bugün
- artık kürt sorunu yoktur14
- sözlüğün en yakışıklı erkek yazarı40
- levent kırca5
- sözlükteki ilişki skandalı36
- sözlük yazarlarının kavgalık ayakkabıları9
- erkekler allah belanızı versin4
- bir kıza alınabilecek en iyi hediye6
- hırt8
- muhafazakarlar3
- yarın nikahı basarım denilebilen kadın özellikleri7
- doktorluğu en zor tıbbi branş15
- yazarların kavga başlatmak için ilk sözleri7
- sabah sabah 500g çikolatalı puding yemek16
- etiler3
- azerbaycan da okullara başörtüsü yasağı gelmesi2
- kışlıkları çıkartmak5
- claudian clouds2
- çok kötü ve kırgın hissettiğinizde ne yapıyorsunuz16
- 2026 victoria s secret fashion show mankenleri8
- kedili ev temizliği2
- kahvaltıda çilek dolgulu donut yemek4
- ekrem imamoğlu10
- a1012
- mobilya2
- 13 ekim 2026 galatasaray barcelona maçı5
- tc kimlik numarası ile sigara almak12
- x tadında adamsın3
- filistin57
- ak partili yahşihan belediyesine operasyon8
- özel sektörde işçi olarak çalışmak3
- evliliği kurtarmak için çocuk yapmak6
- selam verme zorunluluğu6
- diamond bosphorus denince akla gelenler39
- sizi en çok ne mutlu eder2
- judas'ın ölmesi3
- ehliyetsiz araba kullanmak9
- kamyon kasasında almanya'ya kaçak gitmek2
- kitap okumayıp yabancı dil bilmemek2
- suudi prensine dokunmak3
- bir yazarı çok sevmek ama o hiç sevmemek7
- bu milletin kedi merakı6
- tanıdık yağcıdan zeytinyağı almak2
- tavuk tantuni7
- zor günlerden geçenlerin bildiği en iyi şey7
- sarapci koalayi denize atmak7
- grup sekse davet eden sözlük yazarı6
- denetimsizlik insanları namussuz yapar4
- öbür sözlükten gelen kız5
- yazarların sabah kahvaltıları7
- bugün öğlen ne yesem anketi3
(bkz: Kosova)nın şirin kentidir. Bir o kadar da acılarla dolu kasabasıdır. Kenti bir nehir ortadan ikiye ayırır. Savaş sonrası bu nehir insanları da ayıran nehir olma özelliğini kazanmıştır. Yıllarca beraber oturmuş, beraber kahve içmiş beraber sohbet etmiş, boşnak, arnavut ya da sırplar politik egolar yüzünden ayrı düşmüş evlerini dostlarını sohbetlerini bırakmış köprünün öteki tarafına geçmişlerdir. Bir yanda sırplar bir yanda arnavut ve boşnaklar. Ortada yaklaşık 100 metre uzunluğunda bir köprü, arada ise özlenen sohbetler, arkadaşlar kalmıştır.
kenti ikiye ayıran nehir üzerindeki köprüde resmen olmasa da fiilen sınır kapısı vardır. nato askerleri burayı nizamiye haline getirmiştir.
cevat prekazi'nin memleketidir. karışıklıkların eksil olmadığı kentdir.
Kosova’nın kuzeyinde bulunan,
Kosova’nın Arnavut bölgesiyle, sırp bölgelerinin sınırları tam ortasından geçen bir şehir.
iki bölgeyide birbirleriyle bağlayan köprüleriyle meşhur-Muş. Muş. Çünkü ben bilmiyordum.
Geçen sene kosovalı dostumun düğünü için gitmiştim. sabiha gökçen üzeri aktarmalı. Tam bir gün öncesinde kosova’da sırp bölgeleriyle olaylar ve çatışma çıkmıştı. diplomatik krizleri hep var zaten, ama tansiyon son 10 yılda hiç bu kadar yükselmemişti demişlerdi. Havalimanında pasaportlarıma bakan Memur kardeş uçağa binmeden önce gözümün içine bakarak “sen istihbaratçımısın” diye fısıldamıştı. Hani neden Almanya’dan direkt uçmamışım da, istanbul üzeri uçuyormuşum diye kriz bölgesine. Ah be memur kardeş, sana o anda tabii “böylesi 100€ daha uyguna geldi, param yok. 12 saat daha uzun yolculuğu para uğruna göze aldım” diyemedim tabii, verdiğim cevap “kendini riske atacak sorular sorma kardeş” olmuştu. adamın rengi fena oynamıştı ama. yeminle diyorum.
Mitroviça’nın kendisi sakin bir kent. Her neyse, Düğün arefesinde düğün evinde telaş melaş derkene, bi akşam tek başıma takılayım felan dedim. O bahsettiğim köprünün hemen yanıbaşında bir club vardı. Çarşılarını turlayıp, iki fırt nargile çektikten sonra o cluba doğru yürüyordum, şöyle bi baktım bi köprü var. Işıklı mışıklı böyle. E tabii mevzuyu daha Bilmiyom, bi şu tarafı da turlayayım dedim. Köprüyü geçtim, ve geçer geçmez bi bulvar başlıyor ve o bulvar sağlı sollu Sırbistan bayraklarıyla donatılmış. Ben bunu fark edene kadar şöyle bi 150metre felan yürüdüm. bu da neyin nesi felan diye şok oldum. Kosova’da kimin götü yer lan Sırbistan bayrağı asmak? bi cafenin yanından geçerken, yanılmıyorsam bitane şampiyonlar ligi eleme maçı vardı içerideki ekranlarda. Ve o ana kadar fark ettiğim tek şey bayraklar ve tiplerin bi anda bariz değişmesi. neyse girdim dükkana, kola söyledim. instagramla felan meşguldüm. Maç bitti (zaten son 10 dakkası felan oynanıyordu vardığımda) , hesabı ödemek için uzattım € banknotunu (Kosova’nın para birimi €, her ne kadar Avrupa merkez bankası açısından gayriresmi olsa da, Kosova açısından resmî) . E bu eleman bi bakış attı, bu olmaz dedi. Genç bi çocuk. 19-20 felan. Sağolsun tamam ben değiştiririm dedi, 2dk sonra dükkana elinde sırp banknotlarıyla döndü. Bu paranın üstü deyip elime uzattı. işte tam o anda çaktım. Kafama sokim dedim. Lan ben sırp tarafına geçmişim ya la. Bu kadar yakın mı, bu kadar basit mi olur ya diye kendi kendime konuşurken, götüm üç buçuk atmaya başladı. Malum haberler bas bas bağırıyordu , savaş çıkabilir. hatta Kosova’da ilk uyandığım gün silah seslerinden uyanmıştım. Şimdi yarrağı yedin kerhaneci diye paniklerken, ben artık koşmaya başladım. Hemennn köprünün diğer tarafına tekrar dönmem lazım. Artık Allah ne verdiyse, koş bakalım felan derkene ,
köprüye 5-10 metre kala 3 tane asker, ellerindeki silah ve fenerleri yüzüme doğrultup , hoooop sen ne ayaksun , niye koşuyorsun felan diye altıma sıçtırdılar. Meğerse bunlar birleşmiş milletler tarafından görevlendirilen nato’nun kfor birlikleriymiş. Pasaport, kimlik kartı felan istediler, sonra bıraktılar. Koşma diye “nazikçe” uyardılar. Ben de donumdaki 20 kilo sıçtığım bokla arnavut tarafına geri döndüm.
görsel
görsel
Kosova’nın Arnavut bölgesiyle, sırp bölgelerinin sınırları tam ortasından geçen bir şehir.
iki bölgeyide birbirleriyle bağlayan köprüleriyle meşhur-Muş. Muş. Çünkü ben bilmiyordum.
Geçen sene kosovalı dostumun düğünü için gitmiştim. sabiha gökçen üzeri aktarmalı. Tam bir gün öncesinde kosova’da sırp bölgeleriyle olaylar ve çatışma çıkmıştı. diplomatik krizleri hep var zaten, ama tansiyon son 10 yılda hiç bu kadar yükselmemişti demişlerdi. Havalimanında pasaportlarıma bakan Memur kardeş uçağa binmeden önce gözümün içine bakarak “sen istihbaratçımısın” diye fısıldamıştı. Hani neden Almanya’dan direkt uçmamışım da, istanbul üzeri uçuyormuşum diye kriz bölgesine. Ah be memur kardeş, sana o anda tabii “böylesi 100€ daha uyguna geldi, param yok. 12 saat daha uzun yolculuğu para uğruna göze aldım” diyemedim tabii, verdiğim cevap “kendini riske atacak sorular sorma kardeş” olmuştu. adamın rengi fena oynamıştı ama. yeminle diyorum.
Mitroviça’nın kendisi sakin bir kent. Her neyse, Düğün arefesinde düğün evinde telaş melaş derkene, bi akşam tek başıma takılayım felan dedim. O bahsettiğim köprünün hemen yanıbaşında bir club vardı. Çarşılarını turlayıp, iki fırt nargile çektikten sonra o cluba doğru yürüyordum, şöyle bi baktım bi köprü var. Işıklı mışıklı böyle. E tabii mevzuyu daha Bilmiyom, bi şu tarafı da turlayayım dedim. Köprüyü geçtim, ve geçer geçmez bi bulvar başlıyor ve o bulvar sağlı sollu Sırbistan bayraklarıyla donatılmış. Ben bunu fark edene kadar şöyle bi 150metre felan yürüdüm. bu da neyin nesi felan diye şok oldum. Kosova’da kimin götü yer lan Sırbistan bayrağı asmak? bi cafenin yanından geçerken, yanılmıyorsam bitane şampiyonlar ligi eleme maçı vardı içerideki ekranlarda. Ve o ana kadar fark ettiğim tek şey bayraklar ve tiplerin bi anda bariz değişmesi. neyse girdim dükkana, kola söyledim. instagramla felan meşguldüm. Maç bitti (zaten son 10 dakkası felan oynanıyordu vardığımda) , hesabı ödemek için uzattım € banknotunu (Kosova’nın para birimi €, her ne kadar Avrupa merkez bankası açısından gayriresmi olsa da, Kosova açısından resmî) . E bu eleman bi bakış attı, bu olmaz dedi. Genç bi çocuk. 19-20 felan. Sağolsun tamam ben değiştiririm dedi, 2dk sonra dükkana elinde sırp banknotlarıyla döndü. Bu paranın üstü deyip elime uzattı. işte tam o anda çaktım. Kafama sokim dedim. Lan ben sırp tarafına geçmişim ya la. Bu kadar yakın mı, bu kadar basit mi olur ya diye kendi kendime konuşurken, götüm üç buçuk atmaya başladı. Malum haberler bas bas bağırıyordu , savaş çıkabilir. hatta Kosova’da ilk uyandığım gün silah seslerinden uyanmıştım. Şimdi yarrağı yedin kerhaneci diye paniklerken, ben artık koşmaya başladım. Hemennn köprünün diğer tarafına tekrar dönmem lazım. Artık Allah ne verdiyse, koş bakalım felan derkene ,
köprüye 5-10 metre kala 3 tane asker, ellerindeki silah ve fenerleri yüzüme doğrultup , hoooop sen ne ayaksun , niye koşuyorsun felan diye altıma sıçtırdılar. Meğerse bunlar birleşmiş milletler tarafından görevlendirilen nato’nun kfor birlikleriymiş. Pasaport, kimlik kartı felan istediler, sonra bıraktılar. Koşma diye “nazikçe” uyardılar. Ben de donumdaki 20 kilo sıçtığım bokla arnavut tarafına geri döndüm.
görsel
görsel
Ittihad ve terakki metroviçe şubesinin Gizli yönetim kurulu başkanı mareşal Fevzi çakmaktı.
Tın tınnnn... hiçbirinizin umurunda bile degil yazik dedi çöpe bakan zavallı emekli dede..
Tın tınnnn... hiçbirinizin umurunda bile degil yazik dedi çöpe bakan zavallı emekli dede..
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar