bugün
- iltica27
- kayyım yönetimindeki esenyurtta rüşvet iddiası14
- kadınların yedekte erkek tutması6
- uzaylılar selam verir mi3
- saraca09'a yapılan haksızlık2
- uzaylılar da tarım yapıyorlar mı2
- kolye142
- uzaylılar kovalasın seni3
- ofis pornosu13
- escort kadınla kondomsuz ilişkiye girmek8
- cam açık ve çıplak uyumak6
- 5 bin kişinin katıldığı konserde ölüm2
- saraca094
- bir gün çok konuşkan olup devirsi gün suskun olmak11
- flört etmeyen insanın ilkeli duruşu2
- asansörde konuşmama kuralı9
- marka giyinmek9
- ilişkiye ara vermek10
- uzaylılar elbise giyer mi2
- hoşlanılan kişinin sizden hoşlanmaması9
- uzaylıların amınakoyim2
- üç rus kız ve bir türk erkek bu saatte neyapabilir9
- bu saatte yemek yemek8
- uykusuz kedi ablanın çok tatlı bir insan olması20
- ölümün çözüm olduğunu düşünmek4
- ısparta da kanyonda mahsur kalan ihh gönüllüleri4
- pazartesilerden nefret etmek2
- filistin eğitim bakanlığı ndan koruma çağrısı2
- siyah saçlı beyaz tenli kız7
- sevgiliden ayrılamama nedenleri2
- migren4
- sevgiliden ayrilamayip onun terk etmesini beklemek2
- nervionun mavi gözleri11
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- gerçekten iğrenç bir hayat2
- hayatın acı gerçekleri6
- erzurum'da 150 tl'ye satılan serpme kahvaltı14
- şargoz2
- gecelerin kötü olması2
- bik bik'in hacker'a yemek yapması18
- 18 ekim 2026 uludağ sözlüğün hacklenmesi18
- cep telefonu22
- kaybolan çorabın teki3
- ona bir şey söyle13
- nokia20
- 186 boyundaki erkek7
- nervioya yürüyecem diye nazım hikmete dönüşmek7
- sözlük yazarlarının köpekleri8
- biz büyüdük ve kirlendi mi dünya sorunsalı7
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı8
pyramus ve thisbe;
Shakespeare’in belki de en önemli eserlerinden biri olan Romeo ve Juliet’inin kökeni esin kaynağı ve antik dönemlerdeki versiyonudur. hikaye Babilde geçer..
--spoiler--
Pyramus ve Thisbe:
Pyramus ve Thisbe birbirlerine çok seven iki aşıkmış. Evleri yan yana, duvarları birbirlerine bakan evlermiş. Bu iki aşık birbirlerini çok sevmelerine rağmen aileleri anlaşamayan ailelermiş ve bu iki aşığın evlenmelerine karşı çıkmışlar. Hiçbir şartta ve koşulda evlenmeleri mümkün olamıyormuş. Bu iki aşık odalarının duvarları bitişik olduğu için duvarlarından gizli gizli konuşuyorlarmış. Yine böyle olan bir gün, bu iki aşık kaçmaya karar vermişler. Kaçacakları yeri planlamış, her şeyi konuşmuşlar. Buluşacakları yer dut ağacının altı olacakmış. Kaçacakları günün gecesi Thisbe Pyramus’dan daha önce oraya varmış ve orada beklerken sesler duyarak korkmuş ve bir mağaraya doğru koşmuş. Koşarken boynundaki şalı yere düşmüş. Thisbe’in duyduğu ses aslında bir aslana aitmiş ve aslan Thisbe’nin düşen şalını ağzına alarak parçalamaya başlamış ve aslandan şala kan akmış. Tam bu sırada Pyramus dut ağacının altına gelmiş ve gördüğü şey kanlı bir şal olmuş. Bu gördüğü manzaraya karşı Thisbe’in öldüğünü düşünerek bir hançer ile hayatına son vermiş. Daha sonra Thisbe de saklandığı mağaradan çıkarak dut ağacının altına gelmiş. O da geldiğinde karşılaştığı manzara karşısında şok olmuş. Pyramus kendini bıçaklamış kanlar içinde yerde yatıyormuş. Pyramus’un akan kanı karadut ağacının köklerine karışmış ve dutun rengini koyu hale getirmiş. Onu bu halde gören Thisbe ise gözyaşlarına tutulmuş ve Thisbe’in gözyaşları dut ağacının yapraklarına düşmüş. Böylece bu iki aşık asla kavuşamamış. Ve karadut bu ölümsüz aşkın meyvesi olmuş.
https://www.kampustenevar...ikayesi-pyramus-ve-thisbe
--spoiler--
dipnot: başlığın ilk entry sinde hikaye pek güzel anlatılmış. okuyun. o yüzden kısa geçtim..
Shakespeare’in belki de en önemli eserlerinden biri olan Romeo ve Juliet’inin kökeni esin kaynağı ve antik dönemlerdeki versiyonudur. hikaye Babilde geçer..
--spoiler--
Pyramus ve Thisbe:
Pyramus ve Thisbe birbirlerine çok seven iki aşıkmış. Evleri yan yana, duvarları birbirlerine bakan evlermiş. Bu iki aşık birbirlerini çok sevmelerine rağmen aileleri anlaşamayan ailelermiş ve bu iki aşığın evlenmelerine karşı çıkmışlar. Hiçbir şartta ve koşulda evlenmeleri mümkün olamıyormuş. Bu iki aşık odalarının duvarları bitişik olduğu için duvarlarından gizli gizli konuşuyorlarmış. Yine böyle olan bir gün, bu iki aşık kaçmaya karar vermişler. Kaçacakları yeri planlamış, her şeyi konuşmuşlar. Buluşacakları yer dut ağacının altı olacakmış. Kaçacakları günün gecesi Thisbe Pyramus’dan daha önce oraya varmış ve orada beklerken sesler duyarak korkmuş ve bir mağaraya doğru koşmuş. Koşarken boynundaki şalı yere düşmüş. Thisbe’in duyduğu ses aslında bir aslana aitmiş ve aslan Thisbe’nin düşen şalını ağzına alarak parçalamaya başlamış ve aslandan şala kan akmış. Tam bu sırada Pyramus dut ağacının altına gelmiş ve gördüğü şey kanlı bir şal olmuş. Bu gördüğü manzaraya karşı Thisbe’in öldüğünü düşünerek bir hançer ile hayatına son vermiş. Daha sonra Thisbe de saklandığı mağaradan çıkarak dut ağacının altına gelmiş. O da geldiğinde karşılaştığı manzara karşısında şok olmuş. Pyramus kendini bıçaklamış kanlar içinde yerde yatıyormuş. Pyramus’un akan kanı karadut ağacının köklerine karışmış ve dutun rengini koyu hale getirmiş. Onu bu halde gören Thisbe ise gözyaşlarına tutulmuş ve Thisbe’in gözyaşları dut ağacının yapraklarına düşmüş. Böylece bu iki aşık asla kavuşamamış. Ve karadut bu ölümsüz aşkın meyvesi olmuş.
https://www.kampustenevar...ikayesi-pyramus-ve-thisbe
--spoiler--
dipnot: başlığın ilk entry sinde hikaye pek güzel anlatılmış. okuyun. o yüzden kısa geçtim..
Aslanın 2 dakkada koca kariyi yutacagini sanan tez canlı az zekalı bi adamın dramı.
karanlıkta tisbe ses çıkarmamaya özen göstererek kapıyı açtı ve dışarı çıktı. ev halkından kimse onu görmedi. yüzünü bir tülle örterek mezarın yanına geldi ve ağacın altına oturdu. sevgisi onu yüreklendiriyor, korkusunu dağıtıyordu. ama birden bir aslan göründü. herhalde daha yeni bir hayvanı paralamıştı, ağzı kanlıydı. ağacın yanındaki çeşmenin yalağından su içmeye gelmiş. babilli güzel tisbe aslanın geldiğini uzaktan ay ışığında gördü ve korkudan titreyerek kaçıp hemen oracıktaki karanlık bir mağaraya saklandı. ama kaçarken başına bağladığı tül kayıp düşmüş ve arkasında kalmıştı.
vahşi aslan bol bol su içip susuzluğunu giderdikten sonra ormana dönmek için yola koyulunca tisbe'nin ince eşarbını gördü ve onu kanlı ağzıyla parçaladı.
az sonra piramos geldi ve toprağın üstünde bir yaban hayvanına ait olduğunu hemen anladığı ayak izlerini gördü. yüzü bembeyaz kesildi derken kan lekeleriyle kirlenmiş eşarbı da bulunca şöyle bağırdı: "aynı gece iki sevgilinin de ölümünü görecek, ikimizden en uzun yaşaması gereken oydu, suçlu olan benim, zavallı sevgilim! seni yok eden ben oldum. çünkü geceleyin böyle tehlikeli bir yere gelmeni senden ben istedim ve buraya senden önce gelmedim. ey bu kayalıklarda yaşayan aslanlar! bedenimi parça parça edin. etimi korkunç çenelerinizle ısırıp paralayın.. ama yalnız korkaklar ölüm dilenirler."
sonra tisbe'nin eşarbını atarak buluşmayı kararlaştırdıkları ağacın altına gitti. o kadar iyi tanıdığı eşarbı öperek uzun uzun ağladı. ve ona şoyle dedi: "şimdi benim kanımı da içmelisin." böyle diyerek yanında taşıdığı kılıcı hemen böğrüne sapladı ve geri çekti aldığı yarayla o anda öldü.
karanlıkta tisbe ses çıkarmamaya özen göstererek kapıyı açtı ve dışarı çıktı. ev halkından kimse onu görmedi. yüzünü bir tülle örterek mezarın yanına geldi ve ağacın altına oturdu. sevgisi onu yüreklendiriyor, korkusunu dağıtıyordu. ama birden bir aslan göründü. herhalde daha yeni bir hayvanı paralamıştı, ağzı kanlıydı. ağacın yanındaki çeşmenin yalağından su içmeye gelmiş. babilli güzel tisbe aslanın geldiğini uzaktan ay ışığında gördü ve korkudan titreyerek kaçıp hemen oracıktaki karanlık bir mağaraya saklandı. ama kaçarken başına bağladığı tül kayıp düşmüş ve arkasında kalmıştı.
vahşi aslan bol bol su içip susuzluğunu giderdikten sonra ormana dönmek için yola koyulunca tisbe'nin ince eşarbını gördü ve onu kanlı ağzıyla parçaladı.
az sonra piramos geldi ve toprağın üstünde bir yaban hayvanına ait olduğunu hemen anladığı ayak izlerini gördü. yüzü bembeyaz kesildi derken kan lekeleriyle kirlenmiş eşarbı da bulunca şöyle bağırdı: "aynı gece iki sevgilinin de ölümünü görecek, ikimizden en uzun yaşaması gereken oydu, suçlu olan benim, zavallı sevgilim! seni yok eden ben oldum. çünkü geceleyin böyle tehlikeli bir yere gelmeni senden ben istedim ve buraya senden önce gelmedim. ey bu kayalıklarda yaşayan aslanlar! bedenimi parça parça edin. etimi korkunç çenelerinizle ısırıp paralayın.. ama yalnız korkaklar ölüm dilenirler."
sonra tisbe'nin eşarbını atarak buluşmayı kararlaştırdıkları ağacın altına gitti. o kadar iyi tanıdığı eşarbı öperek uzun uzun ağladı. ve ona şoyle dedi: "şimdi benim kanımı da içmelisin." böyle diyerek yanında taşıdığı kılıcı hemen böğrüne sapladı ve geri çekti aldığı yarayla o anda öldü.
shakespeare' in romeo and juliet' ini yazarken esinlenmiş hatta ufacık kopyalamış olduğunu düşündüğüm mitolojik hikayedir. efsaneye göre dutların morarmasının sebebi de tee bu hikayeye dayanırmış.
mitolojide bir aşk hikayesinin baş kahramanları...
pyramus ile thisbe öyle bir aşkla bağlanmışlar ki birbirlerine evlenmeden ilişkiye girmişler. hormonlar tabi dayanamamışlar..
sonra hanım kızımız thisbe hamile kalınca mahalle baskısından korktuğu için intihar etmemiş mi,, ah etmiş etmiş..
bunun acısına dayanamayan pyramus da kendini öldürmemiş mii, ah öldürmüş öldürmüş..
işte burda gözüme birşey kaçtı sanki mendili olan? neyse efendim sonra tanrılar bile bu sevgililerin bu haline dayanamamışlar.. nerde eski aşklar tabi ve tanrılar oturup bir karara varıp bu iki sevgiliyi bir akarsuya dönüştürmüşler... birlikte akıp gitmişler sonsuza...
ya bu gözüme kaçan hala çıkmadı yok mu bir mendili olan?
pyramus ile thisbe öyle bir aşkla bağlanmışlar ki birbirlerine evlenmeden ilişkiye girmişler. hormonlar tabi dayanamamışlar..
sonra hanım kızımız thisbe hamile kalınca mahalle baskısından korktuğu için intihar etmemiş mi,, ah etmiş etmiş..
bunun acısına dayanamayan pyramus da kendini öldürmemiş mii, ah öldürmüş öldürmüş..
işte burda gözüme birşey kaçtı sanki mendili olan? neyse efendim sonra tanrılar bile bu sevgililerin bu haline dayanamamışlar.. nerde eski aşklar tabi ve tanrılar oturup bir karara varıp bu iki sevgiliyi bir akarsuya dönüştürmüşler... birlikte akıp gitmişler sonsuza...
ya bu gözüme kaçan hala çıkmadı yok mu bir mendili olan?
Babylon'un yani kraliçe Semiramis'in asma bahçeleri ile ünlü Babilin en yakışıklı genci Pyramus, Thisbe ise en güzel kızı. Birbirine komşu evlerde yaşarlarmış.
Birlikte büyümüşler, birlikte genç olmuşlar.
Birbirleri için yaratılmışlar ve çok geçmeden aşık olmuşlar.
Evlenmeyi istemişler.
Aileleri karşı çıkmış, tartışmışlar bir gün.
Karabulutlar dolaşıyormuş üzerlerinde üzgün gençlerin.
Pyramus'un babası;
"Thisbe'yi görmemelisin"
Thisbe'nin babası ve annesi;
"Pyramus'tan uzakta dur" dermiş.
Pyramus ve Thisbe, ayrı kalmayı denemişler, ama sevgileri o denli kuvvetliymiş ki, ayrı kalamamışlar
Ve bir gün tuğladan bir duvar, iki ailenin evlerini ayırmış.
Ama aşıklar, duvarda bir deliği keşfetmişler.
Tek bir taşın düşmesinden oluşan küçücük bir delik.. Onlardan başka hiç kimsenin bilmediği bir delik.
Aşk neye kadir değildir ki! Artık bu delikten hiç değilse seslerini birbirlerine duyurabiliyorlarmış, sevgi dolu sözler fısıldıyorlarmış.
"Acımasız duvar!" diyorlarmış, "bu iki aşığı neden ayırıyorsun? Ama gene de sana nankörlük etmemeliyiz, Hiç değilse birbirimize olan aşkımızı kelimelerle de olsa ifade etmemizi sana borçluyuz." Gece olup ayrılma vakti geldiğinde ise duvarın iki tarafında dudaklarını duvara dayayıp öyle vedalaşıyorlarmış.
Bir sabah, şafak yıldızları ortadan kaldırıp, güneş çimenlerin üzerindeki kırağıyı erittiğinde her zamanki yerlerinde buluştular. Kötü talihlerine lanetler yağdırdıktan sonra ertesi gece, el ayak çekildikten sonra kimselere görünmeden evlerinden çıkıp buluşmaya karar vermişler. Buluşacakları yeri surların dışındaki Ninus'un Türbesi olarak belirlemişler. Erken gelen pınarın yanındaki dut ağacının altında diğerini bekleyecekmiş.
Her konuda anlaşmışlar, ikisi de sabırsızlıkla güneşin sulara gömülmesini ve oradan gecenin yükselmesini beklemeye başlamışlardı. Gece olduğunda önce Thisbe, tanınmamak için başını kocaman bir ipek bir şalla sardıktan sonra, ailesine görünmeden evden uzaklaşmış ve türbenin olduğu yere gelerek kararlaştırdıkları gibi dut ağacının altına oturarak beklemeye başlamış.
O sırada gecenin koyu karanlığında, çenesinden süzülen kanlardan avdan döndüğü anlaşılan dişi bir aslanın, hararetini gidermek için pınara doğru geldiğini görmüş.
Gördüğü manzaranın dehşetiyle kendini hemen yakındaki bir mağaraya atmış. Bu arada aceleden ipek şalını düşürdüğünü fark etmiş ama aslana yem olmak korkusuyla geri dönememiş. Aslan suyunu içtikten sonra ormana dönmek için yola koyulurken yerdeki atkıyı gördü ve kanlı ağzıyla yoklayıp parçaladıktan sonra yoluna devam etmiş.
Pyramus hala ailesinin yatmasını bekliyormuş heyecanla ve endişeli endişeli güzel sevgilisini düşünüyormuş..
Nihayet el ayak çekilince, koşar adımlarla çıkmş evden. Nefes nefese dut ağacının altına atmış kendini. Gecikmiş olmanın telaşıyla hızlı hızlı randevu yerine doğru yürüyen Pyramus kumda aslanın ayak izlerini farkedince bir korku sarmış genç bedenini. Biraz ötede yerde duran kanlı şalı da görünce:
"Ah benim şanssız sevgilim, senin ölümüne ben sebep oldum. Canımdan çok sevdiğim sen, aşkımızın ilk kurbanı sen oldun. Arkandan geleceğim. Bütün kabahat bende,seni böyle tehlikeli bir yere gönderdim ve seni korumak için senden evvel buraya gelmedim. Hey, aslanlar! Kayalıklardan çıkıp gelin ve bu suçlu bedeni dişlerinizle parçalayın!"diye bağırmış. Yerdeki kanlı şalı alarak buluşacakları ağacın altına geldi ve onu gözyaşlarıyla ıslatarak öpmeye başlamış.
Sonra da:
"Deseninde benim kanım da olacak" diyerek kılıcını çekmiş ve kalbine saplamış. Yaradan fışkıran kanlar toprağa yayılmış, ağacın köklerine ulaşarak gövdesinden meyvelerine yükselmiş ve ağaçtaki beyaz dutları baştan aşağı kırmızıya boyamış.
Bu sırada , korkudan hala titreyen Thisbe, sevgilisini hayal kırıklığına uğratmamak için usulca mağaradan dışarı çıkmış. Atlattığı tehlikeyi ona anlatmak için sabırsızlanıyormuş.
Ağacın yanına gelmiş, ağaçtaki kırmızı dutları görünce bir an için yanlış yere geldiğini düşünmüş. Böyle tereddüt içindeyken bir anda yerde can çekişmekte olan birisi olduğunu farketmiş. Onun sevgilisi olduğunu görünce haykırmaya, dövünmeye başlamış. Onun cansız bedenini kucaklıyor, yaralarını gözyaşlarıyla yıkıyormuş.
"Ah Pyramus "diye haykırmış. "Bu nasıl oldu? Bana cevap ver. Ben Thisbe'yim, senin Thisbe'n. Bir tanem, duy beni ve başını kaldır!" Thisbe adını duyan Pyramus birden gözlerini açmış ama sonra tekrar yummuş. Bu sırada yerde kendi kanlı şalını ve onun kılıcının kınında olmadığını gören Thisbe:
Sen kendi canına kıydın ve bunu benim için yaptın. Ben de cesurum ve aşkım da senin aşkın kadar güçlü. Buna ben sebep olduğum için arkandan geleceğim. Bizi ayırabilecek yegane şey olan ölüm arkandan gelmemi de engellemeyecektir. Ve ey bizim kederli ailelerimiz, bu son ortak arzumuza karşı gelmeyin, aşk ve ölüm bizi birleştirdi, mezarımızı da tek yapın. Ve sen ey ağaç, bu gaddarlığın izlerini sakın kaybetme, meyvelerin kanımızın anısını hep taşısın. dedikten sonra kılıcı tüm gücüyle göğsüne saplamış.
Thisbe'nin ailesi onun son dileğini yerine getirmiş, tabi tanrılar da. Bedenleri tek bir mezara konmuş.
Geciken bir birleştirme.
Ve Tanrılar;
Böylesine tutkulu ve yüce bir aşkı, dut ağacının dışını Thispe’nin kara saçlarının rengine, içini Pyramusun sarı saçlarının rengine çevirip, iki aşkı iç içe yerleştirdiler.
Dut ağacının beyaz, küçük, yumuşak meyvelerini Pyramus'un kanının kırmızısına, Thispe'nin gözyaşlarını da yapraklarına dönüştürerek, ölümsüzleştirdiler...
Pyramus ve Thisbe sonsuza kadar o ağacın altında, içinde yaşayacaklardı artık..
Karadutun lekesi çıkmaz ellerden, ama koparıp bir yaprak ağaçtan ovuşturursan elinde, leke temizlenir. Tıpkı, Thispe'nin gözyaşlarının, Pyramus'un kanını temizlediği gibi.
Birlikte büyümüşler, birlikte genç olmuşlar.
Birbirleri için yaratılmışlar ve çok geçmeden aşık olmuşlar.
Evlenmeyi istemişler.
Aileleri karşı çıkmış, tartışmışlar bir gün.
Karabulutlar dolaşıyormuş üzerlerinde üzgün gençlerin.
Pyramus'un babası;
"Thisbe'yi görmemelisin"
Thisbe'nin babası ve annesi;
"Pyramus'tan uzakta dur" dermiş.
Pyramus ve Thisbe, ayrı kalmayı denemişler, ama sevgileri o denli kuvvetliymiş ki, ayrı kalamamışlar
Ve bir gün tuğladan bir duvar, iki ailenin evlerini ayırmış.
Ama aşıklar, duvarda bir deliği keşfetmişler.
Tek bir taşın düşmesinden oluşan küçücük bir delik.. Onlardan başka hiç kimsenin bilmediği bir delik.
Aşk neye kadir değildir ki! Artık bu delikten hiç değilse seslerini birbirlerine duyurabiliyorlarmış, sevgi dolu sözler fısıldıyorlarmış.
"Acımasız duvar!" diyorlarmış, "bu iki aşığı neden ayırıyorsun? Ama gene de sana nankörlük etmemeliyiz, Hiç değilse birbirimize olan aşkımızı kelimelerle de olsa ifade etmemizi sana borçluyuz." Gece olup ayrılma vakti geldiğinde ise duvarın iki tarafında dudaklarını duvara dayayıp öyle vedalaşıyorlarmış.
Bir sabah, şafak yıldızları ortadan kaldırıp, güneş çimenlerin üzerindeki kırağıyı erittiğinde her zamanki yerlerinde buluştular. Kötü talihlerine lanetler yağdırdıktan sonra ertesi gece, el ayak çekildikten sonra kimselere görünmeden evlerinden çıkıp buluşmaya karar vermişler. Buluşacakları yeri surların dışındaki Ninus'un Türbesi olarak belirlemişler. Erken gelen pınarın yanındaki dut ağacının altında diğerini bekleyecekmiş.
Her konuda anlaşmışlar, ikisi de sabırsızlıkla güneşin sulara gömülmesini ve oradan gecenin yükselmesini beklemeye başlamışlardı. Gece olduğunda önce Thisbe, tanınmamak için başını kocaman bir ipek bir şalla sardıktan sonra, ailesine görünmeden evden uzaklaşmış ve türbenin olduğu yere gelerek kararlaştırdıkları gibi dut ağacının altına oturarak beklemeye başlamış.
O sırada gecenin koyu karanlığında, çenesinden süzülen kanlardan avdan döndüğü anlaşılan dişi bir aslanın, hararetini gidermek için pınara doğru geldiğini görmüş.
Gördüğü manzaranın dehşetiyle kendini hemen yakındaki bir mağaraya atmış. Bu arada aceleden ipek şalını düşürdüğünü fark etmiş ama aslana yem olmak korkusuyla geri dönememiş. Aslan suyunu içtikten sonra ormana dönmek için yola koyulurken yerdeki atkıyı gördü ve kanlı ağzıyla yoklayıp parçaladıktan sonra yoluna devam etmiş.
Pyramus hala ailesinin yatmasını bekliyormuş heyecanla ve endişeli endişeli güzel sevgilisini düşünüyormuş..
Nihayet el ayak çekilince, koşar adımlarla çıkmş evden. Nefes nefese dut ağacının altına atmış kendini. Gecikmiş olmanın telaşıyla hızlı hızlı randevu yerine doğru yürüyen Pyramus kumda aslanın ayak izlerini farkedince bir korku sarmış genç bedenini. Biraz ötede yerde duran kanlı şalı da görünce:
"Ah benim şanssız sevgilim, senin ölümüne ben sebep oldum. Canımdan çok sevdiğim sen, aşkımızın ilk kurbanı sen oldun. Arkandan geleceğim. Bütün kabahat bende,seni böyle tehlikeli bir yere gönderdim ve seni korumak için senden evvel buraya gelmedim. Hey, aslanlar! Kayalıklardan çıkıp gelin ve bu suçlu bedeni dişlerinizle parçalayın!"diye bağırmış. Yerdeki kanlı şalı alarak buluşacakları ağacın altına geldi ve onu gözyaşlarıyla ıslatarak öpmeye başlamış.
Sonra da:
"Deseninde benim kanım da olacak" diyerek kılıcını çekmiş ve kalbine saplamış. Yaradan fışkıran kanlar toprağa yayılmış, ağacın köklerine ulaşarak gövdesinden meyvelerine yükselmiş ve ağaçtaki beyaz dutları baştan aşağı kırmızıya boyamış.
Bu sırada , korkudan hala titreyen Thisbe, sevgilisini hayal kırıklığına uğratmamak için usulca mağaradan dışarı çıkmış. Atlattığı tehlikeyi ona anlatmak için sabırsızlanıyormuş.
Ağacın yanına gelmiş, ağaçtaki kırmızı dutları görünce bir an için yanlış yere geldiğini düşünmüş. Böyle tereddüt içindeyken bir anda yerde can çekişmekte olan birisi olduğunu farketmiş. Onun sevgilisi olduğunu görünce haykırmaya, dövünmeye başlamış. Onun cansız bedenini kucaklıyor, yaralarını gözyaşlarıyla yıkıyormuş.
"Ah Pyramus "diye haykırmış. "Bu nasıl oldu? Bana cevap ver. Ben Thisbe'yim, senin Thisbe'n. Bir tanem, duy beni ve başını kaldır!" Thisbe adını duyan Pyramus birden gözlerini açmış ama sonra tekrar yummuş. Bu sırada yerde kendi kanlı şalını ve onun kılıcının kınında olmadığını gören Thisbe:
Sen kendi canına kıydın ve bunu benim için yaptın. Ben de cesurum ve aşkım da senin aşkın kadar güçlü. Buna ben sebep olduğum için arkandan geleceğim. Bizi ayırabilecek yegane şey olan ölüm arkandan gelmemi de engellemeyecektir. Ve ey bizim kederli ailelerimiz, bu son ortak arzumuza karşı gelmeyin, aşk ve ölüm bizi birleştirdi, mezarımızı da tek yapın. Ve sen ey ağaç, bu gaddarlığın izlerini sakın kaybetme, meyvelerin kanımızın anısını hep taşısın. dedikten sonra kılıcı tüm gücüyle göğsüne saplamış.
Thisbe'nin ailesi onun son dileğini yerine getirmiş, tabi tanrılar da. Bedenleri tek bir mezara konmuş.
Geciken bir birleştirme.
Ve Tanrılar;
Böylesine tutkulu ve yüce bir aşkı, dut ağacının dışını Thispe’nin kara saçlarının rengine, içini Pyramusun sarı saçlarının rengine çevirip, iki aşkı iç içe yerleştirdiler.
Dut ağacının beyaz, küçük, yumuşak meyvelerini Pyramus'un kanının kırmızısına, Thispe'nin gözyaşlarını da yapraklarına dönüştürerek, ölümsüzleştirdiler...
Pyramus ve Thisbe sonsuza kadar o ağacın altında, içinde yaşayacaklardı artık..
Karadutun lekesi çıkmaz ellerden, ama koparıp bir yaprak ağaçtan ovuşturursan elinde, leke temizlenir. Tıpkı, Thispe'nin gözyaşlarının, Pyramus'un kanını temizlediği gibi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar