bugün
- karınız için market poşetlerini taşır mısınız8
- etli ekmek abartılmış balon bir yiyecektir4
- karınız için boş senete imza atar mısınız5
- üsküdar'a çöktükten sonra kutlama yapmak11
- true silik olsun7
- akepeli olmak karakter meselesidir6
- platon un mağara alegorisi12
- karınızı kucağınızda taşır mısınız16
- istanbul da kiralık sosyal konut başvuruları3
- sucuk döner3
- sözlüğün kırbacı5
- gammazların yetkiyi kötüye kullanması4
- ismail kartal30
- haşlanmış yumurta9
- okula uyum sürecinde ebeveynlere uyarılar4
- 10 eylül 2026 fenerbahçe roma maçı51
- seni severken valizini hazır tutan kadın3
- rick sanchez3
- gammaz diye diye başımızın etinin yenmesi3
- islamda kadın6
- tavuk döner2
- iskender2
- bıçak arası2
- gocunun entry başına 1 tl para aldığı iddiaları4
- 5 eylül 2026 fenerbahçe beşiktaş maçı46
- bugün uludağ sözlük için ne yaptın2
- 10 eylül 2026 ismail kartalın istifası18
- arkadaşlar öğlen ne yesem2
- yeralti edebiyatcisi9
- gocu34
- çok eşlilik olsaydı3
- hah şöyle yola gelin3
- prometheus'un hırsız olduğu gerçeği5
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı77
- türk erkeğinde olması gereken meziyetler7
- mansur yavaş'ın idare'i maslahatçılığı5
- jahrein2
- 11 eylül saldırılarından çıkarılan dersler3
- yazarların beğendiği kadın tipleri7
- şu an dinlenen şarkı2
- isa aras mersinli2
- lastik değiştirmeyi bilmeyen erkek3
- am meme ve göt üçgenindeki favori organınız12
- aşk6
- milyonlarca insan deccal'in peşinden gidecek15
- 2000 yılında dünya nasıl olacak3
- güne iyi başlamak3
- kiraz cicegi kolonyasi28
- ey insan8
- ona bir şey söyle5
büyülü bir türk çalgısı.
bundan tam bir hafta önceydi başımdan geçen olay. taksimden mecidiyeköye doğru gidecektim. iftar çadırının yanındaki merdivenlerden aşağı indim, bir jeton atıp içeri girdim.
o gün hava soğuk ve kapalıydı. gece hiç uyuyamamıştım, yağan yağmurun, esen rüzgarın sesini dinlemiştim sadece. kırmıştı bir insan beni. gürültülerin içinde terketmişti, sonra da duymamıştı sesimi. ne o gürültünün içinden sessizce çıkıp gidişimi görmüştü, ne de sonrasında farketmişti.
duvarda resimlerin olduğu koridorda, elim montumun cebinde dalgın bir halde yürüyordum. ta ki bir ses duyup kafamı yerden kaldırana kadar. yaşlı bir adam tanbur çalıyordu, daha önce duymadığım bir şarkıyı söylüyordu.
bir süre izledim sessizce. yaşlı adam kafasını hiç kaldırmıyordu, sadece çalıyordu, ve söylüyordu. ben hareket edemiyordum bile, öylece kalmıştım olduğum yerde. sanki bir gece önce yaşadığım kırgınlığı anlatıyordu bana müziğiyle. üzülme, kırılma, ben daha çok acılar, daha çok gözyaşları gördüm diyordu.
yaşlı adamın önünde duran tanbur kılıfında birkaç tane bozuk para vardı. cebimdeki parayı saydım, on lira bile değildi. beş günlük ekmek parasını hesaplayıp, kalan bütün paramı önüne bıraktım.
o çalmaya, şarkısını söylemeye devam etti. öylesine içindeydi ki çaldığı müziğin, dışarıda olan hiçbirşey etkilemiyordu onu.
elimde olsa bütün gün dinlerdim onu, ama gitmeliydim. koridorda yavaşça ilerledim, merdivenlerden aşağı indim. tanburun sesi azaldı, sonra daha da azaldı, ve en sonunda kayboldu. ben ise bir rüyadan çıkıp, birkaç dakikalığına ayrıldığım sahte dünyaya yeniden döndüm.
bundan tam bir hafta önceydi başımdan geçen olay. taksimden mecidiyeköye doğru gidecektim. iftar çadırının yanındaki merdivenlerden aşağı indim, bir jeton atıp içeri girdim.
o gün hava soğuk ve kapalıydı. gece hiç uyuyamamıştım, yağan yağmurun, esen rüzgarın sesini dinlemiştim sadece. kırmıştı bir insan beni. gürültülerin içinde terketmişti, sonra da duymamıştı sesimi. ne o gürültünün içinden sessizce çıkıp gidişimi görmüştü, ne de sonrasında farketmişti.
duvarda resimlerin olduğu koridorda, elim montumun cebinde dalgın bir halde yürüyordum. ta ki bir ses duyup kafamı yerden kaldırana kadar. yaşlı bir adam tanbur çalıyordu, daha önce duymadığım bir şarkıyı söylüyordu.
bir süre izledim sessizce. yaşlı adam kafasını hiç kaldırmıyordu, sadece çalıyordu, ve söylüyordu. ben hareket edemiyordum bile, öylece kalmıştım olduğum yerde. sanki bir gece önce yaşadığım kırgınlığı anlatıyordu bana müziğiyle. üzülme, kırılma, ben daha çok acılar, daha çok gözyaşları gördüm diyordu.
yaşlı adamın önünde duran tanbur kılıfında birkaç tane bozuk para vardı. cebimdeki parayı saydım, on lira bile değildi. beş günlük ekmek parasını hesaplayıp, kalan bütün paramı önüne bıraktım.
o çalmaya, şarkısını söylemeye devam etti. öylesine içindeydi ki çaldığı müziğin, dışarıda olan hiçbirşey etkilemiyordu onu.
elimde olsa bütün gün dinlerdim onu, ama gitmeliydim. koridorda yavaşça ilerledim, merdivenlerden aşağı indim. tanburun sesi azaldı, sonra daha da azaldı, ve en sonunda kayboldu. ben ise bir rüyadan çıkıp, birkaç dakikalığına ayrıldığım sahte dünyaya yeniden döndüm.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar