bugün
- cehennem korkusu11
- erkeğin vajina karşısındaki çaresizliği23
- cumhuriyetin halka sorulmadan getirilmesi22
- evli hatunu kocası evdeyken hoplatmak8
- benlik davasından vazgeçmek4
- nietszche'nin ahlak anlayışı3
- çocukluk arkadaşının mezarına toprak atmak2
- karışık kızartma6
- ezan sesinden rahatsız olmak2
- patates kızartması yeme zevki4
- kötülüğe kötülükle karşılık vermek4
- beraber huzurevine çıkılacak yazarlar16
- big black dick'in türkçesi2
- hardcore ne demek sorunsalı6
- 41 yaşına gelmiş hala daha sözlükte yazan adam14
- alevilerde muhammed ismi3
- ne kadar süreden beri mast yapmıyorsun4
- özgürlük ve güvenlik paradoksu4
- çok çişi gelen insan9
- 3 temmuz 2026 portekiz hırvatistan maçı10
- ölü balık eli4
- biraderikos2
- uzun adam6
- deniz göktaş25
- severus snape2
- hınç asabiyet ve kronik uykusuzluk4
- mutsuz insan kendisine zarar verir2
- kadın poposundan kasa diye bahseden erkek18
- üniversitelerin cahil yetiştirmesi7
- şeriat gelirse laikçilerin kaçacağı ülke5
- arkadaşlar bir şey soracağım7
- kadınlar memelerini birbirlerine gösteriyor mu10
- sözlükte flörtleşmek22
- lise 1deki haliniz karşınızda olsa ne dersiniz12
- üç çocuk yapacağım devlet kadın versin5
- tulumba tatlısı8
- sözlüğün zıvanadan çıkması7
- adnan menderesin yıktırdığı tarihi eserler4
- okunan kitap2
- yazarlara verilmiş lakaplar13
- kardeş6
- hiç kıyamet kopmayacakmış gibi yaşamak2
- dün erkeklerin yüzde 35'i seks yapmadı7
- arap sabunu4
- lastik patlaması4
- insanlığın yüzkarası5
- mozaik pasta4
- fakire sucuk vermişler bu yamuk demiş4
- ellerim bos gonlum hos7
- arkadaşlar sıcak2
baş örtüsü ve bu baş örtüsü mü, yoksa türban mı tartışmasına ev sahipliği yapan türkiye'dir. milletin cebinde para var mı, yok mu tartışılmazken; ab uyum süreci ve onun ülkemize getireceği güzellikleri konuşarak, gündeme getirerek uyutulmaya çalışılan bir millenium türkiyesi izlemekteyiz. hayır arkadaşım girsek ne, girmesek ne? küresel kriz geldi, "ab çöküşe geçti" tarzında gazete manşetleri okumaktayız. yani oraya girince herşey güllük gülistanlık olmayacak. hem bunlarla uğraşacağımıza biraz ileriyi düşünerek hareket etsek, emekliye, emekçiye gereken değeri verebilsek, şu an yetişmekte olan gençlerin önünü açmaya çalışsak o imrenerek yıllardır girmeye çalıştığımız ab'den daha iyi bir noktaya gelebileceğimize inanıyorum.
bunun dışında bizim abarttığımız şeyler de var elbet. sağ olsunlar, teknolojiyi karı-kız/adam-yakışıklı tavlama aracı olarak kullanan zihniyetin de bu halimizde büyük önemi var. yok değil. tamam, kontör parayla alınan birşey fakat, çok fazla gitmesin diye türkchemizin içine etmeye gerek yok ki! msn'de görüyorum arada sırada; "phende" , "chok qüsell" tarzında konuşanları. ben kendimce bunları silerek, engelleyerek, önlemimi alıyorum. fakat bu sadece benim çabalamamla olacak iş değil.
televizyonları da şu sıralar sardı bir furya gidiyor. yemekteyiz falan. emin olun sabah kahvaltı yaparken, miğdem bulanıp yarım bıraktığım oluyor. tiksinç bir şey bu. sanane arkadaşım. iki üç kıl çıktıysa. tamam iğreniyor olabilirsin ama surat asmanın ortalığı germenin ne önemi var. dersin bunun içinde kıl çıktı, tabak-çanak vesaire değiştirilir, devam edersiniz. elbette ki yemeğin tadı kadar sunumu da güzel olmalıdır fakat, bu sadece gittiğiniz lokantalar için geçerlidir. hiç bir misafirliğe gittiğinizde sevmediğiniz bir yemek çıktı diye kıyameti kopardığınız oldu mu? bu tarz televizyon programlarına örnekler çoğaltılabilir. geçmişimizde de vardı bunlardan; bbg, ono, seks-i izdivaç falan...
bunları izleyerek yetişen yeni nesile ise ayrı bir acıyorum. bunlarla büyülmez kardaş. o çağlarda, çarpışan arabaya binilir, salıncakta sallanılır. eğer çok isteniyorsa en fazla doktorculuk oynanılır. ama bu kadar. gerçi onları yetiştiren ailelerde de suç aramak lazım, ben de neden çocuğa iftira atıyorsam!
millenium türkiyesi'nde ise aşk bir başka zaten! artık kızlar teklif ediyor falan. o değil de, seni seviyorum kelimesi kadar klişe bir başka söz daha bilmiyorum ben. herkes artık sevebiliyor. unisex olup çıktı bir anda. ayrıca bu kelimenin ağırlığının farkında olmadan söyleyenlerin halini ise televizyonlarda görmek mümkün. o yaşta, ondan yaşça büyük birinden hamile bırakılıp yeni doğan çocuğu ile terk edilmeler, hede, hödö.
bazen diyorum ki kendime, olacak elimde sihirli bir asa, düzelteceğim herşeyi bir anda. ama ajdar anık'tan fırsat kalmıyor ki. *
bunun dışında bizim abarttığımız şeyler de var elbet. sağ olsunlar, teknolojiyi karı-kız/adam-yakışıklı tavlama aracı olarak kullanan zihniyetin de bu halimizde büyük önemi var. yok değil. tamam, kontör parayla alınan birşey fakat, çok fazla gitmesin diye türkchemizin içine etmeye gerek yok ki! msn'de görüyorum arada sırada; "phende" , "chok qüsell" tarzında konuşanları. ben kendimce bunları silerek, engelleyerek, önlemimi alıyorum. fakat bu sadece benim çabalamamla olacak iş değil.
televizyonları da şu sıralar sardı bir furya gidiyor. yemekteyiz falan. emin olun sabah kahvaltı yaparken, miğdem bulanıp yarım bıraktığım oluyor. tiksinç bir şey bu. sanane arkadaşım. iki üç kıl çıktıysa. tamam iğreniyor olabilirsin ama surat asmanın ortalığı germenin ne önemi var. dersin bunun içinde kıl çıktı, tabak-çanak vesaire değiştirilir, devam edersiniz. elbette ki yemeğin tadı kadar sunumu da güzel olmalıdır fakat, bu sadece gittiğiniz lokantalar için geçerlidir. hiç bir misafirliğe gittiğinizde sevmediğiniz bir yemek çıktı diye kıyameti kopardığınız oldu mu? bu tarz televizyon programlarına örnekler çoğaltılabilir. geçmişimizde de vardı bunlardan; bbg, ono, seks-i izdivaç falan...
bunları izleyerek yetişen yeni nesile ise ayrı bir acıyorum. bunlarla büyülmez kardaş. o çağlarda, çarpışan arabaya binilir, salıncakta sallanılır. eğer çok isteniyorsa en fazla doktorculuk oynanılır. ama bu kadar. gerçi onları yetiştiren ailelerde de suç aramak lazım, ben de neden çocuğa iftira atıyorsam!
millenium türkiyesi'nde ise aşk bir başka zaten! artık kızlar teklif ediyor falan. o değil de, seni seviyorum kelimesi kadar klişe bir başka söz daha bilmiyorum ben. herkes artık sevebiliyor. unisex olup çıktı bir anda. ayrıca bu kelimenin ağırlığının farkında olmadan söyleyenlerin halini ise televizyonlarda görmek mümkün. o yaşta, ondan yaşça büyük birinden hamile bırakılıp yeni doğan çocuğu ile terk edilmeler, hede, hödö.
bazen diyorum ki kendime, olacak elimde sihirli bir asa, düzelteceğim herşeyi bir anda. ama ajdar anık'tan fırsat kalmıyor ki. *
bir başka açıdan bakarsak, günümüz türkiyesi'dir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar