bugün
- putin türkmüş7
- kıza fotoğraf yolladıktan sonra olabilecekler4
- türk vatandaşları türktür8
- mokv öldü mü3
- tek adam3
- true'nin acile kaldırılması8
- ibadethanelerin ürkünç olması10
- kill bill vol 33
- iyi bir insanın kötü bir insana dönüşme süreci7
- true'nin libidosu neden yüksek2
- sözlük yazarlarının kombinleri8
- canımın yubari kavunu çekmesi8
- vexillarius the slayer3
- şeriatçıların başarılı olduğu şeyler4
- dinci şairler3
- ilk öpüştüğüm kız6
- gut hastalığı2
- eczacının sağlıklı günler demesi5
- osuruktan şiirler41
- herkes ülkeden şikayetçi ise sorunlu kim2
- almanyada çok insan öldü haklı mıydı4
- amca diyen bokolog2
- 18 ağustos 2026 fenerbahçe lyon maçı20
- rus milfi3
- adana kebap10
- giysi fiyatlarının uçması2
- bebek katili4
- burası instagram değil sözlük4
- türkiyeli olmak2
- koreli ucube ile evlenen kadın3
- dünya asla vazgeçme günü4
- gece pencereyi açık unutup yatmak5
- gogo yubari ile okul gezisinde yanyana düşmek2
- aleksey batrakov13
- şu an sizi ne mutlu ederdi3
- ince memed3
- haftanın gammazları listesi26
- mahalle kültürünün yok olması2
- türkiyenin ukraynaya füze satışına putin uyardı3
- rusya'dan ingiltere'ye iha tehdidi2
- muadil ilaç2
- hepsi rüyaymış diye 10 yaşında uyanmak2
- akrabayı engelleme havası2
- uzaylılara açıklamakta zorlanacağımız şeyler2
- ford flex3
- arkadaşlar sizce bu balık mı rihanna mı3
- günün tweeti2
- tulumba tatlısı6
- ben geldim kerkenezler18
- zeynep bastık'ın beyaz külodu2
"türklerin ürettiği, üretimi ile tüketimi arasında en çok vakit geçen ürün nedir?" diye sordu, çok tepelerde, ceo olmasına ramak kalmış bir yöneticimiz, şarap yüzünden hafiften çakırkeyf olmaya başladığım iş yemeğinde, benim de bulunduğum yuvarlak masaya. hepimiz düşünmeye başladık, "pastırma" dedi biri, biri "kımız" olduğunu iddia etti, "turşu" diyen oldu, "kurutulmuş domates" cevabını veren ertesi gün işten çıkarıldı. düşündüm, olsa olsa bir içki olabilirdi bu, "şarap" dedim. elini sırtıma götürdü, "hem doğru, hem yanlış" dedi. kafam karıştı, "şimdi işten mi atılıyorum, yoksa terfi mi ediyorum" diye düşündüm. "biz türkler uzun vadeli plan yapamıyoruz" dedi, "bunu düzeltmemiz lazım", konuyu açmasını isteyenler oldu masadan, güldü "düşünün bunun üstüne" dedi.
düşündüm, haklıydı gerçekten, ingiliz mesela bir viski üretiyordu, "bunu 40 yıl meşe fıçıda bekleteyim, sonra içeyim" diyordu, ya da üretimciyse, "oğullarım satar" diyordu. ünlü enstrüman üreticileri, ahşap alıyor, onu bekletmeye başlıyor, 100-200 sene sonra ondan enstrüman yapıyordu, bunu planlarken diyordu ki, "şimdi şu kadar ton ağaç koysam, torunum, bunlardan şu kadar keman üretir". oysa biz öyle miydik, ağacı daha keserken, telleri geçirip çalmaya başlıyorduk sazımızı. deli dolu bi millettik, plansız, programsızdık. zaten başımıza ne geldiyse yıllardır bu yüzden geldi. ortadoğu planları vardı diğer ülkelerin, boru hattı planları, zeitgeist'ta anlatılan büyük planları ya da, oysa biz çılgın türklerdik.
bu konuşma aslında, proje yönetimi ve planlama konulu bir tartışma sırasında patlamıştı, proje planına neden uyulamıyordu, neden türkiye'den başarılı proje yöneticileri çıkmıyordu, bunlar tartışılıyordu. ama ben artık içtiğim süpersonik şarabında etkisiyle çok başka şeyler düşünmeye başlamıştım.
ilişkilerimde hep aşırı planlı olduğum için eleştrilmiş ve bir çok tartışma yaşamıştım. hayatı çılgıncasına plansız ve anlık yaşamak gerekiyordu. ama ben bunu beceremiyordum. tamam, dağıtıyordum ben de arada, ama bir şekilde kontrolümü kaybetmiyordum, bu muydu suçum.
üniversite'de bir kız arkadaşım, "o kağıt ne" diye sormuştu, saklamaya çalıştım, fakat olduğundan daha kötü bir şey sanar diye, verdim en sonunda, evet o benim günlük planımdı;
08:45-10:45 : kontrol sistemleri
10:45-12:30 : mekatronik çalış (kütüphane)
12:30-14:45 : pelin (yemek..vs.)
14:45-16:45 : akustik
16:45-18:00 : topluluğa uğra
19:00-21:00 : stüdyo
21:30-23:30 : geb oku
23:30-24:00 : pelin (telefon)
benim için çok normal olan, bu günlük planımda adını görmek onu delirtti, yırtmaya başladı kağıdı, "beni ne zaman arayacağını önceden mi belirliyorsun?" dedi, onu ilk defa bu kadar sinirli görüyordum, "vesaire ne experimental, vesaire ne" diye bağırıyordu, çimlerde herkes bize bakıyordu, saat 14:00'dü ve 45 dakika sonra derse gitmem gerekiyordu, kafamdan "demek ki 45 dakika içinde onu sakinleştirmem lazım" diye geçirdim, "canım" dedim, "uzun konuşuyorsun ama telefonda sen, ben de zevk alıyorum senle konuşmaktan ama başka zaman arasam işlerim aksayacak" dedim. bunun onu sakinleştireceğini sandım, ama tersi bir etki yaptı, "uzun mu konuşuyorum ben telefonda" dedi, zıçmıştım. açtı ağzını, yumdu gözünü, saat 14:25 olmuştu, bölüme yürümek 5 dakikaydı, demek ki onu teselli etmek için 15 dakikam kalmıştı. teselli edemedim, dersi kaçırdım, şehre indik, bir bara gittik, topluluğa uğrayamadım, stüdyo'ya gidemedim, eve döndüğümde sarhoştum, geb okuyamadım.
tüm hayatım boyunca, hep vakti olan adam oldum ben, hatta bu yüzden insanlar "boş gezenin boş kalfası" olduğumu düşündü, bu kadar çok şeyi nasıl yaptığıma inanamadı hiç bir zaman, ne de olsa biz, "ben kafama estiğine göre yaşarım hocu" toplumuyduk. herkesin ağzında aynı bahaneler vardı, "vaktim yok", "vakit bulamadım", "çok meşgulüm", "uyuyakalmışım", "ya tam evden çıkıyordum, şu oldu, bu oldu". halbuki hayat kısaydı, vakit gerçekten azdı, daha okunacak çok kitap, izlenecek çok film, dinlenecek çok şarkı, gezilecek çok sergi, tadılacak çok yemek, yazılacak çok yazı, tanışılacak bir sürü insan ve yaşanılması gereken bir çok yaşanmışlık vardı. ben bunları ancak o küçük planlarımla takip edebiliyordum, hayata bu şekilde tutunabiliyordum, ama o planlar da beni sıkıcı biri yapıyordu. sanıyorum yine bir yerlerde yanlış yapıyordum. zaten neyi düzgün yapabilmiştim ki.
şarabım biterken, "viski üretimine girmeli hocu" diye düşündüm, "boring's bourbon" koyardım şirketin adını "BB - dünyanın en sıkıcı viskisi", belki seveni çıkardı.
planör planedit : saat 10:30, artık başlığımızı açabiliriz.
planör planedit 2 : vesaire ne hakkatten hocu ya, kız yine iyi dayanmış bana.
düşündüm, haklıydı gerçekten, ingiliz mesela bir viski üretiyordu, "bunu 40 yıl meşe fıçıda bekleteyim, sonra içeyim" diyordu, ya da üretimciyse, "oğullarım satar" diyordu. ünlü enstrüman üreticileri, ahşap alıyor, onu bekletmeye başlıyor, 100-200 sene sonra ondan enstrüman yapıyordu, bunu planlarken diyordu ki, "şimdi şu kadar ton ağaç koysam, torunum, bunlardan şu kadar keman üretir". oysa biz öyle miydik, ağacı daha keserken, telleri geçirip çalmaya başlıyorduk sazımızı. deli dolu bi millettik, plansız, programsızdık. zaten başımıza ne geldiyse yıllardır bu yüzden geldi. ortadoğu planları vardı diğer ülkelerin, boru hattı planları, zeitgeist'ta anlatılan büyük planları ya da, oysa biz çılgın türklerdik.
bu konuşma aslında, proje yönetimi ve planlama konulu bir tartışma sırasında patlamıştı, proje planına neden uyulamıyordu, neden türkiye'den başarılı proje yöneticileri çıkmıyordu, bunlar tartışılıyordu. ama ben artık içtiğim süpersonik şarabında etkisiyle çok başka şeyler düşünmeye başlamıştım.
ilişkilerimde hep aşırı planlı olduğum için eleştrilmiş ve bir çok tartışma yaşamıştım. hayatı çılgıncasına plansız ve anlık yaşamak gerekiyordu. ama ben bunu beceremiyordum. tamam, dağıtıyordum ben de arada, ama bir şekilde kontrolümü kaybetmiyordum, bu muydu suçum.
üniversite'de bir kız arkadaşım, "o kağıt ne" diye sormuştu, saklamaya çalıştım, fakat olduğundan daha kötü bir şey sanar diye, verdim en sonunda, evet o benim günlük planımdı;
08:45-10:45 : kontrol sistemleri
10:45-12:30 : mekatronik çalış (kütüphane)
12:30-14:45 : pelin (yemek..vs.)
14:45-16:45 : akustik
16:45-18:00 : topluluğa uğra
19:00-21:00 : stüdyo
21:30-23:30 : geb oku
23:30-24:00 : pelin (telefon)
benim için çok normal olan, bu günlük planımda adını görmek onu delirtti, yırtmaya başladı kağıdı, "beni ne zaman arayacağını önceden mi belirliyorsun?" dedi, onu ilk defa bu kadar sinirli görüyordum, "vesaire ne experimental, vesaire ne" diye bağırıyordu, çimlerde herkes bize bakıyordu, saat 14:00'dü ve 45 dakika sonra derse gitmem gerekiyordu, kafamdan "demek ki 45 dakika içinde onu sakinleştirmem lazım" diye geçirdim, "canım" dedim, "uzun konuşuyorsun ama telefonda sen, ben de zevk alıyorum senle konuşmaktan ama başka zaman arasam işlerim aksayacak" dedim. bunun onu sakinleştireceğini sandım, ama tersi bir etki yaptı, "uzun mu konuşuyorum ben telefonda" dedi, zıçmıştım. açtı ağzını, yumdu gözünü, saat 14:25 olmuştu, bölüme yürümek 5 dakikaydı, demek ki onu teselli etmek için 15 dakikam kalmıştı. teselli edemedim, dersi kaçırdım, şehre indik, bir bara gittik, topluluğa uğrayamadım, stüdyo'ya gidemedim, eve döndüğümde sarhoştum, geb okuyamadım.
tüm hayatım boyunca, hep vakti olan adam oldum ben, hatta bu yüzden insanlar "boş gezenin boş kalfası" olduğumu düşündü, bu kadar çok şeyi nasıl yaptığıma inanamadı hiç bir zaman, ne de olsa biz, "ben kafama estiğine göre yaşarım hocu" toplumuyduk. herkesin ağzında aynı bahaneler vardı, "vaktim yok", "vakit bulamadım", "çok meşgulüm", "uyuyakalmışım", "ya tam evden çıkıyordum, şu oldu, bu oldu". halbuki hayat kısaydı, vakit gerçekten azdı, daha okunacak çok kitap, izlenecek çok film, dinlenecek çok şarkı, gezilecek çok sergi, tadılacak çok yemek, yazılacak çok yazı, tanışılacak bir sürü insan ve yaşanılması gereken bir çok yaşanmışlık vardı. ben bunları ancak o küçük planlarımla takip edebiliyordum, hayata bu şekilde tutunabiliyordum, ama o planlar da beni sıkıcı biri yapıyordu. sanıyorum yine bir yerlerde yanlış yapıyordum. zaten neyi düzgün yapabilmiştim ki.
şarabım biterken, "viski üretimine girmeli hocu" diye düşündüm, "boring's bourbon" koyardım şirketin adını "BB - dünyanın en sıkıcı viskisi", belki seveni çıkardı.
planör planedit : saat 10:30, artık başlığımızı açabiliriz.
planör planedit 2 : vesaire ne hakkatten hocu ya, kız yine iyi dayanmış bana.
- nereye gitsek ki?
+ sen nereye istersen canım.
- bira içelim bir yerde oturup
+ olur nar tanem.
- ayy ya da yemek mi yesek önce?
+ olur nur tanem.
- ay ne yesek ki?
+ sen bilirsin bitanem..
- pizza istiyorum!
+ olur günperim.
- ay yoksa şöyle tavuk falan mı yemeye gitsek
+ o da olur gecefenerim*..
- ya da boşver yemeği, sinemaya gidelim!
+ olur gülyüzlüm.
- hangi filme gitsek ki..
+ sen hangisini istersen tipitipim..
- hmmm .. bilmiyorum ki..
+ istersen festival filmleri oynuyo şu anda, oraya gidip seçelim bi tane..
- ay hep sanat filmi, hep sanat filmi..
+ tamam nur tanem sen seç.
- yok ama yeter, hep senin dediğini yapıyoruz!
+ ????*
- hayır yani sabahtan beri bir plan yapamadın!
+ ????*
- ay, ayrılıyorum senden yeter be, çok bencilsin çok!
+ ????*
pedit: eğer o ayrılmak istiyorsa, gerisi teferrüattır.
+ sen nereye istersen canım.
- bira içelim bir yerde oturup
+ olur nar tanem.
- ayy ya da yemek mi yesek önce?
+ olur nur tanem.
- ay ne yesek ki?
+ sen bilirsin bitanem..
- pizza istiyorum!
+ olur günperim.
- ay yoksa şöyle tavuk falan mı yemeye gitsek
+ o da olur gecefenerim*..
- ya da boşver yemeği, sinemaya gidelim!
+ olur gülyüzlüm.
- hangi filme gitsek ki..
+ sen hangisini istersen tipitipim..
- hmmm .. bilmiyorum ki..
+ istersen festival filmleri oynuyo şu anda, oraya gidip seçelim bi tane..
- ay hep sanat filmi, hep sanat filmi..
+ tamam nur tanem sen seç.
- yok ama yeter, hep senin dediğini yapıyoruz!
+ ????*
- hayır yani sabahtan beri bir plan yapamadın!
+ ????*
- ay, ayrılıyorum senden yeter be, çok bencilsin çok!
+ ????*
pedit: eğer o ayrılmak istiyorsa, gerisi teferrüattır.
(bkz: bize plan değil pilav lazım)
plansız süprizlerle o günü bitirmektir.
bir insan plan yapmadan birşeyler yapıyorsa o kişi pek başarılı olamaz yaptığı işlerde, ayrıca plan yapamıyorsa da o kişinin beceriksiz olduğunu gösterir.
" insanlar plan yaparken tanrı yukardan gülümsermiş " dostoyevski .
beynin error vermesi durumu.
genellikle baş sebebi yapılan plana uyamamaktır, belli bi zaman sonra da haliyle olmadığına kanaat getirmekle birlikte yerini bu eyleme bırakır.
(bkz: plan yapmayın plan)
insan hep planli yaşar ama plansiz ölür. e daha??
birşeyleri planlayınca herhangi bir sebeple gerçekleşmemesinden kaynaklı oluşan paradoks, yapsan bi dert yapmasan bi dert..
gelecek öngörülemediğinden genellikle en iyi plandan daha iyi plandır.
olsa olsa ayran gönüllülüğün hacı dedi.
-ver bi sigara
+hani bir saatte bir içecektik sigarayı
son gelen zamdan bu yana sigara da planlı tüketim maddeleri arasındaki yerini almıştı.
en son plan yaptığım gün geldi aklıma. karşısına çıkıcam ve haykırıcam içimde kopan fırtınaları. planın en önemli özelliğinin bir zaman diliminde gerçekleşmesiymiş. hala zamanım var sanırım.
-çay hazır mı?
+ abi yeni çay demlememiz lazım programın gerisinden gidiyoruz.
-ver bi sigara
+hani bir saatte bir içecektik sigarayı
son gelen zamdan bu yana sigara da planlı tüketim maddeleri arasındaki yerini almıştı.
en son plan yaptığım gün geldi aklıma. karşısına çıkıcam ve haykırıcam içimde kopan fırtınaları. planın en önemli özelliğinin bir zaman diliminde gerçekleşmesiymiş. hala zamanım var sanırım.
-çay hazır mı?
+ abi yeni çay demlememiz lazım programın gerisinden gidiyoruz.
(bkz: plansız kentleşme)
extra rahat olmak için gerekli duruştur.
-ilk önce ders çalışalım.
-yav bi karnımızı doyursaydık.
-tamam ilk önce bi şeyler yiyelim.
-ama o zaman da vakit kaybederiz demi ya?
-evet bencede yemek sonra yeriz.
-ama kahve içelim başlamadan bence?
-ehehe bence de yanına da tatlı bi şeyler alalım.
-ne alsak ki?
-yok ya tatlı almayalım vazgeçtim kilo alıyoruz sonra.
-doğru ya ama kahve de çikolatayla içilir.
-yok olmaz ben yemem kilo yapıyo.
-çubuk kraker alalım lan o zaman.
-yuhhhh.
böyle bi şey olsa gerek.
-yav bi karnımızı doyursaydık.
-tamam ilk önce bi şeyler yiyelim.
-ama o zaman da vakit kaybederiz demi ya?
-evet bencede yemek sonra yeriz.
-ama kahve içelim başlamadan bence?
-ehehe bence de yanına da tatlı bi şeyler alalım.
-ne alsak ki?
-yok ya tatlı almayalım vazgeçtim kilo alıyoruz sonra.
-doğru ya ama kahve de çikolatayla içilir.
-yok olmaz ben yemem kilo yapıyo.
-çubuk kraker alalım lan o zaman.
-yuhhhh.
böyle bi şey olsa gerek.
akışına bırakmak. kaderci yaklaşım.
hayat yaptığın planlarla başına gelen olaylar arasındaki çizgidir. bunun içindir ki her plan gerçekleşmeyebilir.
gece planımı yaparım.
sabah olur uyanmaya dahi üşenirim.
plan benim neyime...
sabah olur uyanmaya dahi üşenirim.
plan benim neyime...
istenen hiç bir şey gerçekleşmediği için içinde bulunulan durum.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar