bugün
- trabzon büyükşehir belediyesi22
- çerçeve yasa6
- kemalistler yunanistan'a defolsun5
- masklavi'yi şeriatla yönetilen ülkeye göndermek13
- sözlüğün şizofren ve sapık dolu olduğu gerçeği13
- en sevdiğiniz çiçek3
- fetönün siyasi ayağı araştırlsın önergesinin reddi8
- vatan hainliğinden sıyrılmaya çalışmak2
- yoran insanların ortak özellikleri5
- apo hapisten çıkınca ak partililerin tepkisi8
- sözlükte entrylerini anlamadiginiz kişi15
- otobüsteki en iyi koltuk hangisidir sorunsalı16
- türkiye ve 7 ülkeden israil'e ortak tepki5
- izmirli kızlar neden kıçı açık geziyor sorunsalı11
- arkadaşlar çok acıktım3
- hapisteki pkklıları affedilmesi2
- kısa boylu olmak6
- 15 temmuz tiyatro mu7
- ciddi düşünülen kızın dünya düz demesi6
- akrabalarla ilişkiyi kes17
- arkadaşlar naber ya7
- emret komutanım albayın kızı suzi6
- bursa2
- erdogan'a suikast timi itirafı8
- zarok tv2
- sozlüğün en yakışıklı erkeği olmam5
- 2026 2027 sezonu süper lig şampiyonluk yarışı11
- 5 ağustos 2026 fenerbahçe sturm graz maçı18
- nickaltı perileri2
- bakın solcular2
- velvet hanım ile kahve içmek7
- ülkemde başı açık kadın görmek istemiyorum6
- kaç cm diye soran kuzen2
- sevgiliye hitap şekilleri6
- batıl inançlar5
- renault 9 broadway12
- yeni parti'ye bağış yapanların yüzde 50'yi geçmesi4
- hanbelilik2
- fetoyla barışılsa alkışlayacak kitle3
- 11 ağustos 2026 sturm graz fenerbahçe maçı4
- mason greenwood10
- ezel2
- futbol5
- yapmak istenip de yapılamayan şeyler3
- zara3
- sturm graz6
- fenerbahçe6
- öğretmenlerin nöbeti5
- kırmızı kaka6
- 37 yaşında ilk kez seks yapan konyalı2
hz. muhammed' in ağzından uydurulan yalan hadislerdir.
kütübi sitte'de bile bolca bulunan hadislerdir.
Mevzu Hadis; hz. muhammed'e yalan söylenerek, isnâd edilmiş; söz, fiil veya takrir yahut da vasıftır.
ibnu’s-Salah, mevzu hadisi şöyle tanımlar:
“O, uydurulan hadis demektir. Bil ki uydurulmuş hadis zayıf hadislerin en şerlisidir. Bunu rivayet etmek hiç kimseye hiçbir durumda helâl değildir. Ancak ma’nâsını bilip bununla ilgili bilgiyi rivayetle zikretmek müstesnadır. Bunun hilafına olan diğer zayıf hadislerin kimi, bâtınında doğruluk imkânı taşıdığı için, terğib ve terhib konusunda rivayet edilmesi caizdir.”
ibn Kesir, ;
“Hiçbir insana mevzu hadisi rivayet etmenin caiz olmadığını; bunun ancak mevzu olanı -beyan edip- kınamak için, halkın cahillerine ve bir şey bilmeyenlere ve bunu duyduğunda aldanacak olanları uyarmak içinse caizdir” der.
“Mevzu hadisler; ya onu uyduranın ikrarı (söz ve hal ile), ya lafızlarının kırık olması, ya ma’nâsının bozuk olması, ya da fahiş bir aşırılık yahut da kitap ve sahih sünnette olana açık bir şekilde muhalefet etmesiyle bilinir.”
ibn Dıhye, lügâtte “mevzu” kavramının “eklenen” anlamına geldiğini söyler. Misal olarak; falanca kimse, falanca adına bunu uydurdu, yani ona ait olmayanı ona yamadı denir. Vad’ kelimesi aynı zamanda düşünme ve bir yerden alıp bir yere koyma anlamına da gelir.
en-Nevevî, mevzu hadis için:
“O, yapay olarak uydurulan ve zayıf hadisin en kötüsüdür. Bilindiği halde rivayeti ne ma’nâ ile olursa olsun haramdır, ancak bunu beyan etmek -bundan- müstesnadır.”
ibn Kesir, hadis uyduranları tasnif ederken şöyle der:
“Hadis uyduranların başında zındıklar, sonra iyi bir şey yaptıklarını sanan abidler gelir. Bunlar amellerin faziletleri hakkında bu amellere insanları teşvik edip sakındırmak iç in hadis uydururlar ki, insanlar bununla amel etsinler. Bunların bir kısmı Kerramiye Mezhebi ve diğerleridir. Onlar hadis uyduranların en kötüleridir. Bunun sebebi de onların salih hallerine aldanıp bakan birçok insanın onlara aldanmasıyla -dinde- birçok zararın meydana gelmesidir. Böylece insanlar, onlar rivayet ettiklerinde -sözlerinde- sadık zannederek onlara aldanırlar. Onlar bu konuda yalancıların hepsinden daha şerlidirler. Hadis imamlarının hepsi, onların yaptıklarını kınamışlardır. [Hadis âlimleri] onların adlarını kitaplarına kaydetmekle, onların dünyada -büyük bir- ayıplanma, ahirette de yaptıklarının karşılığı olarak cehennemde aşağılanmışlıklarına şahidlik etmişlerdir. Zira hz. muhammed, "Kim benim adıma bilerek yalan söylerse cehennemdeki yerine hazırlansın" demiştir, bu hadis de mütevatirdir."
ibnu’l-Cevzî, (el-Mevduat’ta) mevzu hadislerle ilgili şöyle der:
“Hadisin isnâdının tamamı sikâ olurken; hadis, uydurma, maklûb ya da tedlise karışmış olabilir. Bu, uydurma hadiste en zor durumdur. Bunu ancak ‘nakl’ ehli olan âlimler bilebilir. Bunu da iki yolla bilirler. :
Birincisi: Zındıkların veya yalancıların bazıları uydurdukları hadisi, ‘sika’ olan bazı âlimlerin hadislerinin arasına yerleştirirler. O da -gaflette- bulunarak onu kendi hadisi zannederek gönül rahatlığıyla rivayet eder. Seleften birçokları bu belâya müptela olmuşlardır.
ikincisi: Hadisi rivayet edenin kötü niyetli olup bazı zayıflardan ve yalancılardan zamanına yetiştikleri herhangi bir âlimden hadis işitip, bu hadisi kendisinden işittiği kişinin adını anmayıp düşürerek, yerine yeni bir isim koyması.”
Mustafa es-Sıbaî hadis uydurmanın ardındaki sebepleri şöyle sıralar:
1. Siyasî ayrılıklar,
2. Zındıklık
3. Bir ırka, kabileye, dile, beldeye veya imama beslenen taassup,
4. Kıssacılık ve vaizcilik,
5. Fıkhî ve kelamî ihtilaflar,
6. Dini bilmeden hayrı istemek uğruna hadis uydurmak,
7. Sultanlara ve Emirlere yaklaşmak için onların hevâsına uyarak hadis uydurmak.
ibnu’s-Salah, mevzu hadisi şöyle tanımlar:
“O, uydurulan hadis demektir. Bil ki uydurulmuş hadis zayıf hadislerin en şerlisidir. Bunu rivayet etmek hiç kimseye hiçbir durumda helâl değildir. Ancak ma’nâsını bilip bununla ilgili bilgiyi rivayetle zikretmek müstesnadır. Bunun hilafına olan diğer zayıf hadislerin kimi, bâtınında doğruluk imkânı taşıdığı için, terğib ve terhib konusunda rivayet edilmesi caizdir.”
ibn Kesir, ;
“Hiçbir insana mevzu hadisi rivayet etmenin caiz olmadığını; bunun ancak mevzu olanı -beyan edip- kınamak için, halkın cahillerine ve bir şey bilmeyenlere ve bunu duyduğunda aldanacak olanları uyarmak içinse caizdir” der.
“Mevzu hadisler; ya onu uyduranın ikrarı (söz ve hal ile), ya lafızlarının kırık olması, ya ma’nâsının bozuk olması, ya da fahiş bir aşırılık yahut da kitap ve sahih sünnette olana açık bir şekilde muhalefet etmesiyle bilinir.”
ibn Dıhye, lügâtte “mevzu” kavramının “eklenen” anlamına geldiğini söyler. Misal olarak; falanca kimse, falanca adına bunu uydurdu, yani ona ait olmayanı ona yamadı denir. Vad’ kelimesi aynı zamanda düşünme ve bir yerden alıp bir yere koyma anlamına da gelir.
en-Nevevî, mevzu hadis için:
“O, yapay olarak uydurulan ve zayıf hadisin en kötüsüdür. Bilindiği halde rivayeti ne ma’nâ ile olursa olsun haramdır, ancak bunu beyan etmek -bundan- müstesnadır.”
ibn Kesir, hadis uyduranları tasnif ederken şöyle der:
“Hadis uyduranların başında zındıklar, sonra iyi bir şey yaptıklarını sanan abidler gelir. Bunlar amellerin faziletleri hakkında bu amellere insanları teşvik edip sakındırmak iç in hadis uydururlar ki, insanlar bununla amel etsinler. Bunların bir kısmı Kerramiye Mezhebi ve diğerleridir. Onlar hadis uyduranların en kötüleridir. Bunun sebebi de onların salih hallerine aldanıp bakan birçok insanın onlara aldanmasıyla -dinde- birçok zararın meydana gelmesidir. Böylece insanlar, onlar rivayet ettiklerinde -sözlerinde- sadık zannederek onlara aldanırlar. Onlar bu konuda yalancıların hepsinden daha şerlidirler. Hadis imamlarının hepsi, onların yaptıklarını kınamışlardır. [Hadis âlimleri] onların adlarını kitaplarına kaydetmekle, onların dünyada -büyük bir- ayıplanma, ahirette de yaptıklarının karşılığı olarak cehennemde aşağılanmışlıklarına şahidlik etmişlerdir. Zira hz. muhammed, "Kim benim adıma bilerek yalan söylerse cehennemdeki yerine hazırlansın" demiştir, bu hadis de mütevatirdir."
ibnu’l-Cevzî, (el-Mevduat’ta) mevzu hadislerle ilgili şöyle der:
“Hadisin isnâdının tamamı sikâ olurken; hadis, uydurma, maklûb ya da tedlise karışmış olabilir. Bu, uydurma hadiste en zor durumdur. Bunu ancak ‘nakl’ ehli olan âlimler bilebilir. Bunu da iki yolla bilirler. :
Birincisi: Zındıkların veya yalancıların bazıları uydurdukları hadisi, ‘sika’ olan bazı âlimlerin hadislerinin arasına yerleştirirler. O da -gaflette- bulunarak onu kendi hadisi zannederek gönül rahatlığıyla rivayet eder. Seleften birçokları bu belâya müptela olmuşlardır.
ikincisi: Hadisi rivayet edenin kötü niyetli olup bazı zayıflardan ve yalancılardan zamanına yetiştikleri herhangi bir âlimden hadis işitip, bu hadisi kendisinden işittiği kişinin adını anmayıp düşürerek, yerine yeni bir isim koyması.”
Mustafa es-Sıbaî hadis uydurmanın ardındaki sebepleri şöyle sıralar:
1. Siyasî ayrılıklar,
2. Zındıklık
3. Bir ırka, kabileye, dile, beldeye veya imama beslenen taassup,
4. Kıssacılık ve vaizcilik,
5. Fıkhî ve kelamî ihtilaflar,
6. Dini bilmeden hayrı istemek uğruna hadis uydurmak,
7. Sultanlara ve Emirlere yaklaşmak için onların hevâsına uyarak hadis uydurmak.
Gündemdeki Haberler