bugün
- favlayan yazarın asıl amacı8
- iskilipli atıf hoca16
- aktara girip özgürce alışveriş yapmak6
- kablosuz mouse6
- kasım ayının beraberinde getirdikleri4
- robert de niro denince akla gelen ilk film4
- traveler seri oy atınca ay silkecek beni sanmak3
- sevimli kafir3
- sözlüğün sapık dolması sorunsalı3
- pazarama com3
- herşeyi boşverip arıcak'a yerleşmek4
- evli bir kadını sikmek3
- red flag sözlük yazarları2
- sarhoş insanlarla dolu partideki tek ayık kişi5
- dünürüm haçan sana hamsi yaptum'ye bagayım3
- abdullah öcalana'ın yeni konutuna taşınması20
- ahmet nazif zorlu6
- 18 ekim 2026 uludağ sözlüğün hacklenmesi5
- otel odasında yalnız kalmak2
- neden herkes sabah erken kalkmayı erdem sanıyor4
- osmanlı hanedanı3
- tanımadığı kadına tokat atan adam2
- yeni bir işe başlarken akıldan geçenler2
- millette manyak para var21
- 693
- nick vermeden bir yazara seslen3
- 30 liraya satılan tavuk döner15
- 33 ülkenin stok yapın çağrısı4
- anın görüntüsü32
- boşandığı eşine araba alan adam8
- okulda ayağa kalkma ritüeli3
- gıda çarşısında çalışan yuzır2
- nar tanelemek5
- artılama ile manevi gururu ihya edilen kezo2
- sözlük kürdü54
- zenci uşağın aniden içeri girmesi5
- geç bas geç bas diye bağıran kişi psikolojisi2
- handjob3
- günahlarla yüklü mermi2
- yere düşen araba anahtarı3
- 3 kasım 2026 galatasaray stuttgart maçı9
- erken uyanmak4
- koltukaltını maymun gibi kaşımak3
- papatya çayı içen erkek11
- quentin tarantino nun en iyi filmi3
- cadılar bayramı kutlayan gerizekalı türkler31
- nar2
- tbmm de sanayi ve teknoloji bakanlığı bütçesi3
- fon krizi kimin üstüne yıkılacak19
- 6 yaşındaki kızını satan anne10
Reklamcı Alinur Velidedeoğlu'nun Midnight Express savaşı
1999.
8 yıl önce.
Cannes'da "Life is Beautiful" filmi gösteriliyor.
O müthiş film.
Hani sonradan Oscar aldı.
Davetliler arasında reklamcı Alinur Velidedeoğlu da var.
Pırıl pırıl, şahane bir hava.
Güneş, çapkın çapkın göz kırpıyor.
Davetliler, Carlton Oteli'nin plajındalar.
Pek çok milletten insan bir arada.
Alinur'un karşısında kırık ama sevimli bir Türkçe ile konuşan bir Amerikalı var.
Alinur da o gün son derece neşeli, fırsatı kaçırmıyor, espriyi patlatıyor:
"Sevgiliniz güzel miydi?"
"Hayır" diyor Amerikalı en ciddi haliyle, "isterdim ama Türk sevgilim hiç olmadı..."
"Nasıl oluyor da kendinizi Türkçe bu kadar iyi ifade ediyorsunuz o zaman? Nerede öğrendiniz dilimizi..."
"Hapishanede" diyor adam.
"Ülkenizin hapishanelerinde beş sene yattım..."
Sessizlik.
Alinur soruyor:
"Hapse neden düştünüz?"
"Esrar kaçırıyordum, yakalandım... "
"Allah Allah yaşadıklarınız Midnight Express'in hikáyesine benziyor..."
Amerikalı da, "Benzemiyor, ta kendisi!" diyor.
"Dünya küçüktür" dedikleri şey, bu olsa gerek.
Bir reklamcı olarak Midnight Express'in ülkemize verdiği zararın kolay kolay telafi edilemeyeceğine inanan Alinur Velidedeoğlu, hiç aklında yokken, karşısında filmin kahramanı Billy Hayes'i buluyor.
Ne var ki, olayı bizzat yaşayan kişi, yani Hayes, olan biteni filmden çok farklı anlatıyor.
"Bana Türk hapishanelerinde kötü davranılmadı" diyor, "Türkiye'deki cezaevlerini Amerika'dakilere tercih ederim."
Söz konusu filmin, kasten Türkleri karalamak için çekildiğini söylüyor.
En önemlisi de kendisinin öyle şeyler yaşamadığını anlatıyor.
Alinur birdenbire, "Bu bana aktardıklarınız kameraya da söyler misiniz?" diyor, "Madem Türkleri bu kadar çok seviyorsunuz. .."
"Hay hay" diyor Hayes, "Ben derdimi dünyaya anlatamadım, belki sayenizde sesimi duyururum... "
Ve Carlton Oteli'nin plajında, Alinur Velidedeoğlu'nun sorularını kamera karşısında yanıtlıyor.
Tekrar ediyorum, bunlar tam yedi yıl önce oluyor.
O röportaj, Türkiye'de yayınlanıyor.
Bu tabii Alinur'u kesmiyor, o istiyor ki bu gerçeği, bütün dünya öğrensin.
Bugüne kadar Midnight Express'i izleyip Türkiye hakkında olumsuz fikirlere sahip olanlar, meseleyi bir de olayın kahramanından farklı şekilde dinlesin.
CNN'i, ABC'yi, BBC'yi arıyor.
Söz konusu röportajı ulaştırmak istediğini söylüyor.
Cevap: "Çok teşekkür ederiz ama biz ilgilenmiyoruz. .."
Nedense Avrupalı ve Amerikalı hiçbir kanal Hayes'in anlattıklarını yayınlamayı kabul etmiyor.
Oysa Midnight Express, sağda solda gösterilmeye devam ediyor.
Ve derken...
Youtube icat ediliyor ve salgın haline geliyor.
Alinur'un aklına da şöyle bir fikir düşüyor.
Eğer bu röportaj Youtube'da yayınlanırsa, herkes izler ve gerçeği öğrenir.
Ve çok "tık" alırsa daha uzun süre yayında kalır ve dünya üzerinde daha çok insan neler olup bittiğinin farkına varır.
Anladınız...
Alinur Velidedeoğlu, Midnight Express hikáyesini kampanyaya dönüştürmek istiyor.
Hepimizin iş edinip, Youtube'a girip o filmi izlememizi istiyor.
Onun bu işten her hangi bir kazancı olacak mı?
Hayır.
O, sadece bu meseleyi gerçekten kafaya takmış biri.
Tutturuk yani.
Bana da o kadar söyledi ki, sonunda gittim seyrettim.
Ve düşündüm.
Haklı aslında, korkunç bir şey bu.
Birinin başından geçenleri, biri çarpıtıyor ya da kendi yorumunu katıyor ve bunun filmini yapıyor.
O film de, senin ülkenin imajı oluyor.
Sen istediğin kadar, "O öyle değildi böyleydi" de...
Midnight Express filminin hikayesi bu.
Bu ülke, milyonlarca dolar para kaybetti o film yüzünden.
Bir türlü doğrultamadığı bir imajı oldu.
Düşünsenize, geçenlerde Abdullah Gül Washington'a gitti, o gün bile film gösterildi. Milyonlarca Amerikalı filmi tekrar izledi. Şimdi o gece Midnight Express'in yayınlanması önceden planlanmış mıydı bilemem ama siz sonuca bakın. Hangi yabancıyla tanışırsanız tanışın, bildiği birkaç şey vardır ülkemiz hakkında: Göbek dansı, şiş kebap, Ayasofya, istanbul ve Midnight Express...
Bu film yüzünden bozulan imajımızı tersine çevirebilir miyiz bilmiyorum ama olayın "esas oğlan"ını da bir dinlesek diyorum.
Meraklılar için, Youtube'a girin, Alinur ya da Midnight Express yazın röportaj çıkıyor.
izleyin...
Bir katkınız olsun...
http://www.youtube. com/results? search_query= alinur&search=Search
1999.
8 yıl önce.
Cannes'da "Life is Beautiful" filmi gösteriliyor.
O müthiş film.
Hani sonradan Oscar aldı.
Davetliler arasında reklamcı Alinur Velidedeoğlu da var.
Pırıl pırıl, şahane bir hava.
Güneş, çapkın çapkın göz kırpıyor.
Davetliler, Carlton Oteli'nin plajındalar.
Pek çok milletten insan bir arada.
Alinur'un karşısında kırık ama sevimli bir Türkçe ile konuşan bir Amerikalı var.
Alinur da o gün son derece neşeli, fırsatı kaçırmıyor, espriyi patlatıyor:
"Sevgiliniz güzel miydi?"
"Hayır" diyor Amerikalı en ciddi haliyle, "isterdim ama Türk sevgilim hiç olmadı..."
"Nasıl oluyor da kendinizi Türkçe bu kadar iyi ifade ediyorsunuz o zaman? Nerede öğrendiniz dilimizi..."
"Hapishanede" diyor adam.
"Ülkenizin hapishanelerinde beş sene yattım..."
Sessizlik.
Alinur soruyor:
"Hapse neden düştünüz?"
"Esrar kaçırıyordum, yakalandım... "
"Allah Allah yaşadıklarınız Midnight Express'in hikáyesine benziyor..."
Amerikalı da, "Benzemiyor, ta kendisi!" diyor.
"Dünya küçüktür" dedikleri şey, bu olsa gerek.
Bir reklamcı olarak Midnight Express'in ülkemize verdiği zararın kolay kolay telafi edilemeyeceğine inanan Alinur Velidedeoğlu, hiç aklında yokken, karşısında filmin kahramanı Billy Hayes'i buluyor.
Ne var ki, olayı bizzat yaşayan kişi, yani Hayes, olan biteni filmden çok farklı anlatıyor.
"Bana Türk hapishanelerinde kötü davranılmadı" diyor, "Türkiye'deki cezaevlerini Amerika'dakilere tercih ederim."
Söz konusu filmin, kasten Türkleri karalamak için çekildiğini söylüyor.
En önemlisi de kendisinin öyle şeyler yaşamadığını anlatıyor.
Alinur birdenbire, "Bu bana aktardıklarınız kameraya da söyler misiniz?" diyor, "Madem Türkleri bu kadar çok seviyorsunuz. .."
"Hay hay" diyor Hayes, "Ben derdimi dünyaya anlatamadım, belki sayenizde sesimi duyururum... "
Ve Carlton Oteli'nin plajında, Alinur Velidedeoğlu'nun sorularını kamera karşısında yanıtlıyor.
Tekrar ediyorum, bunlar tam yedi yıl önce oluyor.
O röportaj, Türkiye'de yayınlanıyor.
Bu tabii Alinur'u kesmiyor, o istiyor ki bu gerçeği, bütün dünya öğrensin.
Bugüne kadar Midnight Express'i izleyip Türkiye hakkında olumsuz fikirlere sahip olanlar, meseleyi bir de olayın kahramanından farklı şekilde dinlesin.
CNN'i, ABC'yi, BBC'yi arıyor.
Söz konusu röportajı ulaştırmak istediğini söylüyor.
Cevap: "Çok teşekkür ederiz ama biz ilgilenmiyoruz. .."
Nedense Avrupalı ve Amerikalı hiçbir kanal Hayes'in anlattıklarını yayınlamayı kabul etmiyor.
Oysa Midnight Express, sağda solda gösterilmeye devam ediyor.
Ve derken...
Youtube icat ediliyor ve salgın haline geliyor.
Alinur'un aklına da şöyle bir fikir düşüyor.
Eğer bu röportaj Youtube'da yayınlanırsa, herkes izler ve gerçeği öğrenir.
Ve çok "tık" alırsa daha uzun süre yayında kalır ve dünya üzerinde daha çok insan neler olup bittiğinin farkına varır.
Anladınız...
Alinur Velidedeoğlu, Midnight Express hikáyesini kampanyaya dönüştürmek istiyor.
Hepimizin iş edinip, Youtube'a girip o filmi izlememizi istiyor.
Onun bu işten her hangi bir kazancı olacak mı?
Hayır.
O, sadece bu meseleyi gerçekten kafaya takmış biri.
Tutturuk yani.
Bana da o kadar söyledi ki, sonunda gittim seyrettim.
Ve düşündüm.
Haklı aslında, korkunç bir şey bu.
Birinin başından geçenleri, biri çarpıtıyor ya da kendi yorumunu katıyor ve bunun filmini yapıyor.
O film de, senin ülkenin imajı oluyor.
Sen istediğin kadar, "O öyle değildi böyleydi" de...
Midnight Express filminin hikayesi bu.
Bu ülke, milyonlarca dolar para kaybetti o film yüzünden.
Bir türlü doğrultamadığı bir imajı oldu.
Düşünsenize, geçenlerde Abdullah Gül Washington'a gitti, o gün bile film gösterildi. Milyonlarca Amerikalı filmi tekrar izledi. Şimdi o gece Midnight Express'in yayınlanması önceden planlanmış mıydı bilemem ama siz sonuca bakın. Hangi yabancıyla tanışırsanız tanışın, bildiği birkaç şey vardır ülkemiz hakkında: Göbek dansı, şiş kebap, Ayasofya, istanbul ve Midnight Express...
Bu film yüzünden bozulan imajımızı tersine çevirebilir miyiz bilmiyorum ama olayın "esas oğlan"ını da bir dinlesek diyorum.
Meraklılar için, Youtube'a girin, Alinur ya da Midnight Express yazın röportaj çıkıyor.
izleyin...
Bir katkınız olsun...
http://www.youtube. com/results? search_query= alinur&search=Search
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar