bugün
- en merak ettiğin ulu yazarı30
- nervionun merak ettiği yazar19
- yazarları mutlu edebilecek küçük şeyler6
- kızlar teklif ediyor efsanesi gerçek oluyor5
- norveçte bok olsam3
- sinirli kadını sakinleştirmek17
- 40 yaş üzeri insanlar mesajlaşıyor mu sorunsalı13
- erkeklerin zeki kadın sevmemesi9
- bugün açılacağım sözlük kızı12
- doğum haritası5
- sözlükte en çok güldüğünüz yazarlar9
- damarına basmak2
- gereksiz iyi olmak2
- yakışıklı bir erkeğin yalnız olmasının nedenleri8
- kürtler 5 yıl icerisinde türkiye yi ele gecirirler13
- sevgilinin giyimine karışmak9
- atatürkün bilimden en uzak sözü8
- devlete güvenmeyip ahbap'a güvenmek4
- altı ok'a ihanet edip mührü başka yere vurmak19
- komşuları itici yapan detaylar7
- anıtkabire gitmek vs hacca gitmek8
- nervionun kedisi5
- istanbul üzerine nur gelecek4
- erecto biraderin roman olması4
- yalnizca deli yalnizca sair21
- bu sözlükte beni herkes tanır9
- ahlaksız başlık açan çaresizler5
- selamın aleyküm desem kaç kişi aleyküm selam der11
- ciguli vs velvet9
- zengin bacanak5
- sapıkça başlık açan yazarlar7
- nickinde k harfi olan yazara olan aşkım15
- arı maya2
- arabalı kadın arabasız erkek ilişkisi yürür mü5
- ton balığını kim yiyor sorunsalı10
- arkadaşlar bakar mısınız21
- depresyonda olanlar için teselli cümleleri3
- yeni seçimde akp halka ne vaadedebilir sorunsalı12
- katatespizartmasi17
- dikkatleri çeken sözlük kızı7
- merak edilen erkeğin patates çıkması7
- kız arkadaşa gökyüzünü hediye etmek18
- sevilen kızın ağzımıza vermesi6
- yapay zeka kontrolden çıktığında olacaklar7
- sözlük kızlarından hiç astronot çıkmaması8
- olgunlaştıkça duygusuz ve acımasız olmak3
- kızların neden böyle olması2
- starbucks vs kahve dünyası4
- sünnetten akılda kalanlar6
- merak edilen sözlük erkeği6
nick altının yarısı benim eski nicklerimden yazdığım yazılarla dolu olan yazar.
bu da bir yenisi olsun. *
hayırsızlık konusunda başabaş gittiğimiz yazar.
çok güzel yazar. kendi de yazıları da.
selam ederim gözüm.
bu da bir yenisi olsun. *
hayırsızlık konusunda başabaş gittiğimiz yazar.
çok güzel yazar. kendi de yazıları da.
selam ederim gözüm.
hemsehri yazar.
bamık gibi bir de. varolsun.
bamık gibi bir de. varolsun.
böyle güzel bir insanla böyle bir ortamda karşılaşmak tamamen hoş bir tevafuk. *
gittiğimiz yol aynı yol, yol dikenli ama yolun sonu güzel görünüyor. en azından gidip, görenler insan-ı kamiller öyle diyor ya işte ümidim de o yolu tamamlamak.
herkese nasip olmayan muhabbet deryasına vakıf olmakla taçlandırılmış yazar, eksik olma.
gittiğimiz yol aynı yol, yol dikenli ama yolun sonu güzel görünüyor. en azından gidip, görenler insan-ı kamiller öyle diyor ya işte ümidim de o yolu tamamlamak.
herkese nasip olmayan muhabbet deryasına vakıf olmakla taçlandırılmış yazar, eksik olma.
geçmiş doğum gününü kutladığım yazar. seneye ilk ben kutlayacağım. evet. *
geçmiş doğum günün kutlu olsun yazarı.
pirim. evet.
çok severim, çok sayarım ama biraz daha kısa yazsa da okusak. *
özletmiştir. hoş geldin şirine.
hele şükür gelmiştir, özlemiştim be emmikızı.
bana hep buralardayım konuşuruz diyerek ortalıktan kayboldu. hani hep vardın??
Kayıpları oynayan emmikizim.
Nerelere gittin ya hu.
Nerelere gittin ya hu.
(bkz: prenses)
(#19317187) gel canım ben sana iğne yaparım.
bu sezen cumhur önal havasını tümden dağıtmak adına kendisine bu parçayı armağan ediyorum, tanımam etmem; baktım herkes dadanmış nick altına bari bende eksik kalmayayım dedim, al ablacım;
http://youtu.be/4kQMDSw3Aqo
http://youtu.be/4kQMDSw3Aqo
(#19245477) imrendigim yazar. negzel hayatin var senin oyle ya laylaylom.
böyle nickini gördükçe yanaklarını sıkma isteği getiren şirin yazar.
evinin kadını, çocuklarımın anası olacak yazardır.mutfakta ahçı, yatakta neyse töbe töbe seviyoruz kendisi. *
ölüm ile alakalı yazı yazmayı sevmiyorum aslında. her telaffuz ettiğimde çağırıyormuşum gibi geliyor.
ben sana başka bir şey anlatacağım mishel.
dedemin en sevdiğim insan olması, onun nasıl bir insan olduğundan çok; benim onu nasıl gördüğümdü. belli yaşına kadar karaborsacı olarak anılan dedem, insanların gözünde belki de kötü bir insandı. fena bir esnaf. kimsenin işini düşürmek istemeyeceği zalım bir mal sahibi.
ben dedemi diğer insanların gördüğü gibi görmedim. yaptığı işle ilgilenmedim. kime ne sattığı umrumda olmadı. sadece beni ve ailesini çok sevdiği için sevdim onu.
yazmak çok saçma geliyor aslına bakarsan ölümün ardından. çok sevdiğin birini bir daha göremeyecek olma duygusu, bu duyguyu henüz tatmamış insanın algılayabileceği bir şey değil. en çok neye imreniyorsun desen; sanırım dedesi olan, dedesiyle oynayan çocuklara, diye cevaplarım. çünkü ben, 14 senedir, bir fiil, dedemi çok özlüyorum. imreniyorum dedesi olan kimselere..
kim ne söylerse söylesin, kim ne yaparsa yapsın, atamıyorum aklımdaki anıları bir kenara. tamam, haklılar aslında, zamanla azalıyor; alışıyorsun. ama alışmak o kadar kötü geliyor ki.. bir anda ''dedemin yokluğuna nasıl da alışmışım, yazıklar olsun bana.'' diye kızıyorum kendime, dedemi unuttuğumu fark edince.
çok acı. unutuyorum onu bazen. unuttuğumu hatırladığımda sanki kalbime bir ok saplanıyor. nefes almıyorum. almak istemiyorum. anıların en belirginlerini silip atamıyorum. atmıyorum.
boyoz mesela. boyoz yediğim her an aklıma geliyor dedem. çok severdi boyozu. kahvaltısından eksik etmezdi. greyfurt mesela.. içmeden duramazdı. içine bol toz şeker; bana da ikram ederdi. içi kan kırmızı portakal zannederdim greyfurtu. çok şaşırırdım her defasında sıkarken.
fakat bazı şeyler o kadar normalleşiyor ki ''o mezar taşının şöyle olmasını isterdi'' diye düşünmek dahi, bir noktadan sonra insanın yokluğunu olağanüstü bir seviyeden olağan bir düzleme çekiyor.
insanla alakalı en büyük sır ölüm. öldüğünde neye ne olduğunu dahi bilemiyoruz, fakat ona dair şeyleri ölümden sonra sanki bakkaldan ekmek almak, su almak kadar normalmişçesine konuşuyoruz. işte bu da canımı çok yakıyor.
ölümü insan herkese yakıştırabiliyor, ölü insanların arkasından küfredebiliyor dahi, ama en sevdiği kişinin bir anda bir gün herkesin tadacağı o şeye maruz kalabileceğini asla ve asla kabul etmiyor. kabul etmekten ziyade, ölümün sanki başkalarına odaklı, bizim dışımızda bir gerçeklik olduğu illüzyonuyla yaşıyor.
dedemin felç kaldığı haberini aldığımda, çocukluğumun da getirisi ile sanırım, pek ilgilenmedim. ah.. şimdiki aklım olsaydı yanından bir adım ayrılmazdım. çünkü o gerçekten çok iyi bir adamdı.
insanın pişmanlığı biraz büyüdüğünde ortaya çıkıyor. her zaman dedeme çok önem vermiştim, onun bir dediğini iki etmemeye özen göstermiştim. fakat bunlardan ötede, o, torunu olan insana adeta kendi dengiymişçesine muamele etmişti. oturup konuşuyordu benimle, kendisine ne kadar salakça gelse de söylediklerimi herhangi önyargısız bir insandan farksız olarak dinliyordu.
sonra dedem öldü.
ölümünü duyan herkes baş sağlığı diliyordu, en başta söylediğim gibi, herkes başın sağolsun dedikten sonra normal hayatına geri dönüyordu bir gün kendilerinin de ölebileceklerine ihtimal vermeden. ev doluyordu, gelenler, gidenler, her taraftan taşan yemekler, helva...
insanların en sevdiklerinin dahi tattıkları, ayırım gözetmeden başa gelen şeymiş bu. ölüm..
ben dedem ölünce çok ağlamıştım. şairin dediği gibi, göze sabun kaçması gibi bir şeydi.. bilirim acını. tüm kalbimle, başın sağolsun diyorum. ve emin ol, diğerleri gibi, normal yaşantıma dönmüyorum.
ben sana başka bir şey anlatacağım mishel.
dedemin en sevdiğim insan olması, onun nasıl bir insan olduğundan çok; benim onu nasıl gördüğümdü. belli yaşına kadar karaborsacı olarak anılan dedem, insanların gözünde belki de kötü bir insandı. fena bir esnaf. kimsenin işini düşürmek istemeyeceği zalım bir mal sahibi.
ben dedemi diğer insanların gördüğü gibi görmedim. yaptığı işle ilgilenmedim. kime ne sattığı umrumda olmadı. sadece beni ve ailesini çok sevdiği için sevdim onu.
yazmak çok saçma geliyor aslına bakarsan ölümün ardından. çok sevdiğin birini bir daha göremeyecek olma duygusu, bu duyguyu henüz tatmamış insanın algılayabileceği bir şey değil. en çok neye imreniyorsun desen; sanırım dedesi olan, dedesiyle oynayan çocuklara, diye cevaplarım. çünkü ben, 14 senedir, bir fiil, dedemi çok özlüyorum. imreniyorum dedesi olan kimselere..
kim ne söylerse söylesin, kim ne yaparsa yapsın, atamıyorum aklımdaki anıları bir kenara. tamam, haklılar aslında, zamanla azalıyor; alışıyorsun. ama alışmak o kadar kötü geliyor ki.. bir anda ''dedemin yokluğuna nasıl da alışmışım, yazıklar olsun bana.'' diye kızıyorum kendime, dedemi unuttuğumu fark edince.
çok acı. unutuyorum onu bazen. unuttuğumu hatırladığımda sanki kalbime bir ok saplanıyor. nefes almıyorum. almak istemiyorum. anıların en belirginlerini silip atamıyorum. atmıyorum.
boyoz mesela. boyoz yediğim her an aklıma geliyor dedem. çok severdi boyozu. kahvaltısından eksik etmezdi. greyfurt mesela.. içmeden duramazdı. içine bol toz şeker; bana da ikram ederdi. içi kan kırmızı portakal zannederdim greyfurtu. çok şaşırırdım her defasında sıkarken.
fakat bazı şeyler o kadar normalleşiyor ki ''o mezar taşının şöyle olmasını isterdi'' diye düşünmek dahi, bir noktadan sonra insanın yokluğunu olağanüstü bir seviyeden olağan bir düzleme çekiyor.
insanla alakalı en büyük sır ölüm. öldüğünde neye ne olduğunu dahi bilemiyoruz, fakat ona dair şeyleri ölümden sonra sanki bakkaldan ekmek almak, su almak kadar normalmişçesine konuşuyoruz. işte bu da canımı çok yakıyor.
ölümü insan herkese yakıştırabiliyor, ölü insanların arkasından küfredebiliyor dahi, ama en sevdiği kişinin bir anda bir gün herkesin tadacağı o şeye maruz kalabileceğini asla ve asla kabul etmiyor. kabul etmekten ziyade, ölümün sanki başkalarına odaklı, bizim dışımızda bir gerçeklik olduğu illüzyonuyla yaşıyor.
dedemin felç kaldığı haberini aldığımda, çocukluğumun da getirisi ile sanırım, pek ilgilenmedim. ah.. şimdiki aklım olsaydı yanından bir adım ayrılmazdım. çünkü o gerçekten çok iyi bir adamdı.
insanın pişmanlığı biraz büyüdüğünde ortaya çıkıyor. her zaman dedeme çok önem vermiştim, onun bir dediğini iki etmemeye özen göstermiştim. fakat bunlardan ötede, o, torunu olan insana adeta kendi dengiymişçesine muamele etmişti. oturup konuşuyordu benimle, kendisine ne kadar salakça gelse de söylediklerimi herhangi önyargısız bir insandan farksız olarak dinliyordu.
sonra dedem öldü.
ölümünü duyan herkes baş sağlığı diliyordu, en başta söylediğim gibi, herkes başın sağolsun dedikten sonra normal hayatına geri dönüyordu bir gün kendilerinin de ölebileceklerine ihtimal vermeden. ev doluyordu, gelenler, gidenler, her taraftan taşan yemekler, helva...
insanların en sevdiklerinin dahi tattıkları, ayırım gözetmeden başa gelen şeymiş bu. ölüm..
ben dedem ölünce çok ağlamıştım. şairin dediği gibi, göze sabun kaçması gibi bir şeydi.. bilirim acını. tüm kalbimle, başın sağolsun diyorum. ve emin ol, diğerleri gibi, normal yaşantıma dönmüyorum.
(bkz: bir erkeğin en derin yeri/#19113726)
entry si ile helal olsunları hak eden yazar.
külotlu çorap giymeyi sever mi ayrıca merak ediyorum.
entry si ile helal olsunları hak eden yazar.
külotlu çorap giymeyi sever mi ayrıca merak ediyorum.
''zeytin yapraklarının beyaza çaldığı bir mevsimde, bir kıyı kentinde buluşmak istemiştim onunla. o yoktu. öyle bir kıyı yoktu. zeytin dalları da yoktu.''
nesildaş yazar.
s7v7n başlığında yazdığı nickaltı yazısını gördükten sonra bakayım bakayım napmış bu tatlı kız dedim. ? kısmına bastım istatistikleri dikkatimi çekti. gammaz olmuş!!! hem de listeye 24. sıradan hızlı bi giriş yapmış. son zamanlarda çok fazla entyrm siliniyor neden acaba!!! *
s7v7n başlığında yazdığı nickaltı yazısını gördükten sonra bakayım bakayım napmış bu tatlı kız dedim. ? kısmına bastım istatistikleri dikkatimi çekti. gammaz olmuş!!! hem de listeye 24. sıradan hızlı bi giriş yapmış. son zamanlarda çok fazla entyrm siliniyor neden acaba!!! *
Hayat çok güzel Necipppp
Kimsen olmasa bileeee
Yalnız kalsan da yineeee
Mutlu ol sen yine Necip beni dinleeee
Dolaşırsın sahillerde yapayalnız hayalinleeee
Coşarsın müzik sesiyle bi walkmanleeeee
Dünyaya geldiğine pişman olma elbette beni dinleeeee
Dünyaya geldiğine pişman olma elbette beni dinleeeee
Erken yatar uyursun sığınırsın gecelereeee
Yalnız hayallerinle düşlersin geleceğini
Bazen mutsuz bakarsın gözlerinle
Dolaşırsın sahillerde yapayalnız hayalinleeeee
Coşarsın müzik sesiyle bi walkmanleeeeee
Dünyaya geldiğine pişman olma elbette beni dinle Necipppppp
Dünyaya geldiğine pişman olma elbette beni dinle...
necippppppppppp.
Kimsen olmasa bileeee
Yalnız kalsan da yineeee
Mutlu ol sen yine Necip beni dinleeee
Dolaşırsın sahillerde yapayalnız hayalinleeee
Coşarsın müzik sesiyle bi walkmanleeeee
Dünyaya geldiğine pişman olma elbette beni dinleeeee
Dünyaya geldiğine pişman olma elbette beni dinleeeee
Erken yatar uyursun sığınırsın gecelereeee
Yalnız hayallerinle düşlersin geleceğini
Bazen mutsuz bakarsın gözlerinle
Dolaşırsın sahillerde yapayalnız hayalinleeeee
Coşarsın müzik sesiyle bi walkmanleeeeee
Dünyaya geldiğine pişman olma elbette beni dinle Necipppppp
Dünyaya geldiğine pişman olma elbette beni dinle...
necippppppppppp.
kocaman bi kalbi olan yazar.
şiirlerin kraliçesi olan yazardır. şiir bilgisi çok iyidir. hakkımdaki öngörüsü için teşekkürlerimi sunarım.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar