının sebebi10
- zorunlu eğitim10
- tulumba tatlısı9
- osuruktan şiirler47
- iran barışı reddederse kötü olur huckabee2
- cristiano ronaldo4
- rüzgar2
- okul formalarının dayatılması3
- insanı yoran duygular3
- yobazlar3
- teknofaşizm4
- tıp okumanın avantajı5
- keşke dediğiniz bir anı yazar mısınız11
- ağzıma almam diyen kız4
- menzil cemaatinde rekabet alevlendi6
geneli maalesef loser olan bu sözlükte birseyler yapmaya çalışan ender yazarlardan sadece bir tanesi.
tanrı ya da tanrıça maddesel yapıda olduğundan inançlılar için asla rab isimleri ve sıfatları ile yanyana tutulamaz. nitekim hep bir fantezim vardır, bir tanrıça ile sevişmek. eninde sonunda bir tanesi elimden kurtulamayacak, e topu topu kaç tanrıçamız kaldı şunun şurasında.
yazar tanrıçamızı tenzih ederim, önünde eğilmeden "eğilirim".
yazar tanrıçamızı tenzih ederim, önünde eğilmeden "eğilirim".
da vinci şifresi romanında sıklıkla geçen kelime.
enteresan bir yazar... geçen haftanın en çok başlık giren yazarı olması beni ikincilikte bırakmasışahsım adına çok gurur kırıcı bir durum olmuştur *
başarılarının devamını dileriz.
başarılarının devamını dileriz.
büyük aşkı gözlerinden, pardon entarilerden okunan uuser.
kendisi de sevilerek okunuyor ancak bazen korkutuyor, en azından erkek arkadaşı için.
(#3954458)*
edith: bu kız gerçekten seviyor ama bunun hiçbir önemi yok çünkü sevmekten önce "güveniyor" erkek arkadaşına.. takdire şayan ilişkilerine nazar değmesin diyoruz!*
kendisi de sevilerek okunuyor ancak bazen korkutuyor, en azından erkek arkadaşı için.
(#3954458)*
edith: bu kız gerçekten seviyor ama bunun hiçbir önemi yok çünkü sevmekten önce "güveniyor" erkek arkadaşına.. takdire şayan ilişkilerine nazar değmesin diyoruz!*
sosyalizm ile uzaktan yakından alakası olmayan liseli ergen. kendisini devrimci zannediyor, yazık garibime.*
(bkz: iyi insan olmadan iyi besiktasli olunmaz)* *
(bkz: iyi insan olmadan iyi besiktasli olunmaz)* *
dnz gzms ck ykskl devrimcisi olmasından korktuğum sözlük kullanıcısı. hakikaten devrimci ama, sosyalizmde bir devrim yaptı kendisi ve eşcinsellikle ilgili zerre bilgi sahibi olmadan oturduğu yerde alay etti onlarla. eh ne diyeyim, tebrikler, "insan" haklarına olan saygısından ötürü de teşekkürler.
devrimci tiki.
sosyalizm hakkında ne bildiğini merak ettiğim yazar. yok eğer bir şeyler biliyorsa insanları cinsel tercihlerinden dolayı yargılanmaya cağınıda bilmelidir. okumayıp, etmeyip dar ağacında üç fidan kitabı ile devrimci olunmadığını bilmesi lazım.karl marx'ı, lenin'i tanımayan devrimci.* o kadar bilgili bir devrimcidir. dar ağacında üç fidanı ezbere bile anlatır.
devrimci saflara milyonlarca insan girer çıkar ama sadece önder nitelikteki insanlar bu kampta kalır .
(bkz: tişört devrimcisi)
devrimci saflara milyonlarca insan girer çıkar ama sadece önder nitelikteki insanlar bu kampta kalır .
(bkz: tişört devrimcisi)
burda yazılanları bir uyarı olarak almasını temenni ettiğim yazar. daha liseli, toy. öğreneceği şeyler var. devrimciliği, özgürlüğü, insan sevgisini öğrenecektir. yaşı küçük ve fazla üstüne gidilmemeli. o da burdaki kounşulanları polemik konusu yapmak yerine yaptığı hatayı farkedip özür dilemeli bence.
4 yıl sonra devrimcilik denen olgunun her ideolojiye ait olabileceğini algılayacak olan yazardır. koşulsuz şartsız bir komünizmi lise sıralarında bıraktığı vakit çok gülecektir kendine ilerleyen yıllarda.
sözlüğün faşist, yobaz yazarlarından biri olarak, benim bile hakkında yapılan suçlamalara gülüdüğüm yazar.
eleman eşcinselleri dışlamıyor, devrimci olamaz demiyor, insan olamaz demiyor. tek karşı çıktığı kendisinin değer verdiği devrimciliğe ibnelik karıştırılması. yani eşcinsel olablirsin, aynı zamanda devrimci de olabilirsin lakin bunu belirtip ayrımcılık yapamazsın diyor. yanlış olan ne bunda? benim gibiler söylüyor mesela açık açık ibnelerden hoşlamadığını, eylemlerinden midesinin bulandığını. yanlış yerde kusuyorsunuz ey homo avukatları.
ek tanım olarak; sözlükteki homo savunucularının hışmına uğramış, liseli olduğu için küçük görülen yazar.
eleman eşcinselleri dışlamıyor, devrimci olamaz demiyor, insan olamaz demiyor. tek karşı çıktığı kendisinin değer verdiği devrimciliğe ibnelik karıştırılması. yani eşcinsel olablirsin, aynı zamanda devrimci de olabilirsin lakin bunu belirtip ayrımcılık yapamazsın diyor. yanlış olan ne bunda? benim gibiler söylüyor mesela açık açık ibnelerden hoşlamadığını, eylemlerinden midesinin bulandığını. yanlış yerde kusuyorsunuz ey homo avukatları.
ek tanım olarak; sözlükteki homo savunucularının hışmına uğramış, liseli olduğu için küçük görülen yazar.
sadece kendisini savunmak adına kurulmuş ironik bir cümleyi yanlış anlayan erkek arkadaşı ile arası bozulmuş yazar. gitmesi tercihimiz değil. her ne olursa olsun sözlüğümüzde yazması iyiydi. gitmesin diyorum. gitmesin ki insanları biraz daha tanısın. gitmesin ki biraz daha büyüsün...
Bu kadar samimi olduğunu gördükten sonra umarım ikinci bir şansı bulabilir diye dua ettiğim yazardır.
bizimle özel hayatını paylaşarak iğrençleşmemiş yazardır.
geçmiş olsun bu arada, insanları sev, kaybettiğin kişi de seni affedecektir.
geçmiş olsun bu arada, insanları sev, kaybettiğin kişi de seni affedecektir.
herkesin küçümsediği bir yaşta diğerlerinden farklı bir şeyler yapmak isteyen ve bu konudaki bilgisini geliştiren fakat pek çok eleştiri yağmuruna tutulan arkadaş canlısı yazar. yalnızlık bu sefer onundur..ilişsem mi ilişmesem mi bilememekle beraber sözlüğü bırakmaması için ısrar etmek istiyorum.
kendisi bir şeyi kanıtlamış bir yazardır. kendisi marksizmi ötekileştirme adına iğdiş edenlerin hedefi olmuştur. bu sayede bizde bir kez daha anlıyoruz: marksizmde ötekileşme kavramı amaçsız bir noktaya işaret eder ve dışsal bir uzuv gibidir. bu uzvun hakim kılınmaya çalışmasına marksizm izin vermez ve kusar, onu liberalizmin kölesi yapar. şimdi bunlarda nereden çıktı? bunları cevaplayalım.
bu yazıyı daha evvel yazmayı düşündüm ama anlamsız gelmişti, yazmamıştım. şimdi tam sırası galiba. kendisiyle ilgili bir yorum yapmayacapım, marksizm'i bilip bilmediğini tartışmayacağım ya da devrimci eşcinseller konusundaki tutumu hakkında bir yorum bulunmayacağım ama bunun üzerinden şahsına saldıranlara , üstelik bunu marksizm adına yapanlara baktıkça gülesim geliyor. türkiye solun da marksizm asla güçlü bir eğilim olamamıştır. sosyalist ve devrimci hareketler var olagelmiştir fakat kuramsal-felsefigeleneği az olan bir topraklarda marksizmle olan bağda düşük olmuştur. marksist diyalektiğe ve hatta yönteme yabancı kavramlar- filipin demokrasisi, cici demokrasi gibi- bulaşık bir marksizm siyasetine neden olmuştur. ama sanırım şimdiki durum bu bağın güçsüzlüğünden ötürü değil. bizzat sovyetlerin yıkılışının ardından marksizm'in külliyatına küfür eden kapitalist ideologların meyvesidir bunlar. hatta süreci ilerletirsek avrupa marksizmi'nin ideolojik kökenlerinden gelen liberal sapmalardır bunlar.
marks bir keresinde "insani olan hiçbir şeye yabancı değilim." gibi bir söz etmiştir. bu sözden hareket edenlerimiz iktidar perspektifinden uzak, marksist yönteme dayanmayan her türlü siyaseti kabullenme aşamasına gelmiştir. bunların uzantılarının sivil siyaset-askeri vesayet rejimi gibi eklektisizmde son nokta teorilerine değinmiyorum ama işte gelinen noktanın sonu demokrasi avcılığında burjuvaziye yedeklenmek oluyor.
şimdi burada eşçinsellerin, kadınların ya da ezilen halkların özel bir dinamiğinin olup olmadığını tartışacak durumda değiliz fakat sınıf perspektifinden bakan biri de bunların dinamizmlerinin sosyalizm ve marksizme kanalize edilmedikçe marksizmin iğdiş edileceğini de görecektir. bunu göremeyen liberal solcularımızda marksizm'i çöpe atmanın ve kirletmenin keyfine sigalarını bir kez daha keyifle içecekler. ne diyelim? marksizmi çöpe atıp oradan alırsınız sorun olmaz ama marksizm'in kendisi o kirliliği kalmaz. kirli siyasetin afişe edileceği zamanlarda da tarih sizi parçalar atar. bizden söylmesi.
bu yazıyı daha evvel yazmayı düşündüm ama anlamsız gelmişti, yazmamıştım. şimdi tam sırası galiba. kendisiyle ilgili bir yorum yapmayacapım, marksizm'i bilip bilmediğini tartışmayacağım ya da devrimci eşcinseller konusundaki tutumu hakkında bir yorum bulunmayacağım ama bunun üzerinden şahsına saldıranlara , üstelik bunu marksizm adına yapanlara baktıkça gülesim geliyor. türkiye solun da marksizm asla güçlü bir eğilim olamamıştır. sosyalist ve devrimci hareketler var olagelmiştir fakat kuramsal-felsefigeleneği az olan bir topraklarda marksizmle olan bağda düşük olmuştur. marksist diyalektiğe ve hatta yönteme yabancı kavramlar- filipin demokrasisi, cici demokrasi gibi- bulaşık bir marksizm siyasetine neden olmuştur. ama sanırım şimdiki durum bu bağın güçsüzlüğünden ötürü değil. bizzat sovyetlerin yıkılışının ardından marksizm'in külliyatına küfür eden kapitalist ideologların meyvesidir bunlar. hatta süreci ilerletirsek avrupa marksizmi'nin ideolojik kökenlerinden gelen liberal sapmalardır bunlar.
marks bir keresinde "insani olan hiçbir şeye yabancı değilim." gibi bir söz etmiştir. bu sözden hareket edenlerimiz iktidar perspektifinden uzak, marksist yönteme dayanmayan her türlü siyaseti kabullenme aşamasına gelmiştir. bunların uzantılarının sivil siyaset-askeri vesayet rejimi gibi eklektisizmde son nokta teorilerine değinmiyorum ama işte gelinen noktanın sonu demokrasi avcılığında burjuvaziye yedeklenmek oluyor.
şimdi burada eşçinsellerin, kadınların ya da ezilen halkların özel bir dinamiğinin olup olmadığını tartışacak durumda değiliz fakat sınıf perspektifinden bakan biri de bunların dinamizmlerinin sosyalizm ve marksizme kanalize edilmedikçe marksizmin iğdiş edileceğini de görecektir. bunu göremeyen liberal solcularımızda marksizm'i çöpe atmanın ve kirletmenin keyfine sigalarını bir kez daha keyifle içecekler. ne diyelim? marksizmi çöpe atıp oradan alırsınız sorun olmaz ama marksizm'in kendisi o kirliliği kalmaz. kirli siyasetin afişe edileceği zamanlarda da tarih sizi parçalar atar. bizden söylmesi.
hakkında marksizme atıfla yorum yapmadan önce "düşüncelerini" ifade tarzındaki yanlışlıkla hakkında yapılan negatif eleştiriler arasındaki bağın iyi irdelenmesi gereken yazardır.
mesele, eşcinsellikle devrimciliği bağdaştıramayıp bunu kuramsal ya da insanî bir çerçevede ifade etmesi değildir, mesele bu yakıştıramama hâlini ifade ederken bir eşcinselin "devrimci geleneklere" saldırdığını düşünerek ilgili yazarın başlığı altında hakarete varan bir tanımlamada bulunmasıdır.
zannederim yazarın yaşadığı sorun da aldığı tepkiden ziyade kendi yazış tarzının ilgili kişide hayalkırıklığı yaratması.*
bunun yanında kendisinin liseli bir kadın olduğunu bilmeden incinebileceği bir yorum yaptım hakkında, içinde hakaret yoktu, sadece zihninde taşıdığı erkekliğe, yani ataerkiye vurgu yaptım. sonra da sildim zaten. sonra olaylar gelişti.
umarım arkadaşı ile sorunlarını halleder, bunu içten bir şekilde diliyorum. ama yaşadığı sorunlar eşcinsel bir yazar hakkında yenilir yutulur olmayan ifadelerini mazur göstermiyor. beşer şaşar, önemli olan insanları kırmamaya özen göstermek.
mesele, eşcinsellikle devrimciliği bağdaştıramayıp bunu kuramsal ya da insanî bir çerçevede ifade etmesi değildir, mesele bu yakıştıramama hâlini ifade ederken bir eşcinselin "devrimci geleneklere" saldırdığını düşünerek ilgili yazarın başlığı altında hakarete varan bir tanımlamada bulunmasıdır.
zannederim yazarın yaşadığı sorun da aldığı tepkiden ziyade kendi yazış tarzının ilgili kişide hayalkırıklığı yaratması.*
bunun yanında kendisinin liseli bir kadın olduğunu bilmeden incinebileceği bir yorum yaptım hakkında, içinde hakaret yoktu, sadece zihninde taşıdığı erkekliğe, yani ataerkiye vurgu yaptım. sonra da sildim zaten. sonra olaylar gelişti.
umarım arkadaşı ile sorunlarını halleder, bunu içten bir şekilde diliyorum. ama yaşadığı sorunlar eşcinsel bir yazar hakkında yenilir yutulur olmayan ifadelerini mazur göstermiyor. beşer şaşar, önemli olan insanları kırmamaya özen göstermek.
tanrının eşidir... ee tabi sonsuz bir hayat yalnız geçmez..
(bkz: ibne basın bunu da yazın)
edit: bu entry kuşluk vaktine kadar silinirse kendimi yakarım. n'oluyor lan burda?
edit: bu entry kuşluk vaktine kadar silinirse kendimi yakarım. n'oluyor lan burda?
(bkz: çok da fifi)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar