bugün
- kaç ayda bir banyo oluyorsunuz16
- bana gel film izleriz diyen erkek15
- sigaranın yanına çay kahve dışında alternatifler7
- mamut avlayıp ev geçindiren efsanevi nesil6
- arkadaşlar nasılsınız10
- sözlük yazarlarına bir şey söyle8
- gece yolda yürürken çöpten fırlayan adam5
- gratisin içini merak etmek5
- yakışıklı erkeklerin sürekli çaylak olması13
- pkklıların salıverilmesine uludağ sözlüğün tepkisi18
- kütleçekim pili2
- komik biri olmak2
- ders çalışmanın bazen iyi hissettirmesi3
- sözlük yazarlarının 1999 yılından beklentileri5
- bir erkeğe en çok yakışan şey4
- kavalali mehmet ali pasa3
- sözlükte kavga oluyor hissi5
- ip atlayan erkek2
- pazar günü evde oturan insan4
- arkadaşlar önce soğan mı kavrulur yoksa biber mi4
- kendine bir soru sor5
- bir sözlük kızını yatağa atmak2
- mekke anlaşması11
- kadınlar denizi3
- cansever18
- acı yiyen insan2
- uçan tekne2
- vahşi batı2
- yarım kokoreç'in 300 tl olması2
- komik olmayan komedyen3
- insan sevmemek6
- işerken hapşırmak3
- simko317
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları15
- açlık krizi nasıl bastırılır8
- sözlüğün kırbacı5
- yeni parti pkk için imza atarsa nah oy alır3
- kafamın içindeki sesler5
- galatasaray daikin den libero takviyesi2
- tavuk pilav4
- pkklı anaları3
- sokakta kavga teknikleri2
- şort giyen genç kıza saldıran yaşlı kadın31
- recep tayyip erdoğan3
- hewal ebo9
- futbol24
- kendini atatürk ten akıllı sanan ergen türkçü7
- kürtler 13 000 yıldır anadoluda yaşıyor4
- merfulu2
- sarapci koala7
bu olayın geçtiği 1945 yılında chp, çok partili demokrasiye geçiş kararı üzerindeydi. bu kararın alınmasında günün cumhurbaşkanı ismet inönü'nün ağırlığını koyduğunu biliyoruz; ama o da, yanındakiler de (yanındakilerin bir kısmı bu girişime kesin olarak karşıydılar) yapacakları işin anlamını tam olarak kavramış değillerdi: muhalefete, eleştiriye, yergiye dayanıksızlıklarının çok kısa süre içinde görünmesi bunu ispat eder. gerçi, çoğulcu demokrasiyi istiyorlardı, ama "istek" tek başına tarihin doğurucu güçlerinden değildir. çağ ve koşullar gerektirmeseydi, o "istek" gerçekleşemezdi. demokrasi için nelerin gerekli olduğu bilinmeli, bunların gerçekleştirilmesine girişilmeli idi.
işte bunu ilk ortaya atan zekeriya sertel olmuştur. sade ve güçlü kalemiyle zekeriya sertel olmuştur. sertel, tan gazetesi'nde, tek parti ile bu toplumun artık yönetilemeyeceğini, değişiklik gerektiğini yazıyordu. yıkıma yaklaşan günlerde üç önemli başyazı yayımlandı. bunlardan birinde, beklenen değişikliğin o günkü anayasa ile yapılamayacağı, ikincisinde o günkü parlamento ile yapılamayacağı, üçüncüsünde o günkü chp ile yapılamayacağı anlatılıyordu. bu görüşlerin doğru olduğunu zaman göstermiştir.
tan gazetesi'nin yıktırılmasını sadece bu üç yazıya bağlamak istediğim sanılmasın. sabiha sertel'in yazıları da gözönüne alınırsa, bu gazetede ortaya atılan düşünceleri, yöneticiler olağan görecek nitelikte değillerdi. bu yöneticilerin daha çokça deneylerden geçerek insan düşüncesinin dokunulmazlığına alışmaları gerekiyordu. böyle bir alışma yeterli miydi? değildi kuşkusuz, kamuoyu dabu bilinçte değilse, birtakım yöneticilerin iyi niyetleri de para etmezdi, çünkü toplumu kandırmak isteyenler kolayca başarıya erebilirlerdi. biri çıkıp da, "kalkın ey ehl-i vatan!" dedi mi, ayaklanacakların bulunduğuna inanıyor demekti. bugün o ayaklandırma sloganının unutulduğunu biliyorum, ama slogan dediğimiz nedir ki... yerine başkası bulunamaz mı? o zaman ilerlemeyi, slogandan slogana geçiş diye düşünmekte bir yanlışlık olmasa gerektir.
o dönemde hükümetin, rejimin durumunu eleştiren bir de vatan gazetesi vardı; bu gazetenin başyazarı ahmet emin yalman liberal düşünceli biri idi ve gözüpek olarak tanınmıştı. ama tan'ın yıktırılmasından iki gün önce sabiha sertel'in "tan-vatan cephesi" başlıklı yazısı ahmet emin yalman'ı çok korkutmuş olmalı ki, vatan gazetesi ertesi gün "tan gazetesi ile hiçbir cephede birlik olmadığını" söyleyerek yaklaşan tehlikeden sıyrılmasını bildi. böylece yıkıcı kaba güç, onun gazetesi önünde sadece bir gösteri duruşu yapıp geçti.
diyeceğim şu; 60 yıl önceki bu olayı bugünkü koşullar içinde anlamak açıklayabilmek bir bakıma olanaksızdır; ya da en azından çok güçtür. zekeriya sertel'in; bardağı taşıran yazıları şimdi okunsa "kalkın ey ehl-i vatan!" çağrısından coşarak tan'a saldıranların bağnazlıkları kişiyi şaşırtır. ne vardı onca kızıp köpürecek? solculuk mu?
işte bunu ilk ortaya atan zekeriya sertel olmuştur. sade ve güçlü kalemiyle zekeriya sertel olmuştur. sertel, tan gazetesi'nde, tek parti ile bu toplumun artık yönetilemeyeceğini, değişiklik gerektiğini yazıyordu. yıkıma yaklaşan günlerde üç önemli başyazı yayımlandı. bunlardan birinde, beklenen değişikliğin o günkü anayasa ile yapılamayacağı, ikincisinde o günkü parlamento ile yapılamayacağı, üçüncüsünde o günkü chp ile yapılamayacağı anlatılıyordu. bu görüşlerin doğru olduğunu zaman göstermiştir.
tan gazetesi'nin yıktırılmasını sadece bu üç yazıya bağlamak istediğim sanılmasın. sabiha sertel'in yazıları da gözönüne alınırsa, bu gazetede ortaya atılan düşünceleri, yöneticiler olağan görecek nitelikte değillerdi. bu yöneticilerin daha çokça deneylerden geçerek insan düşüncesinin dokunulmazlığına alışmaları gerekiyordu. böyle bir alışma yeterli miydi? değildi kuşkusuz, kamuoyu dabu bilinçte değilse, birtakım yöneticilerin iyi niyetleri de para etmezdi, çünkü toplumu kandırmak isteyenler kolayca başarıya erebilirlerdi. biri çıkıp da, "kalkın ey ehl-i vatan!" dedi mi, ayaklanacakların bulunduğuna inanıyor demekti. bugün o ayaklandırma sloganının unutulduğunu biliyorum, ama slogan dediğimiz nedir ki... yerine başkası bulunamaz mı? o zaman ilerlemeyi, slogandan slogana geçiş diye düşünmekte bir yanlışlık olmasa gerektir.
o dönemde hükümetin, rejimin durumunu eleştiren bir de vatan gazetesi vardı; bu gazetenin başyazarı ahmet emin yalman liberal düşünceli biri idi ve gözüpek olarak tanınmıştı. ama tan'ın yıktırılmasından iki gün önce sabiha sertel'in "tan-vatan cephesi" başlıklı yazısı ahmet emin yalman'ı çok korkutmuş olmalı ki, vatan gazetesi ertesi gün "tan gazetesi ile hiçbir cephede birlik olmadığını" söyleyerek yaklaşan tehlikeden sıyrılmasını bildi. böylece yıkıcı kaba güç, onun gazetesi önünde sadece bir gösteri duruşu yapıp geçti.
diyeceğim şu; 60 yıl önceki bu olayı bugünkü koşullar içinde anlamak açıklayabilmek bir bakıma olanaksızdır; ya da en azından çok güçtür. zekeriya sertel'in; bardağı taşıran yazıları şimdi okunsa "kalkın ey ehl-i vatan!" çağrısından coşarak tan'a saldıranların bağnazlıkları kişiyi şaşırtır. ne vardı onca kızıp köpürecek? solculuk mu?
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar