bugün
- romanya52
- avrupanın en ucuz mazotunu kullanıyoruz21
- mehdinin en sevdiği balık7
- türkiye19
- gilded bayan yazare5
- almanya15
- bir zirve yapsak kim kimin yanında oturur33
- yaptığı çomarlık eleştirilince agresifleşen çomar5
- fatma betül sayan kaya39
- dünya61
- heyt bea'nın gizli yeni partili çıkması3
- hırsız ekremi eleştirmeyip borsacıyı eleştirmek4
- yarın iş var4
- anın görüntüsü32
- fatma betül sayan kaya'nın yeni partili çıkması3
- kerhaneciye domuz kemiği atmak3
- ismet mehdi ve birader başlıkları2
- başka ülkelre vatandşlk başvrsu yapn milltvekilri12
- taşak ağrısı diye rapor alıp patrona yollamak5
- hiçbir şeyin sarmaması5
- hindistan4
- patroniçesinin önünde yere kalem atan erkek2
- pakistan5
- siccin3
- patroniçenin göte vurarak iyi tatiller demesi3
- pazar akşamları2
- kemaliklerle ekonomi tartışmak5
- ismet gurbuz 2024 almanya da2
- fatma betül sayan kaya yalnız değildir13
- suudi arabistan3
- 27 eylül 2026 meteoroloji sarı kod uyarısı4
- düğün yaptığını korna çalarak herkese duyuran tip5
- avanos pforzheim arası yüksek hızlı tren2
- besiktastakideli2
- ismet el gürbüzhavi bin mehdiyetini ve biraderi2
- güne bir nostaljik şarkı bırak ulen9
- ne yapsam iyi olur9
- amerika birleşik devletleri30
- haluk levent vs fatma betül sayan kaya6
- sözlük kokusu6
- patroniçesine aşık stajyer erkek2
- melih gökçek soruşturması ne oldu6
- ispanya6
- hayat2
- 27 eylül 2026 litvanya azerbaycan maçı4
- furkan bölükbaşı'nın açlık feryadı6
- fatma betül sayan kaya'nın hacca gitmesi3
- osmanlı millet sistemi3
- azerbaycan3
- fransa11
bir hakan akdoğankitabı.
şiddetle tavsiye edebileceğim süper sürükleyici hakan akdoğan kitabı.
(bkz: filme çekilse ne güzel olur)
(bkz: filme çekilse ne güzel olur)
hakan akdoğanı ın ilk romanıdır. ve bu roman ona 1998 de yunus nadi ödülünü kazandırmıstır. hani derler ya bir cırpıda okudum tadı damagımda kaldı diye öylesi bir eserdir bu romanda.
ilk iki sayfasında beyaz dizi kitaplarındaki gibi bir tad olmasına aldanmamak gerekir, ilerki sayfalarda inanılmaz bi kurgu vardır çünkü. osmanlı devrinde yaşanan iki aşkı günümüzde yaşanan iki aşka son derece profosyonelce bağlamıştır. aşk romanı olarak addedilmemelidir sadece, tarihsel olayları da romanına katmış, sanata, arkeolojiye yer vermiştir yazar bu kitabında.
A(v)cı ya da sonsöz
sanki kanatlanip en beklenmedik rüzgarlara karsi dalga dalga uçuyorum...
uçuyorum kus olmus bir insan gibi mutlu
mutlu içimdeki karabasanlari öldürmek adina
çiglik atiyorum göklere
göklerde anlamsiz tedirginlikler yok
yok olmali zaten bunca yüksekte
ama aci mutlulugun kardesi
kardesi degil aci mutlulugun içinde gizli hatta
hatta aci mutlulugun ta kendisi
birden bir aci saplaniveriyor gövdeme
mutlulugun yerine siyirip geçmiyor
geçmiyor ki kanadimi yavas yavas
yavas yavas sekiller çizerek düseyim
düseyim ölmeye hazirlanan bir kus gibi
hayir
en orta yerimden vuruyor birden
birden inivereyim diye
düsüyorum
öylece suskun duruyorum topragin üzerinde çamur içinde
çamur içinde uçma yasagi, yükselmek yok artik, ayagima tel bagliyor avci
avci omzuna asiyor kan beynime siçriyor ölüyorum sanki
sanki ölüyorum
avci aci
aci avci demek
ölüyorum sen baska adam kollarinda umursamazken dünyayi-dünyanin içinde ben de varim-
ben de varim sözlerimi anlamazdan gelip baska adam sicakligi duyarken içinde
içinde birseyler burkulsa yüzün bir an buruşsa ben gelmişimdir aklina zaten
zaten siyirip ativerirsin o maskeyi bilirsin
bilirsin o maske bir anlikti üzmeden geçti
gerçi unutturdu adam sana dudaklarindan islak bir öpücük gibi çekti aldi beni
beni ve benimle ilgili herseyi
ölüyorum yokum
yokum artik sevis onunla sayma beni ki ben demeye hakkim yok biliyorum
biliyorum ben yokum senin acimasiz dünyanda susuyorum
sus(a)mak hayatimin en önemli parçasi ve susmak derimin yüzülmesi ellerimin kanamasi
düslerimi düsündüklerimi isteklerimi hissettiklerimi söyleyememek
söyleyememek en küçük bebegi en büyük mezara gömmek demek öldürmeden hem de
hem de diri diri insan degilsin sen
sen insansin hem de en güzeli
söz veriyorum bu odadan çikmaz kagitlar
kagitlar saklar sirlari
sirlari bir bana fisildar kalemim bir de kagitlara sessizce
sessizce egilip de kulagina ilk "seni seviyorum"u fisildadigim gibi
ihanet etmez onlar onca zahmet vererek büyüttügün saksidaki çiçekler gibi
sen gider gitmez yeni yapraklar yeni çiçekler fiskirdi gidisini kutlarcasina büyüdüler
oysa senin sesin yerine benim sesim vardi üzerlerinde
üzerlerinde benim kokum vardi benim tenim
tenim sevdi onlari her sabah sesim oksadi kadife çiçeklerini ama onlar coştukça
coştukça renkleri kuslar ölüp bahçeme düsmeye basladilar soguktan
soguktan bem de hasta olup yataga düstü zavalli kuslar
zavalli kuslar göçemedi soguktan
soguktan yagmur yagmaz oldu hep kar vardi hep kardan adam yapti çocuklar günlerce
günlerce ben onlari seyrettim kipirdamadan
kipirdamadan kardan adam oldum
kardan adam oldum burnu havuç gözleri kömür
gel artik havalar isininca kardan adamlar ölür
ki gelmezsin biliyorum
biliyorum sen avcisindir
kendimden geçip gökyüzünü seyrettigim kiyida kimi zaman
kimi zaman en azili orospusundur ya da masum bir çocuk nedense
ve nedense hepsinin ortak özelligi benim olmayisin yani sen avci ben aci
aci yani sen yakan günes ben kardan adam burnu havuç gözleri kömür
gel artikhavalar isininca kardan adamlar ölür.
sanki kanatlanip en beklenmedik rüzgarlara karsi dalga dalga uçuyorum...
uçuyorum kus olmus bir insan gibi mutlu
mutlu içimdeki karabasanlari öldürmek adina
çiglik atiyorum göklere
göklerde anlamsiz tedirginlikler yok
yok olmali zaten bunca yüksekte
ama aci mutlulugun kardesi
kardesi degil aci mutlulugun içinde gizli hatta
hatta aci mutlulugun ta kendisi
birden bir aci saplaniveriyor gövdeme
mutlulugun yerine siyirip geçmiyor
geçmiyor ki kanadimi yavas yavas
yavas yavas sekiller çizerek düseyim
düseyim ölmeye hazirlanan bir kus gibi
hayir
en orta yerimden vuruyor birden
birden inivereyim diye
düsüyorum
öylece suskun duruyorum topragin üzerinde çamur içinde
çamur içinde uçma yasagi, yükselmek yok artik, ayagima tel bagliyor avci
avci omzuna asiyor kan beynime siçriyor ölüyorum sanki
sanki ölüyorum
avci aci
aci avci demek
ölüyorum sen baska adam kollarinda umursamazken dünyayi-dünyanin içinde ben de varim-
ben de varim sözlerimi anlamazdan gelip baska adam sicakligi duyarken içinde
içinde birseyler burkulsa yüzün bir an buruşsa ben gelmişimdir aklina zaten
zaten siyirip ativerirsin o maskeyi bilirsin
bilirsin o maske bir anlikti üzmeden geçti
gerçi unutturdu adam sana dudaklarindan islak bir öpücük gibi çekti aldi beni
beni ve benimle ilgili herseyi
ölüyorum yokum
yokum artik sevis onunla sayma beni ki ben demeye hakkim yok biliyorum
biliyorum ben yokum senin acimasiz dünyanda susuyorum
sus(a)mak hayatimin en önemli parçasi ve susmak derimin yüzülmesi ellerimin kanamasi
düslerimi düsündüklerimi isteklerimi hissettiklerimi söyleyememek
söyleyememek en küçük bebegi en büyük mezara gömmek demek öldürmeden hem de
hem de diri diri insan degilsin sen
sen insansin hem de en güzeli
söz veriyorum bu odadan çikmaz kagitlar
kagitlar saklar sirlari
sirlari bir bana fisildar kalemim bir de kagitlara sessizce
sessizce egilip de kulagina ilk "seni seviyorum"u fisildadigim gibi
ihanet etmez onlar onca zahmet vererek büyüttügün saksidaki çiçekler gibi
sen gider gitmez yeni yapraklar yeni çiçekler fiskirdi gidisini kutlarcasina büyüdüler
oysa senin sesin yerine benim sesim vardi üzerlerinde
üzerlerinde benim kokum vardi benim tenim
tenim sevdi onlari her sabah sesim oksadi kadife çiçeklerini ama onlar coştukça
coştukça renkleri kuslar ölüp bahçeme düsmeye basladilar soguktan
soguktan bem de hasta olup yataga düstü zavalli kuslar
zavalli kuslar göçemedi soguktan
soguktan yagmur yagmaz oldu hep kar vardi hep kardan adam yapti çocuklar günlerce
günlerce ben onlari seyrettim kipirdamadan
kipirdamadan kardan adam oldum
kardan adam oldum burnu havuç gözleri kömür
gel artik havalar isininca kardan adamlar ölür
ki gelmezsin biliyorum
biliyorum sen avcisindir
kendimden geçip gökyüzünü seyrettigim kiyida kimi zaman
kimi zaman en azili orospusundur ya da masum bir çocuk nedense
ve nedense hepsinin ortak özelligi benim olmayisin yani sen avci ben aci
aci yani sen yakan günes ben kardan adam burnu havuç gözleri kömür
gel artikhavalar isininca kardan adamlar ölür.
uzun bir müddet
kardan adam oldum burnu havuç gözleri kömür
gel artik havalar ısınınca kardan adamlar ölür
diyerek dolaşmama sebebiyet vermiş, enfes bir kurgu ve şahane bir atmosfer eşliğinde aşkın ne denli büyük yıkımlara yol açabileceğinin bir örneği. tek nefeste okunuyor ama tek nefeste sindirilmiyor.
tam üstteki entryde de o muhteşem şiir mevcut.
kardan adam oldum burnu havuç gözleri kömür
gel artik havalar ısınınca kardan adamlar ölür
diyerek dolaşmama sebebiyet vermiş, enfes bir kurgu ve şahane bir atmosfer eşliğinde aşkın ne denli büyük yıkımlara yol açabileceğinin bir örneği. tek nefeste okunuyor ama tek nefeste sindirilmiyor.
tam üstteki entryde de o muhteşem şiir mevcut.
birkaç saat içinde bitirilebilecek harika bir roman.
kurgusuyla, anlatımıyla, birbirinden farklı hikayelerin okuyucuyu yormadan birbirine harmanlanmasıyla takdire şayan.
yalnız kitabın sonunda manzume şeklinde yazılmış bölüm her ne kadar güzel olsa da bence bu kitabın son cümlesi bu olmalıydı;
--spoiler--
değer miydi bir elmaya
--spoiler--
kurgusuyla, anlatımıyla, birbirinden farklı hikayelerin okuyucuyu yormadan birbirine harmanlanmasıyla takdire şayan.
yalnız kitabın sonunda manzume şeklinde yazılmış bölüm her ne kadar güzel olsa da bence bu kitabın son cümlesi bu olmalıydı;
--spoiler--
değer miydi bir elmaya
--spoiler--
Aradiklarini bulabilmek için dönüp bakmalisin 'unut' diyenlere inat. 'unut' diyenlere inat, geçtiklerini önüne sermeli, bir bir yaşamalisin ucundan köşesinden de olsa. Acidan kivranmayi bile göze almalisin gurulu bir hesaplaşmanin yürege su serpen rahatligini yasamak için. Kuşun kanadinda bir tüy olabilmak için bir tin ani ezmeli seni, toz olana, görünmeyene dek. Göklerde gezinmek, rahatliktan uçabilmek için yerin dibine girmelisin önce. Bir aynanin karşisinda animsamalisin en korkunç, en karabasanli gunlerini. Kendi gözlerinin içine bakmalisin, kendi bakişlarinla kendini tehdit etmelisin. Utandiklarindan bin kez daha utanmalisin kendi yüzüne baka baka. Aynadaki yüzün buruşup aci çekerken ve aynadaki yüzün aglarken sen kendine bakarak gülümsemelisin. Kendini seyretmelisin başka gözlerle. Zaten hep yapmaya çalistigin ama yapamadigin bu degil miydi ? Baska nasil hafifleyebilirki insan, nasil atabilir onca berbat yuku uzerinden ?
... Koşsam gücüm yeter miydi? Nefesimi sonuna dek biraksam havaya! Siyirip atabilir miydim yasadiklarimin tortusunu uzerimden? Ya da kosmak, kacmak çare miydi kurtulmaya? Kendinden ne kadar uzaklasabilir ki insan? Nereye gidebilir yasadiklarini birakip? ihanet edebilr mi yaşadiklarina ya da yüzüstü birakabilr mi gelecegini? Her yere kendisiyle birlikte taşimaz mi içindeki o sinsi acilari? Korkmaz mi yalnizken, terk etmisken ya da terk edilmişken...?
Zaman zaman puslu Kıtalar atlası havası veren bir kitap. 2 günde bitirdim uzun süredir kitapligimda duruyordu. Akıcı denilebilecek bir anlatımı var.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar