bugün
- mehdi saçmalığı ile kandırılan milyonlar8
- damarsız tüysüz manisa yaprağı26
- sözlükte iki gündür dönen erkek memesi muhabbeti8
- bikbik akıllı olsun akıllı3
- mehdi nereye inecek sorunsalı10
- fenerbahçe5
- kumburgaz plajına gidecek olan gence tavsiyeler23
- sebahattin şirin20
- mansur yavaş'ın iyi parti'ye geçmesi12
- hikayeyi devam ettir2
- chplilerin camileri ahıra çevirmesi19
- memesinin altına mendil koyan sözlük erkeği7
- amedsporlu olmanın verdiği gurur2
- faiz yer misiniz ya da yiyor musunuz6
- daha 17 dizisi aras vs teoman7
- itü kktc2
- sözlükte marka olmak11
- amedspor'un erzurumspor'a döşeyeceği boru2
- pkklılara idam gelsin2
- kedi tekmelemek11
- çaycı hüseyin3
- kürtçülerin abd sevdası2
- sibel can'ın uludağ sözlük nicki7
- diamond bosphorus kardeşimin yakışıklı olması6
- yastığa sarılarak uyuyan erkek6
- tiktokta göğüslerini sergileyen sarışın kız5
- alevi kızların alev alev yanması7
- recep tayyip erdoğan'ın kazanmasının asıl nedeni16
- 14 ağustos 2026 galatasaray çorum fk maçı3
- demokrasi ahiret diline uygun değildir4
- filenin sultanları2
- pkklı anaları4
- sözlükte elit zevkleri olan insan olmaması34
- üst kattan gelen ah oh sesleri3
- sözlük erkeklerinin sütyen bedenleri8
- erzurumspor2
- tarikatsever partiler3
- iremga32
- slovenya'nın 2004 te ab'ye girmiş olması2
- sözlük yazarlarının manzaraları7
- anın görüntüsü31
- yakışıklı bir erkek ile öpüşebilirim2
- karakuyu dizisi2
- ısparta yaprağı3
- dönercide kız tavlamak5
- normal insan4
- iç gıcıklayıcı bir şey söyle11
- camide rakı içen izmirli kız7
- kadını olduğundan daha çekici kılan şeyler5
- götünde donu olmayıp tatile gitmek9
Macarların Hürriyet savaşçısı ve milli şairidir.
(bkz: Bir Düşünce Kurcalar Kafamı)
(bkz: Bir Düşünce Kurcalar Kafamı)
15 Mart 1848 ayaklanmasına Peşte gençliğinin önderi olarak katılmıştır ve "Talpra, magyar!" (Haydi Macar, Uyan!) adlı şiiri Macar Devrimi'nin simgesi olmuş Macar lirik şair, ulusal kahraman.
su, rüzgar ve namus başlıklı bir şiiri mevcuttur:
daha çocukluğumda,
dinlemiştim bu masalı:
su, rüzgar ve namus,
bir gün saklambaç oynamışlar.
önce su saklanmış;
fakat çabuk bulunmuş,
derin vadiler arasında...
sonra rüzgar saklanmış,
onu da bulmak kolay olmuş,
yüksek dağların tepesinde...
sıra namusa gelmiş,
o da şöyle söylemiş:
dinleyin bir kere,
ben kaybolursam,
bulunmam hiç bir yerde...
işte o günden beri namus,
kaybolunca,
bulunmaz hiç bir yerde.
daha çocukluğumda,
dinlemiştim bu masalı:
su, rüzgar ve namus,
bir gün saklambaç oynamışlar.
önce su saklanmış;
fakat çabuk bulunmuş,
derin vadiler arasında...
sonra rüzgar saklanmış,
onu da bulmak kolay olmuş,
yüksek dağların tepesinde...
sıra namusa gelmiş,
o da şöyle söylemiş:
dinleyin bir kere,
ben kaybolursam,
bulunmam hiç bir yerde...
işte o günden beri namus,
kaybolunca,
bulunmaz hiç bir yerde.
Öyle kolay sanma sen bu işi, kardeşim,
Hemen kalkışma tellerden şarkılar döktürmeye!
Sazı bir kere eline almaya göresin,
Bir görev yüklendin demektir, bilesin,
Çok ağır bir görev, ve belâlı.
Geldinse anlatmaya yalnız kendi derdini, kardeşim,
Yalnız kendi zevkini anlatmaya geldinse,
Bırak elinden o kutsal sazı,
Sana burda hiç kimse kulak asmaz.
Biz yaşamadayız bugün bir çölde, kardeşim,
Çok eskilerde bir musa vardı hani,
işte biz o musa gibi yaşamadayız bugün;
Tanrı tekparça ateşten bir kılavuz vermişti ona,
O da ateşten kılavuzun peşinden gitmişti.
Bugün tanrı tekparça ateşten şaire ne der bak:
Sizsiniz halkı mutluluğa götüren yolu aydınlatacak.
Ey şairler, gireceksiniz halkla kol kola,
Alevlerin, fırtınaların içinden geçeceksiniz,
Hiç durmadan yürüyeceksiniz, ama hiç durmadan;
Alçaktır halkın bayrağını elinden düşüren de,
Şurda, geride, bir kenarda gizli gizli,
Bir parça dinleneyim, diyen de alçak.
Halk bakacak, görecek, anlayacak,
Acı çeken kim, başkaldıran kim, dövüşen kim,
Kim işi oluruna bırakmış,
Kim günü gün eden,
Kim şarlatan,
Kim korkak!
Peygamberler çıkacak, yalancı ve kurnaz,
Durun, diyecekler size, durun, ey insanlar,
işte burası, diyecekler, sizi yaşatacak yer,
işte burası bolluk ülkesi, mutlu toprak.
Bu korkunç yalanlara kanmayacak ama hiç kimse,
Ne açlık kanacak, ne susuzluk kanacak, ne de umutsuz yaşamak,
Haykıracak güneşte kavrulan milyonlarca insan,
Hepsi yalan, diyecekler, hepsi yalan, hepsi yalan.
Ne zaman eşit pay alırsak bolluk sepetinden,
Ne zaman hepimiz sırayla oturursak halk sofrasına,
Ne zaman her eve girerse bereketli aydınlığı bilimin,
Ne zaman pırıl pırıl yanarsa tekmil evler aydınlıklar içinde,
işte o zaman deriz, burada duralım, tamam,
işte burası bolluk ülkesi, mutlu toprak.
Biz o güne kadar, dur durak bilmeden
Sürdüreceğiz amansız savaşımızı,
Dağ taş demeden yürüyeceğiz,
Gözler çakmak çakmak, yumruklar sımsıkı.
Sonunda, bütün bu çabalara karşılık
Hiçbir şey geçmeyebilir de elimize,
Yola çıkarken zaten biz bunu göze almıştık.
Ölüm kondurup alnımıza yumuşak bir öpücük,
Kaparsa usulcana göz kapaklarımızı,
Ve ipekten kefenler ve çiçekler içinde
Alıp korsa bizi kara toprağa,
Bu bile yeter de artar bize.
Hemen kalkışma tellerden şarkılar döktürmeye!
Sazı bir kere eline almaya göresin,
Bir görev yüklendin demektir, bilesin,
Çok ağır bir görev, ve belâlı.
Geldinse anlatmaya yalnız kendi derdini, kardeşim,
Yalnız kendi zevkini anlatmaya geldinse,
Bırak elinden o kutsal sazı,
Sana burda hiç kimse kulak asmaz.
Biz yaşamadayız bugün bir çölde, kardeşim,
Çok eskilerde bir musa vardı hani,
işte biz o musa gibi yaşamadayız bugün;
Tanrı tekparça ateşten bir kılavuz vermişti ona,
O da ateşten kılavuzun peşinden gitmişti.
Bugün tanrı tekparça ateşten şaire ne der bak:
Sizsiniz halkı mutluluğa götüren yolu aydınlatacak.
Ey şairler, gireceksiniz halkla kol kola,
Alevlerin, fırtınaların içinden geçeceksiniz,
Hiç durmadan yürüyeceksiniz, ama hiç durmadan;
Alçaktır halkın bayrağını elinden düşüren de,
Şurda, geride, bir kenarda gizli gizli,
Bir parça dinleneyim, diyen de alçak.
Halk bakacak, görecek, anlayacak,
Acı çeken kim, başkaldıran kim, dövüşen kim,
Kim işi oluruna bırakmış,
Kim günü gün eden,
Kim şarlatan,
Kim korkak!
Peygamberler çıkacak, yalancı ve kurnaz,
Durun, diyecekler size, durun, ey insanlar,
işte burası, diyecekler, sizi yaşatacak yer,
işte burası bolluk ülkesi, mutlu toprak.
Bu korkunç yalanlara kanmayacak ama hiç kimse,
Ne açlık kanacak, ne susuzluk kanacak, ne de umutsuz yaşamak,
Haykıracak güneşte kavrulan milyonlarca insan,
Hepsi yalan, diyecekler, hepsi yalan, hepsi yalan.
Ne zaman eşit pay alırsak bolluk sepetinden,
Ne zaman hepimiz sırayla oturursak halk sofrasına,
Ne zaman her eve girerse bereketli aydınlığı bilimin,
Ne zaman pırıl pırıl yanarsa tekmil evler aydınlıklar içinde,
işte o zaman deriz, burada duralım, tamam,
işte burası bolluk ülkesi, mutlu toprak.
Biz o güne kadar, dur durak bilmeden
Sürdüreceğiz amansız savaşımızı,
Dağ taş demeden yürüyeceğiz,
Gözler çakmak çakmak, yumruklar sımsıkı.
Sonunda, bütün bu çabalara karşılık
Hiçbir şey geçmeyebilir de elimize,
Yola çıkarken zaten biz bunu göze almıştık.
Ölüm kondurup alnımıza yumuşak bir öpücük,
Kaparsa usulcana göz kapaklarımızı,
Ve ipekten kefenler ve çiçekler içinde
Alıp korsa bizi kara toprağa,
Bu bile yeter de artar bize.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar