bugün
- iltica21
- uzaylılar tavuk döner yiyor mu4
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı21
- yalnız yaşamak4
- sinek as'ın sözlüğe vedası23
- doğru don seçimi3
- uludağ sözlük bacıları geleneksel kongresi5
- galatasaray fenerbahçe derbisinde 407 randevu2
- kabine'nin beştepe de toplanması2
- nev ölmüş başımız sağ olsun2
- jaws filmindeki sikko balik3
- sözlüğün kraliçesi5
- sözlüğün kralı5
- bir yazarı çok sevmek ama o hiç sevmemek11
- forma7
- metamfetamin7
- evlenmek3
- aç uyumak10
- sevgi vs aşk9
- ırak5
- asansörde konuşmama kuralı3
- sözlükte kimseye zararı olmayan yazar9
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı17
- chatgpt varken bir sevgiliye ihtiyaç duymak21
- gece gece kokoreç gömmek7
- salçalı makarna10
- cadılar bayramı temalı filmler2
- ayağı şiir kokan kadın6
- pazar gecesi son huzurlu uyku6
- umman4
- bir kadının tehlikeli olduğunu gösteren detaylar3
- betray me6
- sözlük yazarlarının gördüğü ünlüler10
- sikerim böyle hayatı deyip kırklareli ne yerleşmek16
- nervio'nun ateist ve ayakçı erkekle evlenmesi6
- çin9
- insan sevmemek3
- ilhan irem dinleyen erkek6
- herkes hakkını helal etsin sözlüğü bırakıyorum10
- eli üşüyen kızın elini nasıl ısıtırsın15
- hamile fotoğrafı5
- karpuzcu libos panda3
- nemlendirici krem20
- geçmişe götüren şarkılar5
- silamınnn aleyykiiiimmm genşşlerr6
- büreyde3
- seküler kesimden yeni carrefoursa'ya tokat41
- balık yanına en yakışan çorba9
- evli kadına bin lira verip ilişkiye girmek7
- bu sözlükte ayak konuşmak yasak10
Macarların Hürriyet savaşçısı ve milli şairidir.
(bkz: Bir Düşünce Kurcalar Kafamı)
(bkz: Bir Düşünce Kurcalar Kafamı)
15 Mart 1848 ayaklanmasına Peşte gençliğinin önderi olarak katılmıştır ve "Talpra, magyar!" (Haydi Macar, Uyan!) adlı şiiri Macar Devrimi'nin simgesi olmuş Macar lirik şair, ulusal kahraman.
su, rüzgar ve namus başlıklı bir şiiri mevcuttur:
daha çocukluğumda,
dinlemiştim bu masalı:
su, rüzgar ve namus,
bir gün saklambaç oynamışlar.
önce su saklanmış;
fakat çabuk bulunmuş,
derin vadiler arasında...
sonra rüzgar saklanmış,
onu da bulmak kolay olmuş,
yüksek dağların tepesinde...
sıra namusa gelmiş,
o da şöyle söylemiş:
dinleyin bir kere,
ben kaybolursam,
bulunmam hiç bir yerde...
işte o günden beri namus,
kaybolunca,
bulunmaz hiç bir yerde.
daha çocukluğumda,
dinlemiştim bu masalı:
su, rüzgar ve namus,
bir gün saklambaç oynamışlar.
önce su saklanmış;
fakat çabuk bulunmuş,
derin vadiler arasında...
sonra rüzgar saklanmış,
onu da bulmak kolay olmuş,
yüksek dağların tepesinde...
sıra namusa gelmiş,
o da şöyle söylemiş:
dinleyin bir kere,
ben kaybolursam,
bulunmam hiç bir yerde...
işte o günden beri namus,
kaybolunca,
bulunmaz hiç bir yerde.
Öyle kolay sanma sen bu işi, kardeşim,
Hemen kalkışma tellerden şarkılar döktürmeye!
Sazı bir kere eline almaya göresin,
Bir görev yüklendin demektir, bilesin,
Çok ağır bir görev, ve belâlı.
Geldinse anlatmaya yalnız kendi derdini, kardeşim,
Yalnız kendi zevkini anlatmaya geldinse,
Bırak elinden o kutsal sazı,
Sana burda hiç kimse kulak asmaz.
Biz yaşamadayız bugün bir çölde, kardeşim,
Çok eskilerde bir musa vardı hani,
işte biz o musa gibi yaşamadayız bugün;
Tanrı tekparça ateşten bir kılavuz vermişti ona,
O da ateşten kılavuzun peşinden gitmişti.
Bugün tanrı tekparça ateşten şaire ne der bak:
Sizsiniz halkı mutluluğa götüren yolu aydınlatacak.
Ey şairler, gireceksiniz halkla kol kola,
Alevlerin, fırtınaların içinden geçeceksiniz,
Hiç durmadan yürüyeceksiniz, ama hiç durmadan;
Alçaktır halkın bayrağını elinden düşüren de,
Şurda, geride, bir kenarda gizli gizli,
Bir parça dinleneyim, diyen de alçak.
Halk bakacak, görecek, anlayacak,
Acı çeken kim, başkaldıran kim, dövüşen kim,
Kim işi oluruna bırakmış,
Kim günü gün eden,
Kim şarlatan,
Kim korkak!
Peygamberler çıkacak, yalancı ve kurnaz,
Durun, diyecekler size, durun, ey insanlar,
işte burası, diyecekler, sizi yaşatacak yer,
işte burası bolluk ülkesi, mutlu toprak.
Bu korkunç yalanlara kanmayacak ama hiç kimse,
Ne açlık kanacak, ne susuzluk kanacak, ne de umutsuz yaşamak,
Haykıracak güneşte kavrulan milyonlarca insan,
Hepsi yalan, diyecekler, hepsi yalan, hepsi yalan.
Ne zaman eşit pay alırsak bolluk sepetinden,
Ne zaman hepimiz sırayla oturursak halk sofrasına,
Ne zaman her eve girerse bereketli aydınlığı bilimin,
Ne zaman pırıl pırıl yanarsa tekmil evler aydınlıklar içinde,
işte o zaman deriz, burada duralım, tamam,
işte burası bolluk ülkesi, mutlu toprak.
Biz o güne kadar, dur durak bilmeden
Sürdüreceğiz amansız savaşımızı,
Dağ taş demeden yürüyeceğiz,
Gözler çakmak çakmak, yumruklar sımsıkı.
Sonunda, bütün bu çabalara karşılık
Hiçbir şey geçmeyebilir de elimize,
Yola çıkarken zaten biz bunu göze almıştık.
Ölüm kondurup alnımıza yumuşak bir öpücük,
Kaparsa usulcana göz kapaklarımızı,
Ve ipekten kefenler ve çiçekler içinde
Alıp korsa bizi kara toprağa,
Bu bile yeter de artar bize.
Hemen kalkışma tellerden şarkılar döktürmeye!
Sazı bir kere eline almaya göresin,
Bir görev yüklendin demektir, bilesin,
Çok ağır bir görev, ve belâlı.
Geldinse anlatmaya yalnız kendi derdini, kardeşim,
Yalnız kendi zevkini anlatmaya geldinse,
Bırak elinden o kutsal sazı,
Sana burda hiç kimse kulak asmaz.
Biz yaşamadayız bugün bir çölde, kardeşim,
Çok eskilerde bir musa vardı hani,
işte biz o musa gibi yaşamadayız bugün;
Tanrı tekparça ateşten bir kılavuz vermişti ona,
O da ateşten kılavuzun peşinden gitmişti.
Bugün tanrı tekparça ateşten şaire ne der bak:
Sizsiniz halkı mutluluğa götüren yolu aydınlatacak.
Ey şairler, gireceksiniz halkla kol kola,
Alevlerin, fırtınaların içinden geçeceksiniz,
Hiç durmadan yürüyeceksiniz, ama hiç durmadan;
Alçaktır halkın bayrağını elinden düşüren de,
Şurda, geride, bir kenarda gizli gizli,
Bir parça dinleneyim, diyen de alçak.
Halk bakacak, görecek, anlayacak,
Acı çeken kim, başkaldıran kim, dövüşen kim,
Kim işi oluruna bırakmış,
Kim günü gün eden,
Kim şarlatan,
Kim korkak!
Peygamberler çıkacak, yalancı ve kurnaz,
Durun, diyecekler size, durun, ey insanlar,
işte burası, diyecekler, sizi yaşatacak yer,
işte burası bolluk ülkesi, mutlu toprak.
Bu korkunç yalanlara kanmayacak ama hiç kimse,
Ne açlık kanacak, ne susuzluk kanacak, ne de umutsuz yaşamak,
Haykıracak güneşte kavrulan milyonlarca insan,
Hepsi yalan, diyecekler, hepsi yalan, hepsi yalan.
Ne zaman eşit pay alırsak bolluk sepetinden,
Ne zaman hepimiz sırayla oturursak halk sofrasına,
Ne zaman her eve girerse bereketli aydınlığı bilimin,
Ne zaman pırıl pırıl yanarsa tekmil evler aydınlıklar içinde,
işte o zaman deriz, burada duralım, tamam,
işte burası bolluk ülkesi, mutlu toprak.
Biz o güne kadar, dur durak bilmeden
Sürdüreceğiz amansız savaşımızı,
Dağ taş demeden yürüyeceğiz,
Gözler çakmak çakmak, yumruklar sımsıkı.
Sonunda, bütün bu çabalara karşılık
Hiçbir şey geçmeyebilir de elimize,
Yola çıkarken zaten biz bunu göze almıştık.
Ölüm kondurup alnımıza yumuşak bir öpücük,
Kaparsa usulcana göz kapaklarımızı,
Ve ipekten kefenler ve çiçekler içinde
Alıp korsa bizi kara toprağa,
Bu bile yeter de artar bize.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar