bugün
- terhis oluyorum sözlük12
- chatgpt'nin bir erkeği mutlu etmesini bilmesi10
- 22 yıllık kocam gözüme çirkin geldi kaçtım5
- masklavi'yi ehonomi çoh eyi derken görmek20
- aşk15
- cumaya gitmeyen yazarlar ifşa platformu21
- grup vitamin4
- akşama kadar entry giren torpilli memur12
- bu başlıkta almanca entry giriyoruz7
- markaların whatsapptan mesaj atması2
- kaç gammaz var9
- fatma betül sayan kaya28
- yolsuzluğun cevabını halk sandıkta verecek6
- sözlük yazarlarının olası meslekleri3
- fransa daki krizin ab'ye yayılma ihtimali2
- duş yağı5
- isparta'ya gidip nervio ile kahve içmek11
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu49
- ne olursa masklavi akp'yi bırakır6
- bir şeyler söyle5
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı92
- carlsberg2
- sözlük açacak olsanız8
- 6 kasım 20183
- mazide kalmış sözlük yazarları4
- kale3112 kardeştir4
- batan gün kana benziyor2
- wundebar2
- 6 kasım 20024
- münafık7
- asansörde yukarı bakma refleksi5
- güne bir kitap alıntısı bırak5
- hiçbir şeyden haberi olmayan tek adam8
- kağıt çöpü ve plastik çöpü ayrılmalı2
- birbirini kollayan torba götlü yazarlar3
- yapay zekanın çok yapay olması8
- edirne'ye gidip muslettin amca'nın elini öpmek11
- evlenmek istemek ama evlenecek birini bulamamak4
- senin manita evleniyormuş diye mesaj atan arkadaş11
- alexander nübel14
- cumhurbaşkanı olmak istiyorum3
- camilerdeki ayak kokusu7
- son 3 ayın en başarılı gammazları8
- 6 kasım dünya galatasaraylılar günü9
- frene basınca arabanın durması3
- iyi menemenin sırrı22
- dışarıdaki deli dalgaların gelip duvarı yalaması3
- anın görüntüsü25
- damla sakızlı muhallebi9
- kız yüzünden başın belaya girmesi2
ispanyol aksaniyla ve de aralara ispanyolca kelimeler serpistirilerek konusulan ingilizce.
sozlugumuzde bu durumun turkcesi icin de gelistirilmis kavramlar bulmak mumkun:
(bkz: turkingilizce)
(bkz: turkilizce)
sozlugumuzde bu durumun turkcesi icin de gelistirilmis kavramlar bulmak mumkun:
(bkz: turkingilizce)
(bkz: turkilizce)
paz vega nin sevismedigini gordugum vasat bir film.
caresizlikten seyredilmek zorunda kalınıp sonlara doğru dayanamayıp uyunulması gereken filmdir.
(bkz: tenglish)
(bkz: ispanik amerikan)
ilk başlardaki flor*'un kızı christina'nın, john* ile aralarında çevirmenlik yaptığı bölüm harikadır.
kız john ne derse direkt annesi için ispanyolcaya çevirir. ama aynı heyecan, aynı ses tonu ve vurgularla. küfürü de çevirince pardon der. sonra annenin söylediklerini ingilizceye çevirir. aynı sinirle aynı vurguyla yine. anne para iadesi yaparken o cümlenin sonunda sesi titrer.
tartışmanın harareti bitince flor kızına ispanyolca olarak "her şeyi çevirme benim de ingilizce öğrenmem lazım" diyor, christina bunu da çeviriyor. akabinde john, christina'ya "anneni iyi dinle, o her şeyin doğrusunu biliyor" dediğinde flor soruyor, ve christina annesinin sözünü dinleyip "nada"* diyor.
flor'un ingilizce öğrenme kasetlerindeki kelimeleri bütün evin tekrar etmesi, evelyn*'in kurduğu mantıklı cümleler, aşkın saf hali, aldatan kadının hisleri, yarım kalmışlık... duyguları güzel veren bir filmdir.
(sanırım çok karışık anlattım, ama beğenilmeyen filmleri beğenme ve anlatırken heyecanlanabilme yeteneğim var)
kız john ne derse direkt annesi için ispanyolcaya çevirir. ama aynı heyecan, aynı ses tonu ve vurgularla. küfürü de çevirince pardon der. sonra annenin söylediklerini ingilizceye çevirir. aynı sinirle aynı vurguyla yine. anne para iadesi yaparken o cümlenin sonunda sesi titrer.
tartışmanın harareti bitince flor kızına ispanyolca olarak "her şeyi çevirme benim de ingilizce öğrenmem lazım" diyor, christina bunu da çeviriyor. akabinde john, christina'ya "anneni iyi dinle, o her şeyin doğrusunu biliyor" dediğinde flor soruyor, ve christina annesinin sözünü dinleyip "nada"* diyor.
flor'un ingilizce öğrenme kasetlerindeki kelimeleri bütün evin tekrar etmesi, evelyn*'in kurduğu mantıklı cümleler, aşkın saf hali, aldatan kadının hisleri, yarım kalmışlık... duyguları güzel veren bir filmdir.
(sanırım çok karışık anlattım, ama beğenilmeyen filmleri beğenme ve anlatırken heyecanlanabilme yeteneğim var)
yönetmenliğini james l. brooks'un yaptığı başrollerini paz vega, tea leoni ve adam sandler'ın paylaştığı türü kesinlikle romantik - komedi olmayan film. öyleki film romantik - komedi sınıflandırılmasına giremeyecek kadar dokunaklı dram öğeleriyle dolu. filmin konusu hakkında genel bir özet vermek gerekirse hikaye şöyledir;
ufak kız çocuğu cristina'yı kendi değerlerine göre yetiştirmek isteyen bir annenin öyküsüdür bu. yani ne olursa olsun insanın özünü, kültürünü ve sahip olduğu değerleri unutmadan sahip çıkmasını, onları koruması gerektiğini vurgulayan bir filmde diyebiliriz.
filmin künyesine gelecek olursak en başta oyunculuklardan söz etmek gerek. film boyunca güzelliği ile olsun oyunculuğu ile olsun kendine hayran bırakan bir isim var ki o da paz vegadır. yüzünün sahip olduğu doğal güzellik öyle sanıyorumki oyunculuğuna da aynı şekilde yansımış. sayesinde abartısız, sade ve gayet doğal oyunculuk nedir onu gördük. diğer bir isim adam sandler. filmografisine bakıldığında onun daha çok komediye yatkın bir oyunculuğu olduğu zaten ortada. lakin bana göre spanglish filmi onun en iyi filmlerinden biri değildir. onu sadece bu filmiyle değerlendirmek öyle sanıyorum ki haksızlık olacaktır.
gelelim yönetmen james l. brooks'a...
her şeyden evvel 1997 yapımı as good as it gets ile dikkatimi çeken bir yönetmendir. izlediğim en güzel filmlerden birine imzasını atmış biri olduğu için büyük bir beklenti içinde izledim spanglish filmini. lakin as goog as it gets gibi keyif aldım mı ? zerre kadar hayır. bu açıdan hayal kırıklığı yaşadığımı söyleyebilirim.
şimdi buradan sonra yazacaklarım fena halde spoiler içermektedir, bilginize sunulur. ondan sonra vay efendim ben görmedim, vay efendim ben bilmiyorum demeyiniz çok rica ederim.
--spoiler--
filmin belkide en çok komedi öğesiyle dolu sahnesi cristina'nın flor ve jhon'a yaptığı eş anlı çeviri sahnesi ya da bir diğer deyiş ile simultane tercüme sahnesidir. o beş dakikalık sahne belkide filmin tek komedi niteliği taşıyan sahnesiydi.
bunun dışında film finali ile 130 dakika boyunca ne anlatmak istediğini gayet açık bir şekilde dile getirmiştir. son sahnede anne - kız arasında geçen diyalog gerçekten her şeyi özetler nitelikte.
--spoiler--
türü kesinlikle romantik - komedi olmayan sıcak bir aile filmi. yapacak daha iyi bir şeyi olmayanlar için ideal bir film. bu film 130 dakika boyunca arada biraz sıkılarak izlenilir ve unutulur. lakin benim daha iyi planlarım var diyorsanız bu isabetli bir seçim olacaktır. zira ortada kaybedeceğiniz çok iyi bir filmde yok zaten.
ufak kız çocuğu cristina'yı kendi değerlerine göre yetiştirmek isteyen bir annenin öyküsüdür bu. yani ne olursa olsun insanın özünü, kültürünü ve sahip olduğu değerleri unutmadan sahip çıkmasını, onları koruması gerektiğini vurgulayan bir filmde diyebiliriz.
filmin künyesine gelecek olursak en başta oyunculuklardan söz etmek gerek. film boyunca güzelliği ile olsun oyunculuğu ile olsun kendine hayran bırakan bir isim var ki o da paz vegadır. yüzünün sahip olduğu doğal güzellik öyle sanıyorumki oyunculuğuna da aynı şekilde yansımış. sayesinde abartısız, sade ve gayet doğal oyunculuk nedir onu gördük. diğer bir isim adam sandler. filmografisine bakıldığında onun daha çok komediye yatkın bir oyunculuğu olduğu zaten ortada. lakin bana göre spanglish filmi onun en iyi filmlerinden biri değildir. onu sadece bu filmiyle değerlendirmek öyle sanıyorum ki haksızlık olacaktır.
gelelim yönetmen james l. brooks'a...
her şeyden evvel 1997 yapımı as good as it gets ile dikkatimi çeken bir yönetmendir. izlediğim en güzel filmlerden birine imzasını atmış biri olduğu için büyük bir beklenti içinde izledim spanglish filmini. lakin as goog as it gets gibi keyif aldım mı ? zerre kadar hayır. bu açıdan hayal kırıklığı yaşadığımı söyleyebilirim.
şimdi buradan sonra yazacaklarım fena halde spoiler içermektedir, bilginize sunulur. ondan sonra vay efendim ben görmedim, vay efendim ben bilmiyorum demeyiniz çok rica ederim.
--spoiler--
filmin belkide en çok komedi öğesiyle dolu sahnesi cristina'nın flor ve jhon'a yaptığı eş anlı çeviri sahnesi ya da bir diğer deyiş ile simultane tercüme sahnesidir. o beş dakikalık sahne belkide filmin tek komedi niteliği taşıyan sahnesiydi.
bunun dışında film finali ile 130 dakika boyunca ne anlatmak istediğini gayet açık bir şekilde dile getirmiştir. son sahnede anne - kız arasında geçen diyalog gerçekten her şeyi özetler nitelikte.
--spoiler--
türü kesinlikle romantik - komedi olmayan sıcak bir aile filmi. yapacak daha iyi bir şeyi olmayanlar için ideal bir film. bu film 130 dakika boyunca arada biraz sıkılarak izlenilir ve unutulur. lakin benim daha iyi planlarım var diyorsanız bu isabetli bir seçim olacaktır. zira ortada kaybedeceğiniz çok iyi bir filmde yok zaten.
paz vega'nın oyunculuğu konuşturduğu filmdir. kültür farklılıklarını ele alan filmde meksika kültüründeki bazı durumların bizdekine benzediği çıkarımında bulunmak doğrudur.
amerika'nın batı sahilinde meksika'lı dostlarımızın yaptığı müzik türü olan chicano rap bu olaya alternatiftir.
imdbde aldığı puanın daha fazlasını hak eden film. izleyin, izlettirin derim. Film klasik adam sandler filmi değil belki ama adam yine kendine sşık etmeyi başarıyor hem de o tipiyle. Ev srkadasım film basında attıgım bu adama bayılıyorum naralarına, sen mi? Nasıl yaa? Diye şok olurken filmin ilerleyen vakitlerinde ne demek istediğimi anladı. Adam king sonuc olarak.
ilk defa yediğiniz, çok beğendiğiniz, tropik bir meyvenin tadını hiç bi şeye benzetemezsiniz ya, işte öyle bi tat bırakır ruhunuzda.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com