bugün
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri10
- sözlük yazarlarının sevdiği uyku pozisyonları6
- pantolonları çıkarın geceyi burada geçiriyoruz6
- sigara içelim mi4
- alt haşortmanı4
- erkeksi bayan buse'nin melek mosso'ya benzemesi6
- panama da kaybolan hollandalı kızlar4
- kitap önerisi4
- kabak tatlısını sevenler15
- sözlük erkeklerinin biraz şey olması7
- otel odasında intihar etmek5
- kızgın yağ yanığı3
- kış gelince sigarayı bırakmak3
- geceyi daha çok sevme nedenleri4
- atları bağlayın geceyi burada geçiriyoruz23
- fingirdek sözlük erkeği6
- sözlüklerde gezinen erkekler namusuz diyen yazar4
- sözlük yazarlarının gazları2
- sokak ortasında durduk yere yarrak diye bağırmak5
- fare var deyince ay ben korkarım diyen erkek9
- hizmetçiliğini yaptığı iş adamı öz babası çıktı5
- karl marxı adam smith ile sevişirken yakalamak2
- 8 kasım 2026 beşiktaş gençlerbirliği maçı3
- nervio'nun asıl benzediği ünlü10
- allah vardır diyenlerin hiçbir kanıt gösterememesi15
- 8 kasım 2026 çorum fk fenerbahçe maçı15
- bluetooth kulaklık vs kablolu kulaklık2
- okan yalabık'ın son hali5
- traveler'ın gizli gey olma ihtimali5
- taksim delisi cenk7
- hoşlanılan kızın ayağınızı yalamak istemesi8
- arkadaşlar çok sıkıcısınız3
- tanju çolak samimiyetsizliği3
- sarhoş2
- anın görüntüsü25
- aydın da cipin şarampole devrilmesi2
- kocam aldatıyor ama olsun ekmeğimi yemeğimi veriyo3
- harran2
- kasımda aşk başkadır7
- evi arsayı satıp faizle her ay 120 gr altın alıyom6
- dizi sektöründeki maliyet krizi16
- pirizade ismed molla balizade kafadumanevi5
- sözlük erkekleri aranıyor mu3
- adnan şenses in 1975 te giydiği gömlek2
- sarı tekere gelinlik giydirmek2
- kafanın çok büyük olması8
- hector cuper2
- sudekiray'a soralım2
- elmas bey birader'in online olmaması3
- pazar akşamları3
Reklamcı Alinur Velidedeoğlu'nun Midnight Express savaşı
1999.
8 yıl önce.
Cannes'da "Life is Beautiful" filmi gösteriliyor.
O müthiş film.
Hani sonradan Oscar aldı.
Davetliler arasında reklamcı Alinur Velidedeoğlu da var.
Pırıl pırıl, şahane bir hava.
Güneş, çapkın çapkın göz kırpıyor.
Davetliler, Carlton Oteli'nin plajındalar.
Pek çok milletten insan bir arada.
Alinur'un karşısında kırık ama sevimli bir Türkçe ile konuşan bir Amerikalı var.
Alinur da o gün son derece neşeli, fırsatı kaçırmıyor, espriyi patlatıyor:
"Sevgiliniz güzel miydi?"
"Hayır" diyor Amerikalı en ciddi haliyle, "isterdim ama Türk sevgilim hiç olmadı..."
"Nasıl oluyor da kendinizi Türkçe bu kadar iyi ifade ediyorsunuz o zaman? Nerede öğrendiniz dilimizi..."
"Hapishanede" diyor adam.
"Ülkenizin hapishanelerinde beş sene yattım..."
Sessizlik.
Alinur soruyor:
"Hapse neden düştünüz?"
"Esrar kaçırıyordum, yakalandım... "
"Allah Allah yaşadıklarınız Midnight Express'in hikáyesine benziyor..."
Amerikalı da, "Benzemiyor, ta kendisi!" diyor.
"Dünya küçüktür" dedikleri şey, bu olsa gerek.
Bir reklamcı olarak Midnight Express'in ülkemize verdiği zararın kolay kolay telafi edilemeyeceğine inanan Alinur Velidedeoğlu, hiç aklında yokken, karşısında filmin kahramanı Billy Hayes'i buluyor.
Ne var ki, olayı bizzat yaşayan kişi, yani Hayes, olan biteni filmden çok farklı anlatıyor.
"Bana Türk hapishanelerinde kötü davranılmadı" diyor, "Türkiye'deki cezaevlerini Amerika'dakilere tercih ederim."
Söz konusu filmin, kasten Türkleri karalamak için çekildiğini söylüyor.
En önemlisi de kendisinin öyle şeyler yaşamadığını anlatıyor.
Alinur birdenbire, "Bu bana aktardıklarınız kameraya da söyler misiniz?" diyor, "Madem Türkleri bu kadar çok seviyorsunuz. .."
"Hay hay" diyor Hayes, "Ben derdimi dünyaya anlatamadım, belki sayenizde sesimi duyururum... "
Ve Carlton Oteli'nin plajında, Alinur Velidedeoğlu'nun sorularını kamera karşısında yanıtlıyor.
Tekrar ediyorum, bunlar tam yedi yıl önce oluyor.
O röportaj, Türkiye'de yayınlanıyor.
Bu tabii Alinur'u kesmiyor, o istiyor ki bu gerçeği, bütün dünya öğrensin.
Bugüne kadar Midnight Express'i izleyip Türkiye hakkında olumsuz fikirlere sahip olanlar, meseleyi bir de olayın kahramanından farklı şekilde dinlesin.
CNN'i, ABC'yi, BBC'yi arıyor.
Söz konusu röportajı ulaştırmak istediğini söylüyor.
Cevap: "Çok teşekkür ederiz ama biz ilgilenmiyoruz. .."
Nedense Avrupalı ve Amerikalı hiçbir kanal Hayes'in anlattıklarını yayınlamayı kabul etmiyor.
Oysa Midnight Express, sağda solda gösterilmeye devam ediyor.
Ve derken...
Youtube icat ediliyor ve salgın haline geliyor.
Alinur'un aklına da şöyle bir fikir düşüyor.
Eğer bu röportaj Youtube'da yayınlanırsa, herkes izler ve gerçeği öğrenir.
Ve çok "tık" alırsa daha uzun süre yayında kalır ve dünya üzerinde daha çok insan neler olup bittiğinin farkına varır.
Anladınız...
Alinur Velidedeoğlu, Midnight Express hikáyesini kampanyaya dönüştürmek istiyor.
Hepimizin iş edinip, Youtube'a girip o filmi izlememizi istiyor.
Onun bu işten her hangi bir kazancı olacak mı?
Hayır.
O, sadece bu meseleyi gerçekten kafaya takmış biri.
Tutturuk yani.
Bana da o kadar söyledi ki, sonunda gittim seyrettim.
Ve düşündüm.
Haklı aslında, korkunç bir şey bu.
Birinin başından geçenleri, biri çarpıtıyor ya da kendi yorumunu katıyor ve bunun filmini yapıyor.
O film de, senin ülkenin imajı oluyor.
Sen istediğin kadar, "O öyle değildi böyleydi" de...
Midnight Express filminin hikayesi bu.
Bu ülke, milyonlarca dolar para kaybetti o film yüzünden.
Bir türlü doğrultamadığı bir imajı oldu.
Düşünsenize, geçenlerde Abdullah Gül Washington'a gitti, o gün bile film gösterildi. Milyonlarca Amerikalı filmi tekrar izledi. Şimdi o gece Midnight Express'in yayınlanması önceden planlanmış mıydı bilemem ama siz sonuca bakın. Hangi yabancıyla tanışırsanız tanışın, bildiği birkaç şey vardır ülkemiz hakkında: Göbek dansı, şiş kebap, Ayasofya, istanbul ve Midnight Express...
Bu film yüzünden bozulan imajımızı tersine çevirebilir miyiz bilmiyorum ama olayın "esas oğlan"ını da bir dinlesek diyorum.
Meraklılar için, Youtube'a girin, Alinur ya da Midnight Express yazın röportaj çıkıyor.
izleyin...
Bir katkınız olsun...
http://www.youtube. com/results? search_query= alinur&search=Search
1999.
8 yıl önce.
Cannes'da "Life is Beautiful" filmi gösteriliyor.
O müthiş film.
Hani sonradan Oscar aldı.
Davetliler arasında reklamcı Alinur Velidedeoğlu da var.
Pırıl pırıl, şahane bir hava.
Güneş, çapkın çapkın göz kırpıyor.
Davetliler, Carlton Oteli'nin plajındalar.
Pek çok milletten insan bir arada.
Alinur'un karşısında kırık ama sevimli bir Türkçe ile konuşan bir Amerikalı var.
Alinur da o gün son derece neşeli, fırsatı kaçırmıyor, espriyi patlatıyor:
"Sevgiliniz güzel miydi?"
"Hayır" diyor Amerikalı en ciddi haliyle, "isterdim ama Türk sevgilim hiç olmadı..."
"Nasıl oluyor da kendinizi Türkçe bu kadar iyi ifade ediyorsunuz o zaman? Nerede öğrendiniz dilimizi..."
"Hapishanede" diyor adam.
"Ülkenizin hapishanelerinde beş sene yattım..."
Sessizlik.
Alinur soruyor:
"Hapse neden düştünüz?"
"Esrar kaçırıyordum, yakalandım... "
"Allah Allah yaşadıklarınız Midnight Express'in hikáyesine benziyor..."
Amerikalı da, "Benzemiyor, ta kendisi!" diyor.
"Dünya küçüktür" dedikleri şey, bu olsa gerek.
Bir reklamcı olarak Midnight Express'in ülkemize verdiği zararın kolay kolay telafi edilemeyeceğine inanan Alinur Velidedeoğlu, hiç aklında yokken, karşısında filmin kahramanı Billy Hayes'i buluyor.
Ne var ki, olayı bizzat yaşayan kişi, yani Hayes, olan biteni filmden çok farklı anlatıyor.
"Bana Türk hapishanelerinde kötü davranılmadı" diyor, "Türkiye'deki cezaevlerini Amerika'dakilere tercih ederim."
Söz konusu filmin, kasten Türkleri karalamak için çekildiğini söylüyor.
En önemlisi de kendisinin öyle şeyler yaşamadığını anlatıyor.
Alinur birdenbire, "Bu bana aktardıklarınız kameraya da söyler misiniz?" diyor, "Madem Türkleri bu kadar çok seviyorsunuz. .."
"Hay hay" diyor Hayes, "Ben derdimi dünyaya anlatamadım, belki sayenizde sesimi duyururum... "
Ve Carlton Oteli'nin plajında, Alinur Velidedeoğlu'nun sorularını kamera karşısında yanıtlıyor.
Tekrar ediyorum, bunlar tam yedi yıl önce oluyor.
O röportaj, Türkiye'de yayınlanıyor.
Bu tabii Alinur'u kesmiyor, o istiyor ki bu gerçeği, bütün dünya öğrensin.
Bugüne kadar Midnight Express'i izleyip Türkiye hakkında olumsuz fikirlere sahip olanlar, meseleyi bir de olayın kahramanından farklı şekilde dinlesin.
CNN'i, ABC'yi, BBC'yi arıyor.
Söz konusu röportajı ulaştırmak istediğini söylüyor.
Cevap: "Çok teşekkür ederiz ama biz ilgilenmiyoruz. .."
Nedense Avrupalı ve Amerikalı hiçbir kanal Hayes'in anlattıklarını yayınlamayı kabul etmiyor.
Oysa Midnight Express, sağda solda gösterilmeye devam ediyor.
Ve derken...
Youtube icat ediliyor ve salgın haline geliyor.
Alinur'un aklına da şöyle bir fikir düşüyor.
Eğer bu röportaj Youtube'da yayınlanırsa, herkes izler ve gerçeği öğrenir.
Ve çok "tık" alırsa daha uzun süre yayında kalır ve dünya üzerinde daha çok insan neler olup bittiğinin farkına varır.
Anladınız...
Alinur Velidedeoğlu, Midnight Express hikáyesini kampanyaya dönüştürmek istiyor.
Hepimizin iş edinip, Youtube'a girip o filmi izlememizi istiyor.
Onun bu işten her hangi bir kazancı olacak mı?
Hayır.
O, sadece bu meseleyi gerçekten kafaya takmış biri.
Tutturuk yani.
Bana da o kadar söyledi ki, sonunda gittim seyrettim.
Ve düşündüm.
Haklı aslında, korkunç bir şey bu.
Birinin başından geçenleri, biri çarpıtıyor ya da kendi yorumunu katıyor ve bunun filmini yapıyor.
O film de, senin ülkenin imajı oluyor.
Sen istediğin kadar, "O öyle değildi böyleydi" de...
Midnight Express filminin hikayesi bu.
Bu ülke, milyonlarca dolar para kaybetti o film yüzünden.
Bir türlü doğrultamadığı bir imajı oldu.
Düşünsenize, geçenlerde Abdullah Gül Washington'a gitti, o gün bile film gösterildi. Milyonlarca Amerikalı filmi tekrar izledi. Şimdi o gece Midnight Express'in yayınlanması önceden planlanmış mıydı bilemem ama siz sonuca bakın. Hangi yabancıyla tanışırsanız tanışın, bildiği birkaç şey vardır ülkemiz hakkında: Göbek dansı, şiş kebap, Ayasofya, istanbul ve Midnight Express...
Bu film yüzünden bozulan imajımızı tersine çevirebilir miyiz bilmiyorum ama olayın "esas oğlan"ını da bir dinlesek diyorum.
Meraklılar için, Youtube'a girin, Alinur ya da Midnight Express yazın röportaj çıkıyor.
izleyin...
Bir katkınız olsun...
http://www.youtube. com/results? search_query= alinur&search=Search
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com