bugün
- fon vurgunu39
- sergen yalçın'ın milli takım antrenörü olması8
- boşalırken anıran erkek4
- sergen yalçın8
- taze fasülye sevenin kendisine saygısı yoktur12
- devlet putu2
- acı soslu süs domuzu7
- özelden gelen saçma mesajlar12
- birbirini tanıdıkça sevmemek10
- fenerbahçe 5 slavia prag 13
- çiçeklerle nervionun evinin önünde beklemek6
- uludağ sözlükte tek hesapla yazarlık yapmak19
- antipanik'in sözlüğe vedası19
- kayyım yönetimindeki esenyurtta rüşvet iddiası34
- arkadaşlar bu nedir sizce11
- annenin felsefe profesörü değil ev hanımı olması2
- gençler çalışmadan para kazanmak istiyor5
- kim bu erzincanlı9
- clemence baptista16
- devletin bisiklet ehliyeti zorunluluğu3
- nohut köftesi3
- haberler3
- bir kadının 5 dakika boyunca konuşmaması10
- günü geçmiş buz gibi süt4
- mercimek makarnası5
- sözlükten 50 kişi çıkarırsam yazacak kimse kalmaz6
- palmiye4
- kylie jenner4
- arkadaşlar hayırlı olsun der misiniz lütfen9
- gocu karton toplayan cocuk true sari renkli seker10
- üsküdar da cumhur ittifakı başkanvekili seçimi7
- kolye140
- 19 ekim 2026 trabzonspor beşiktaş maçı22
- anın görüntüsü17
- pavyon bu dünya4
- tabiat4
- defin işlemi sırasında mezarlıkta yemek servisi10
- hakkını helal etmeyen anne3
- toplantı bitmek üzereyken soru soran çalışan3
- murat ağırel4
- fantezi iç giyim mağazasını dualarla açmak6
- s'i l v'e r m'i s t15
- platon un mağara alegorisi10
- hakkını helal etmeyen evlat2
- arkadaşlar hoşçakalın sizi terk ediyorum7
- saraca'ya uzaylı soruları4
- ayrılınca hediyelerimi geri ver diyen erkek6
- kemal kılıçdar3
- terkedilmiş yaşlı amcalar3
- buz mavisi gözler3
bu sanat çok sikimdirik bir şey usta.. ya da sikimdirik demeyelim de çok laçka, türkçe gibi nereye çekersen oraya geliyor.. herkes bir şekil vermek, bir standarta oturtmak istiyor ama yine kazığa oturan kendisi.. inönü bizimdir direkleri sizindir..
herkesin sanat anlayışı oldukça farklı.. sanata bakış açısı da keza öyle.. olması gereken de sanırım bu.. çok seslilik her zaman iyidir hesabı..
sofi'nin dünyası diye bir kitap var.. bende de var.. iki yıl önce aldım duruyor.. 5 sayfa okudum aldığım gün otobüste eve gelirken o kadar.. ama gel gör ki bu kitabı okumamak cehalet göstergesiymiş ben bunu öğrendim.. şu hayatta birçok şey gördüm ama bu faşizm beni bitirdi.. halkım için kendimi yakacağım bir gün..
- sofi'yi nasıl okumazsın?
okumuyorum olum! sofi'yi de felsefenin temelini de sikeyim..(ağır oldu ama lafın gelişine vurayım dedim..)
- sofi'yi lise'de okutuyorlar?
bizim okul ucubelerle doluydu.. o kadar ucubeydik ki sağ sol çatışması ve psikolojik harp çerçevesinde okuyorduk.. bir de kız kavgalarımız vardı..
neyse konu piç oldu..
bu faşizm tamamı ile her kişinin kendini çok önemli birisi olarak görmesinden kaynaklanır.. tabii kendimize göre çok önemliyiz ama bir de toplum ve toplum içinde yaşamak diye bir şey var.. okuduğumuz iki kitap, gittiğimiz bir tiyatro oyunu, ilk çıktığı günden beri takip ettiğimiz kurban, kimsenin bilmediği zardanadam, kemal tahir, cemal süreya, küpe, uzun saç, aykırı olduğunu düşündüğün fakat taksimde iki bira içmek dışında değişik hiçbir şey yapamadığın hayatın, pink floyd, uyuşturucu, siyahlara bürünmek vs. vs.
bu mudur? bunların herhangi birisini yaptığın için diğerlerinden daha kıymetli değilsin! diğerleri gibi, hepimiz gibi bir hiçsin! başka bir şey değil! benden daha fazla sinema filmi izlemen seni benden üstün kılmıyor.. "ego"nu tatmın ediyorsun.. başkaları "x de çok tiyatroya gider", "y de gothic metal'i çok sever", "q da felsefenin amına koymuş aristo yanında bok yemiş" desin diye yapıyorsun bir çok şeyi.. sonra gelip bana -ki hayatının hatasıdır bu- felsefeden, sinemadan ve müzikten bahsedip beğenilerimi aşağılıyorsun..
off çok uzun ama çok saçma bir entry oldu bu!..
dememiz o ki, bu faşizm tamamı ile kişisel yozlaşmaya dayanır.. egosuna esir olmuş bünyelerin zırvasından başka hiçbir şey değildir.. okumaya, dinlemeye ve seyretmeye değerli bulduğunuz her şey sizin içindir.. tür ve şekilcilik sizi aldatmasın.. eğer ki buna alanırsanız yıkarıda bahsetmeye çalıştığımız pisliklerden zerre farkınız olmaz..
bilgi esastır.. okuduğu iki sayfadan maksimum bilgi alan birisi sırf herkes okuyor diye okuduğu klasiklerden zerre anlam çıkartamamışlardan daha üstündür.. tabii bu statüsüne ve dışa dönük olan tavırlarına göre insanları sıralamayanlar içindir..
sanat bu yukarıda yazdıklarımız değildir!..
herkesin sanat anlayışı oldukça farklı.. sanata bakış açısı da keza öyle.. olması gereken de sanırım bu.. çok seslilik her zaman iyidir hesabı..
sofi'nin dünyası diye bir kitap var.. bende de var.. iki yıl önce aldım duruyor.. 5 sayfa okudum aldığım gün otobüste eve gelirken o kadar.. ama gel gör ki bu kitabı okumamak cehalet göstergesiymiş ben bunu öğrendim.. şu hayatta birçok şey gördüm ama bu faşizm beni bitirdi.. halkım için kendimi yakacağım bir gün..
- sofi'yi nasıl okumazsın?
okumuyorum olum! sofi'yi de felsefenin temelini de sikeyim..(ağır oldu ama lafın gelişine vurayım dedim..)
- sofi'yi lise'de okutuyorlar?
bizim okul ucubelerle doluydu.. o kadar ucubeydik ki sağ sol çatışması ve psikolojik harp çerçevesinde okuyorduk.. bir de kız kavgalarımız vardı..
neyse konu piç oldu..
bu faşizm tamamı ile her kişinin kendini çok önemli birisi olarak görmesinden kaynaklanır.. tabii kendimize göre çok önemliyiz ama bir de toplum ve toplum içinde yaşamak diye bir şey var.. okuduğumuz iki kitap, gittiğimiz bir tiyatro oyunu, ilk çıktığı günden beri takip ettiğimiz kurban, kimsenin bilmediği zardanadam, kemal tahir, cemal süreya, küpe, uzun saç, aykırı olduğunu düşündüğün fakat taksimde iki bira içmek dışında değişik hiçbir şey yapamadığın hayatın, pink floyd, uyuşturucu, siyahlara bürünmek vs. vs.
bu mudur? bunların herhangi birisini yaptığın için diğerlerinden daha kıymetli değilsin! diğerleri gibi, hepimiz gibi bir hiçsin! başka bir şey değil! benden daha fazla sinema filmi izlemen seni benden üstün kılmıyor.. "ego"nu tatmın ediyorsun.. başkaları "x de çok tiyatroya gider", "y de gothic metal'i çok sever", "q da felsefenin amına koymuş aristo yanında bok yemiş" desin diye yapıyorsun bir çok şeyi.. sonra gelip bana -ki hayatının hatasıdır bu- felsefeden, sinemadan ve müzikten bahsedip beğenilerimi aşağılıyorsun..
off çok uzun ama çok saçma bir entry oldu bu!..
dememiz o ki, bu faşizm tamamı ile kişisel yozlaşmaya dayanır.. egosuna esir olmuş bünyelerin zırvasından başka hiçbir şey değildir.. okumaya, dinlemeye ve seyretmeye değerli bulduğunuz her şey sizin içindir.. tür ve şekilcilik sizi aldatmasın.. eğer ki buna alanırsanız yıkarıda bahsetmeye çalıştığımız pisliklerden zerre farkınız olmaz..
bilgi esastır.. okuduğu iki sayfadan maksimum bilgi alan birisi sırf herkes okuyor diye okuduğu klasiklerden zerre anlam çıkartamamışlardan daha üstündür.. tabii bu statüsüne ve dışa dönük olan tavırlarına göre insanları sıralamayanlar içindir..
sanat bu yukarıda yazdıklarımız değildir!..
sanatı algılayamamış bünyelerin herşeyi sanat değeri olarak görmelerinin doğal sonucu.
genele yayılmış, sanat değeri taşıdığı var sayılan hatta ölçüm cihazı gibi kişiyi sınıflandıran birçok iş, aslında yetersiz ve sadece kitlelere yayılmayı amaçlamış iyi reklam politikasının başarılı ürünleri olmaktan öteye gitmez.
buna rağmen azıcık düşünüp tartanımız bile oltaya düşer ve sanatı anlamaya çalışmak hak eden değeri doğru yere vermek yerine genelin boşluğunu geçerli kılıp, var olan üzerinden toptan taşlama yapar.
aslında mesele ne izlenen film sayısı ne okuduğun kitaptır.okuduğunu, izlediğini,gördüğünü,dinlediğini anlamak, yorumlamak, satır aralarını okuyabilmek gerekir ki bunun için bilgiye ihtiyaç duyduğunu zaten kişi farkeder ve ihtiyacı ölçüsünde bilgilenir.
sanatın gerçek okumasını yapabilen bünye sağda solda ufak küçümseme, boş laf kırıntıların peşine düşmez aldığı zevkin keyfini çıkarır.
ki herzaman mutluluk veren bi zevkten söz etmiyorum.yeninin zevki,zira sanat eseri yeni bir fikir duygu bırakır kişide.yapılan hep aynı gibide görünse de kişide açtığı yeni bir iz olmalıdır.yada var olanı perçinleyen..
genele yayılmış, sanat değeri taşıdığı var sayılan hatta ölçüm cihazı gibi kişiyi sınıflandıran birçok iş, aslında yetersiz ve sadece kitlelere yayılmayı amaçlamış iyi reklam politikasının başarılı ürünleri olmaktan öteye gitmez.
buna rağmen azıcık düşünüp tartanımız bile oltaya düşer ve sanatı anlamaya çalışmak hak eden değeri doğru yere vermek yerine genelin boşluğunu geçerli kılıp, var olan üzerinden toptan taşlama yapar.
aslında mesele ne izlenen film sayısı ne okuduğun kitaptır.okuduğunu, izlediğini,gördüğünü,dinlediğini anlamak, yorumlamak, satır aralarını okuyabilmek gerekir ki bunun için bilgiye ihtiyaç duyduğunu zaten kişi farkeder ve ihtiyacı ölçüsünde bilgilenir.
sanatın gerçek okumasını yapabilen bünye sağda solda ufak küçümseme, boş laf kırıntıların peşine düşmez aldığı zevkin keyfini çıkarır.
ki herzaman mutluluk veren bi zevkten söz etmiyorum.yeninin zevki,zira sanat eseri yeni bir fikir duygu bırakır kişide.yapılan hep aynı gibide görünse de kişide açtığı yeni bir iz olmalıdır.yada var olanı perçinleyen..
Akıllara ispanya iç Savaşında General Franco'nun destekçiliğini yapmış Salvador Dali'yi getiren faşizmdir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar