bugün
- şort giyen genç kıza saldıran yaşlı kadın26
- sözlük yazarlarının tatlıları14
- tavuk sevmemek4
- türk mutfağının en uyduruk kaydırık yemeği7
- güzel kadın3
- yorgun mermi19
- she was the most beautiful person'i ever saw2
- behlül ün bihter den ayrılma nedenleri2
- laptop4
- sürekli dizi6
- yeni zelanda ya gitmek5
- etek giyen erkek11
- insan doğru olanı seçerek mutlu olabilir mi2
- kadınlar neden kötü araba kullanır sorunsalı12
- galatasaray neden transfer yapamıyor16
- bikbik hanfendi2
- 8 ağustos 2026 wolfsburg kaiserslautern maçı2
- ciddi ciddi başı açık kızla evlenmek4
- her şey ölümümle başlamıştı2
- yecüc ile mecüc3
- namaz4
- sözlük yazarlarını evlendirmek12
- sakallı aşçı2
- tahta kavede sütlü nescafe söylemek2
- hangi manifest kızısın3
- sudekiray silik yesin kampanyası3
- bir daha doğmayacak olmak2
- hakiki şeyh ve sahte şeyh3
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları12
- yemek yapmayı bilmeyen kadın8
- meltem mi daha güzel gönül mü sorunsalı5
- sarışın erkek karizması2
- varoşların sevdaları gerçek olur çıkarsız5
- devalüasyon yakın mı9
- kara lahana2
- lionel messi4
- kadınların erkeklerde çok fazla kriter araması8
- günlük tutan erkek9
- sevgilisinin regl gunlerini hesaplayan erkek8
- şeyhine badeletince cennete gideceğini sanan çomar2
- mekke anlaşması7
- neden eksi aldığını anlamamak4
- eskorta aşık olmak4
- filtreli fotoğraf paylaşan erkek8
- efesle tuborgu karıştırıp içmek8
- kotor6
- yavrum diye hitap eden erkek7
- kadınların erkekleşmesi4
- mesajlara hızlı cevap vermek9
- kadınlar mı döver erkekler mi4
Macarların Hürriyet savaşçısı ve milli şairidir.
(bkz: Bir Düşünce Kurcalar Kafamı)
(bkz: Bir Düşünce Kurcalar Kafamı)
15 Mart 1848 ayaklanmasına Peşte gençliğinin önderi olarak katılmıştır ve "Talpra, magyar!" (Haydi Macar, Uyan!) adlı şiiri Macar Devrimi'nin simgesi olmuş Macar lirik şair, ulusal kahraman.
su, rüzgar ve namus başlıklı bir şiiri mevcuttur:
daha çocukluğumda,
dinlemiştim bu masalı:
su, rüzgar ve namus,
bir gün saklambaç oynamışlar.
önce su saklanmış;
fakat çabuk bulunmuş,
derin vadiler arasında...
sonra rüzgar saklanmış,
onu da bulmak kolay olmuş,
yüksek dağların tepesinde...
sıra namusa gelmiş,
o da şöyle söylemiş:
dinleyin bir kere,
ben kaybolursam,
bulunmam hiç bir yerde...
işte o günden beri namus,
kaybolunca,
bulunmaz hiç bir yerde.
daha çocukluğumda,
dinlemiştim bu masalı:
su, rüzgar ve namus,
bir gün saklambaç oynamışlar.
önce su saklanmış;
fakat çabuk bulunmuş,
derin vadiler arasında...
sonra rüzgar saklanmış,
onu da bulmak kolay olmuş,
yüksek dağların tepesinde...
sıra namusa gelmiş,
o da şöyle söylemiş:
dinleyin bir kere,
ben kaybolursam,
bulunmam hiç bir yerde...
işte o günden beri namus,
kaybolunca,
bulunmaz hiç bir yerde.
Öyle kolay sanma sen bu işi, kardeşim,
Hemen kalkışma tellerden şarkılar döktürmeye!
Sazı bir kere eline almaya göresin,
Bir görev yüklendin demektir, bilesin,
Çok ağır bir görev, ve belâlı.
Geldinse anlatmaya yalnız kendi derdini, kardeşim,
Yalnız kendi zevkini anlatmaya geldinse,
Bırak elinden o kutsal sazı,
Sana burda hiç kimse kulak asmaz.
Biz yaşamadayız bugün bir çölde, kardeşim,
Çok eskilerde bir musa vardı hani,
işte biz o musa gibi yaşamadayız bugün;
Tanrı tekparça ateşten bir kılavuz vermişti ona,
O da ateşten kılavuzun peşinden gitmişti.
Bugün tanrı tekparça ateşten şaire ne der bak:
Sizsiniz halkı mutluluğa götüren yolu aydınlatacak.
Ey şairler, gireceksiniz halkla kol kola,
Alevlerin, fırtınaların içinden geçeceksiniz,
Hiç durmadan yürüyeceksiniz, ama hiç durmadan;
Alçaktır halkın bayrağını elinden düşüren de,
Şurda, geride, bir kenarda gizli gizli,
Bir parça dinleneyim, diyen de alçak.
Halk bakacak, görecek, anlayacak,
Acı çeken kim, başkaldıran kim, dövüşen kim,
Kim işi oluruna bırakmış,
Kim günü gün eden,
Kim şarlatan,
Kim korkak!
Peygamberler çıkacak, yalancı ve kurnaz,
Durun, diyecekler size, durun, ey insanlar,
işte burası, diyecekler, sizi yaşatacak yer,
işte burası bolluk ülkesi, mutlu toprak.
Bu korkunç yalanlara kanmayacak ama hiç kimse,
Ne açlık kanacak, ne susuzluk kanacak, ne de umutsuz yaşamak,
Haykıracak güneşte kavrulan milyonlarca insan,
Hepsi yalan, diyecekler, hepsi yalan, hepsi yalan.
Ne zaman eşit pay alırsak bolluk sepetinden,
Ne zaman hepimiz sırayla oturursak halk sofrasına,
Ne zaman her eve girerse bereketli aydınlığı bilimin,
Ne zaman pırıl pırıl yanarsa tekmil evler aydınlıklar içinde,
işte o zaman deriz, burada duralım, tamam,
işte burası bolluk ülkesi, mutlu toprak.
Biz o güne kadar, dur durak bilmeden
Sürdüreceğiz amansız savaşımızı,
Dağ taş demeden yürüyeceğiz,
Gözler çakmak çakmak, yumruklar sımsıkı.
Sonunda, bütün bu çabalara karşılık
Hiçbir şey geçmeyebilir de elimize,
Yola çıkarken zaten biz bunu göze almıştık.
Ölüm kondurup alnımıza yumuşak bir öpücük,
Kaparsa usulcana göz kapaklarımızı,
Ve ipekten kefenler ve çiçekler içinde
Alıp korsa bizi kara toprağa,
Bu bile yeter de artar bize.
Hemen kalkışma tellerden şarkılar döktürmeye!
Sazı bir kere eline almaya göresin,
Bir görev yüklendin demektir, bilesin,
Çok ağır bir görev, ve belâlı.
Geldinse anlatmaya yalnız kendi derdini, kardeşim,
Yalnız kendi zevkini anlatmaya geldinse,
Bırak elinden o kutsal sazı,
Sana burda hiç kimse kulak asmaz.
Biz yaşamadayız bugün bir çölde, kardeşim,
Çok eskilerde bir musa vardı hani,
işte biz o musa gibi yaşamadayız bugün;
Tanrı tekparça ateşten bir kılavuz vermişti ona,
O da ateşten kılavuzun peşinden gitmişti.
Bugün tanrı tekparça ateşten şaire ne der bak:
Sizsiniz halkı mutluluğa götüren yolu aydınlatacak.
Ey şairler, gireceksiniz halkla kol kola,
Alevlerin, fırtınaların içinden geçeceksiniz,
Hiç durmadan yürüyeceksiniz, ama hiç durmadan;
Alçaktır halkın bayrağını elinden düşüren de,
Şurda, geride, bir kenarda gizli gizli,
Bir parça dinleneyim, diyen de alçak.
Halk bakacak, görecek, anlayacak,
Acı çeken kim, başkaldıran kim, dövüşen kim,
Kim işi oluruna bırakmış,
Kim günü gün eden,
Kim şarlatan,
Kim korkak!
Peygamberler çıkacak, yalancı ve kurnaz,
Durun, diyecekler size, durun, ey insanlar,
işte burası, diyecekler, sizi yaşatacak yer,
işte burası bolluk ülkesi, mutlu toprak.
Bu korkunç yalanlara kanmayacak ama hiç kimse,
Ne açlık kanacak, ne susuzluk kanacak, ne de umutsuz yaşamak,
Haykıracak güneşte kavrulan milyonlarca insan,
Hepsi yalan, diyecekler, hepsi yalan, hepsi yalan.
Ne zaman eşit pay alırsak bolluk sepetinden,
Ne zaman hepimiz sırayla oturursak halk sofrasına,
Ne zaman her eve girerse bereketli aydınlığı bilimin,
Ne zaman pırıl pırıl yanarsa tekmil evler aydınlıklar içinde,
işte o zaman deriz, burada duralım, tamam,
işte burası bolluk ülkesi, mutlu toprak.
Biz o güne kadar, dur durak bilmeden
Sürdüreceğiz amansız savaşımızı,
Dağ taş demeden yürüyeceğiz,
Gözler çakmak çakmak, yumruklar sımsıkı.
Sonunda, bütün bu çabalara karşılık
Hiçbir şey geçmeyebilir de elimize,
Yola çıkarken zaten biz bunu göze almıştık.
Ölüm kondurup alnımıza yumuşak bir öpücük,
Kaparsa usulcana göz kapaklarımızı,
Ve ipekten kefenler ve çiçekler içinde
Alıp korsa bizi kara toprağa,
Bu bile yeter de artar bize.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar