bugün
- sözlük yazarlarının kudurtan kombinleri13
- usame bin ladin ve onun islamcı ütopyası6
- ben bu çocukla ilgili evlencem ya9
- mesajlara sürekli geç cevap veren erkek10
- yapay zeka sözlük moderatörü4
- takibe anında takip5
- 11 eylül 2026 beşiktaş erzurumspor maçı4
- kiraz cicegi kolonyasi39
- mesih gelseydi5
- kendine yalan söyleme eğilimi9
- mal mıyım sorunsalı6
- küt saçlı hatun8
- türk töresinde zina edenin parçalara ayrılması5
- ilk buluşmada esnaf lokantasına gitmek14
- friedrich hegel la bi cay icek14
- mutsuzken çirkin olmak8
- rahmi koç'un balığın kalanından çorba yapması10
- seninle esnaf lokantasına bile gelirim diyen kadın9
- pazardan bir kilo muz alan erkek2
- iskender10
- bu gün sözlük ne tatlı lan12
- kızılcık şerbeti dizisi3
- güzel bir kazın yalnız olmasının nedenleri11
- insan iyiyi kötüyü bilme iradesine aden de kavuştu7
- güne bir şiir dizesi bırak5
- yeralti edebiyatcisi11
- aydınlanmak3
- sözlükteki israil sempatizyanları4
- istanbul trafiği2
- arkadaşlar çabuk buraya bakın5
- esnaf lokantasında çorba içerken hayatı sorgulamak10
- seninle salam ekmek bile yerim diyen kız6
- türk erkeğinde olması gereken meziyetler13
- frankyfourfingers3
- esnaf lokantasında hepiniz topsunuz diye bağırmak2
- seni severken valizini hazır tutan kadın10
- ona bir şey söyle7
- etli biber dolması yapan erkek9
- sovyetlerin çöküşü usame ve nükleer bavullar2
- 10 eylül 2026 fenerbahçe roma maçı51
- platon un mağara alegorisi15
- ismail kartal31
- true silik olsun10
- allah savaşa davet etmez vaatlerinden vazgeçmez3
- erkekler tuvaletinde gizli kamera bulunması5
- arkadaşlar ya3
- özgürlük nedir sorunsalı7
- ice latte ısmarlanacak sözlük yazarları6
- musa allah'ın varlığını sorgulayabiliyordu2
- saygının ve ahlakın yeni nesli olmaz3
bu olayın geçtiği 1945 yılında chp, çok partili demokrasiye geçiş kararı üzerindeydi. bu kararın alınmasında günün cumhurbaşkanı ismet inönü'nün ağırlığını koyduğunu biliyoruz; ama o da, yanındakiler de (yanındakilerin bir kısmı bu girişime kesin olarak karşıydılar) yapacakları işin anlamını tam olarak kavramış değillerdi: muhalefete, eleştiriye, yergiye dayanıksızlıklarının çok kısa süre içinde görünmesi bunu ispat eder. gerçi, çoğulcu demokrasiyi istiyorlardı, ama "istek" tek başına tarihin doğurucu güçlerinden değildir. çağ ve koşullar gerektirmeseydi, o "istek" gerçekleşemezdi. demokrasi için nelerin gerekli olduğu bilinmeli, bunların gerçekleştirilmesine girişilmeli idi.
işte bunu ilk ortaya atan zekeriya sertel olmuştur. sade ve güçlü kalemiyle zekeriya sertel olmuştur. sertel, tan gazetesi'nde, tek parti ile bu toplumun artık yönetilemeyeceğini, değişiklik gerektiğini yazıyordu. yıkıma yaklaşan günlerde üç önemli başyazı yayımlandı. bunlardan birinde, beklenen değişikliğin o günkü anayasa ile yapılamayacağı, ikincisinde o günkü parlamento ile yapılamayacağı, üçüncüsünde o günkü chp ile yapılamayacağı anlatılıyordu. bu görüşlerin doğru olduğunu zaman göstermiştir.
tan gazetesi'nin yıktırılmasını sadece bu üç yazıya bağlamak istediğim sanılmasın. sabiha sertel'in yazıları da gözönüne alınırsa, bu gazetede ortaya atılan düşünceleri, yöneticiler olağan görecek nitelikte değillerdi. bu yöneticilerin daha çokça deneylerden geçerek insan düşüncesinin dokunulmazlığına alışmaları gerekiyordu. böyle bir alışma yeterli miydi? değildi kuşkusuz, kamuoyu dabu bilinçte değilse, birtakım yöneticilerin iyi niyetleri de para etmezdi, çünkü toplumu kandırmak isteyenler kolayca başarıya erebilirlerdi. biri çıkıp da, "kalkın ey ehl-i vatan!" dedi mi, ayaklanacakların bulunduğuna inanıyor demekti. bugün o ayaklandırma sloganının unutulduğunu biliyorum, ama slogan dediğimiz nedir ki... yerine başkası bulunamaz mı? o zaman ilerlemeyi, slogandan slogana geçiş diye düşünmekte bir yanlışlık olmasa gerektir.
o dönemde hükümetin, rejimin durumunu eleştiren bir de vatan gazetesi vardı; bu gazetenin başyazarı ahmet emin yalman liberal düşünceli biri idi ve gözüpek olarak tanınmıştı. ama tan'ın yıktırılmasından iki gün önce sabiha sertel'in "tan-vatan cephesi" başlıklı yazısı ahmet emin yalman'ı çok korkutmuş olmalı ki, vatan gazetesi ertesi gün "tan gazetesi ile hiçbir cephede birlik olmadığını" söyleyerek yaklaşan tehlikeden sıyrılmasını bildi. böylece yıkıcı kaba güç, onun gazetesi önünde sadece bir gösteri duruşu yapıp geçti.
diyeceğim şu; 60 yıl önceki bu olayı bugünkü koşullar içinde anlamak açıklayabilmek bir bakıma olanaksızdır; ya da en azından çok güçtür. zekeriya sertel'in; bardağı taşıran yazıları şimdi okunsa "kalkın ey ehl-i vatan!" çağrısından coşarak tan'a saldıranların bağnazlıkları kişiyi şaşırtır. ne vardı onca kızıp köpürecek? solculuk mu?
işte bunu ilk ortaya atan zekeriya sertel olmuştur. sade ve güçlü kalemiyle zekeriya sertel olmuştur. sertel, tan gazetesi'nde, tek parti ile bu toplumun artık yönetilemeyeceğini, değişiklik gerektiğini yazıyordu. yıkıma yaklaşan günlerde üç önemli başyazı yayımlandı. bunlardan birinde, beklenen değişikliğin o günkü anayasa ile yapılamayacağı, ikincisinde o günkü parlamento ile yapılamayacağı, üçüncüsünde o günkü chp ile yapılamayacağı anlatılıyordu. bu görüşlerin doğru olduğunu zaman göstermiştir.
tan gazetesi'nin yıktırılmasını sadece bu üç yazıya bağlamak istediğim sanılmasın. sabiha sertel'in yazıları da gözönüne alınırsa, bu gazetede ortaya atılan düşünceleri, yöneticiler olağan görecek nitelikte değillerdi. bu yöneticilerin daha çokça deneylerden geçerek insan düşüncesinin dokunulmazlığına alışmaları gerekiyordu. böyle bir alışma yeterli miydi? değildi kuşkusuz, kamuoyu dabu bilinçte değilse, birtakım yöneticilerin iyi niyetleri de para etmezdi, çünkü toplumu kandırmak isteyenler kolayca başarıya erebilirlerdi. biri çıkıp da, "kalkın ey ehl-i vatan!" dedi mi, ayaklanacakların bulunduğuna inanıyor demekti. bugün o ayaklandırma sloganının unutulduğunu biliyorum, ama slogan dediğimiz nedir ki... yerine başkası bulunamaz mı? o zaman ilerlemeyi, slogandan slogana geçiş diye düşünmekte bir yanlışlık olmasa gerektir.
o dönemde hükümetin, rejimin durumunu eleştiren bir de vatan gazetesi vardı; bu gazetenin başyazarı ahmet emin yalman liberal düşünceli biri idi ve gözüpek olarak tanınmıştı. ama tan'ın yıktırılmasından iki gün önce sabiha sertel'in "tan-vatan cephesi" başlıklı yazısı ahmet emin yalman'ı çok korkutmuş olmalı ki, vatan gazetesi ertesi gün "tan gazetesi ile hiçbir cephede birlik olmadığını" söyleyerek yaklaşan tehlikeden sıyrılmasını bildi. böylece yıkıcı kaba güç, onun gazetesi önünde sadece bir gösteri duruşu yapıp geçti.
diyeceğim şu; 60 yıl önceki bu olayı bugünkü koşullar içinde anlamak açıklayabilmek bir bakıma olanaksızdır; ya da en azından çok güçtür. zekeriya sertel'in; bardağı taşıran yazıları şimdi okunsa "kalkın ey ehl-i vatan!" çağrısından coşarak tan'a saldıranların bağnazlıkları kişiyi şaşırtır. ne vardı onca kızıp köpürecek? solculuk mu?
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar