bugün
- sözlük erkeklerinin bicepsleri79
- sözlük erkeklerinin göğüs kasları12
- akplisin yani27
- gönlü zengin kalbi güzel erkek12
- duanın bir şeye yaramaması27
- bicepsini çıkartıp sözlük kızlarına gösteren hain7
- nickinde k harfi olan yazara olan aşkım6
- 3 saat çalışan çamaşır makinesi9
- fon vurgunu52
- 24 eylül 2017 sözlük erkekleri sözlük kızları maçı6
- fatma betül sayan kaya22
- ne yapıyorsun8
- aykirikadin13
- akp li akp li bakan tip8
- kısa boylu ama kaba erkek3
- ideal erkek vücudu nasıl olmalıdır5
- ayak fetişizminin neresi sapıklık9
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı24
- çirkin ama fakir erkek7
- biberiye turşusu3
- bir oturuşta yarım ekmek tost yiyen erkek4
- geliyorum diyen erkek4
- dudak dolgusu2
- galatasaray lille'i yenemesin tanga giyerim4
- ayak fetişisti ama fakir erkek3
- neden 50 tane arap devleti var12
- sözlük çok bozdu4
- menuet4
- ben memeye meme demem halka arz edilmedikten sonra5
- ahlak anlayışı apış arasına sıkışmış tipler2
- fransa da kısmi sokağa çıkma yasağının uzatılması9
- lille galatasaray maçı saat 19 45 te trt 1 de4
- 21 ekim dünya diyarbakırlılar günü8
- at gözlüklü insanlar6
- akşamki tantana15
- dölüm geldi diyen erkek2
- izmirbeyefendisi'nin yakışıklı olması11
- sözlüğün politize olması5
- en iyi televizyon3
- kürtaj hak mıdır sorunsalı7
- kalın dudaklı erkekler5
- fingirdeklerin kabuklarına çekilmesi7
- az kişinin bildiği müthiş lezzetler7
- 9 5 çalışan ipneler12
- asla akp'ye oy vermem tabi ki devlet bahçeli6
- terlikle döven anne13
- traveler of secret moments adamlığı6
- bugün uyuyakalmışım11
- cenazende kötü bilirdik denmesi12
- inek sütü içen cani4
duygularda ki, kalplerde ki, gözlerin gördüklerinde ki yoğunluktur. ne diyordu şarkıda, "her gün seni düşünür her an seni yaşarım, seni sevmekten değil kaybetmekten korkarım".
Öpmek için bahane üretmeyi sevdiğim insan kişisi.
-Benim sevgilim yok.
*neden Ölmüş mü?
-Dur bakıyım. (Öpücük) hmm... tam analayamadım bir daha bakayım... ölmemiş gibi ama tam anlamadım bir daha bakayım.
-Benim sevgilim yok.
*neden Ölmüş mü?
-Dur bakıyım. (Öpücük) hmm... tam analayamadım bir daha bakayım... ölmemiş gibi ama tam anlamadım bir daha bakayım.
korkulandır.
hele ki sen azken o çoksa.
ben arkamı dönünce bu neler yapar var ya diye insanı acılara kiracı yapıyor.
hele bir de kullandığı instagramı sosyal medya aracı olmaktan çıkıp bir kız yurduna dönüşmüş ise vay ki ne vay.
hele ki sen azken o çoksa.
ben arkamı dönünce bu neler yapar var ya diye insanı acılara kiracı yapıyor.
hele bir de kullandığı instagramı sosyal medya aracı olmaktan çıkıp bir kız yurduna dönüşmüş ise vay ki ne vay.
iş kurmak gibidir.
varını yoğunu, herkeslerden gizleyip sakladıklarını çıkarır yatırırsın bir umutla.
tutarsa ömrün kurtulur,
yanarsa ömrün yanar.
varını yoğunu, herkeslerden gizleyip sakladıklarını çıkarır yatırırsın bir umutla.
tutarsa ömrün kurtulur,
yanarsa ömrün yanar.
Çok tatlı, mutluluktan gözleri parlayan, kaşınmaya bayılan kedi gibi bir şeydir.
Tabii yemeğinizi çalma huyuyla bir takım köpek gibi de bir şeydir.
Beraber sabahtan akşama kadar pinekler, bilgisayar oynar, bisiklet sürer ve çay içersiniz.
Kısaca en yakın arkadaşınız ama sarılıp huzurla uyuyabilirsiniz işte.
Tabii yemeğinizi çalma huyuyla bir takım köpek gibi de bir şeydir.
Beraber sabahtan akşama kadar pinekler, bilgisayar oynar, bisiklet sürer ve çay içersiniz.
Kısaca en yakın arkadaşınız ama sarılıp huzurla uyuyabilirsiniz işte.
Konuşmaya başlarken en çok kullandığım kelime.
dünyanın sonundaki evde bıraktığımdır sevgili. sevgilim.
"sen benim sevgilimsin."
ilk kez sevgilim dediğimsin. dolu dolu, titreyerek. gözlerimi hiçbir yere kaçırmadan.
hep duru gözlerinde başladığım ve gözlerinde bittiğimsin sen.
başımı yastığa koyduğumda aklıma ilk gelen, gözlerimi kapadığımda ilk belirensin.
çok beklediğim, pek az sevebildiğimsin.
sevgilim, sen, bakarken kirpiklerimin birbirine değmesini bile istemediğimsin. yarımsın.
mahalleyi ayağa kaldıran, niyeti bozmuş sokak kedimsin sen. kapımda öylesine beliriveren.
ellerimin arasındaki başını, gülümsemeni özlüyorum en çok. gülünce kısılan gözlerini. hiçbir zaman benim olmayan gözlerini.
yanında uyurken birden uyanıp sana bakmayı özlüyorum. hem de çok. kopup gitmek istiyorum senden. geride bırakmak, denize dökmek, havaya savurmak ya da ne bileyim, sana dair ne varsa yok etmek. onlarla birlikte yok olmak.
şimdi çelik bir fotoğraf gibisin bana aşkım. bakmaya cesaret edemediğim. bi kedi ürkekliği içinde bir köşeye sinip de uzaktan izlediğim, yanına yanaşamadığım.
küçük bi çocukken kömürlüğe kaçan beyaz kedim gibisin, minik parmaklarımı yakan kibritlerle karanlık gecelerde köşe bucak aradığım. kibritim bitiyor, parmağım yanıyor, sen yoksun?
keşke onu bulduğum gibi seni de bulsam bir köşemde. tüyleri kömürden pislenmiş, kocaman gözleriyle bakan kirlikedim gibi. o an çocuk kalbim sana atsa ve kucağıma alsam seni aşkım, olmaz mı?
ne zaman ellerinden tuttuğumu sansam, aslında bir hayale tutunmuşum ben.
öyle bir hayal ki, benden bile gerçek. ama her seferinde koyup geçen bir rüyaymışsın sen.
uçuşan kanatların havaya kaldırdığı bir toz gibi senin etrafında dönmüşüm ben.
gözlerine, nasıl olur da daha yakından bakabilirim diye düşünürken hepten kaybetmişim. hepten.
bir kere ağlar mısın benim için? benim senin için ağladığım gibi?
kimse benim için ağlamadı aşkım. sen ağlarsan belki bilirim sevdiğini. bir kere görsem o gözlerinin benim için biriktiğini, bana aktığını. orda olsam, yanıbaşında.
gözyaşınla gezinsem yanaklarında, ordan boynuna düşsem bir kuş tüyü gibi.
için gıdıklansa ve tutsan beni. alıp dudaklarına götürsen, nefesini duysam her bir zerremde. aşkım, desem, sevgilim, desem. elinde kalsam öylece. orda bitsem, ölsem.
özlesen sen de beni? varsın "özledim seni", demesen.
sevsen sen de. "seviyorum", demesen. ama sevsen aşkım. uykuyu sevdiğin gibi, denizi sevdiğin gibi, boynumu sevdiğin gibi, sigarayı sevdiğin gibi sevsen.
çıkıp gelsen yine, patates desen bana. sen benim poğça burunlu kirlikedim, ben senin patatesin. mırlasan kulaklarımın dibinde. her seferinde aynı esprileri yapıp aynı kahkahayla gülsek.
bi film koysam ben, sen sıkılsan. öpmeye başlasan beni, hiç bitiremesek hiçbir filmi. kırmızı ışıklar içinde havada uçuşan balmumundan balonlar gibi olsak. uçuşurken değsek birbirimize ve tamamlasak eksiklerimizi.
sevişsek ışığımızda, tenimizde buluşsak. uyusak, uyansak, yine sevişsek.
sonra beraber kursak kahvaltı masamızı, eskiden yaptığımız gibi. ekmek almaya yollanan çocuk mızmızlığıyla uyansan, kıpkırmızı gözlerinden öpsem, daha sen açamadan.
tatsam, koklasam seni yeniden. olmaz mı aşkım?
şimdi senin için ikinci dizesi hatırlanamayan bir şarkı, belki de bütün hatları unutulmuş bir resim gibiyim. sense her bir damarını hatırladığım yaprak. ellerimde kurumuş ve çözülmeye yüz tutmuş bir karadeniz yaprağı. av peşinde bir balık, fıkralarında kaybolmuş bir balıkçı.
nasıl hatırlarsa öldürülen, katilinin yüzünü, ben de öyle hatırlıyorum senin her demini, baharını, gözlerini, gülüşünü, güzünü.
hiçbir zaman gelmeyeceksin.
ama hep bekleneceksin.
çünkü "sen hâlâ benim sevgilimsin."
ilk kez sevgilim dediğimsin. dolu dolu, titreyerek. gözlerimi hiçbir yere kaçırmadan...
"sen benim sevgilimsin."
ilk kez sevgilim dediğimsin. dolu dolu, titreyerek. gözlerimi hiçbir yere kaçırmadan.
hep duru gözlerinde başladığım ve gözlerinde bittiğimsin sen.
başımı yastığa koyduğumda aklıma ilk gelen, gözlerimi kapadığımda ilk belirensin.
çok beklediğim, pek az sevebildiğimsin.
sevgilim, sen, bakarken kirpiklerimin birbirine değmesini bile istemediğimsin. yarımsın.
mahalleyi ayağa kaldıran, niyeti bozmuş sokak kedimsin sen. kapımda öylesine beliriveren.
ellerimin arasındaki başını, gülümsemeni özlüyorum en çok. gülünce kısılan gözlerini. hiçbir zaman benim olmayan gözlerini.
yanında uyurken birden uyanıp sana bakmayı özlüyorum. hem de çok. kopup gitmek istiyorum senden. geride bırakmak, denize dökmek, havaya savurmak ya da ne bileyim, sana dair ne varsa yok etmek. onlarla birlikte yok olmak.
şimdi çelik bir fotoğraf gibisin bana aşkım. bakmaya cesaret edemediğim. bi kedi ürkekliği içinde bir köşeye sinip de uzaktan izlediğim, yanına yanaşamadığım.
küçük bi çocukken kömürlüğe kaçan beyaz kedim gibisin, minik parmaklarımı yakan kibritlerle karanlık gecelerde köşe bucak aradığım. kibritim bitiyor, parmağım yanıyor, sen yoksun?
keşke onu bulduğum gibi seni de bulsam bir köşemde. tüyleri kömürden pislenmiş, kocaman gözleriyle bakan kirlikedim gibi. o an çocuk kalbim sana atsa ve kucağıma alsam seni aşkım, olmaz mı?
ne zaman ellerinden tuttuğumu sansam, aslında bir hayale tutunmuşum ben.
öyle bir hayal ki, benden bile gerçek. ama her seferinde koyup geçen bir rüyaymışsın sen.
uçuşan kanatların havaya kaldırdığı bir toz gibi senin etrafında dönmüşüm ben.
gözlerine, nasıl olur da daha yakından bakabilirim diye düşünürken hepten kaybetmişim. hepten.
bir kere ağlar mısın benim için? benim senin için ağladığım gibi?
kimse benim için ağlamadı aşkım. sen ağlarsan belki bilirim sevdiğini. bir kere görsem o gözlerinin benim için biriktiğini, bana aktığını. orda olsam, yanıbaşında.
gözyaşınla gezinsem yanaklarında, ordan boynuna düşsem bir kuş tüyü gibi.
için gıdıklansa ve tutsan beni. alıp dudaklarına götürsen, nefesini duysam her bir zerremde. aşkım, desem, sevgilim, desem. elinde kalsam öylece. orda bitsem, ölsem.
özlesen sen de beni? varsın "özledim seni", demesen.
sevsen sen de. "seviyorum", demesen. ama sevsen aşkım. uykuyu sevdiğin gibi, denizi sevdiğin gibi, boynumu sevdiğin gibi, sigarayı sevdiğin gibi sevsen.
çıkıp gelsen yine, patates desen bana. sen benim poğça burunlu kirlikedim, ben senin patatesin. mırlasan kulaklarımın dibinde. her seferinde aynı esprileri yapıp aynı kahkahayla gülsek.
bi film koysam ben, sen sıkılsan. öpmeye başlasan beni, hiç bitiremesek hiçbir filmi. kırmızı ışıklar içinde havada uçuşan balmumundan balonlar gibi olsak. uçuşurken değsek birbirimize ve tamamlasak eksiklerimizi.
sevişsek ışığımızda, tenimizde buluşsak. uyusak, uyansak, yine sevişsek.
sonra beraber kursak kahvaltı masamızı, eskiden yaptığımız gibi. ekmek almaya yollanan çocuk mızmızlığıyla uyansan, kıpkırmızı gözlerinden öpsem, daha sen açamadan.
tatsam, koklasam seni yeniden. olmaz mı aşkım?
şimdi senin için ikinci dizesi hatırlanamayan bir şarkı, belki de bütün hatları unutulmuş bir resim gibiyim. sense her bir damarını hatırladığım yaprak. ellerimde kurumuş ve çözülmeye yüz tutmuş bir karadeniz yaprağı. av peşinde bir balık, fıkralarında kaybolmuş bir balıkçı.
nasıl hatırlarsa öldürülen, katilinin yüzünü, ben de öyle hatırlıyorum senin her demini, baharını, gözlerini, gülüşünü, güzünü.
hiçbir zaman gelmeyeceksin.
ama hep bekleneceksin.
çünkü "sen hâlâ benim sevgilimsin."
ilk kez sevgilim dediğimsin. dolu dolu, titreyerek. gözlerimi hiçbir yere kaçırmadan...
Bu kelimeyi sadece bir insan için kullandım ve kullanmaya devam etmeyi arzuluyorum. Sevgi, aşk gibi duygular bitmez lakin şu var iki tarafta aynı duyguları besliyorsa bitmez. Şöyle birşey olursa bir taraf saf ve eninde duygularından ve diğer taraf emin değilse o zaman durum farklı tabi. Siz ne yaparsanız yapın tam anlamıyla sevgiyi alamıyorsanız üzülür kahrolursunuz. Sevginizi belli edin, sevmiyorsanız da direk diyin.
olmayandır.
yavşaklıktan başka bir şey değil.
1. isim Sevilen ve âşık olunan kimse, yavuklu, dost, yâr, canan:
"Onun mezarında hayatının ilk ve son sevgilisinin mezarında ilk ve son defa ağladı." - Nazım Hikmet
2. sıfat Sevgi ve bağlılık duyulan:
"Millet yoludur, hak yoludur tuttuğumuz yol / Ey hak, yaşa; ey sevgili millet, yaşa var ol" - Tevfik Fikret
Kaynak: tdk.
"Onun mezarında hayatının ilk ve son sevgilisinin mezarında ilk ve son defa ağladı." - Nazım Hikmet
2. sıfat Sevgi ve bağlılık duyulan:
"Millet yoludur, hak yoludur tuttuğumuz yol / Ey hak, yaşa; ey sevgili millet, yaşa var ol" - Tevfik Fikret
Kaynak: tdk.
Insana mutluluk ve değer katmadıkça çok gereksiz bir canlı. Cani gönülden sevip bana değer verecek bir yar olursa zaten neden kaybedeyim ölümüne sahip çıkarım. Sizi önemsemeyen kendinden başkasını düşünmeyen insanları hayatınıza alıp sinir krizi geçirmeyin.
Vakti gelince el olup giden.
zor günlerimde başımı memelerine yaslayarak huzur bulduğum düze çıkınca da aldattığım kadındır kendisi. umarım hakkını helal eder.
Nası oluyor nasıl yapılıyor, tarif verin la. Ölmeden önce olsun bari bir kere.
Not: 35 derecede falan gibi yemek tarifi vermeyin.
Cidden soruyorum.
Not: 35 derecede falan gibi yemek tarifi vermeyin.
Cidden soruyorum.
ben koşar o kaçar, yakalarsın kayar.
bir dur durduğun yerde ama söz de dinlemez.
aşk güzeldir ta ki evlenene kadar, sonra sevgi alır ya da almaz yerini.
aşkın yeri doldurulamaz.
bir dur durduğun yerde ama söz de dinlemez.
aşk güzeldir ta ki evlenene kadar, sonra sevgi alır ya da almaz yerini.
aşkın yeri doldurulamaz.
hayatını kolaylaştırıyor ve sana mutluluk getiriyorsa bırakılmaması aksi takdirde uzaklaşılması gerekendir.
yavan ekmek yerken peynir zeytin uzatan insandır.
Çok sevilen ve çok özlenen. Uzak mesafe ilişkisi oldukça zor. Fakat insan karşı tarafın duygularına ve kendi duygularına inanınca kavuşmayı beklemek daha anlamlı oluyor.
ilişkimiz çok yeni ama sanki yıllardır onu beklemişim gibi...
ilişkimiz çok yeni ama sanki yıllardır onu beklemişim gibi...
Günümüzde çok yanlış anlaşılan bir kavram, sevgililik biriyle canlı olarak yakın olmak gezip tozmak demek değil çünkü bedensel yakınlık ile ruhsal, fikirsel, değersel yakınlık arasında dağlar kadar fark var. insanlar sanıyorlar ki hemen kendim gibi birine denk gelebilir ve sevgililik kurabilirim. Ve ne yazık ki günümüzde insanların yüzde doksandan fazlası bu akla zarar kafayla hareket edip etraflarında, okulda, işte, yakın çevrelerinde, dışarıda herhangi bir mekanda veya tanıdıklarının tanıdıkları aracılığıyla karşılaştıkları kişilerin kendileriyle eş değer ruha ve karaktere sahip olabileceğini ve kolayca gerçek bir sevgililik bağı kurabileceklerini zannediyorlar. sizce hakiki olarak sizin ruhunuza, kişiliğinize, hayat anlayışınıza, dinlediğiniz müziklerden okuduğunuz kitaplara kadar tüm özelliklerinize, hayallerinize, hayata bakış açınıza değer gösterdiğiniz şeylere ve evrensel görüşünüze çok yakın olan özel birine aynı şehirde rastlayabilir misiniz milyonlarca insan arasından? bu dünyanın en saçma, en galiz ve yozlaşmış görüşlerinden birisi sahiden de.
Bu konuyla ilgili çok sevdiğim bir söz var;
"Akvaryuma iki balık koyarsan onlar zaten sevgili olurlar. önemli olan okyanusta karşılaşabilmek."
Bu cümle her şeyi açıklıyor. Gerçekten de günümüzdeki insanların yaşayışını özetlemiş, insanlar eğlence arkadaşı gibi gezip tozdukları vakit geçirdikleri kişilerle sevgili olduklarını sanıyorlar bu en büyük gafletlerin başında geliyor, halbuki sevgililik kavramı çok başka bir şey, hakiki sevgililik demek birbiriyle neredeyse aynı olacak kadar benzer kişiliklerin bir araya gelmesi demektir bu da ancak yazılı konuşmayla başlayan bir ruh yakınlığı ve karakter çekimi ile mümkün olabilir. çünkü insan fikirleri, yaptıkları ve bakış açısı neyse odur, sizin önemseyip değer verdiğiniz bir şeye değer vermeyen umursamayan veya sizden başka türlü bir sevme anlayışına sahip olan birinin sizinle gerçek bir sevda yaşama ihtimali yok çünkü evrene farklı pencerelerden bakıyorsunuz demektir. dolayısıyla aslında günümüzde kendini aşık bir çift zannedip karşısındakinin doğru kişi olduğunu sanarak bir şeyler yaşamaya kalkan insanlar en büyük gafletlerden birine kapıldıklarının farkında bile değiller, günümüzde toplum denilen insan kitleleri böyle bir dalalet kuyusuna düşmüş fertlerle dolu maalesef, daha da vahim olansa bu dar görüşlü, sığ, mutaassıp bakış açılarının ve yozlaşmış beyinlerinin düştüğü noksanlığın farkında olmadıkları gibi hâlâ birlikte olacakları insanı çevrelerinde, işte, okulda veya dışarıda herhangi bir yerde gördükleri kısıtlı sayıdaki kişiler arasında bulabileceklerini zannedip onlardan birini seçmeye çalışmaları. halbuki o doğru kişinin sizinle aynı şehirde olma ihtimali bile çok düşük muhtemelen birbirinizden habersiz yaşıyorsunuz farklı şehirlerde. Az önce bahsettiğim çoğunluğun içinde bulunduğu bakış açısı evrensel bir sevgililik tanımına asla uymuyor, sizlerin yapmış olduğu sarılmaların, gezip tozmaların, eğlenmelerin kurduğunuz ilişkilerin sevgililik ile uzaktan yakından alakası yok bu tamamen vakit geçirme/eğlence arkadaşı gibi bir şey aslında. bu şekilde çevresinde gördüğü alelade biriyle birlikteliğe başlayıp gerçek sevda nedir eş değer kişilik eş değer ruh nedir bunu sorgulamadan birbirine aşık olduğunu zannedip belki de evlenecek kişilere acıyorum, ülkemizde özellikle şimdiki genç nesil ağırlıkta olmak üzere milyonlarca insan bu hatanın içine düşüyor fark ettiklerinde çok geç olacak ama her neyse...
Bu konuyla ilgili çok sevdiğim bir söz var;
"Akvaryuma iki balık koyarsan onlar zaten sevgili olurlar. önemli olan okyanusta karşılaşabilmek."
Bu cümle her şeyi açıklıyor. Gerçekten de günümüzdeki insanların yaşayışını özetlemiş, insanlar eğlence arkadaşı gibi gezip tozdukları vakit geçirdikleri kişilerle sevgili olduklarını sanıyorlar bu en büyük gafletlerin başında geliyor, halbuki sevgililik kavramı çok başka bir şey, hakiki sevgililik demek birbiriyle neredeyse aynı olacak kadar benzer kişiliklerin bir araya gelmesi demektir bu da ancak yazılı konuşmayla başlayan bir ruh yakınlığı ve karakter çekimi ile mümkün olabilir. çünkü insan fikirleri, yaptıkları ve bakış açısı neyse odur, sizin önemseyip değer verdiğiniz bir şeye değer vermeyen umursamayan veya sizden başka türlü bir sevme anlayışına sahip olan birinin sizinle gerçek bir sevda yaşama ihtimali yok çünkü evrene farklı pencerelerden bakıyorsunuz demektir. dolayısıyla aslında günümüzde kendini aşık bir çift zannedip karşısındakinin doğru kişi olduğunu sanarak bir şeyler yaşamaya kalkan insanlar en büyük gafletlerden birine kapıldıklarının farkında bile değiller, günümüzde toplum denilen insan kitleleri böyle bir dalalet kuyusuna düşmüş fertlerle dolu maalesef, daha da vahim olansa bu dar görüşlü, sığ, mutaassıp bakış açılarının ve yozlaşmış beyinlerinin düştüğü noksanlığın farkında olmadıkları gibi hâlâ birlikte olacakları insanı çevrelerinde, işte, okulda veya dışarıda herhangi bir yerde gördükleri kısıtlı sayıdaki kişiler arasında bulabileceklerini zannedip onlardan birini seçmeye çalışmaları. halbuki o doğru kişinin sizinle aynı şehirde olma ihtimali bile çok düşük muhtemelen birbirinizden habersiz yaşıyorsunuz farklı şehirlerde. Az önce bahsettiğim çoğunluğun içinde bulunduğu bakış açısı evrensel bir sevgililik tanımına asla uymuyor, sizlerin yapmış olduğu sarılmaların, gezip tozmaların, eğlenmelerin kurduğunuz ilişkilerin sevgililik ile uzaktan yakından alakası yok bu tamamen vakit geçirme/eğlence arkadaşı gibi bir şey aslında. bu şekilde çevresinde gördüğü alelade biriyle birlikteliğe başlayıp gerçek sevda nedir eş değer kişilik eş değer ruh nedir bunu sorgulamadan birbirine aşık olduğunu zannedip belki de evlenecek kişilere acıyorum, ülkemizde özellikle şimdiki genç nesil ağırlıkta olmak üzere milyonlarca insan bu hatanın içine düşüyor fark ettiklerinde çok geç olacak ama her neyse...
varsa, her an yok olabilir, yoksa, her an var olabilir.
sana denk gelinmez, sana çabalanır
seninle güzel günlere dilek dinlenmez, güzel günler için savaşılır
her şeyden herkesten senin için gidilir
bütün sokaklar sana çıkar
bütün yollar sana gider
herkese özlem sana hasret
iç çekişlerim sana.
seninle güzel günlere dilek dinlenmez, güzel günler için savaşılır
her şeyden herkesten senin için gidilir
bütün sokaklar sana çıkar
bütün yollar sana gider
herkese özlem sana hasret
iç çekişlerim sana.
Tecrübe konuşuyor. Sevgili-eş insanın bedenine uygun kıyafet gibi olmalı. Dar ya da bol olunca rahat edemiyorsun. Biliyorsun ki sporcu kişiliklisin. Buna göre seçmelisin. Takım elbiseyle koşamazsın. Koiarsın belki ama seni zorlar, bunaltır, terletir. Rahat edemediği bir elbiseyi kim giymek ister ki?
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar