bugün
- iremga32
- anın görüntüsü28
- afrika sömürülmese gelişmiş olur muydu4
- eğitimde devlet tekeli2
- aykolik'in her gün mastürbasyon yapması29
- narsist birine aşık olmak5
- sözlük erkeklerinin göğüsleri19
- morkstar2
- süleymancılar10
- tem şubenin sözlükte kavga etmesi8
- nick vermeden bir yazara seslen12
- gammaz arkadaşlar acil baksın8
- sözlükte elit zevkleri olan insan olmaması27
- neden haklı serisi2
- uludağdaki gambaz zulmüne uğrayan yazarlar9
- beklenen doğru insanın bir türlü gelmemesi2
- haftanın gammazları listesi25
- bu saatte hala uyumama sebebi4
- tolga turan2
- kızlar acilen konuşmamız gerek19
- sözlük erkeklerinin memeleri8
- okullara 30 bin bahçe görevlisi alınması2
- modern çağın mutsuzluk nedenleri2
- entelektüel insan bulmanın oldukça zor olması2
- karşıdakinin yalan söylediğini anlamak ama susmak2
- en sevdiğiniz hayvan4
- geceye bir şarkı bırak3
- recep tayyip erdoğan'ın kazanmasının asıl nedeni2
- sabah namazının fazileti3
- sibel can'ın uludağ sözlük nicki6
- sözlükte çok az hamferdi olması6
- velvet8
- götünde donu olmayıp tatile gitmek3
- herkese garip size normal gelen şeyler17
- zurna dürüm4
- anne ile seks yapmak5
- kavun kokusu4
- iki zenciyle aynı odada uyumak9
- uyudunuz mu4
- sözlüğe bir erkek meme mi attı sorunsalı5
- sibel can'a benzeyen yuzır5
- alkolizm eşiği2
- erkeğin vajina karşısındaki çaresizliği6
- dayanamayıp kitap almak7
- sözlükte meme ayrımcılığı5
- sözlüğe efsane filmler bırak7
- kocu7
- görür görmez artılanan yazarlar4
- nevşehir denince akla gelenler4
- nihavent bey bay birader4
Reklamcı Alinur Velidedeoğlu'nun Midnight Express savaşı
1999.
8 yıl önce.
Cannes'da "Life is Beautiful" filmi gösteriliyor.
O müthiş film.
Hani sonradan Oscar aldı.
Davetliler arasında reklamcı Alinur Velidedeoğlu da var.
Pırıl pırıl, şahane bir hava.
Güneş, çapkın çapkın göz kırpıyor.
Davetliler, Carlton Oteli'nin plajındalar.
Pek çok milletten insan bir arada.
Alinur'un karşısında kırık ama sevimli bir Türkçe ile konuşan bir Amerikalı var.
Alinur da o gün son derece neşeli, fırsatı kaçırmıyor, espriyi patlatıyor:
"Sevgiliniz güzel miydi?"
"Hayır" diyor Amerikalı en ciddi haliyle, "isterdim ama Türk sevgilim hiç olmadı..."
"Nasıl oluyor da kendinizi Türkçe bu kadar iyi ifade ediyorsunuz o zaman? Nerede öğrendiniz dilimizi..."
"Hapishanede" diyor adam.
"Ülkenizin hapishanelerinde beş sene yattım..."
Sessizlik.
Alinur soruyor:
"Hapse neden düştünüz?"
"Esrar kaçırıyordum, yakalandım... "
"Allah Allah yaşadıklarınız Midnight Express'in hikáyesine benziyor..."
Amerikalı da, "Benzemiyor, ta kendisi!" diyor.
"Dünya küçüktür" dedikleri şey, bu olsa gerek.
Bir reklamcı olarak Midnight Express'in ülkemize verdiği zararın kolay kolay telafi edilemeyeceğine inanan Alinur Velidedeoğlu, hiç aklında yokken, karşısında filmin kahramanı Billy Hayes'i buluyor.
Ne var ki, olayı bizzat yaşayan kişi, yani Hayes, olan biteni filmden çok farklı anlatıyor.
"Bana Türk hapishanelerinde kötü davranılmadı" diyor, "Türkiye'deki cezaevlerini Amerika'dakilere tercih ederim."
Söz konusu filmin, kasten Türkleri karalamak için çekildiğini söylüyor.
En önemlisi de kendisinin öyle şeyler yaşamadığını anlatıyor.
Alinur birdenbire, "Bu bana aktardıklarınız kameraya da söyler misiniz?" diyor, "Madem Türkleri bu kadar çok seviyorsunuz. .."
"Hay hay" diyor Hayes, "Ben derdimi dünyaya anlatamadım, belki sayenizde sesimi duyururum... "
Ve Carlton Oteli'nin plajında, Alinur Velidedeoğlu'nun sorularını kamera karşısında yanıtlıyor.
Tekrar ediyorum, bunlar tam yedi yıl önce oluyor.
O röportaj, Türkiye'de yayınlanıyor.
Bu tabii Alinur'u kesmiyor, o istiyor ki bu gerçeği, bütün dünya öğrensin.
Bugüne kadar Midnight Express'i izleyip Türkiye hakkında olumsuz fikirlere sahip olanlar, meseleyi bir de olayın kahramanından farklı şekilde dinlesin.
CNN'i, ABC'yi, BBC'yi arıyor.
Söz konusu röportajı ulaştırmak istediğini söylüyor.
Cevap: "Çok teşekkür ederiz ama biz ilgilenmiyoruz. .."
Nedense Avrupalı ve Amerikalı hiçbir kanal Hayes'in anlattıklarını yayınlamayı kabul etmiyor.
Oysa Midnight Express, sağda solda gösterilmeye devam ediyor.
Ve derken...
Youtube icat ediliyor ve salgın haline geliyor.
Alinur'un aklına da şöyle bir fikir düşüyor.
Eğer bu röportaj Youtube'da yayınlanırsa, herkes izler ve gerçeği öğrenir.
Ve çok "tık" alırsa daha uzun süre yayında kalır ve dünya üzerinde daha çok insan neler olup bittiğinin farkına varır.
Anladınız...
Alinur Velidedeoğlu, Midnight Express hikáyesini kampanyaya dönüştürmek istiyor.
Hepimizin iş edinip, Youtube'a girip o filmi izlememizi istiyor.
Onun bu işten her hangi bir kazancı olacak mı?
Hayır.
O, sadece bu meseleyi gerçekten kafaya takmış biri.
Tutturuk yani.
Bana da o kadar söyledi ki, sonunda gittim seyrettim.
Ve düşündüm.
Haklı aslında, korkunç bir şey bu.
Birinin başından geçenleri, biri çarpıtıyor ya da kendi yorumunu katıyor ve bunun filmini yapıyor.
O film de, senin ülkenin imajı oluyor.
Sen istediğin kadar, "O öyle değildi böyleydi" de...
Midnight Express filminin hikayesi bu.
Bu ülke, milyonlarca dolar para kaybetti o film yüzünden.
Bir türlü doğrultamadığı bir imajı oldu.
Düşünsenize, geçenlerde Abdullah Gül Washington'a gitti, o gün bile film gösterildi. Milyonlarca Amerikalı filmi tekrar izledi. Şimdi o gece Midnight Express'in yayınlanması önceden planlanmış mıydı bilemem ama siz sonuca bakın. Hangi yabancıyla tanışırsanız tanışın, bildiği birkaç şey vardır ülkemiz hakkında: Göbek dansı, şiş kebap, Ayasofya, istanbul ve Midnight Express...
Bu film yüzünden bozulan imajımızı tersine çevirebilir miyiz bilmiyorum ama olayın "esas oğlan"ını da bir dinlesek diyorum.
Meraklılar için, Youtube'a girin, Alinur ya da Midnight Express yazın röportaj çıkıyor.
izleyin...
Bir katkınız olsun...
http://www.youtube. com/results? search_query= alinur&search=Search
1999.
8 yıl önce.
Cannes'da "Life is Beautiful" filmi gösteriliyor.
O müthiş film.
Hani sonradan Oscar aldı.
Davetliler arasında reklamcı Alinur Velidedeoğlu da var.
Pırıl pırıl, şahane bir hava.
Güneş, çapkın çapkın göz kırpıyor.
Davetliler, Carlton Oteli'nin plajındalar.
Pek çok milletten insan bir arada.
Alinur'un karşısında kırık ama sevimli bir Türkçe ile konuşan bir Amerikalı var.
Alinur da o gün son derece neşeli, fırsatı kaçırmıyor, espriyi patlatıyor:
"Sevgiliniz güzel miydi?"
"Hayır" diyor Amerikalı en ciddi haliyle, "isterdim ama Türk sevgilim hiç olmadı..."
"Nasıl oluyor da kendinizi Türkçe bu kadar iyi ifade ediyorsunuz o zaman? Nerede öğrendiniz dilimizi..."
"Hapishanede" diyor adam.
"Ülkenizin hapishanelerinde beş sene yattım..."
Sessizlik.
Alinur soruyor:
"Hapse neden düştünüz?"
"Esrar kaçırıyordum, yakalandım... "
"Allah Allah yaşadıklarınız Midnight Express'in hikáyesine benziyor..."
Amerikalı da, "Benzemiyor, ta kendisi!" diyor.
"Dünya küçüktür" dedikleri şey, bu olsa gerek.
Bir reklamcı olarak Midnight Express'in ülkemize verdiği zararın kolay kolay telafi edilemeyeceğine inanan Alinur Velidedeoğlu, hiç aklında yokken, karşısında filmin kahramanı Billy Hayes'i buluyor.
Ne var ki, olayı bizzat yaşayan kişi, yani Hayes, olan biteni filmden çok farklı anlatıyor.
"Bana Türk hapishanelerinde kötü davranılmadı" diyor, "Türkiye'deki cezaevlerini Amerika'dakilere tercih ederim."
Söz konusu filmin, kasten Türkleri karalamak için çekildiğini söylüyor.
En önemlisi de kendisinin öyle şeyler yaşamadığını anlatıyor.
Alinur birdenbire, "Bu bana aktardıklarınız kameraya da söyler misiniz?" diyor, "Madem Türkleri bu kadar çok seviyorsunuz. .."
"Hay hay" diyor Hayes, "Ben derdimi dünyaya anlatamadım, belki sayenizde sesimi duyururum... "
Ve Carlton Oteli'nin plajında, Alinur Velidedeoğlu'nun sorularını kamera karşısında yanıtlıyor.
Tekrar ediyorum, bunlar tam yedi yıl önce oluyor.
O röportaj, Türkiye'de yayınlanıyor.
Bu tabii Alinur'u kesmiyor, o istiyor ki bu gerçeği, bütün dünya öğrensin.
Bugüne kadar Midnight Express'i izleyip Türkiye hakkında olumsuz fikirlere sahip olanlar, meseleyi bir de olayın kahramanından farklı şekilde dinlesin.
CNN'i, ABC'yi, BBC'yi arıyor.
Söz konusu röportajı ulaştırmak istediğini söylüyor.
Cevap: "Çok teşekkür ederiz ama biz ilgilenmiyoruz. .."
Nedense Avrupalı ve Amerikalı hiçbir kanal Hayes'in anlattıklarını yayınlamayı kabul etmiyor.
Oysa Midnight Express, sağda solda gösterilmeye devam ediyor.
Ve derken...
Youtube icat ediliyor ve salgın haline geliyor.
Alinur'un aklına da şöyle bir fikir düşüyor.
Eğer bu röportaj Youtube'da yayınlanırsa, herkes izler ve gerçeği öğrenir.
Ve çok "tık" alırsa daha uzun süre yayında kalır ve dünya üzerinde daha çok insan neler olup bittiğinin farkına varır.
Anladınız...
Alinur Velidedeoğlu, Midnight Express hikáyesini kampanyaya dönüştürmek istiyor.
Hepimizin iş edinip, Youtube'a girip o filmi izlememizi istiyor.
Onun bu işten her hangi bir kazancı olacak mı?
Hayır.
O, sadece bu meseleyi gerçekten kafaya takmış biri.
Tutturuk yani.
Bana da o kadar söyledi ki, sonunda gittim seyrettim.
Ve düşündüm.
Haklı aslında, korkunç bir şey bu.
Birinin başından geçenleri, biri çarpıtıyor ya da kendi yorumunu katıyor ve bunun filmini yapıyor.
O film de, senin ülkenin imajı oluyor.
Sen istediğin kadar, "O öyle değildi böyleydi" de...
Midnight Express filminin hikayesi bu.
Bu ülke, milyonlarca dolar para kaybetti o film yüzünden.
Bir türlü doğrultamadığı bir imajı oldu.
Düşünsenize, geçenlerde Abdullah Gül Washington'a gitti, o gün bile film gösterildi. Milyonlarca Amerikalı filmi tekrar izledi. Şimdi o gece Midnight Express'in yayınlanması önceden planlanmış mıydı bilemem ama siz sonuca bakın. Hangi yabancıyla tanışırsanız tanışın, bildiği birkaç şey vardır ülkemiz hakkında: Göbek dansı, şiş kebap, Ayasofya, istanbul ve Midnight Express...
Bu film yüzünden bozulan imajımızı tersine çevirebilir miyiz bilmiyorum ama olayın "esas oğlan"ını da bir dinlesek diyorum.
Meraklılar için, Youtube'a girin, Alinur ya da Midnight Express yazın röportaj çıkıyor.
izleyin...
Bir katkınız olsun...
http://www.youtube. com/results? search_query= alinur&search=Search
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar