bugün
- çok makyaj yapan kız vs doğal kız10
- sözlüğün götü en güzel yazarı7
- dolar 50 tl de olsa oyum ak parti ye44
- vişneçürüğü tanga giyen sözlük erkeği10
- kürt fıkraları6
- gözünü am bürümek6
- silikon meme gerçeğinin yerini tutar mı sorunsalı14
- silikon memenin patlaması5
- sözlüğün kalitesinin bu aralar biraz düzelmesi8
- sözlük erkeklerinin kaşar olduğu gerçeği9
- lahburger4
- iyi dostlar biriktirdim5
- 90 larda ayak fetişi diye bişe yoktu5
- ırakın bir bölümünün türkiyeye katılması6
- arkadaşlar sizce bu çanta nasıl8
- lahmacun vs hamburger3
- salat namaz değildir8
- yazarların akşama dair planları9
- nervio23
- ferhat gündoğdu'nun gözaltına alınması42
- hayat7
- judas'ı dayak yerken görseniz ne yaparsınız10
- arkadaşlar ben yine kilo aldım ya6
- fiziği güzel sözlük kızları48
- caz dinleyen erkek9
- 2 milyar lira eft yapmak2
- waffle3
- recep tayyip erdoğan27
- andropoz amca6
- pandela3
- ali kırca nerede3
- arkadaşlar bir şey farkettim2
- yemekten sonra gelen tatlı uyku2
- babanne evi2
- fatma betül sayan kaya59
- judas'ın mezarına toprak atar mısınız5
- süper babaanne2
- van gogh kulağını neden kesti5
- judas'ın kulakları5
- pandela'nın soğuk şakaları2
- nokia 11002
- beşiktaş3
- ayak fetişi olması ama el fetişi olmaması2
- queen ravenna ile mezar komşusu olmak4
- nokia nın nokia olduğu zamanlar2
- sapık yaşlı5
- ak parti kaybedince ak troller ne yapacak12
- çizme giyen kız2
- kıvırcık ali nin kıvırcık saçlı olmaması sorunsalı2
- türkler taşı oyup ona tapmayan tek millettir4
"türklerin ürettiği, üretimi ile tüketimi arasında en çok vakit geçen ürün nedir?" diye sordu, çok tepelerde, ceo olmasına ramak kalmış bir yöneticimiz, şarap yüzünden hafiften çakırkeyf olmaya başladığım iş yemeğinde, benim de bulunduğum yuvarlak masaya. hepimiz düşünmeye başladık, "pastırma" dedi biri, biri "kımız" olduğunu iddia etti, "turşu" diyen oldu, "kurutulmuş domates" cevabını veren ertesi gün işten çıkarıldı. düşündüm, olsa olsa bir içki olabilirdi bu, "şarap" dedim. elini sırtıma götürdü, "hem doğru, hem yanlış" dedi. kafam karıştı, "şimdi işten mi atılıyorum, yoksa terfi mi ediyorum" diye düşündüm. "biz türkler uzun vadeli plan yapamıyoruz" dedi, "bunu düzeltmemiz lazım", konuyu açmasını isteyenler oldu masadan, güldü "düşünün bunun üstüne" dedi.
düşündüm, haklıydı gerçekten, ingiliz mesela bir viski üretiyordu, "bunu 40 yıl meşe fıçıda bekleteyim, sonra içeyim" diyordu, ya da üretimciyse, "oğullarım satar" diyordu. ünlü enstrüman üreticileri, ahşap alıyor, onu bekletmeye başlıyor, 100-200 sene sonra ondan enstrüman yapıyordu, bunu planlarken diyordu ki, "şimdi şu kadar ton ağaç koysam, torunum, bunlardan şu kadar keman üretir". oysa biz öyle miydik, ağacı daha keserken, telleri geçirip çalmaya başlıyorduk sazımızı. deli dolu bi millettik, plansız, programsızdık. zaten başımıza ne geldiyse yıllardır bu yüzden geldi. ortadoğu planları vardı diğer ülkelerin, boru hattı planları, zeitgeist'ta anlatılan büyük planları ya da, oysa biz çılgın türklerdik.
bu konuşma aslında, proje yönetimi ve planlama konulu bir tartışma sırasında patlamıştı, proje planına neden uyulamıyordu, neden türkiye'den başarılı proje yöneticileri çıkmıyordu, bunlar tartışılıyordu. ama ben artık içtiğim süpersonik şarabında etkisiyle çok başka şeyler düşünmeye başlamıştım.
ilişkilerimde hep aşırı planlı olduğum için eleştrilmiş ve bir çok tartışma yaşamıştım. hayatı çılgıncasına plansız ve anlık yaşamak gerekiyordu. ama ben bunu beceremiyordum. tamam, dağıtıyordum ben de arada, ama bir şekilde kontrolümü kaybetmiyordum, bu muydu suçum.
üniversite'de bir kız arkadaşım, "o kağıt ne" diye sormuştu, saklamaya çalıştım, fakat olduğundan daha kötü bir şey sanar diye, verdim en sonunda, evet o benim günlük planımdı;
08:45-10:45 : kontrol sistemleri
10:45-12:30 : mekatronik çalış (kütüphane)
12:30-14:45 : pelin (yemek..vs.)
14:45-16:45 : akustik
16:45-18:00 : topluluğa uğra
19:00-21:00 : stüdyo
21:30-23:30 : geb oku
23:30-24:00 : pelin (telefon)
benim için çok normal olan, bu günlük planımda adını görmek onu delirtti, yırtmaya başladı kağıdı, "beni ne zaman arayacağını önceden mi belirliyorsun?" dedi, onu ilk defa bu kadar sinirli görüyordum, "vesaire ne experimental, vesaire ne" diye bağırıyordu, çimlerde herkes bize bakıyordu, saat 14:00'dü ve 45 dakika sonra derse gitmem gerekiyordu, kafamdan "demek ki 45 dakika içinde onu sakinleştirmem lazım" diye geçirdim, "canım" dedim, "uzun konuşuyorsun ama telefonda sen, ben de zevk alıyorum senle konuşmaktan ama başka zaman arasam işlerim aksayacak" dedim. bunun onu sakinleştireceğini sandım, ama tersi bir etki yaptı, "uzun mu konuşuyorum ben telefonda" dedi, zıçmıştım. açtı ağzını, yumdu gözünü, saat 14:25 olmuştu, bölüme yürümek 5 dakikaydı, demek ki onu teselli etmek için 15 dakikam kalmıştı. teselli edemedim, dersi kaçırdım, şehre indik, bir bara gittik, topluluğa uğrayamadım, stüdyo'ya gidemedim, eve döndüğümde sarhoştum, geb okuyamadım.
tüm hayatım boyunca, hep vakti olan adam oldum ben, hatta bu yüzden insanlar "boş gezenin boş kalfası" olduğumu düşündü, bu kadar çok şeyi nasıl yaptığıma inanamadı hiç bir zaman, ne de olsa biz, "ben kafama estiğine göre yaşarım hocu" toplumuyduk. herkesin ağzında aynı bahaneler vardı, "vaktim yok", "vakit bulamadım", "çok meşgulüm", "uyuyakalmışım", "ya tam evden çıkıyordum, şu oldu, bu oldu". halbuki hayat kısaydı, vakit gerçekten azdı, daha okunacak çok kitap, izlenecek çok film, dinlenecek çok şarkı, gezilecek çok sergi, tadılacak çok yemek, yazılacak çok yazı, tanışılacak bir sürü insan ve yaşanılması gereken bir çok yaşanmışlık vardı. ben bunları ancak o küçük planlarımla takip edebiliyordum, hayata bu şekilde tutunabiliyordum, ama o planlar da beni sıkıcı biri yapıyordu. sanıyorum yine bir yerlerde yanlış yapıyordum. zaten neyi düzgün yapabilmiştim ki.
şarabım biterken, "viski üretimine girmeli hocu" diye düşündüm, "boring's bourbon" koyardım şirketin adını "BB - dünyanın en sıkıcı viskisi", belki seveni çıkardı.
planör planedit : saat 10:30, artık başlığımızı açabiliriz.
planör planedit 2 : vesaire ne hakkatten hocu ya, kız yine iyi dayanmış bana.
düşündüm, haklıydı gerçekten, ingiliz mesela bir viski üretiyordu, "bunu 40 yıl meşe fıçıda bekleteyim, sonra içeyim" diyordu, ya da üretimciyse, "oğullarım satar" diyordu. ünlü enstrüman üreticileri, ahşap alıyor, onu bekletmeye başlıyor, 100-200 sene sonra ondan enstrüman yapıyordu, bunu planlarken diyordu ki, "şimdi şu kadar ton ağaç koysam, torunum, bunlardan şu kadar keman üretir". oysa biz öyle miydik, ağacı daha keserken, telleri geçirip çalmaya başlıyorduk sazımızı. deli dolu bi millettik, plansız, programsızdık. zaten başımıza ne geldiyse yıllardır bu yüzden geldi. ortadoğu planları vardı diğer ülkelerin, boru hattı planları, zeitgeist'ta anlatılan büyük planları ya da, oysa biz çılgın türklerdik.
bu konuşma aslında, proje yönetimi ve planlama konulu bir tartışma sırasında patlamıştı, proje planına neden uyulamıyordu, neden türkiye'den başarılı proje yöneticileri çıkmıyordu, bunlar tartışılıyordu. ama ben artık içtiğim süpersonik şarabında etkisiyle çok başka şeyler düşünmeye başlamıştım.
ilişkilerimde hep aşırı planlı olduğum için eleştrilmiş ve bir çok tartışma yaşamıştım. hayatı çılgıncasına plansız ve anlık yaşamak gerekiyordu. ama ben bunu beceremiyordum. tamam, dağıtıyordum ben de arada, ama bir şekilde kontrolümü kaybetmiyordum, bu muydu suçum.
üniversite'de bir kız arkadaşım, "o kağıt ne" diye sormuştu, saklamaya çalıştım, fakat olduğundan daha kötü bir şey sanar diye, verdim en sonunda, evet o benim günlük planımdı;
08:45-10:45 : kontrol sistemleri
10:45-12:30 : mekatronik çalış (kütüphane)
12:30-14:45 : pelin (yemek..vs.)
14:45-16:45 : akustik
16:45-18:00 : topluluğa uğra
19:00-21:00 : stüdyo
21:30-23:30 : geb oku
23:30-24:00 : pelin (telefon)
benim için çok normal olan, bu günlük planımda adını görmek onu delirtti, yırtmaya başladı kağıdı, "beni ne zaman arayacağını önceden mi belirliyorsun?" dedi, onu ilk defa bu kadar sinirli görüyordum, "vesaire ne experimental, vesaire ne" diye bağırıyordu, çimlerde herkes bize bakıyordu, saat 14:00'dü ve 45 dakika sonra derse gitmem gerekiyordu, kafamdan "demek ki 45 dakika içinde onu sakinleştirmem lazım" diye geçirdim, "canım" dedim, "uzun konuşuyorsun ama telefonda sen, ben de zevk alıyorum senle konuşmaktan ama başka zaman arasam işlerim aksayacak" dedim. bunun onu sakinleştireceğini sandım, ama tersi bir etki yaptı, "uzun mu konuşuyorum ben telefonda" dedi, zıçmıştım. açtı ağzını, yumdu gözünü, saat 14:25 olmuştu, bölüme yürümek 5 dakikaydı, demek ki onu teselli etmek için 15 dakikam kalmıştı. teselli edemedim, dersi kaçırdım, şehre indik, bir bara gittik, topluluğa uğrayamadım, stüdyo'ya gidemedim, eve döndüğümde sarhoştum, geb okuyamadım.
tüm hayatım boyunca, hep vakti olan adam oldum ben, hatta bu yüzden insanlar "boş gezenin boş kalfası" olduğumu düşündü, bu kadar çok şeyi nasıl yaptığıma inanamadı hiç bir zaman, ne de olsa biz, "ben kafama estiğine göre yaşarım hocu" toplumuyduk. herkesin ağzında aynı bahaneler vardı, "vaktim yok", "vakit bulamadım", "çok meşgulüm", "uyuyakalmışım", "ya tam evden çıkıyordum, şu oldu, bu oldu". halbuki hayat kısaydı, vakit gerçekten azdı, daha okunacak çok kitap, izlenecek çok film, dinlenecek çok şarkı, gezilecek çok sergi, tadılacak çok yemek, yazılacak çok yazı, tanışılacak bir sürü insan ve yaşanılması gereken bir çok yaşanmışlık vardı. ben bunları ancak o küçük planlarımla takip edebiliyordum, hayata bu şekilde tutunabiliyordum, ama o planlar da beni sıkıcı biri yapıyordu. sanıyorum yine bir yerlerde yanlış yapıyordum. zaten neyi düzgün yapabilmiştim ki.
şarabım biterken, "viski üretimine girmeli hocu" diye düşündüm, "boring's bourbon" koyardım şirketin adını "BB - dünyanın en sıkıcı viskisi", belki seveni çıkardı.
planör planedit : saat 10:30, artık başlığımızı açabiliriz.
planör planedit 2 : vesaire ne hakkatten hocu ya, kız yine iyi dayanmış bana.
- nereye gitsek ki?
+ sen nereye istersen canım.
- bira içelim bir yerde oturup
+ olur nar tanem.
- ayy ya da yemek mi yesek önce?
+ olur nur tanem.
- ay ne yesek ki?
+ sen bilirsin bitanem..
- pizza istiyorum!
+ olur günperim.
- ay yoksa şöyle tavuk falan mı yemeye gitsek
+ o da olur gecefenerim*..
- ya da boşver yemeği, sinemaya gidelim!
+ olur gülyüzlüm.
- hangi filme gitsek ki..
+ sen hangisini istersen tipitipim..
- hmmm .. bilmiyorum ki..
+ istersen festival filmleri oynuyo şu anda, oraya gidip seçelim bi tane..
- ay hep sanat filmi, hep sanat filmi..
+ tamam nur tanem sen seç.
- yok ama yeter, hep senin dediğini yapıyoruz!
+ ????*
- hayır yani sabahtan beri bir plan yapamadın!
+ ????*
- ay, ayrılıyorum senden yeter be, çok bencilsin çok!
+ ????*
pedit: eğer o ayrılmak istiyorsa, gerisi teferrüattır.
+ sen nereye istersen canım.
- bira içelim bir yerde oturup
+ olur nar tanem.
- ayy ya da yemek mi yesek önce?
+ olur nur tanem.
- ay ne yesek ki?
+ sen bilirsin bitanem..
- pizza istiyorum!
+ olur günperim.
- ay yoksa şöyle tavuk falan mı yemeye gitsek
+ o da olur gecefenerim*..
- ya da boşver yemeği, sinemaya gidelim!
+ olur gülyüzlüm.
- hangi filme gitsek ki..
+ sen hangisini istersen tipitipim..
- hmmm .. bilmiyorum ki..
+ istersen festival filmleri oynuyo şu anda, oraya gidip seçelim bi tane..
- ay hep sanat filmi, hep sanat filmi..
+ tamam nur tanem sen seç.
- yok ama yeter, hep senin dediğini yapıyoruz!
+ ????*
- hayır yani sabahtan beri bir plan yapamadın!
+ ????*
- ay, ayrılıyorum senden yeter be, çok bencilsin çok!
+ ????*
pedit: eğer o ayrılmak istiyorsa, gerisi teferrüattır.
(bkz: bize plan değil pilav lazım)
plansız süprizlerle o günü bitirmektir.
bir insan plan yapmadan birşeyler yapıyorsa o kişi pek başarılı olamaz yaptığı işlerde, ayrıca plan yapamıyorsa da o kişinin beceriksiz olduğunu gösterir.
" insanlar plan yaparken tanrı yukardan gülümsermiş " dostoyevski .
beynin error vermesi durumu.
genellikle baş sebebi yapılan plana uyamamaktır, belli bi zaman sonra da haliyle olmadığına kanaat getirmekle birlikte yerini bu eyleme bırakır.
(bkz: plan yapmayın plan)
insan hep planli yaşar ama plansiz ölür. e daha??
birşeyleri planlayınca herhangi bir sebeple gerçekleşmemesinden kaynaklı oluşan paradoks, yapsan bi dert yapmasan bi dert..
gelecek öngörülemediğinden genellikle en iyi plandan daha iyi plandır.
olsa olsa ayran gönüllülüğün hacı dedi.
-ver bi sigara
+hani bir saatte bir içecektik sigarayı
son gelen zamdan bu yana sigara da planlı tüketim maddeleri arasındaki yerini almıştı.
en son plan yaptığım gün geldi aklıma. karşısına çıkıcam ve haykırıcam içimde kopan fırtınaları. planın en önemli özelliğinin bir zaman diliminde gerçekleşmesiymiş. hala zamanım var sanırım.
-çay hazır mı?
+ abi yeni çay demlememiz lazım programın gerisinden gidiyoruz.
-ver bi sigara
+hani bir saatte bir içecektik sigarayı
son gelen zamdan bu yana sigara da planlı tüketim maddeleri arasındaki yerini almıştı.
en son plan yaptığım gün geldi aklıma. karşısına çıkıcam ve haykırıcam içimde kopan fırtınaları. planın en önemli özelliğinin bir zaman diliminde gerçekleşmesiymiş. hala zamanım var sanırım.
-çay hazır mı?
+ abi yeni çay demlememiz lazım programın gerisinden gidiyoruz.
(bkz: plansız kentleşme)
extra rahat olmak için gerekli duruştur.
-ilk önce ders çalışalım.
-yav bi karnımızı doyursaydık.
-tamam ilk önce bi şeyler yiyelim.
-ama o zaman da vakit kaybederiz demi ya?
-evet bencede yemek sonra yeriz.
-ama kahve içelim başlamadan bence?
-ehehe bence de yanına da tatlı bi şeyler alalım.
-ne alsak ki?
-yok ya tatlı almayalım vazgeçtim kilo alıyoruz sonra.
-doğru ya ama kahve de çikolatayla içilir.
-yok olmaz ben yemem kilo yapıyo.
-çubuk kraker alalım lan o zaman.
-yuhhhh.
böyle bi şey olsa gerek.
-yav bi karnımızı doyursaydık.
-tamam ilk önce bi şeyler yiyelim.
-ama o zaman da vakit kaybederiz demi ya?
-evet bencede yemek sonra yeriz.
-ama kahve içelim başlamadan bence?
-ehehe bence de yanına da tatlı bi şeyler alalım.
-ne alsak ki?
-yok ya tatlı almayalım vazgeçtim kilo alıyoruz sonra.
-doğru ya ama kahve de çikolatayla içilir.
-yok olmaz ben yemem kilo yapıyo.
-çubuk kraker alalım lan o zaman.
-yuhhhh.
böyle bi şey olsa gerek.
akışına bırakmak. kaderci yaklaşım.
hayat yaptığın planlarla başına gelen olaylar arasındaki çizgidir. bunun içindir ki her plan gerçekleşmeyebilir.
gece planımı yaparım.
sabah olur uyanmaya dahi üşenirim.
plan benim neyime...
sabah olur uyanmaya dahi üşenirim.
plan benim neyime...
istenen hiç bir şey gerçekleşmediği için içinde bulunulan durum.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar