bugün
- sinek as'ın sözlüğe vedası18
- sözlükte kimseye zararı olmayan yazar9
- yarın sabah işe gidecek olmak4
- silamınnn aleyykiiiimmm genşşlerr6
- fırında tavuk4
- salçalı makarna10
- hareket edebilen canlılar4
- çin8
- soyak goztepe sitesi3
- sözlük yazarlarının gördüğü ünlüler10
- ümit kocasakal3
- rojin hevin berivan rojda gülizar rojbin gülistan4
- airfryer alanlar şimdi ne yapıyor2
- evli kadına bin lira verip ilişkiye girmek9
- evrende hareket nasıl oluyor3
- bir yazarı çok sevmek ama o hiç sevmemek4
- sözlükteki çiftçi yazarlar2
- taylanda damat gitmek3
- sikerim böyle hayatı deyip kırklareli ne yerleşmek16
- starbucks'a giden andaval2
- karısını aldatmayan tırcı3
- devletin galatasaray a stad yapması5
- ismet gürbüz uzaylı mı2
- chatgpt varken bir sevgiliye ihtiyaç duymak21
- mekan sınırsız mıdır3
- yaşlıların folklifte portif demesi7
- filistin4
- endonezyaya damat gitmek2
- eski eş ile yeni eşi yemeğe davet etmek3
- balık yanına en yakışan çorba9
- sizin seksten başka derdiniz yok mu aq5
- bik bik'in mutfağına konuk olmak6
- eli üşüyen kızın elini nasıl ısıtırsın16
- ismail kartal vs okan buruk4
- pazardan ananas aldırdım deyip gülen mal nesil3
- kol saati12
- artık haberler almanya da 16 30 da başlıyor2
- elektronların içindeki gezegenler2
- hindistana gelin gitmek2
- türk kahvesi2
- yuzırların yumrukları3
- insanların eylemleri de allah'tan mı3
- uludede ile kafayı çekmek3
- kramp3
- anın görüntüsü20
- kainat neyin içerisinde büyüyor3
- arkadaşlar öldünüz mü10
- erkeklerin evlenmek istememe nedenleri15
- nemlendirici krem20
- anal ilişki yaparsak hemoroid olur muyuz10
Macarların Hürriyet savaşçısı ve milli şairidir.
(bkz: Bir Düşünce Kurcalar Kafamı)
(bkz: Bir Düşünce Kurcalar Kafamı)
15 Mart 1848 ayaklanmasına Peşte gençliğinin önderi olarak katılmıştır ve "Talpra, magyar!" (Haydi Macar, Uyan!) adlı şiiri Macar Devrimi'nin simgesi olmuş Macar lirik şair, ulusal kahraman.
su, rüzgar ve namus başlıklı bir şiiri mevcuttur:
daha çocukluğumda,
dinlemiştim bu masalı:
su, rüzgar ve namus,
bir gün saklambaç oynamışlar.
önce su saklanmış;
fakat çabuk bulunmuş,
derin vadiler arasında...
sonra rüzgar saklanmış,
onu da bulmak kolay olmuş,
yüksek dağların tepesinde...
sıra namusa gelmiş,
o da şöyle söylemiş:
dinleyin bir kere,
ben kaybolursam,
bulunmam hiç bir yerde...
işte o günden beri namus,
kaybolunca,
bulunmaz hiç bir yerde.
daha çocukluğumda,
dinlemiştim bu masalı:
su, rüzgar ve namus,
bir gün saklambaç oynamışlar.
önce su saklanmış;
fakat çabuk bulunmuş,
derin vadiler arasında...
sonra rüzgar saklanmış,
onu da bulmak kolay olmuş,
yüksek dağların tepesinde...
sıra namusa gelmiş,
o da şöyle söylemiş:
dinleyin bir kere,
ben kaybolursam,
bulunmam hiç bir yerde...
işte o günden beri namus,
kaybolunca,
bulunmaz hiç bir yerde.
Öyle kolay sanma sen bu işi, kardeşim,
Hemen kalkışma tellerden şarkılar döktürmeye!
Sazı bir kere eline almaya göresin,
Bir görev yüklendin demektir, bilesin,
Çok ağır bir görev, ve belâlı.
Geldinse anlatmaya yalnız kendi derdini, kardeşim,
Yalnız kendi zevkini anlatmaya geldinse,
Bırak elinden o kutsal sazı,
Sana burda hiç kimse kulak asmaz.
Biz yaşamadayız bugün bir çölde, kardeşim,
Çok eskilerde bir musa vardı hani,
işte biz o musa gibi yaşamadayız bugün;
Tanrı tekparça ateşten bir kılavuz vermişti ona,
O da ateşten kılavuzun peşinden gitmişti.
Bugün tanrı tekparça ateşten şaire ne der bak:
Sizsiniz halkı mutluluğa götüren yolu aydınlatacak.
Ey şairler, gireceksiniz halkla kol kola,
Alevlerin, fırtınaların içinden geçeceksiniz,
Hiç durmadan yürüyeceksiniz, ama hiç durmadan;
Alçaktır halkın bayrağını elinden düşüren de,
Şurda, geride, bir kenarda gizli gizli,
Bir parça dinleneyim, diyen de alçak.
Halk bakacak, görecek, anlayacak,
Acı çeken kim, başkaldıran kim, dövüşen kim,
Kim işi oluruna bırakmış,
Kim günü gün eden,
Kim şarlatan,
Kim korkak!
Peygamberler çıkacak, yalancı ve kurnaz,
Durun, diyecekler size, durun, ey insanlar,
işte burası, diyecekler, sizi yaşatacak yer,
işte burası bolluk ülkesi, mutlu toprak.
Bu korkunç yalanlara kanmayacak ama hiç kimse,
Ne açlık kanacak, ne susuzluk kanacak, ne de umutsuz yaşamak,
Haykıracak güneşte kavrulan milyonlarca insan,
Hepsi yalan, diyecekler, hepsi yalan, hepsi yalan.
Ne zaman eşit pay alırsak bolluk sepetinden,
Ne zaman hepimiz sırayla oturursak halk sofrasına,
Ne zaman her eve girerse bereketli aydınlığı bilimin,
Ne zaman pırıl pırıl yanarsa tekmil evler aydınlıklar içinde,
işte o zaman deriz, burada duralım, tamam,
işte burası bolluk ülkesi, mutlu toprak.
Biz o güne kadar, dur durak bilmeden
Sürdüreceğiz amansız savaşımızı,
Dağ taş demeden yürüyeceğiz,
Gözler çakmak çakmak, yumruklar sımsıkı.
Sonunda, bütün bu çabalara karşılık
Hiçbir şey geçmeyebilir de elimize,
Yola çıkarken zaten biz bunu göze almıştık.
Ölüm kondurup alnımıza yumuşak bir öpücük,
Kaparsa usulcana göz kapaklarımızı,
Ve ipekten kefenler ve çiçekler içinde
Alıp korsa bizi kara toprağa,
Bu bile yeter de artar bize.
Hemen kalkışma tellerden şarkılar döktürmeye!
Sazı bir kere eline almaya göresin,
Bir görev yüklendin demektir, bilesin,
Çok ağır bir görev, ve belâlı.
Geldinse anlatmaya yalnız kendi derdini, kardeşim,
Yalnız kendi zevkini anlatmaya geldinse,
Bırak elinden o kutsal sazı,
Sana burda hiç kimse kulak asmaz.
Biz yaşamadayız bugün bir çölde, kardeşim,
Çok eskilerde bir musa vardı hani,
işte biz o musa gibi yaşamadayız bugün;
Tanrı tekparça ateşten bir kılavuz vermişti ona,
O da ateşten kılavuzun peşinden gitmişti.
Bugün tanrı tekparça ateşten şaire ne der bak:
Sizsiniz halkı mutluluğa götüren yolu aydınlatacak.
Ey şairler, gireceksiniz halkla kol kola,
Alevlerin, fırtınaların içinden geçeceksiniz,
Hiç durmadan yürüyeceksiniz, ama hiç durmadan;
Alçaktır halkın bayrağını elinden düşüren de,
Şurda, geride, bir kenarda gizli gizli,
Bir parça dinleneyim, diyen de alçak.
Halk bakacak, görecek, anlayacak,
Acı çeken kim, başkaldıran kim, dövüşen kim,
Kim işi oluruna bırakmış,
Kim günü gün eden,
Kim şarlatan,
Kim korkak!
Peygamberler çıkacak, yalancı ve kurnaz,
Durun, diyecekler size, durun, ey insanlar,
işte burası, diyecekler, sizi yaşatacak yer,
işte burası bolluk ülkesi, mutlu toprak.
Bu korkunç yalanlara kanmayacak ama hiç kimse,
Ne açlık kanacak, ne susuzluk kanacak, ne de umutsuz yaşamak,
Haykıracak güneşte kavrulan milyonlarca insan,
Hepsi yalan, diyecekler, hepsi yalan, hepsi yalan.
Ne zaman eşit pay alırsak bolluk sepetinden,
Ne zaman hepimiz sırayla oturursak halk sofrasına,
Ne zaman her eve girerse bereketli aydınlığı bilimin,
Ne zaman pırıl pırıl yanarsa tekmil evler aydınlıklar içinde,
işte o zaman deriz, burada duralım, tamam,
işte burası bolluk ülkesi, mutlu toprak.
Biz o güne kadar, dur durak bilmeden
Sürdüreceğiz amansız savaşımızı,
Dağ taş demeden yürüyeceğiz,
Gözler çakmak çakmak, yumruklar sımsıkı.
Sonunda, bütün bu çabalara karşılık
Hiçbir şey geçmeyebilir de elimize,
Yola çıkarken zaten biz bunu göze almıştık.
Ölüm kondurup alnımıza yumuşak bir öpücük,
Kaparsa usulcana göz kapaklarımızı,
Ve ipekten kefenler ve çiçekler içinde
Alıp korsa bizi kara toprağa,
Bu bile yeter de artar bize.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar