bugün
- 10 eylül 2026 fenerbahçe roma maçı50
- 10 eylül 2026 ismail kartalın istifası17
- ismail kartal24
- karınızı kucağınızda taşır mısınız11
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı77
- milyonlarca insan deccal'in peşinden gidecek15
- karanlıkta bi şey var hissi9
- match sonrası ilk mesaj algoritması3
- sözlük sapıkları12
- birden akla gelen sözlüğü bırakma düşüncesi11
- kiraz cicegi kolonyasi28
- hayatını garantiye almak isteyenlere tavsiyeler12
- eğer şansınız olsaydı kimleri diriltirdiniz7
- platon un mağara alegorisi7
- am meme ve göt üçgenindeki favori organınız11
- silvermist'in mutfağına konuk olmak18
- dünya iyi midir9
- 6668
- flört11
- sözlükte kavga olmayacak hissi13
- yazarların beğendiği kadın tipleri4
- kızılay avm11
- fenerbahçe biraz sert biraz katı16
- jennifer lawrance8
- kendini çok önemli sanan yazar14
- arkadaşlar sizce bu çocuk yakışıklı mı13
- devlet2
- anın görüntüsü28
- yahudilerin hepsi iyi insan değil9
- ağır müslüm gürses sözleri9
- üstteki yazar hakkında bir tespit bırak5
- 13 ekim 2026 galatasaray barcelona maçı5
- maddi dünyanın prensi şeytandır3
- fenerbahçe18
- isa mesih'in gelişini sevgiyle kucaklamak5
- deccal'in şu an yeryüzünde olma ihtimali6
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı10
- allah her şeyi kuşatmıştır7
- sözlükteki cinconluların göt olması5
- ağırlık kaldıramayan erkek8
- ıssız kampta kakiş yapacak yer arayan narin insan4
- üniversiteli eskort kadınlar10
- tuğba ekinci3
- mutlu musun3
- türkiye nin girişine yazılması gereken söz8
- ben troll üm7
- kitap okumak6
- uzun adam4
- kalbiniz mesih'in adına tepki veriyor mu4
- doğaüstüyle dinle kafayı bozan kitle4
türk müziğinde bir müzik aleti..
http://www.turkmusikisi.c...algilar/tanbur/tanbur.htm
http://www.turkmusikisi.c...algilar/tanbur/tanbur.htm
büyülü bir türk çalgısı.
bundan tam bir hafta önceydi başımdan geçen olay. taksimden mecidiyeköye doğru gidecektim. iftar çadırının yanındaki merdivenlerden aşağı indim, bir jeton atıp içeri girdim.
o gün hava soğuk ve kapalıydı. gece hiç uyuyamamıştım, yağan yağmurun, esen rüzgarın sesini dinlemiştim sadece. kırmıştı bir insan beni. gürültülerin içinde terketmişti, sonra da duymamıştı sesimi. ne o gürültünün içinden sessizce çıkıp gidişimi görmüştü, ne de sonrasında farketmişti.
duvarda resimlerin olduğu koridorda, elim montumun cebinde dalgın bir halde yürüyordum. ta ki bir ses duyup kafamı yerden kaldırana kadar. yaşlı bir adam tanbur çalıyordu, daha önce duymadığım bir şarkıyı söylüyordu.
bir süre izledim sessizce. yaşlı adam kafasını hiç kaldırmıyordu, sadece çalıyordu, ve söylüyordu. ben hareket edemiyordum bile, öylece kalmıştım olduğum yerde. sanki bir gece önce yaşadığım kırgınlığı anlatıyordu bana müziğiyle. üzülme, kırılma, ben daha çok acılar, daha çok gözyaşları gördüm diyordu.
yaşlı adamın önünde duran tanbur kılıfında birkaç tane bozuk para vardı. cebimdeki parayı saydım, on lira bile değildi. beş günlük ekmek parasını hesaplayıp, kalan bütün paramı önüne bıraktım.
o çalmaya, şarkısını söylemeye devam etti. öylesine içindeydi ki çaldığı müziğin, dışarıda olan hiçbirşey etkilemiyordu onu.
elimde olsa bütün gün dinlerdim onu, ama gitmeliydim. koridorda yavaşça ilerledim, merdivenlerden aşağı indim. tanburun sesi azaldı, sonra daha da azaldı, ve en sonunda kayboldu. ben ise bir rüyadan çıkıp, birkaç dakikalığına ayrıldığım sahte dünyaya yeniden döndüm.
bundan tam bir hafta önceydi başımdan geçen olay. taksimden mecidiyeköye doğru gidecektim. iftar çadırının yanındaki merdivenlerden aşağı indim, bir jeton atıp içeri girdim.
o gün hava soğuk ve kapalıydı. gece hiç uyuyamamıştım, yağan yağmurun, esen rüzgarın sesini dinlemiştim sadece. kırmıştı bir insan beni. gürültülerin içinde terketmişti, sonra da duymamıştı sesimi. ne o gürültünün içinden sessizce çıkıp gidişimi görmüştü, ne de sonrasında farketmişti.
duvarda resimlerin olduğu koridorda, elim montumun cebinde dalgın bir halde yürüyordum. ta ki bir ses duyup kafamı yerden kaldırana kadar. yaşlı bir adam tanbur çalıyordu, daha önce duymadığım bir şarkıyı söylüyordu.
bir süre izledim sessizce. yaşlı adam kafasını hiç kaldırmıyordu, sadece çalıyordu, ve söylüyordu. ben hareket edemiyordum bile, öylece kalmıştım olduğum yerde. sanki bir gece önce yaşadığım kırgınlığı anlatıyordu bana müziğiyle. üzülme, kırılma, ben daha çok acılar, daha çok gözyaşları gördüm diyordu.
yaşlı adamın önünde duran tanbur kılıfında birkaç tane bozuk para vardı. cebimdeki parayı saydım, on lira bile değildi. beş günlük ekmek parasını hesaplayıp, kalan bütün paramı önüne bıraktım.
o çalmaya, şarkısını söylemeye devam etti. öylesine içindeydi ki çaldığı müziğin, dışarıda olan hiçbirşey etkilemiyordu onu.
elimde olsa bütün gün dinlerdim onu, ama gitmeliydim. koridorda yavaşça ilerledim, merdivenlerden aşağı indim. tanburun sesi azaldı, sonra daha da azaldı, ve en sonunda kayboldu. ben ise bir rüyadan çıkıp, birkaç dakikalığına ayrıldığım sahte dünyaya yeniden döndüm.
(bkz: fahrettin çimenli)
(bkz: ihsan özgen)
(bkz: necdet yaşar)
(bkz: mesut cemil)
(bkz: tanburi cemil bey)
(bkz: ihsan özgen)
(bkz: necdet yaşar)
(bkz: mesut cemil)
(bkz: tanburi cemil bey)
nesrin körükçü ve çetin körükçü düetiyle muhakkak dinlenmesi gereken, kürdilihicazkar makamında bir tsm eseridir.
duygular coşuyor çaldığın zaman
sevgiler koşuyor geldiğin zaman
saatler duruyor sevdiğin zaman
sen vur da tanburun tellerine yar
gözyaşım süzülsün ellerine yar
sımsıcak nağnmeler çağrıdır aşka
gönül seviyorsa sever her yaşta
bu son olsun artık istemem başka
sen vur da tanburun tellerine yar
gözyaşım süzülsün ellerine yar...
allah allaaaaahhh....
duygular coşuyor çaldığın zaman
sevgiler koşuyor geldiğin zaman
saatler duruyor sevdiğin zaman
sen vur da tanburun tellerine yar
gözyaşım süzülsün ellerine yar
sımsıcak nağnmeler çağrıdır aşka
gönül seviyorsa sever her yaşta
bu son olsun artık istemem başka
sen vur da tanburun tellerine yar
gözyaşım süzülsün ellerine yar...
allah allaaaaahhh....
insan sesine en yakın saz dır. büyüler insanı. sanki biri konuşuyormuş gibi. [https://www.youtube.com/watch?v=Yt8dl6cjSzo&feature=share ]
tanbur çalıp söyleyen hayatımda görmemiştim.
(bkz: sinan cem eroğlu/#12828276) 29. dakikadan itibaren.
(bkz: sinan cem eroğlu/#12828276) 29. dakikadan itibaren.
asalet timsali klasik türk müziği sazı.
incesaz - eylül adlı eserinin girişini sonbaharın gelişi gibi hüzünlendiren ve ipek bir şal gibi akan sesiyle insanı büyüleeyen müzik aleti. dinleyiniz efem: https://www.youtube.com/watch?v=9YQzG6YCAtM
tanbur çalan bir sözlük yazarının egosunu tatmin eden entrydir. Fakat tevazu olarak bu sazı en güzel şekilleriyle sizlere sevdirmeyi ümit ediyorum. Bir enstrüman hırçın fakat bu kadar mı duygusal olur buyrun dinleyin.
https://www.youtube.com/watch?v=sZDuVzFZrDU
https://www.youtube.com/watch?v=lIOgvXrZkto&feature=related
https://www.youtube.com/watch?v=H5NgEtmd28k
https://www.youtube.com/watch?v=Xr1N-GDpP5A
https://www.youtube.com/watch?v=VnWTFRUzrpU
fazla dinlerseniz hastalanabilirsiniz. aman dikkat.
https://www.youtube.com/watch?v=sZDuVzFZrDU
https://www.youtube.com/watch?v=lIOgvXrZkto&feature=related
https://www.youtube.com/watch?v=H5NgEtmd28k
https://www.youtube.com/watch?v=Xr1N-GDpP5A
https://www.youtube.com/watch?v=VnWTFRUzrpU
fazla dinlerseniz hastalanabilirsiniz. aman dikkat.
sımsıcak nağnameler çağrıdır aşka
gönül seviyorsa sever her yaşta
bu son olsun artık istemem başka... Bana bunlari soyleten ey yar. Cik karşıma sana söyleyeceklerim var. Şöyle bir yaslan omzuma....
gönül seviyorsa sever her yaşta
bu son olsun artık istemem başka... Bana bunlari soyleten ey yar. Cik karşıma sana söyleyeceklerim var. Şöyle bir yaslan omzuma....
(bkz: tanburi cemil bey)
pişmanlığın, şaşkınlığın sesidir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar