bugün
- dün gece sözlükte yaşanan akıl almaz olay8
- trump'ın erdoğan'ı yine övmesi5
- yağmurlu havaları seven insan5
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı9
- iş yerindeki orospu çocukları5
- ingilizce bilmeyen akademisyenler5
- purgatory2
- mora katliamı2
- true nickli yazar22
- bahar feyzan3
- asrın soygunu10
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği38
- selam verilen kızın siklememesi3
- yazılımcıların flört edememesi6
- sabahları sevilen şeyler9
- tai lung vs gocu22
- kader2
- yağmur sabahında2
- manisada okul saldırısı18
- sabahları nefret edilen şeyler7
- sözlüğe renk katan yazarlar hangi rengi katıyor20
- habire1227
- kürtler asimile edilmelidir11
- meb'in usule aykırı ücret dağıtması2
- türkiye medeni bi ülkeyse neden hristiyan yok28
- bekarlığın avantajları3
- analı avratlı sözlük kavgaları8
- sözlüktekiler kaç yaşında9
- kullanıcı adı değişmiyor3
- sarı poşet kudurtması13
- afrikalılar gariban avrupa emperyalist yalanı17
- evliliği ayakta tutan güçler13
- 1 gocu'ya 4 kişi dalması7
- et döner dürüm9
- allah'ın yasakladığı cinsel ilişkiler10
- tuvaletin evin dışında olması6
- kadınların reddedemediği teklifler6
- şemsiyeli olayının gerçek yüzünü açıklıyorum8
- bu ne soğuk amk5
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri51
- teslimiyet4
- marimar2
- yanlışlıkla plaj şemsiyesine diklemesine oturmak6
- gocusuz bir sözlük5
- 27 ocak 2027 psg galatasaray maçı2
- işler eskisi gibi değil kesat mı kesat2
- ölümden korkuyor musunuz34
- sürekli birilerine cevap yetiştirmek9
- sözlükte kavga olacak hissi4
- claudian clouds42
mads mikkelsen abimizin başrolünde oynadığı adalet temalı filmdir.sonu ile "oyunculuk nedir?nasıl yapılır?" dersi verilmiştir.
(bkz: Spoiler)
Ortaçağ Fransasında geçiyor. Kahramanımız, derebeylikle yönetilen topraklarda, maddi durumu iyi olan, çevresinde sevilen sayılan, at üreticiliğiyle geçinen dürüst bir tüccar. Olaylar Kohlhaas’ın atlarını satmak için başka bir bölgeye geçirirken rüşvet ağına takılmasıyla başlar. Kohlhaas başta direnmesine rağmen, ödemenin kanuni olduğunun iddia edilmesine inanarak, mecburen iki atını ve uşağını rehin bırakır. Fakat atlara çok kötü davranılır, bu durumu engellemeye çalışan uşağın da üzerine köpekler saldırtılarak her tarafı parçalatılır. Kohlhaas bu durumu öğrenince sarsılır, ve kanun yolunu tercih ederek dava açar, tazminat ister. Fakat günümüzde kendi ülkemizden de gayet iyi bir şekilde bilebileceğimiz, en eski zamanlardan beri bulunan farklı faktörler vardır devrede. Bu zararı veren bölge amiri, yani kahyası nüfuzlu bir kişidir, yönetimin üst kademelerinde tanıdıkları vardır. Ve hâliyle dava reddedilir. Hatta avukat, müvekkili Kohlhaas’la görüşmeye bile çekinir sonrasında, kendisinin bile tehdit edildiğini ve aklı varsa bu işin peşini bırakması gerektiğini ima eder. Bizlere maalesef çok tanıdık gelen bu süreç sonrasında, Kohlhaas hakkını aramaktan vazgeçmez, saraya gidip prensesle konuşmak ister. Fakat eşi devreye girer ve gitmemesini, kendisinin prensesin huzuruna çıkıp yalvarmasının daha uygun olacağını söyler. Daha da acı olan kısımlar gelmektedir, Kohlhaas’ın eşi prensesin huzuruna çıkar, ve saraydan kadının ölüsü döner eve. Tüm hukuk yolları tıkanan, canından çok sevdiği karısını kaybeden Kohlhaas, uşaklarını, yakın adamlarını toplayarak kahyanın şatosunu basar, yakar yıkar. Daha sonra da iktidarın baskısından bunalmış, düzenden şikayetçi bazı köylülerin de katılımıyla, adeta bir asiler ordusu olarak kırlarda, ormanlarda yaşamaya başlarlar. Gene çeşitli saldırılar yaparlar devlet noktalarına, çeşitli çatışmalar olur. isyanı bastıramayan, daha fazla adamını kaybetmek istemeyen prenses en sonunda uzlaşma teklif eder. Davasının adilce görüleceğini, zararının tazmin edileceğini ve teslim olan isyancılara dokunulmayacağını vaadeder. Prensesin sözüne güvenen Kohlhaas isyancıları dağıtır, silahları bırakır. Tabi egemen güç yalan söylemiştir, birkaç gün sonra çeşitli dalaverelerle Kohlhaas’ın isyancılarının hala çeşitli bozgunlara karıştığını ve bu yüzden tutuklanması gerektiğini tebliğ ederler. Kahramanımızı tutuklarlar, atların ve uşağın tazminatını öderler, zararı veren kahyaya küçük bir ceza verildiğini açıklarlar ve sonrasında kahramanımızı idam ederler. http://alkanaltas.blogspo...aas-cesitlikonularda.html
(bkz: Spoiler)
Ortaçağ Fransasında geçiyor. Kahramanımız, derebeylikle yönetilen topraklarda, maddi durumu iyi olan, çevresinde sevilen sayılan, at üreticiliğiyle geçinen dürüst bir tüccar. Olaylar Kohlhaas’ın atlarını satmak için başka bir bölgeye geçirirken rüşvet ağına takılmasıyla başlar. Kohlhaas başta direnmesine rağmen, ödemenin kanuni olduğunun iddia edilmesine inanarak, mecburen iki atını ve uşağını rehin bırakır. Fakat atlara çok kötü davranılır, bu durumu engellemeye çalışan uşağın da üzerine köpekler saldırtılarak her tarafı parçalatılır. Kohlhaas bu durumu öğrenince sarsılır, ve kanun yolunu tercih ederek dava açar, tazminat ister. Fakat günümüzde kendi ülkemizden de gayet iyi bir şekilde bilebileceğimiz, en eski zamanlardan beri bulunan farklı faktörler vardır devrede. Bu zararı veren bölge amiri, yani kahyası nüfuzlu bir kişidir, yönetimin üst kademelerinde tanıdıkları vardır. Ve hâliyle dava reddedilir. Hatta avukat, müvekkili Kohlhaas’la görüşmeye bile çekinir sonrasında, kendisinin bile tehdit edildiğini ve aklı varsa bu işin peşini bırakması gerektiğini ima eder. Bizlere maalesef çok tanıdık gelen bu süreç sonrasında, Kohlhaas hakkını aramaktan vazgeçmez, saraya gidip prensesle konuşmak ister. Fakat eşi devreye girer ve gitmemesini, kendisinin prensesin huzuruna çıkıp yalvarmasının daha uygun olacağını söyler. Daha da acı olan kısımlar gelmektedir, Kohlhaas’ın eşi prensesin huzuruna çıkar, ve saraydan kadının ölüsü döner eve. Tüm hukuk yolları tıkanan, canından çok sevdiği karısını kaybeden Kohlhaas, uşaklarını, yakın adamlarını toplayarak kahyanın şatosunu basar, yakar yıkar. Daha sonra da iktidarın baskısından bunalmış, düzenden şikayetçi bazı köylülerin de katılımıyla, adeta bir asiler ordusu olarak kırlarda, ormanlarda yaşamaya başlarlar. Gene çeşitli saldırılar yaparlar devlet noktalarına, çeşitli çatışmalar olur. isyanı bastıramayan, daha fazla adamını kaybetmek istemeyen prenses en sonunda uzlaşma teklif eder. Davasının adilce görüleceğini, zararının tazmin edileceğini ve teslim olan isyancılara dokunulmayacağını vaadeder. Prensesin sözüne güvenen Kohlhaas isyancıları dağıtır, silahları bırakır. Tabi egemen güç yalan söylemiştir, birkaç gün sonra çeşitli dalaverelerle Kohlhaas’ın isyancılarının hala çeşitli bozgunlara karıştığını ve bu yüzden tutuklanması gerektiğini tebliğ ederler. Kahramanımızı tutuklarlar, atların ve uşağın tazminatını öderler, zararı veren kahyaya küçük bir ceza verildiğini açıklarlar ve sonrasında kahramanımızı idam ederler. http://alkanaltas.blogspo...aas-cesitlikonularda.html
(bkz: Spoiler)
Filmi harikaydı. Ömer Seyfettin hikayesi fermanı hatırladım.
Adam çok iyi oyuncu. Adını bakmadan yazamıyorum ama iyi oyuncu.
Adam çok iyi oyuncu. Adını bakmadan yazamıyorum ama iyi oyuncu.
heinrich von kleist'ın, 1810 yılında yayımlanmış olan novellasıdır. 16. yüzyılda michael kohlhaas adındaki bir at tüccarı, derebeyinin yaptığı haksızlıklar karşısında kanuni yollara başvurur. fakat adalet sağlanmayıp, üstelik de eşini kaybedince, adaleti kendi başına sağlamaya karar verir. adaleti sağlamaktaki düsturu ise, "fiat justitia pereat mundus"dur.
meali: dünya'nın yok olması pahasına olsa bile, adalet gerçekleşmelidir.
haklı.
meali: dünya'nın yok olması pahasına olsa bile, adalet gerçekleşmelidir.
haklı.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar