bugün
- sözlük kızlarının kekleri19
- dantelli sütyen takan erkek10
- müstehcenlik soruşturmaları4
- dindarların çoğunun fakir olması7
- renault toros4
- mazotun yarım litresi 50 tl28
- taşacak bu deniz dizisi3
- yesene beni diyen kız8
- ölüm korkusundan ölmek3
- feto'nun kamu gizli yapılanmasına operasyon3
- ak partililerin apoya villa yaptırması32
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı7
- insanın hayvandan koptuğu özgürlük eşiği2
- abdullah öcalan'a villa yapılması2
- palamut7
- intihar düşüncesi7
- ölümden korkuyor musunuz17
- meyhanede masayı yumruklayıp hancı hancı demek9
- neme lazım diyen erkek3
- erkekle kadının arkadaş olması2
- 2026 sonbaharında izmir3
- kız sesi duymak için müşteri hizmetlerini aramak7
- ayı dövmenin aslında zor olmaması11
- bursa daki iskender festivalindeki görüntüler2
- masada aniden ayağa kalkıp şiir okuyan erkek15
- bara giden erkeğin asıl amacı12
- illüminati ve grup sex ayinleri4
- insan2
- sözlük kızları dertleşiyor3
- ghost rider5
- matrix te yaşadığımız gerçeği8
- joseph weber2
- seninleyken kendim olabiliyorum6
- papazla imam olmak2
- artı oy alamama krizine girmek3
- rambo ariel ortega2
- memduh bashgan2
- zalbert ramstein8
- sözlükte ne değişti6
- vombatların kakasının küp şeklinde olması3
- uludağ itiraf18
- benim babamın siki kutu kola gibidir5
- cumartesi kahvaltısı5
- sabahları sevilen şeyler10
- ben basit bir insanım5
- sözlük yazarları istanbul'un fethine katilsalardi3
- anın görüntüsü21
- arkadaşlar ben yine kilo aldım ya17
- fenerbahçe tarfin'in euroleague süper kupa zaferi2
- yahudi düşmanlığı4
Onur akın albümlerinde şiirleriyle yer alan şair. onur akın'ın albüm çalışmlarının daha ilk dönemlerinde şiirlerini onur akına bırakıp çok kısa bir süre sonra kanserden ölen şiirleriyle hala yaşamakta olan şair.
Denizin ıslak aynasında
Okşarken üşüyen yakamozları
Kefensiz yldız sağnağında
Yorgun dümenine ışık arayan mavnalar;
Mavi tene gülümseyecek gülüm mü kaldı?
Ömrümü rüzgarında erittiğim yıllar
içimdeki baharı söküp aldı...
Ufkumu duvara çakarcasına
Hasreti bağrımda yakarcasına
isyankar yanımı dağlara çarparcasına
Vakitli, vakitsiz
Gidiyorum işte.
Var mı gitme kal diyenim?
Damlası hicran dalgası
içimdeki fırtınaları dindirebilenim
Gidiyorum işte.
Örselenirken koynunda, kördüğümlere bağlandığım
Yaslanırken aydınlığına, düşlerime yol aradığım
Düş yorgunu bu şehirde
Var mı yolumun kesilen damarına
Gözlerinin mendilini saranım?
Elveda;
Gözlerinde kırılmış gökkuşağı
Yedi salkım hülya, Yedikule,
Kuşlarıyla cıvıldaşan Nakkaştepe
Dizlerinde yediperçemi uğur meleği,
Yedi gül veren, yedi rüya gören yeditepe
Ve gebeşleriyle mutlu
Kibar entelleriyle ufku kesilmiş boğaz sefası
Dalga dalga pür neşe
Renk renk demlenen Bebek sahili
Elveda gitmeyen anılarımda yalnız kaldığım rıhtımlar
Yıkıldığım deniz, dağıldığım gökyüzü
Elveda;
içindeki çöplükte sıcak somun kokusuyla
Ömrümün dişlerini terleten,
Yarınları hünkar sofralarına meze
içimin boğazlanmış sancısı
Mengenede yürek acısı
Tiner, bali müptelası
Kentli sefaletin dibe vurmuş tortusu
Ela gözlü esmer çocuk
Gidiyorum işte;
Varmı yüreğimin bahar sokağında
Yüreğinizi gezdirdiğim günleri hatırlayanım?
Elveda;
Efkarıma hicazkar çalan kemancı
Çay haydi çal
Kesmekeş bulutlara,
Sise, dumana aldırmadan
Çal korkmadan, fasılasız sabaha kadar durmadan
Çığlıklar iki yakamda kalsın, kalacak
Gidiyorum işte;
Ellerimi iki yakasında bırakarak
Yüreğinin kabuğunda yaşayanların...
Selam sana;
Dağların kamburunda kalbime vuran güneş
Selam sana;
Gülek boğazı, Aspava yaylası
Yüreğim bugün neden Nuh demez peygamber demez
Nemrut kadar asi?
Öyle fırtınalar varki içimde
Sisli, kirli duman, deli poyraz gibi savuracak
Aydınlanacak fabrikalarda alın teri
Selam sana;
Omuzundaki ağır yükü
Ve gülmeyi unutmuş çehresiyle
Dolara bağımlı, bileşik endeksli hayatın
Yarattığı sefaletten dokuz doğuranlar.
Elveda tecritin abidesi Kızkulesi
Selam sana;
Yüreğimdeki mevsimin baharı, Diyarbekir Kalesi,
Bingöl Şeraffettin yaylası,
Zemherimin sisi Muş ovası
Selam sana;
Mağrur ve mahsun motkan damarım
Son direğim,
Dar gün dayanağım, sümbül balı
Meteris kekliği, yavan ekmeğimin katığı
Sıra sıra tütün tarlası
içimin çığ koparan fırtınası
Yorgun toprağım
Bir yanı sürgün, vurgun, talan
Bir yanı katliam kefen kefen
Amerikan bezine sarılmış
Virjinya purosuna satılmış
Oy benim dili lal olmuş
Gözyaşları sahipsiz memleketim.
Katarından kopmuş yaralı bir kuş gibi
Özgürüm şimdi
Elveda;
Gidiyorum işte...
Denizin ıslak aynasında
Okşarken üşüyen yakamozları
Kefensiz yldız sağnağında
Yorgun dümenine ışık arayan mavnalar;
Mavi tene gülümseyecek gülüm mü kaldı?
Ömrümü rüzgarında erittiğim yıllar
içimdeki baharı söküp aldı...
Ufkumu duvara çakarcasına
Hasreti bağrımda yakarcasına
isyankar yanımı dağlara çarparcasına
Vakitli, vakitsiz
Gidiyorum işte.
Var mı gitme kal diyenim?
Damlası hicran dalgası
içimdeki fırtınaları dindirebilenim
Gidiyorum işte.
Örselenirken koynunda, kördüğümlere bağlandığım
Yaslanırken aydınlığına, düşlerime yol aradığım
Düş yorgunu bu şehirde
Var mı yolumun kesilen damarına
Gözlerinin mendilini saranım?
Elveda;
Gözlerinde kırılmış gökkuşağı
Yedi salkım hülya, Yedikule,
Kuşlarıyla cıvıldaşan Nakkaştepe
Dizlerinde yediperçemi uğur meleği,
Yedi gül veren, yedi rüya gören yeditepe
Ve gebeşleriyle mutlu
Kibar entelleriyle ufku kesilmiş boğaz sefası
Dalga dalga pür neşe
Renk renk demlenen Bebek sahili
Elveda gitmeyen anılarımda yalnız kaldığım rıhtımlar
Yıkıldığım deniz, dağıldığım gökyüzü
Elveda;
içindeki çöplükte sıcak somun kokusuyla
Ömrümün dişlerini terleten,
Yarınları hünkar sofralarına meze
içimin boğazlanmış sancısı
Mengenede yürek acısı
Tiner, bali müptelası
Kentli sefaletin dibe vurmuş tortusu
Ela gözlü esmer çocuk
Gidiyorum işte;
Varmı yüreğimin bahar sokağında
Yüreğinizi gezdirdiğim günleri hatırlayanım?
Elveda;
Efkarıma hicazkar çalan kemancı
Çay haydi çal
Kesmekeş bulutlara,
Sise, dumana aldırmadan
Çal korkmadan, fasılasız sabaha kadar durmadan
Çığlıklar iki yakamda kalsın, kalacak
Gidiyorum işte;
Ellerimi iki yakasında bırakarak
Yüreğinin kabuğunda yaşayanların...
Selam sana;
Dağların kamburunda kalbime vuran güneş
Selam sana;
Gülek boğazı, Aspava yaylası
Yüreğim bugün neden Nuh demez peygamber demez
Nemrut kadar asi?
Öyle fırtınalar varki içimde
Sisli, kirli duman, deli poyraz gibi savuracak
Aydınlanacak fabrikalarda alın teri
Selam sana;
Omuzundaki ağır yükü
Ve gülmeyi unutmuş çehresiyle
Dolara bağımlı, bileşik endeksli hayatın
Yarattığı sefaletten dokuz doğuranlar.
Elveda tecritin abidesi Kızkulesi
Selam sana;
Yüreğimdeki mevsimin baharı, Diyarbekir Kalesi,
Bingöl Şeraffettin yaylası,
Zemherimin sisi Muş ovası
Selam sana;
Mağrur ve mahsun motkan damarım
Son direğim,
Dar gün dayanağım, sümbül balı
Meteris kekliği, yavan ekmeğimin katığı
Sıra sıra tütün tarlası
içimin çığ koparan fırtınası
Yorgun toprağım
Bir yanı sürgün, vurgun, talan
Bir yanı katliam kefen kefen
Amerikan bezine sarılmış
Virjinya purosuna satılmış
Oy benim dili lal olmuş
Gözyaşları sahipsiz memleketim.
Katarından kopmuş yaralı bir kuş gibi
Özgürüm şimdi
Elveda;
Gidiyorum işte...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar