bugün
- aleksey batrakov24
- ulu önder tektir o da hz muhammeddir10
- 3 kasım 2026 galatasaray stuttgart maçı25
- tanımadığı kadına tokat atan adam18
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı25
- queen ravennanın aşırı güzel olması15
- nükleer bomba7
- kırıkkaleli olmak istemek8
- filiz makarna'nın türkiye buğdayı skandalı20
- iskilipli atıf hoca20
- sözlük kürdü55
- yagmurcu çık açıkla10
- 394
- almanyada doğanlar alman vatandaşı mı6
- kablosuz mouse13
- canın edirne ciğeri tavası çekmesi5
- emre belözoğlu6
- arap götü9
- onca puan alıp memur olunca 12 saat çalışmak3
- dedenize sahip çıkar mısınız6
- eski uzun kış gecelerinde anlatılan yaratıklar4
- damla sakızlı muhallebi4
- ismail kartal16
- durkheimın intihar teorisi7
- favlayan yazarın asıl amacı12
- her gün 1 litre kola içersek ne olur10
- ilkokulda dayak yemiş efsanevi nesil15
- hayırlı ramazanlar uludağ sözlük3
- abdullah öcalana'ın yeni konutuna taşınması20
- sözlük dedeleri6
- traveler of secret moments tarzı enrty girmek13
- millette manyak para var21
- değişik meslekler4
- kale3112 tarzı entry girmek8
- sözlükteki galatasaraylı yazarlar4
- yazarların akşama dair planları7
- cadılar bayramı kutlayan gerizekalı türkler31
- sürekli çalışmak zorunda olmamız8
- öylesine bir şeyler yaz5
- atatürk düşmanı5
- doların 50 tl olması7
- anın görüntüsü32
- mazot 3 euro olabilirmiş4
- şemsiye taşıyan erkekte gizli eşcinsellik vardır6
- hoşlanılan kızı başkasının favlaması8
- al pacino denince akla gelen ilk film3
- robert de niro denince akla gelen ilk film8
- okan buruk4
- 18 ekim 2026 uludağ sözlüğün hacklenmesi8
- cevheri güven4
bu olayın geçtiği 1945 yılında chp, çok partili demokrasiye geçiş kararı üzerindeydi. bu kararın alınmasında günün cumhurbaşkanı ismet inönü'nün ağırlığını koyduğunu biliyoruz; ama o da, yanındakiler de (yanındakilerin bir kısmı bu girişime kesin olarak karşıydılar) yapacakları işin anlamını tam olarak kavramış değillerdi: muhalefete, eleştiriye, yergiye dayanıksızlıklarının çok kısa süre içinde görünmesi bunu ispat eder. gerçi, çoğulcu demokrasiyi istiyorlardı, ama "istek" tek başına tarihin doğurucu güçlerinden değildir. çağ ve koşullar gerektirmeseydi, o "istek" gerçekleşemezdi. demokrasi için nelerin gerekli olduğu bilinmeli, bunların gerçekleştirilmesine girişilmeli idi.
işte bunu ilk ortaya atan zekeriya sertel olmuştur. sade ve güçlü kalemiyle zekeriya sertel olmuştur. sertel, tan gazetesi'nde, tek parti ile bu toplumun artık yönetilemeyeceğini, değişiklik gerektiğini yazıyordu. yıkıma yaklaşan günlerde üç önemli başyazı yayımlandı. bunlardan birinde, beklenen değişikliğin o günkü anayasa ile yapılamayacağı, ikincisinde o günkü parlamento ile yapılamayacağı, üçüncüsünde o günkü chp ile yapılamayacağı anlatılıyordu. bu görüşlerin doğru olduğunu zaman göstermiştir.
tan gazetesi'nin yıktırılmasını sadece bu üç yazıya bağlamak istediğim sanılmasın. sabiha sertel'in yazıları da gözönüne alınırsa, bu gazetede ortaya atılan düşünceleri, yöneticiler olağan görecek nitelikte değillerdi. bu yöneticilerin daha çokça deneylerden geçerek insan düşüncesinin dokunulmazlığına alışmaları gerekiyordu. böyle bir alışma yeterli miydi? değildi kuşkusuz, kamuoyu dabu bilinçte değilse, birtakım yöneticilerin iyi niyetleri de para etmezdi, çünkü toplumu kandırmak isteyenler kolayca başarıya erebilirlerdi. biri çıkıp da, "kalkın ey ehl-i vatan!" dedi mi, ayaklanacakların bulunduğuna inanıyor demekti. bugün o ayaklandırma sloganının unutulduğunu biliyorum, ama slogan dediğimiz nedir ki... yerine başkası bulunamaz mı? o zaman ilerlemeyi, slogandan slogana geçiş diye düşünmekte bir yanlışlık olmasa gerektir.
o dönemde hükümetin, rejimin durumunu eleştiren bir de vatan gazetesi vardı; bu gazetenin başyazarı ahmet emin yalman liberal düşünceli biri idi ve gözüpek olarak tanınmıştı. ama tan'ın yıktırılmasından iki gün önce sabiha sertel'in "tan-vatan cephesi" başlıklı yazısı ahmet emin yalman'ı çok korkutmuş olmalı ki, vatan gazetesi ertesi gün "tan gazetesi ile hiçbir cephede birlik olmadığını" söyleyerek yaklaşan tehlikeden sıyrılmasını bildi. böylece yıkıcı kaba güç, onun gazetesi önünde sadece bir gösteri duruşu yapıp geçti.
diyeceğim şu; 60 yıl önceki bu olayı bugünkü koşullar içinde anlamak açıklayabilmek bir bakıma olanaksızdır; ya da en azından çok güçtür. zekeriya sertel'in; bardağı taşıran yazıları şimdi okunsa "kalkın ey ehl-i vatan!" çağrısından coşarak tan'a saldıranların bağnazlıkları kişiyi şaşırtır. ne vardı onca kızıp köpürecek? solculuk mu?
işte bunu ilk ortaya atan zekeriya sertel olmuştur. sade ve güçlü kalemiyle zekeriya sertel olmuştur. sertel, tan gazetesi'nde, tek parti ile bu toplumun artık yönetilemeyeceğini, değişiklik gerektiğini yazıyordu. yıkıma yaklaşan günlerde üç önemli başyazı yayımlandı. bunlardan birinde, beklenen değişikliğin o günkü anayasa ile yapılamayacağı, ikincisinde o günkü parlamento ile yapılamayacağı, üçüncüsünde o günkü chp ile yapılamayacağı anlatılıyordu. bu görüşlerin doğru olduğunu zaman göstermiştir.
tan gazetesi'nin yıktırılmasını sadece bu üç yazıya bağlamak istediğim sanılmasın. sabiha sertel'in yazıları da gözönüne alınırsa, bu gazetede ortaya atılan düşünceleri, yöneticiler olağan görecek nitelikte değillerdi. bu yöneticilerin daha çokça deneylerden geçerek insan düşüncesinin dokunulmazlığına alışmaları gerekiyordu. böyle bir alışma yeterli miydi? değildi kuşkusuz, kamuoyu dabu bilinçte değilse, birtakım yöneticilerin iyi niyetleri de para etmezdi, çünkü toplumu kandırmak isteyenler kolayca başarıya erebilirlerdi. biri çıkıp da, "kalkın ey ehl-i vatan!" dedi mi, ayaklanacakların bulunduğuna inanıyor demekti. bugün o ayaklandırma sloganının unutulduğunu biliyorum, ama slogan dediğimiz nedir ki... yerine başkası bulunamaz mı? o zaman ilerlemeyi, slogandan slogana geçiş diye düşünmekte bir yanlışlık olmasa gerektir.
o dönemde hükümetin, rejimin durumunu eleştiren bir de vatan gazetesi vardı; bu gazetenin başyazarı ahmet emin yalman liberal düşünceli biri idi ve gözüpek olarak tanınmıştı. ama tan'ın yıktırılmasından iki gün önce sabiha sertel'in "tan-vatan cephesi" başlıklı yazısı ahmet emin yalman'ı çok korkutmuş olmalı ki, vatan gazetesi ertesi gün "tan gazetesi ile hiçbir cephede birlik olmadığını" söyleyerek yaklaşan tehlikeden sıyrılmasını bildi. böylece yıkıcı kaba güç, onun gazetesi önünde sadece bir gösteri duruşu yapıp geçti.
diyeceğim şu; 60 yıl önceki bu olayı bugünkü koşullar içinde anlamak açıklayabilmek bir bakıma olanaksızdır; ya da en azından çok güçtür. zekeriya sertel'in; bardağı taşıran yazıları şimdi okunsa "kalkın ey ehl-i vatan!" çağrısından coşarak tan'a saldıranların bağnazlıkları kişiyi şaşırtır. ne vardı onca kızıp köpürecek? solculuk mu?
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar