bugün
- karşısındaki yazarı kadın sanıp mesaj atan erkek9
- lütfen mümkünse zahmet olmazsa rica etsem4
- dm açsana diyen erkek5
- arka kapının gıcırdaması4
- bir kadının hoşlandığını belli etmesinin yolları6
- kaplumbağaya yem verdim3
- lore peyniri4
- bilmediğin numaraya alo dedin yandın4
- ülkücü bir babanın oğluna vereceği isim4
- özgür özel'in tutuklanması5
- masklavi ve mel mel gibson'un birbirini artılaması6
- magnezyum ve colagen kullanmak5
- terörsüz türkiye de yasal süreç4
- mohamed salah'ın trabzonspor'a transferi11
- düğün dernekle evlenir kimseye duyurmadan boşanır7
- nihoşun ölümü4
- ama kent uzlaşısı6
- çerçeve yasa teklifinin meclis'e sunulması6
- meal kuran değildir26
- theodor herzl e devlet madalyası vermek4
- midilli adası6
- bir erkek ve bir kız arkadaş olabilir mi14
- mayışın çekildiği günlerde sucuk yemek2
- aile hekimi4
- leon2
- lor peynirini krem peynir haline getirmek2
- ülkücü vs pkklı3
- aylık 508 bin tl iyi para mıdır sorunsalı5
- insanlar sizi nasıl tanımlar7
- lionel messi3
- duş almak vs duş yapmak6
- bayan kelimesi neden rahatsız edici28
- geceye güzel bir söz bırak6
- online kumar4
- çağımızın hastalığı2
- pforzheim şu an 21 derece3
- acil iş fikri lazım arkadaşlar16
- 2026 ağustos ayının serin geçmesi3
- aslan abilerim sözlüğe geri dönsün kampanyası7
- gecenin film sahnesi5
- 05 08 2026 ankara daki yoğun osuruk kokusu2
- afrika nasıl kalkınabilir15
- iremga12
- euro'nun 55 tl olması2
- imamoğlu'nun tutukluluğunun 100 günü16
- çoğu yazarları donuzlamış olmam7
- dinamo zagreb'in kauno zalgiris'i 5 0 yenmesi3
- stack overflow kopyala yapıştır4
- 5 ağustos 20263
- erkek gibi konuşan kız7
neyse ne işte. bir şeylere başlamak istiyordum, yazmak istiyordum ama uygun zaman bulamamıştım. artık var.
sen hayatıma yaklaşık 5 yıl evvel girdin. ikimiz de hayli küçüktük o zaman, bir hayli. ne zaman yakın olduk? birebir aynı şeyleri yaşadığımızı fark edince. ne kadar çok konuştuk, ne kadar çok dert yandım sana. artık bunalıp evden kaçmayı ve kaçacağım tek yerin yanın olduğu zamanları da hatırlarım. yemedi tabii, o başka konu ama ben hep gelmek istedim. gelmek için de belli bir çaba gösterdim ama nafile dediler, olmaz. hep hayal kurduk. bundan 3 yıl evvel, hayatımda benim için dönüm noktası olan insan gitti. sende de öyle oldu, biliyorum. biz kaldık. herkes gitti her defasında, biz kaldık yine. yeri geldi güldük, yeri geldik ağladık, zaman zaman kavga ettik, fazla dayanamadık. birbirinden kopamayan sevgili gibi olmuştuk iyice, en sevdiğimiz diğerlerini kaybedince kalmıştık biz bize. yine de tam anlamıyla yıkılmadık. birimizden birimiz yıkılacak olduksa, zamanla kaldırmaya, toparlamaya çalıştık...
sana bazen öğüt verdim. ukalalık, büyüklük tasladım. ne kadar komikmişim. hele ki şu halime bakınca, öğüt vermenin haddime olmadığını fark ettim. çünkü benden yaşça küçük olsan da, öyle büyük aklın, öyle büyük kalbin var ki. ben yanında çocuk gibi kalıyorum artık.
çünkü beni o kadar çok topladın ki, çok hata yapmasına rağmen asla vazgeçmeyen, onu korumaya çalışan anne gibisin. canımdan cansın aslında.
sana karşı o kadar mahcubum ki. ben böyle bir insan mıydım? bilmiyorum. ne beni bu hale getirdi, ondan da emin değilim. ama hep bir açlık içerisindeyim ve bu açlığım maddi, manevi hiçbir şeyim kalmadı. bir tek senin sözünü her daim dinlememe rağmen, kendimi bile dinleyemediğim için seni duyamıyorum. oysa ne kadar çok ulaşmaya çalıştın bana. bana huzur veren şeyin ne olduğunu bildirdin, bilmeme rağmen de adam gibi yerine getirmiyorum. vazgeçmiyorsun. her hatamda beni uyarıyorsun, eleştiriyorsun. ki sen olmasan eminim ben çok daha hata yaparım. yaptıklarımın hata olduğunu söyleyen bir tek sen varsın çünkü, dostsun çünkü. biliyorum, seviyorsun beni. biliyorum, sevmediğin insanla iki kelime bile kurmazsın kolay kolay. ben değer biliyor muyum, bilmiyorum sanki. ama emin ol, hayatımdaki en değerli varlıklardan birisisin. sana karşı mahcubum demiş miydim? seninle geçirdiğim o birkaç saatin bile çok farklı anısı var bende. çok değil belki, 5 yıla istinaden toplasan 7 saat ancak. az değil mi? ama benim için çok güzel zamanlardı. birbirimize anlatacağımız çok şey var zannederken yan yana geldiğimizde çoğunlukla susmamız bile anlatmadan anlayabildiğimizden belki artık. beşiktaş sahilde oturmamız, yarım kalan çerçeve, anılar, anılar. çok hayal kurduk, çok işe giriştik seninle. belki bazılarını yarım bıraktık, belki başlamadan vazgeçtik. ama hep bir idealimiz vardı. sen istanbul'a gelecektin ve sevmiyor olduğun bu şehri, tarihi yarımada ile birlikte keşfedeceğiz. ben istanbul için yanıp tutuşurken metropollükten o derece tiksiniyordum, ama senle her yeri güzel kılabiliriz. hala. eğer istersen. ben seni asla çıkarmam hayatımdan, ölesiye korkarım ben bundan.
ne yazıyordum, nerelere geldim bilmiyorum. bana gönderdiğin doğum günü hediyesi, içerisindeki binbir emek hepsi o kadar güzel, o kadar değerli ki benim için. ömür boyu saklamak, her defasında o kağıtlardan bunalınca açmak ve sanki yanıbaşımda, sen varmışcasına moral bulmak en güzel duygulardan olacak. kıyamıyorum bile okumaya şu an, ileriye saklıyorum.
ah be balıkım, çok kelime geçti aramızdan. ama eksilmeyen bir şey vardı. dost. benim için tüm hayatım boyunca öyleydin, öyle olmanı da tek dilediğim şey.
seni hayal kırıklığına uğrattım çok kez, çok kez acizlik gösterdim. af diliyorum. önce allah'tan, sonra senden. beni kurtarabilecek, düzeltebilecek tek insan senken, ben kendime yaptığım bu terbiyesizliği nasıl kurtarırım bilmiyorum. bildiğim tek şey var, o da senin var olman hayatımda. yoksa arlanmaz bir insan olacağım sanki. sanki mi? güldüm kendime.
öyle işte dost, hayallerimiz var. tek hayal kurduğum insansın, biliyorsun değil mi?
güney sahillerini sevmem ama, sırf seninle arabamız olduğunda hem de mor ve ötesi'nden olmak suretiyle güneye giderkeni dinlemek için gideceğim. buenos aries de güzel, belki gerçekleşir ha?
inşallah her daim yanında/yanımda olursun.
kesmeşeker'i, kinyas ve kayra'yı daha çok şeyi senden öğrendim.
bu arada, bana yazdığın küçük kağıtların sarılı olanlarından ilk aldığımı yazıyorum sana
"feridun amca, her şey çok saçma
yaşam geliyordu üstüme hiç yer yoktu kaçmaya."
sen hayatıma yaklaşık 5 yıl evvel girdin. ikimiz de hayli küçüktük o zaman, bir hayli. ne zaman yakın olduk? birebir aynı şeyleri yaşadığımızı fark edince. ne kadar çok konuştuk, ne kadar çok dert yandım sana. artık bunalıp evden kaçmayı ve kaçacağım tek yerin yanın olduğu zamanları da hatırlarım. yemedi tabii, o başka konu ama ben hep gelmek istedim. gelmek için de belli bir çaba gösterdim ama nafile dediler, olmaz. hep hayal kurduk. bundan 3 yıl evvel, hayatımda benim için dönüm noktası olan insan gitti. sende de öyle oldu, biliyorum. biz kaldık. herkes gitti her defasında, biz kaldık yine. yeri geldi güldük, yeri geldik ağladık, zaman zaman kavga ettik, fazla dayanamadık. birbirinden kopamayan sevgili gibi olmuştuk iyice, en sevdiğimiz diğerlerini kaybedince kalmıştık biz bize. yine de tam anlamıyla yıkılmadık. birimizden birimiz yıkılacak olduksa, zamanla kaldırmaya, toparlamaya çalıştık...
sana bazen öğüt verdim. ukalalık, büyüklük tasladım. ne kadar komikmişim. hele ki şu halime bakınca, öğüt vermenin haddime olmadığını fark ettim. çünkü benden yaşça küçük olsan da, öyle büyük aklın, öyle büyük kalbin var ki. ben yanında çocuk gibi kalıyorum artık.
çünkü beni o kadar çok topladın ki, çok hata yapmasına rağmen asla vazgeçmeyen, onu korumaya çalışan anne gibisin. canımdan cansın aslında.
sana karşı o kadar mahcubum ki. ben böyle bir insan mıydım? bilmiyorum. ne beni bu hale getirdi, ondan da emin değilim. ama hep bir açlık içerisindeyim ve bu açlığım maddi, manevi hiçbir şeyim kalmadı. bir tek senin sözünü her daim dinlememe rağmen, kendimi bile dinleyemediğim için seni duyamıyorum. oysa ne kadar çok ulaşmaya çalıştın bana. bana huzur veren şeyin ne olduğunu bildirdin, bilmeme rağmen de adam gibi yerine getirmiyorum. vazgeçmiyorsun. her hatamda beni uyarıyorsun, eleştiriyorsun. ki sen olmasan eminim ben çok daha hata yaparım. yaptıklarımın hata olduğunu söyleyen bir tek sen varsın çünkü, dostsun çünkü. biliyorum, seviyorsun beni. biliyorum, sevmediğin insanla iki kelime bile kurmazsın kolay kolay. ben değer biliyor muyum, bilmiyorum sanki. ama emin ol, hayatımdaki en değerli varlıklardan birisisin. sana karşı mahcubum demiş miydim? seninle geçirdiğim o birkaç saatin bile çok farklı anısı var bende. çok değil belki, 5 yıla istinaden toplasan 7 saat ancak. az değil mi? ama benim için çok güzel zamanlardı. birbirimize anlatacağımız çok şey var zannederken yan yana geldiğimizde çoğunlukla susmamız bile anlatmadan anlayabildiğimizden belki artık. beşiktaş sahilde oturmamız, yarım kalan çerçeve, anılar, anılar. çok hayal kurduk, çok işe giriştik seninle. belki bazılarını yarım bıraktık, belki başlamadan vazgeçtik. ama hep bir idealimiz vardı. sen istanbul'a gelecektin ve sevmiyor olduğun bu şehri, tarihi yarımada ile birlikte keşfedeceğiz. ben istanbul için yanıp tutuşurken metropollükten o derece tiksiniyordum, ama senle her yeri güzel kılabiliriz. hala. eğer istersen. ben seni asla çıkarmam hayatımdan, ölesiye korkarım ben bundan.
ne yazıyordum, nerelere geldim bilmiyorum. bana gönderdiğin doğum günü hediyesi, içerisindeki binbir emek hepsi o kadar güzel, o kadar değerli ki benim için. ömür boyu saklamak, her defasında o kağıtlardan bunalınca açmak ve sanki yanıbaşımda, sen varmışcasına moral bulmak en güzel duygulardan olacak. kıyamıyorum bile okumaya şu an, ileriye saklıyorum.
ah be balıkım, çok kelime geçti aramızdan. ama eksilmeyen bir şey vardı. dost. benim için tüm hayatım boyunca öyleydin, öyle olmanı da tek dilediğim şey.
seni hayal kırıklığına uğrattım çok kez, çok kez acizlik gösterdim. af diliyorum. önce allah'tan, sonra senden. beni kurtarabilecek, düzeltebilecek tek insan senken, ben kendime yaptığım bu terbiyesizliği nasıl kurtarırım bilmiyorum. bildiğim tek şey var, o da senin var olman hayatımda. yoksa arlanmaz bir insan olacağım sanki. sanki mi? güldüm kendime.
öyle işte dost, hayallerimiz var. tek hayal kurduğum insansın, biliyorsun değil mi?
güney sahillerini sevmem ama, sırf seninle arabamız olduğunda hem de mor ve ötesi'nden olmak suretiyle güneye giderkeni dinlemek için gideceğim. buenos aries de güzel, belki gerçekleşir ha?
inşallah her daim yanında/yanımda olursun.
kesmeşeker'i, kinyas ve kayra'yı daha çok şeyi senden öğrendim.
bu arada, bana yazdığın küçük kağıtların sarılı olanlarından ilk aldığımı yazıyorum sana
"feridun amca, her şey çok saçma
yaşam geliyordu üstüme hiç yer yoktu kaçmaya."
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar