bugün
- kürtler olmasa türkler anadoluya giremezdi yalanı28
- gocu29
- gocu abiyi akşamki boks maçına hazırlamak8
- bir milyon dolarim olsaydi4
- gömü bulmak8
- karton toplama arabasıyla yokuş aşağı kaymak3
- fiat ın en iyi arabası3
- 5 eylül 2026 fenerbahçe beşiktaş maçı9
- melih gökçek'e soruşturma açılması8
- 31 ağustos 2026 amedspor trabzonspor maçı6
- yokuş yukarı arabayı geri kaçıran erkek3
- uludağ sözlük entry kotası3
- virginia'dan arizona'ya gitmek3
- sincan uygur özerk bölgesi3
- sesli kitap dinlemek4
- yaşlı insanlar neden huysuz olur6
- anayasanın ilk 3 maddesi3
- denizde isyan davası filmi2
- claudian clouds9
- dövüşlü film izleyip gaza gelmek5
- yazarların sevdiği sözler3
- hayatının yavaş yavaş düzene girmesi3
- ibrahim ethem hacıosmanoğlu3
- ford explorer2
- aç karnına kahve içmek8
- çi çi çi çiçeğum çiçeğum da çiçeğum3
- kendinden biz diye bahsetmek6
- bu koyden olsam ne olacak20
- sarapci koala79
- iş yerinde entry girmek2
- aslında 1999 yılında olmamız4
- dinlerin yalan olması17
- şive şakası4
- zorunlu eğitim20
- ermeniler2
- paris saint germain2
- 30 ağustos 2026 girne feribot faciası10
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı9
- sarı torba8
- sözlüğün güzel yer olması3
- doğru insanı bulmak3
- genç yaşta ölen ünlüler2
- 30 ağustos 2026 samsunspor fenerbahçe maçı19
- sözlükteki botlar4
- melek mosso'dan canlı canlı vazgeç gönlüm dinlemek2
- boğazı yüzerek geçmek3
- telefonun şarj bölgesi temassızlığı2
- ağlama melis2
- nepal'deki sel felaketi6
- hayda rinna rinna rinna rinanay3
baş örtüsü ve bu baş örtüsü mü, yoksa türban mı tartışmasına ev sahipliği yapan türkiye'dir. milletin cebinde para var mı, yok mu tartışılmazken; ab uyum süreci ve onun ülkemize getireceği güzellikleri konuşarak, gündeme getirerek uyutulmaya çalışılan bir millenium türkiyesi izlemekteyiz. hayır arkadaşım girsek ne, girmesek ne? küresel kriz geldi, "ab çöküşe geçti" tarzında gazete manşetleri okumaktayız. yani oraya girince herşey güllük gülistanlık olmayacak. hem bunlarla uğraşacağımıza biraz ileriyi düşünerek hareket etsek, emekliye, emekçiye gereken değeri verebilsek, şu an yetişmekte olan gençlerin önünü açmaya çalışsak o imrenerek yıllardır girmeye çalıştığımız ab'den daha iyi bir noktaya gelebileceğimize inanıyorum.
bunun dışında bizim abarttığımız şeyler de var elbet. sağ olsunlar, teknolojiyi karı-kız/adam-yakışıklı tavlama aracı olarak kullanan zihniyetin de bu halimizde büyük önemi var. yok değil. tamam, kontör parayla alınan birşey fakat, çok fazla gitmesin diye türkchemizin içine etmeye gerek yok ki! msn'de görüyorum arada sırada; "phende" , "chok qüsell" tarzında konuşanları. ben kendimce bunları silerek, engelleyerek, önlemimi alıyorum. fakat bu sadece benim çabalamamla olacak iş değil.
televizyonları da şu sıralar sardı bir furya gidiyor. yemekteyiz falan. emin olun sabah kahvaltı yaparken, miğdem bulanıp yarım bıraktığım oluyor. tiksinç bir şey bu. sanane arkadaşım. iki üç kıl çıktıysa. tamam iğreniyor olabilirsin ama surat asmanın ortalığı germenin ne önemi var. dersin bunun içinde kıl çıktı, tabak-çanak vesaire değiştirilir, devam edersiniz. elbette ki yemeğin tadı kadar sunumu da güzel olmalıdır fakat, bu sadece gittiğiniz lokantalar için geçerlidir. hiç bir misafirliğe gittiğinizde sevmediğiniz bir yemek çıktı diye kıyameti kopardığınız oldu mu? bu tarz televizyon programlarına örnekler çoğaltılabilir. geçmişimizde de vardı bunlardan; bbg, ono, seks-i izdivaç falan...
bunları izleyerek yetişen yeni nesile ise ayrı bir acıyorum. bunlarla büyülmez kardaş. o çağlarda, çarpışan arabaya binilir, salıncakta sallanılır. eğer çok isteniyorsa en fazla doktorculuk oynanılır. ama bu kadar. gerçi onları yetiştiren ailelerde de suç aramak lazım, ben de neden çocuğa iftira atıyorsam!
millenium türkiyesi'nde ise aşk bir başka zaten! artık kızlar teklif ediyor falan. o değil de, seni seviyorum kelimesi kadar klişe bir başka söz daha bilmiyorum ben. herkes artık sevebiliyor. unisex olup çıktı bir anda. ayrıca bu kelimenin ağırlığının farkında olmadan söyleyenlerin halini ise televizyonlarda görmek mümkün. o yaşta, ondan yaşça büyük birinden hamile bırakılıp yeni doğan çocuğu ile terk edilmeler, hede, hödö.
bazen diyorum ki kendime, olacak elimde sihirli bir asa, düzelteceğim herşeyi bir anda. ama ajdar anık'tan fırsat kalmıyor ki. *
bunun dışında bizim abarttığımız şeyler de var elbet. sağ olsunlar, teknolojiyi karı-kız/adam-yakışıklı tavlama aracı olarak kullanan zihniyetin de bu halimizde büyük önemi var. yok değil. tamam, kontör parayla alınan birşey fakat, çok fazla gitmesin diye türkchemizin içine etmeye gerek yok ki! msn'de görüyorum arada sırada; "phende" , "chok qüsell" tarzında konuşanları. ben kendimce bunları silerek, engelleyerek, önlemimi alıyorum. fakat bu sadece benim çabalamamla olacak iş değil.
televizyonları da şu sıralar sardı bir furya gidiyor. yemekteyiz falan. emin olun sabah kahvaltı yaparken, miğdem bulanıp yarım bıraktığım oluyor. tiksinç bir şey bu. sanane arkadaşım. iki üç kıl çıktıysa. tamam iğreniyor olabilirsin ama surat asmanın ortalığı germenin ne önemi var. dersin bunun içinde kıl çıktı, tabak-çanak vesaire değiştirilir, devam edersiniz. elbette ki yemeğin tadı kadar sunumu da güzel olmalıdır fakat, bu sadece gittiğiniz lokantalar için geçerlidir. hiç bir misafirliğe gittiğinizde sevmediğiniz bir yemek çıktı diye kıyameti kopardığınız oldu mu? bu tarz televizyon programlarına örnekler çoğaltılabilir. geçmişimizde de vardı bunlardan; bbg, ono, seks-i izdivaç falan...
bunları izleyerek yetişen yeni nesile ise ayrı bir acıyorum. bunlarla büyülmez kardaş. o çağlarda, çarpışan arabaya binilir, salıncakta sallanılır. eğer çok isteniyorsa en fazla doktorculuk oynanılır. ama bu kadar. gerçi onları yetiştiren ailelerde de suç aramak lazım, ben de neden çocuğa iftira atıyorsam!
millenium türkiyesi'nde ise aşk bir başka zaten! artık kızlar teklif ediyor falan. o değil de, seni seviyorum kelimesi kadar klişe bir başka söz daha bilmiyorum ben. herkes artık sevebiliyor. unisex olup çıktı bir anda. ayrıca bu kelimenin ağırlığının farkında olmadan söyleyenlerin halini ise televizyonlarda görmek mümkün. o yaşta, ondan yaşça büyük birinden hamile bırakılıp yeni doğan çocuğu ile terk edilmeler, hede, hödö.
bazen diyorum ki kendime, olacak elimde sihirli bir asa, düzelteceğim herşeyi bir anda. ama ajdar anık'tan fırsat kalmıyor ki. *
bir başka açıdan bakarsak, günümüz türkiyesi'dir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar