bugün
- ulu önder tektir o da hz muhammeddir8
- yagmurcu çık açıkla10
- queen ravennanın aşırı güzel olması11
- sözlük dedeleri6
- tanımadığı kadına tokat atan adam14
- atatürk düşmanı4
- filiz makarna'nın türkiye buğdayı skandalı20
- takımınızın maçını izlemek istediğiniz yazarlar3
- dedenize sahip çıkar mısınız3
- cevheri güven3
- nükleer bomba2
- arap götü9
- susualsuspects4
- birazdan maç var3
- otistik bir insanla sohbet etmek4
- kadınlar3
- 3 kasım 2026 galatasaray stuttgart maçı10
- ismeti çekemeyen yazar2
- ismet gürbüz'ün adam gibi adam olması2
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı23
- iskilipli atıf hoca20
- yazarların akşama dair planları7
- kale3112 tarzı entry girmek8
- aleksey batrakov9
- savcı esra2
- her gün 1 litre kola içersek ne olur10
- kablosuz mouse12
- camgöz balık ekmek4
- doların 50 tl olması7
- valla en güzeli hangisi bilmem2
- yalikazigi2
- 99 lu sevgiliye güz gülleri kaseti hediye etmek4
- gina caranonun iyi bir insan olması2
- traveler of secret moments tarzı enrty girmek13
- günün sözü5
- topla topla topla3
- tren4
- kırıkkaleli olmak istemek4
- favlayan yazarın asıl amacı12
- sürekli çalışmak zorunda olmamız8
- ese dezze'nin ayşe teyze olması2
- sözlük kürdü55
- 57 puanla devlet hastanesine atanan gerontolog2
- prof dr üstad kadir mısıroğlu2
- tiktok hesabı olan yazar2
- true niye hala çaylak5
- futbol13
- erecto bruder2
- yagmurcu3
- hoşlanılan kızı başkasının favlaması8
Gerçek keşif gezisi yeni yerler aramak değil, yeni gözlerle bakabilmektir.
Sevdiğiniz zaman aşk o kadar büyüktür ki bir bütün olarak içinize sığmaz, sevdiğiniz insana doğru yayılır. PROUST, Marcel
Sevdiğiniz zaman aşk o kadar büyüktür ki bir bütün olarak içinize sığmaz, sevdiğiniz insana doğru yayılır. PROUST, Marcel
Tam da Proust okunacak zaman
ÇATIŞMANIN, düşmanlığın, sevecensizliğin, vasatlığın, zevksizliğin, kültürel deformasyonun griliği çökmüş olan Türkiyede insanın kendini düzgün ve dik tutabilmesi hayli zor oldu.
Bu gibi, grinin ağırlığının tüm acımasızlığıyla çöktüğü dönemlerde Marcel Proustun Kayıp Zamanın izinde adlı romanını okumak hepimize iyi gelebilir. Proust okumanın hayatlarında endişe, gerginlik, huzursuzluk duyan insanlara iyi geldiği biliniyor. Alain de Botton, Proustun bu etkisi üzerine Proust Yaşamınızı Nasıl Değiştirebilir adlı bir kitap bile yazdı.
Proustun bu magnum opusu edebiyat tarihinde bir dönüm noktası ve evrensel olarak da bir şaheser olarak kabul edilir, ama okuması hayli zor olan bir kitaptır.
Öncelikle temposu farklıdır. Proust 7 ciltlik bu kitabını yazarken öncelikle hiç acele etmemiştir.
Kahramanının uyumak için yattığında yataktaki dönüşlerini bile 30 sayfa uzunluğunda anlatıyor. Cümlelerinin uzunluğu da gerçekten inanılmazdır. Ölçüldüğünde görülmüştür ki dört metre uzunluğunda olan cümle bile vardır kitabında.
Sonra beşinci cilde ulaştığınızda bile kitabın ana konusunun ne olduğunu anlamamış olma ihtimaliniz büyüktür. Çünkü Proustun asıl amacı aslında gündelik yaşamın rutin, sıkıcı tekrarlarını anlatmaktır. Proust, bu sıkıcı rutin içinde bireylerin var olma biçimlerini irdelemektedir. Tonu hep melankoliktir.
Tempoya bir kez alışırsanız ve okumaya daldığınızda Proust sizi koparıp alıverir bu dünyadan kendi gerçek sorunlarınızdan kopup onun sorunlarıyla uğraşmaya başlarsınız.
Türkiyede akıl sağlığını korumak isteyen her insanın ihtiyacı olan şey bu. Dünyadan kopmak ve kendi hayalleri içinde yaşamak.
Bu belki özgür olabilmenin de tanımıdır ama Türkiyede hayal kurmak özellikle geleceği düşünmek hayli zorlaştı bir süredir.
Gazetecinin kendisine hayrı yok okuyucuya nasıl yardımcı olsun diye düşünüyorsunuz eminim. Haklısınız da, ama ben yine de küçük bir yardımım belki olur diye sizlere özellikle bu günlerde Proustun dünyasına girmenizi tavsiye ediyorum.
*
Proustun yazı stilinin kaynağı kendi yaşam biçimiydi. Hayatta fark etmeden atlayıp geçiverdiğimiz şeyleri fark etmemizin ancak yavaşladığımız zaman mümkün olduğunu düşünen Proust, acele etmeden yaşamayı başardığımızda, her konu hakkında çok derin gözlemler yapabileceğimizi düşünüyordu.
Proust bir gün arkadaşıyla bahçede yürüyüş yaparken aniden durmuş ve açmakta olan güllere bakakalmış. Arkadaşı birkaç tur atmasına rağmen Proust hiç kımıldamadan bakmasını sürdürmüş. Bütün detayları gözlemlediğini tahmin etmek zor değil. Hepimizin kaçırabildiği detayları yakalayacak ve sonra onları yazacak...
Uykuya geçiş sürecini bile 30 sayfada anlatabilen bir yazarın güllerin açması süreciyle ilgili kaç sayfa yazabileceğini düşünebiliyor musunuz?
Proust, çörek daldırılarak içilen çayda ve hayattaki her konuda aşkında, ilişkilerinde, hayatın rutininde hem hayatı hem de kendisini yavaşça ve derinden gözlemliyordu.
Bu bizler gibi insanların bugünün Türkiyesinde gerçekten ihtiyacı olan şeydir. Buna gerçekten inanıyorum; bu yüzden daha önce iki kez okuduğum bu kitabı tekrardan okumaya başladım. Bu günlerin bizleri teslim alıp, ezip yenmesine izin vermemeliyiz; beynimizi ve ruhumuzu özgür tutmalıyız.
Proust bu işte bize yardımcı olur.
Ben bu arada bir de filozof babamın bana vermiş olduğu Jiddu Krishnamurtinin Farkındalığın Işığı adlı çalışmayı da okuyorum. Proust ile birbirlerini tamamlıyorlar ve insana ufuk açıyorlar. En azından kendi beynimizde farklı mikrokozmosların olmasının imkân dahilinde olduğunu bize söylüyorlar. Son kitabın temeldeki amacı insanı özgürleştirmek, insana sınırlarını yıkmak konusunda yardımcı olmak.
Yeni Türkiyenin bize dayatmaya çalıştığı gerçek aslında gerçek değil, çünkü asıl gerçek herbirimizin içinde, onu herkes tek başına kendisi keşfedecek. Biraz yavaştan alıp hayata derinden bakabilirsek ve yaşadığımız andaki tüm baskılara rağmen hâlâ daha var olabilen detaydaki güzelliklere dikkatimizi verdiğimizde özgür ve mutlu olabilmemiz mümkün.
Anlayacağınız hangi dilden olursa olsun sizlere felsefe yapmanızı tavsiye ediyorum. serdar turgut .
ÇATIŞMANIN, düşmanlığın, sevecensizliğin, vasatlığın, zevksizliğin, kültürel deformasyonun griliği çökmüş olan Türkiyede insanın kendini düzgün ve dik tutabilmesi hayli zor oldu.
Bu gibi, grinin ağırlığının tüm acımasızlığıyla çöktüğü dönemlerde Marcel Proustun Kayıp Zamanın izinde adlı romanını okumak hepimize iyi gelebilir. Proust okumanın hayatlarında endişe, gerginlik, huzursuzluk duyan insanlara iyi geldiği biliniyor. Alain de Botton, Proustun bu etkisi üzerine Proust Yaşamınızı Nasıl Değiştirebilir adlı bir kitap bile yazdı.
Proustun bu magnum opusu edebiyat tarihinde bir dönüm noktası ve evrensel olarak da bir şaheser olarak kabul edilir, ama okuması hayli zor olan bir kitaptır.
Öncelikle temposu farklıdır. Proust 7 ciltlik bu kitabını yazarken öncelikle hiç acele etmemiştir.
Kahramanının uyumak için yattığında yataktaki dönüşlerini bile 30 sayfa uzunluğunda anlatıyor. Cümlelerinin uzunluğu da gerçekten inanılmazdır. Ölçüldüğünde görülmüştür ki dört metre uzunluğunda olan cümle bile vardır kitabında.
Sonra beşinci cilde ulaştığınızda bile kitabın ana konusunun ne olduğunu anlamamış olma ihtimaliniz büyüktür. Çünkü Proustun asıl amacı aslında gündelik yaşamın rutin, sıkıcı tekrarlarını anlatmaktır. Proust, bu sıkıcı rutin içinde bireylerin var olma biçimlerini irdelemektedir. Tonu hep melankoliktir.
Tempoya bir kez alışırsanız ve okumaya daldığınızda Proust sizi koparıp alıverir bu dünyadan kendi gerçek sorunlarınızdan kopup onun sorunlarıyla uğraşmaya başlarsınız.
Türkiyede akıl sağlığını korumak isteyen her insanın ihtiyacı olan şey bu. Dünyadan kopmak ve kendi hayalleri içinde yaşamak.
Bu belki özgür olabilmenin de tanımıdır ama Türkiyede hayal kurmak özellikle geleceği düşünmek hayli zorlaştı bir süredir.
Gazetecinin kendisine hayrı yok okuyucuya nasıl yardımcı olsun diye düşünüyorsunuz eminim. Haklısınız da, ama ben yine de küçük bir yardımım belki olur diye sizlere özellikle bu günlerde Proustun dünyasına girmenizi tavsiye ediyorum.
*
Proustun yazı stilinin kaynağı kendi yaşam biçimiydi. Hayatta fark etmeden atlayıp geçiverdiğimiz şeyleri fark etmemizin ancak yavaşladığımız zaman mümkün olduğunu düşünen Proust, acele etmeden yaşamayı başardığımızda, her konu hakkında çok derin gözlemler yapabileceğimizi düşünüyordu.
Proust bir gün arkadaşıyla bahçede yürüyüş yaparken aniden durmuş ve açmakta olan güllere bakakalmış. Arkadaşı birkaç tur atmasına rağmen Proust hiç kımıldamadan bakmasını sürdürmüş. Bütün detayları gözlemlediğini tahmin etmek zor değil. Hepimizin kaçırabildiği detayları yakalayacak ve sonra onları yazacak...
Uykuya geçiş sürecini bile 30 sayfada anlatabilen bir yazarın güllerin açması süreciyle ilgili kaç sayfa yazabileceğini düşünebiliyor musunuz?
Proust, çörek daldırılarak içilen çayda ve hayattaki her konuda aşkında, ilişkilerinde, hayatın rutininde hem hayatı hem de kendisini yavaşça ve derinden gözlemliyordu.
Bu bizler gibi insanların bugünün Türkiyesinde gerçekten ihtiyacı olan şeydir. Buna gerçekten inanıyorum; bu yüzden daha önce iki kez okuduğum bu kitabı tekrardan okumaya başladım. Bu günlerin bizleri teslim alıp, ezip yenmesine izin vermemeliyiz; beynimizi ve ruhumuzu özgür tutmalıyız.
Proust bu işte bize yardımcı olur.
Ben bu arada bir de filozof babamın bana vermiş olduğu Jiddu Krishnamurtinin Farkındalığın Işığı adlı çalışmayı da okuyorum. Proust ile birbirlerini tamamlıyorlar ve insana ufuk açıyorlar. En azından kendi beynimizde farklı mikrokozmosların olmasının imkân dahilinde olduğunu bize söylüyorlar. Son kitabın temeldeki amacı insanı özgürleştirmek, insana sınırlarını yıkmak konusunda yardımcı olmak.
Yeni Türkiyenin bize dayatmaya çalıştığı gerçek aslında gerçek değil, çünkü asıl gerçek herbirimizin içinde, onu herkes tek başına kendisi keşfedecek. Biraz yavaştan alıp hayata derinden bakabilirsek ve yaşadığımız andaki tüm baskılara rağmen hâlâ daha var olabilen detaydaki güzelliklere dikkatimizi verdiğimizde özgür ve mutlu olabilmemiz mümkün.
Anlayacağınız hangi dilden olursa olsun sizlere felsefe yapmanızı tavsiye ediyorum. serdar turgut .
samuel beckett'ın marcel proust üzerine yazdığı metis yayınlarından çıkan denemesi.
kapaktan;
"proust, beckett'in yayımlanmış ilk kitabıdır. beckett, 1930'da yazdığı bu eleştirel monografide, doğrudan doğruya, proust'un romanının merkezinde yer alan "zaman" sorununa hücum eder. arzu, ölüm ve alışkanlık gibi ikincil izlekler, bu kök sorunun çevresinde çözümlenir. proust, proust'un ilginç yaşamıyla ilgili söylentileri bir yana iterek kayıp zamanın izinde'nin kendisine yönelen ilk sistemli çalışmalarından biridir.
kitap yayımlandığında ingiltere'de daily telegraph gazetesinde çıkan bir tanıtma yazısı, bu eleştirel metnin sıradışı niteliğini teslim ediyor, "bay beckett çok zeki bir delikanlı" diyordu."
kapaktan;
"proust, beckett'in yayımlanmış ilk kitabıdır. beckett, 1930'da yazdığı bu eleştirel monografide, doğrudan doğruya, proust'un romanının merkezinde yer alan "zaman" sorununa hücum eder. arzu, ölüm ve alışkanlık gibi ikincil izlekler, bu kök sorunun çevresinde çözümlenir. proust, proust'un ilginç yaşamıyla ilgili söylentileri bir yana iterek kayıp zamanın izinde'nin kendisine yönelen ilk sistemli çalışmalarından biridir.
kitap yayımlandığında ingiltere'de daily telegraph gazetesinde çıkan bir tanıtma yazısı, bu eleştirel metnin sıradışı niteliğini teslim ediyor, "bay beckett çok zeki bir delikanlı" diyordu."
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar