bugün
- meal kuran değildir25
- bir erkek ve bir kız arkadaş olabilir mi9
- çoğu yazarları donuzlamış olmam7
- bir sözlük kızıyla sevişmek4
- zengin olmanın yolları4
- kendine 10 üzerinden kaç verirsin4
- sanattan anlayan erkek4
- kendini anlatamamak6
- velvet13
- bir kızı reddedebilen erkek3
- christopher nolan vs mahsun kırmızıgül2
- güneşi gördüm2
- kız arkadaş kiralamak8
- memiktolar da tombiktoymuş3
- acil iş fikri lazım arkadaşlar16
- carrefour2
- geceye 90 lardan bir şarkı bırak3
- iremga11
- bilmediğin dilde film dizi izlemek2
- çırılçıplak şekilde tabancayla ateş etmek4
- uçan spagetti canavarının kutsal kitabı3
- afrika nasıl kalkınabilir15
- hızlı ve öfkeli de oynamak için kel mi olmak lazım2
- crocs giyen erkek2
- beni tanıdılar siz kaçın3
- kadın yazarların daha çok beğeni alması3
- libidonuz yükselince ne yapıyorsunuz3
- bayan kelimesi neden rahatsız edici27
- birinin size söylediği en kırıcı şey nedir6
- danimarka da askerlik süresinin 11 aya çıkarılması4
- kemal kılıçdaroğlu7
- had bildirmek7
- kocasını döven kadın3
- bir dakikada yapılacak güzel yemekler4
- son harfi uzatarak yazmak3
- sözlüğe yazma nedenleri2
- uygulamadan market siparişi vermek3
- obsession film2
- arkadaşlar bakar mısınız9
- imamoğlu'nun tutukluluğunun 100 günü16
- artuklu ünv tespih tasarımı ve imalatı bölümü3
- sigarayı bırakmak4
- 8 ayda 20 nin üzerinde teklif alan erkek4
- murphy kanunları2
- neden bu kadar sıkıcısınız lan2
- enel hak6
- gitarın sesinin bağlamadan yumuşak olması3
- pos bozuk ibanıma at diyen esnaf2
- maliye baskını yemiş esnaf çaresizliği2
- arkadaşlar sizce nasıl olmuş3
8. nesil bir yazar. hoşgelmiş.
hayatımın yegane, paylaşılmaz, kıyılamaz, kardeşten öte, can'dan öte bir tanecik dostu. buraya gelme kararını beraber aldık, aynı platformda olmak dahi en zevk aldığım şeylerden bir tanesi. sonsuz sabrına ve yanımdan hiç ayrılmayışına -kilometrelere rağmen- kedi canına kurban.
(bkz: #12699048)
şu entryssi ile beni benden alan yazar. nesildaş. hoşgelmiş.
şu entryssi ile beni benden alan yazar. nesildaş. hoşgelmiş.
neyse ne işte. bir şeylere başlamak istiyordum, yazmak istiyordum ama uygun zaman bulamamıştım. artık var.
sen hayatıma yaklaşık 5 yıl evvel girdin. ikimiz de hayli küçüktük o zaman, bir hayli. ne zaman yakın olduk? birebir aynı şeyleri yaşadığımızı fark edince. ne kadar çok konuştuk, ne kadar çok dert yandım sana. artık bunalıp evden kaçmayı ve kaçacağım tek yerin yanın olduğu zamanları da hatırlarım. yemedi tabii, o başka konu ama ben hep gelmek istedim. gelmek için de belli bir çaba gösterdim ama nafile dediler, olmaz. hep hayal kurduk. bundan 3 yıl evvel, hayatımda benim için dönüm noktası olan insan gitti. sende de öyle oldu, biliyorum. biz kaldık. herkes gitti her defasında, biz kaldık yine. yeri geldi güldük, yeri geldik ağladık, zaman zaman kavga ettik, fazla dayanamadık. birbirinden kopamayan sevgili gibi olmuştuk iyice, en sevdiğimiz diğerlerini kaybedince kalmıştık biz bize. yine de tam anlamıyla yıkılmadık. birimizden birimiz yıkılacak olduksa, zamanla kaldırmaya, toparlamaya çalıştık...
sana bazen öğüt verdim. ukalalık, büyüklük tasladım. ne kadar komikmişim. hele ki şu halime bakınca, öğüt vermenin haddime olmadığını fark ettim. çünkü benden yaşça küçük olsan da, öyle büyük aklın, öyle büyük kalbin var ki. ben yanında çocuk gibi kalıyorum artık.
çünkü beni o kadar çok topladın ki, çok hata yapmasına rağmen asla vazgeçmeyen, onu korumaya çalışan anne gibisin. canımdan cansın aslında.
sana karşı o kadar mahcubum ki. ben böyle bir insan mıydım? bilmiyorum. ne beni bu hale getirdi, ondan da emin değilim. ama hep bir açlık içerisindeyim ve bu açlığım maddi, manevi hiçbir şeyim kalmadı. bir tek senin sözünü her daim dinlememe rağmen, kendimi bile dinleyemediğim için seni duyamıyorum. oysa ne kadar çok ulaşmaya çalıştın bana. bana huzur veren şeyin ne olduğunu bildirdin, bilmeme rağmen de adam gibi yerine getirmiyorum. vazgeçmiyorsun. her hatamda beni uyarıyorsun, eleştiriyorsun. ki sen olmasan eminim ben çok daha hata yaparım. yaptıklarımın hata olduğunu söyleyen bir tek sen varsın çünkü, dostsun çünkü. biliyorum, seviyorsun beni. biliyorum, sevmediğin insanla iki kelime bile kurmazsın kolay kolay. ben değer biliyor muyum, bilmiyorum sanki. ama emin ol, hayatımdaki en değerli varlıklardan birisisin. sana karşı mahcubum demiş miydim? seninle geçirdiğim o birkaç saatin bile çok farklı anısı var bende. çok değil belki, 5 yıla istinaden toplasan 7 saat ancak. az değil mi? ama benim için çok güzel zamanlardı. birbirimize anlatacağımız çok şey var zannederken yan yana geldiğimizde çoğunlukla susmamız bile anlatmadan anlayabildiğimizden belki artık. beşiktaş sahilde oturmamız, yarım kalan çerçeve, anılar, anılar. çok hayal kurduk, çok işe giriştik seninle. belki bazılarını yarım bıraktık, belki başlamadan vazgeçtik. ama hep bir idealimiz vardı. sen istanbul'a gelecektin ve sevmiyor olduğun bu şehri, tarihi yarımada ile birlikte keşfedeceğiz. ben istanbul için yanıp tutuşurken metropollükten o derece tiksiniyordum, ama senle her yeri güzel kılabiliriz. hala. eğer istersen. ben seni asla çıkarmam hayatımdan, ölesiye korkarım ben bundan.
ne yazıyordum, nerelere geldim bilmiyorum. bana gönderdiğin doğum günü hediyesi, içerisindeki binbir emek hepsi o kadar güzel, o kadar değerli ki benim için. ömür boyu saklamak, her defasında o kağıtlardan bunalınca açmak ve sanki yanıbaşımda, sen varmışcasına moral bulmak en güzel duygulardan olacak. kıyamıyorum bile okumaya şu an, ileriye saklıyorum.
ah be balıkım, çok kelime geçti aramızdan. ama eksilmeyen bir şey vardı. dost. benim için tüm hayatım boyunca öyleydin, öyle olmanı da tek dilediğim şey.
seni hayal kırıklığına uğrattım çok kez, çok kez acizlik gösterdim. af diliyorum. önce allah'tan, sonra senden. beni kurtarabilecek, düzeltebilecek tek insan senken, ben kendime yaptığım bu terbiyesizliği nasıl kurtarırım bilmiyorum. bildiğim tek şey var, o da senin var olman hayatımda. yoksa arlanmaz bir insan olacağım sanki. sanki mi? güldüm kendime.
öyle işte dost, hayallerimiz var. tek hayal kurduğum insansın, biliyorsun değil mi?
güney sahillerini sevmem ama, sırf seninle arabamız olduğunda hem de mor ve ötesi'nden olmak suretiyle güneye giderkeni dinlemek için gideceğim. buenos aries de güzel, belki gerçekleşir ha?
inşallah her daim yanında/yanımda olursun.
kesmeşeker'i, kinyas ve kayra'yı daha çok şeyi senden öğrendim.
bu arada, bana yazdığın küçük kağıtların sarılı olanlarından ilk aldığımı yazıyorum sana
"feridun amca, her şey çok saçma
yaşam geliyordu üstüme hiç yer yoktu kaçmaya."
sen hayatıma yaklaşık 5 yıl evvel girdin. ikimiz de hayli küçüktük o zaman, bir hayli. ne zaman yakın olduk? birebir aynı şeyleri yaşadığımızı fark edince. ne kadar çok konuştuk, ne kadar çok dert yandım sana. artık bunalıp evden kaçmayı ve kaçacağım tek yerin yanın olduğu zamanları da hatırlarım. yemedi tabii, o başka konu ama ben hep gelmek istedim. gelmek için de belli bir çaba gösterdim ama nafile dediler, olmaz. hep hayal kurduk. bundan 3 yıl evvel, hayatımda benim için dönüm noktası olan insan gitti. sende de öyle oldu, biliyorum. biz kaldık. herkes gitti her defasında, biz kaldık yine. yeri geldi güldük, yeri geldik ağladık, zaman zaman kavga ettik, fazla dayanamadık. birbirinden kopamayan sevgili gibi olmuştuk iyice, en sevdiğimiz diğerlerini kaybedince kalmıştık biz bize. yine de tam anlamıyla yıkılmadık. birimizden birimiz yıkılacak olduksa, zamanla kaldırmaya, toparlamaya çalıştık...
sana bazen öğüt verdim. ukalalık, büyüklük tasladım. ne kadar komikmişim. hele ki şu halime bakınca, öğüt vermenin haddime olmadığını fark ettim. çünkü benden yaşça küçük olsan da, öyle büyük aklın, öyle büyük kalbin var ki. ben yanında çocuk gibi kalıyorum artık.
çünkü beni o kadar çok topladın ki, çok hata yapmasına rağmen asla vazgeçmeyen, onu korumaya çalışan anne gibisin. canımdan cansın aslında.
sana karşı o kadar mahcubum ki. ben böyle bir insan mıydım? bilmiyorum. ne beni bu hale getirdi, ondan da emin değilim. ama hep bir açlık içerisindeyim ve bu açlığım maddi, manevi hiçbir şeyim kalmadı. bir tek senin sözünü her daim dinlememe rağmen, kendimi bile dinleyemediğim için seni duyamıyorum. oysa ne kadar çok ulaşmaya çalıştın bana. bana huzur veren şeyin ne olduğunu bildirdin, bilmeme rağmen de adam gibi yerine getirmiyorum. vazgeçmiyorsun. her hatamda beni uyarıyorsun, eleştiriyorsun. ki sen olmasan eminim ben çok daha hata yaparım. yaptıklarımın hata olduğunu söyleyen bir tek sen varsın çünkü, dostsun çünkü. biliyorum, seviyorsun beni. biliyorum, sevmediğin insanla iki kelime bile kurmazsın kolay kolay. ben değer biliyor muyum, bilmiyorum sanki. ama emin ol, hayatımdaki en değerli varlıklardan birisisin. sana karşı mahcubum demiş miydim? seninle geçirdiğim o birkaç saatin bile çok farklı anısı var bende. çok değil belki, 5 yıla istinaden toplasan 7 saat ancak. az değil mi? ama benim için çok güzel zamanlardı. birbirimize anlatacağımız çok şey var zannederken yan yana geldiğimizde çoğunlukla susmamız bile anlatmadan anlayabildiğimizden belki artık. beşiktaş sahilde oturmamız, yarım kalan çerçeve, anılar, anılar. çok hayal kurduk, çok işe giriştik seninle. belki bazılarını yarım bıraktık, belki başlamadan vazgeçtik. ama hep bir idealimiz vardı. sen istanbul'a gelecektin ve sevmiyor olduğun bu şehri, tarihi yarımada ile birlikte keşfedeceğiz. ben istanbul için yanıp tutuşurken metropollükten o derece tiksiniyordum, ama senle her yeri güzel kılabiliriz. hala. eğer istersen. ben seni asla çıkarmam hayatımdan, ölesiye korkarım ben bundan.
ne yazıyordum, nerelere geldim bilmiyorum. bana gönderdiğin doğum günü hediyesi, içerisindeki binbir emek hepsi o kadar güzel, o kadar değerli ki benim için. ömür boyu saklamak, her defasında o kağıtlardan bunalınca açmak ve sanki yanıbaşımda, sen varmışcasına moral bulmak en güzel duygulardan olacak. kıyamıyorum bile okumaya şu an, ileriye saklıyorum.
ah be balıkım, çok kelime geçti aramızdan. ama eksilmeyen bir şey vardı. dost. benim için tüm hayatım boyunca öyleydin, öyle olmanı da tek dilediğim şey.
seni hayal kırıklığına uğrattım çok kez, çok kez acizlik gösterdim. af diliyorum. önce allah'tan, sonra senden. beni kurtarabilecek, düzeltebilecek tek insan senken, ben kendime yaptığım bu terbiyesizliği nasıl kurtarırım bilmiyorum. bildiğim tek şey var, o da senin var olman hayatımda. yoksa arlanmaz bir insan olacağım sanki. sanki mi? güldüm kendime.
öyle işte dost, hayallerimiz var. tek hayal kurduğum insansın, biliyorsun değil mi?
güney sahillerini sevmem ama, sırf seninle arabamız olduğunda hem de mor ve ötesi'nden olmak suretiyle güneye giderkeni dinlemek için gideceğim. buenos aries de güzel, belki gerçekleşir ha?
inşallah her daim yanında/yanımda olursun.
kesmeşeker'i, kinyas ve kayra'yı daha çok şeyi senden öğrendim.
bu arada, bana yazdığın küçük kağıtların sarılı olanlarından ilk aldığımı yazıyorum sana
"feridun amca, her şey çok saçma
yaşam geliyordu üstüme hiç yer yoktu kaçmaya."
sempatik, sıcakkanlı bir 8. nesil yazarımızdır. hoşgelmiştir. erkekler konusunda da sanırım ortak zevklere sahip olduğumuzu söylemek yanlış olmaz.*
hoşgelmiş yazar. çok sevdiğim bir tabiri nick seçmiş yazar.
Olayları pek tınlamama gücüne sahip bir süper kahraman. Amaaan neyse ne.*
sözlükteki ilk günümde beni mutlu etmiş samimi yazardır. hoşbulduk...
Kişi ismi olma potansiyeline sahip kelime veya kelime grubu da olabilir
-neysenee canım bakar mısın?
yada
-ya azcık neysene bende oturucam.
-neysenee canım bakar mısın?
yada
-ya azcık neysene bende oturucam.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar