bugün
- kolye142
- sohbet edecek kimsenin olmaması7
- yazılımcıların flört ederken kullandığı dil3
- 30 yaşımı devirmiş sözlük teyzeleri7
- erzurum'da 150 tl'ye satılan serpme kahvaltı14
- mesihin inişi4
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı4
- ismet gurbuz'un zorla tırnaklarını kesmek4
- ısmet gurbuz parise gitti mi sorunsalı4
- kadın yazar nickleri4
- taze fasülye sevenin kendisine saygısı yoktur8
- kafasına haç düşen rahibin ölmesi6
- hayrına karpuz dağıtmak4
- ayağı olan kadının amacı4
- bir sigaradan çıkan siyah pislik4
- fransa11
- bik bik'in hacker'a yemek yapması20
- karton toplayan çocuğun aslında zengin olması4
- türk esnafı4
- 18 ekim 2026 uludağ sözlüğün hacklenmesi18
- ayak fetişizmini kötü bir şey sanmak3
- bik bik'in kraliçe olması10
- eskişehir de motosikletliye 258 bin lira ceza2
- sarı tekerin yazar olamaması9
- coşkuyla sabunlanan pipi2
- türk kahvesi olması kürt kahvesi olmaması2
- doğu türkistan4
- buz denizine dökülen foseptik2
- asla evlenilmeyecek kızlar11
- hz isa ve havarileri2
- kahve içmeden ayılamam terör örgütü2
- engineer283
- cep telefonu22
- yahudi2
- usualsuspects'in ayağı6
- ıpkis'in bir işe yaramaması10
- ismet gürbüz'ün sözlüğü hacklemesi7
- kafein2
- misafir gelince odaya kacmak4
- nokia20
- türk kızı'nın hırt suçlu fetişi6
- erkek aslan3
- hacker saldırısı gazileri8
- 18 ekim 2026 uludağ sözlük resim problemi3
- peynir dolgulu jalapeno5
- columbia3
- usualsuspects aslan parçası4
- uludağ sözlüğün hacklenmesi14
- ford mondeo vs volkswagen passat3
- bik bik moderatör olmasın kampanyası6
Dün gece sabaha karşı 4.30'da esneye küsneye izlediğim film. Her şey tamam da uzaylılar insanları ne yapıyorlardı onu hala çözemedim. izleyen ve anlayan biri varsa aydınlatırsa sevinirim.
Filmin pek numarası yok. Genelde uzaylı filmlerin müptelası yeşil renk, çeşit olsun diye mavi olmuş. Independence Day ve Dünyalar Savaşı ve Godzilla arası bir film. Her üç filmin yapımcısı telif hakkı davası açsa yeri yani. Özellikle büyük yaratıklar Godzilla'dan tam bir aşırma. Oyunculuklar vasat, efektler ucuz yapım olduğunu bariz şekilde gösteriyor.
En olumlu yanı, hem Dünyalar Savaşı'nın hem Independence Day'in beceremediğini becermesi: Paranoya ve çaresizlik duygusunu izleyiciye çok güzel aktarmışlar. Gerçekten bazı yerlerde tırsıyorsunuz. Özellikle Godzilla tipi yaratık ortaya çıkana kadar, bir türlü tam olarak göremediğiniz düşmana karşı bina-içi/dışı nasıl saklanacağınızı, nereye gideceğinizi bilememe, kıyamet duygusu elle tutulur bir gerilim sağlıyor; kimi yerlerde hafif klostrofobi yaşayabilirsiniz. Ama Godzilla yaratık ortaya çıktıktan sonra sıradanlaşıp normal bir aksiyona dönüyor.
Kanımca türü derinlemesine sevenler beğenecektir.
Filmin pek numarası yok. Genelde uzaylı filmlerin müptelası yeşil renk, çeşit olsun diye mavi olmuş. Independence Day ve Dünyalar Savaşı ve Godzilla arası bir film. Her üç filmin yapımcısı telif hakkı davası açsa yeri yani. Özellikle büyük yaratıklar Godzilla'dan tam bir aşırma. Oyunculuklar vasat, efektler ucuz yapım olduğunu bariz şekilde gösteriyor.
En olumlu yanı, hem Dünyalar Savaşı'nın hem Independence Day'in beceremediğini becermesi: Paranoya ve çaresizlik duygusunu izleyiciye çok güzel aktarmışlar. Gerçekten bazı yerlerde tırsıyorsunuz. Özellikle Godzilla tipi yaratık ortaya çıkana kadar, bir türlü tam olarak göremediğiniz düşmana karşı bina-içi/dışı nasıl saklanacağınızı, nereye gideceğinizi bilememe, kıyamet duygusu elle tutulur bir gerilim sağlıyor; kimi yerlerde hafif klostrofobi yaşayabilirsiniz. Ama Godzilla yaratık ortaya çıktıktan sonra sıradanlaşıp normal bir aksiyona dönüyor.
Kanımca türü derinlemesine sevenler beğenecektir.
Toplu hâlde gökdelenlerin oluşturmuş olduğu bölgenin uzaktan görülebilen silueti anlamına gelir.
nüklüer bombayı atan uçağın adı x47bdir. insansız hava aracıdır. film yine de kötüydü ama.
Nissan adli araba ureten firmanin cok seri arabalarindandir. Bunla beraber 350z ve 370z de cok seri diger arabalaridir nissanin.
Paul walker ın arabasının modelidir.
Skyline bir filmi sadece görsel efektlerin kurtarmıyacağının mükemmel bir örneği. Eğer olaya sadece görsel efekt olarak bakarsak iyi bir film. Hatta bu dalda oscar dahi alabilir, bilmiyorum. Ama onun haricinde hiçbir numarası yok. Herşeyden önce çok kötü bir senaryosu var. Hatta bir senaryosu var mı, ondan dahi emin değilim.
Ayrıca salondan yarım bir film izlemiş hissiyatıyla ayrılıyorsunuz. Tıpkı Matrix Reloaded'ta olduğu gibi... ikinci bir yarısı varmışta bu ilk yarısıymış gibi. Son yıllarda çok canımı sıkan birşey varsa o da bazı filmlerin artık sanki birer diziymiş gibi bitmesi.. Sonlarında bir "Devamı haftaya!" yazısı eksik. Elbette niyetleri açık. Devam filmine göz kırpan bir sahneyle bitirip izleyici meraklandırmak istiyorlar. Ama böylede bitirilmez ki! Ben şahsen heyecanlanmadım ve ikinci filmide merak etmiyorum. Çünkü merak edeceğiniz varsada öyle bi yerde bitiriyorlar ki o merakınızda kalmıyor.
Film aslında Strause kardeşlerin görsel efekt alanındaki maharetlerini birde kendi yönetmenlikleriyle gösterdikleri bir eskiz çalışması gibi.. Uzay gemisinden gelen ışınlar insan derisinde yanıklara ve ve damarların ortaya çıkmasına neden oluyor örneğin. Sanki bütün bir senaryo görsel efekt maharatlerini göstermek üzere tasarlanmış gibi. Ayrıca filmdeki uzaylı yaratılarda çok karmaşık tasarlanmış. Biraz dinazorumsu, birazda transformers robotlarının karışımı gibi. Mekaniğin ve organiğin içiçe geçtiği tuhaf bir yapıları var.
Ayrıca film "Uzaylılar sadece Amerika'yı işgal eder" klişesinide tekrarlıyor. Zaten bu tarz Holywood filmlerinde ne olursa Amerika'da olur. Hem işin ilginç tarafı, bu filmde uzaylılar insanların beyinlerinin peşinde. Bizim beyinlerimiz uzaylılar için pil gibi bişey. Kullanıp kullanıp atıyorlar. Ama insan merak etmiyor değil, koca uzaylılar beyinleri alınmaya layık olarak sadece Amerikalıları mı görmüş, yoksa bu film yoluyla Amerikalılar kendi egolarını diğer insanlardan üstün mü görüyor? Benimki sadece hüsnü kuruntuda olabilir. Çünkü bu denli altmetin aranamaycak kadar sığ bir film bu. Emin olun.
Ayrıca şu da hoşuma gitmedi. Koca Los Angeles'ı uzaylılar istila ediyor ve biz olaylara sadece 3-5 kişinin gözünden şahit oluyoruz. Ne hükümetin nasıl alarm verdiğini ve askeri gücü nasıl hareket ettirdiğini görüyoruz, ne de bir başka Los Angeleslının başına gelenleri görüyoruz. Yani filme biraz 'Cloverfield' ruhu hakim. Ama o film tek bir kişinin kameraya çektiği envartermiş espirisiyle çekilmişti. Yani bir nedeni vardı. Bu filmin öyle bir bahaneside yok. Apaçık senaristler üşenmişler. Ben buna üşengeçlik derim. Diğer insanları elektrik süpürgesiyle çekilen karıncalar misali görüyoruz, o kadar (biraz tuhaf bi örnek oldu, kabul)
Ama insan istiyor ki başka kimselerin başına neler geldiğinide görelim. Koca uzaylı yaratıkların insanları nasıl kovaladığını otelin penceresinden görmek var, bir de olaya dibinde şahit olmak var. Bu filmde ne yazık ki sadece pencereden şahit oluyoruz olaylara. Filmdeki tek hoşuma giden sahne iki sevgilinin uzay gemisine çekildikleri sahne oldu. Keşke orda bitseymiş.
Ne görmek bir kayıp bu filmi, ne de görmemek. Karar size kalmış.
Ayrıca salondan yarım bir film izlemiş hissiyatıyla ayrılıyorsunuz. Tıpkı Matrix Reloaded'ta olduğu gibi... ikinci bir yarısı varmışta bu ilk yarısıymış gibi. Son yıllarda çok canımı sıkan birşey varsa o da bazı filmlerin artık sanki birer diziymiş gibi bitmesi.. Sonlarında bir "Devamı haftaya!" yazısı eksik. Elbette niyetleri açık. Devam filmine göz kırpan bir sahneyle bitirip izleyici meraklandırmak istiyorlar. Ama böylede bitirilmez ki! Ben şahsen heyecanlanmadım ve ikinci filmide merak etmiyorum. Çünkü merak edeceğiniz varsada öyle bi yerde bitiriyorlar ki o merakınızda kalmıyor.
Film aslında Strause kardeşlerin görsel efekt alanındaki maharetlerini birde kendi yönetmenlikleriyle gösterdikleri bir eskiz çalışması gibi.. Uzay gemisinden gelen ışınlar insan derisinde yanıklara ve ve damarların ortaya çıkmasına neden oluyor örneğin. Sanki bütün bir senaryo görsel efekt maharatlerini göstermek üzere tasarlanmış gibi. Ayrıca filmdeki uzaylı yaratılarda çok karmaşık tasarlanmış. Biraz dinazorumsu, birazda transformers robotlarının karışımı gibi. Mekaniğin ve organiğin içiçe geçtiği tuhaf bir yapıları var.
Ayrıca film "Uzaylılar sadece Amerika'yı işgal eder" klişesinide tekrarlıyor. Zaten bu tarz Holywood filmlerinde ne olursa Amerika'da olur. Hem işin ilginç tarafı, bu filmde uzaylılar insanların beyinlerinin peşinde. Bizim beyinlerimiz uzaylılar için pil gibi bişey. Kullanıp kullanıp atıyorlar. Ama insan merak etmiyor değil, koca uzaylılar beyinleri alınmaya layık olarak sadece Amerikalıları mı görmüş, yoksa bu film yoluyla Amerikalılar kendi egolarını diğer insanlardan üstün mü görüyor? Benimki sadece hüsnü kuruntuda olabilir. Çünkü bu denli altmetin aranamaycak kadar sığ bir film bu. Emin olun.
Ayrıca şu da hoşuma gitmedi. Koca Los Angeles'ı uzaylılar istila ediyor ve biz olaylara sadece 3-5 kişinin gözünden şahit oluyoruz. Ne hükümetin nasıl alarm verdiğini ve askeri gücü nasıl hareket ettirdiğini görüyoruz, ne de bir başka Los Angeleslının başına gelenleri görüyoruz. Yani filme biraz 'Cloverfield' ruhu hakim. Ama o film tek bir kişinin kameraya çektiği envartermiş espirisiyle çekilmişti. Yani bir nedeni vardı. Bu filmin öyle bir bahaneside yok. Apaçık senaristler üşenmişler. Ben buna üşengeçlik derim. Diğer insanları elektrik süpürgesiyle çekilen karıncalar misali görüyoruz, o kadar (biraz tuhaf bi örnek oldu, kabul)
Ama insan istiyor ki başka kimselerin başına neler geldiğinide görelim. Koca uzaylı yaratıkların insanları nasıl kovaladığını otelin penceresinden görmek var, bir de olaya dibinde şahit olmak var. Bu filmde ne yazık ki sadece pencereden şahit oluyoruz olaylara. Filmdeki tek hoşuma giden sahne iki sevgilinin uzay gemisine çekildikleri sahne oldu. Keşke orda bitseymiş.
Ne görmek bir kayıp bu filmi, ne de görmemek. Karar size kalmış.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar